Dağlu eşkıyâsı bâlâda mezkûr şenâʿat ü hasâreti icrâdan sonra sâyir kasabâtı rahne-dâr u tahrîb etmek kasdıyla “Ballı” nâm karyede temekkün eyledikleri teʿayyün eylediğine binâ'en, mukaddemâ Âsitâne-i saʿâdet'den [V 110a] taʿyîn olunan muʿallem asker ve Ser-çeşme maʿiyyetinde olan dîvânegân, Selânik Mutasarrıfı Vezîr ʿOsmân Paşa dâyiresine lühûk ve fazl-ı cenâb-ı Bârî'ye rabt-ı peyvend-i iʿtimâd u vüsûk edüp, muʿallem asker, kendülere muhtass olan tabl u sûrnâlarını çalarak tertîb-i ʿacîb ve tavr-ı garîbleri üzere dört tarafdan zikr olunan karyeye hücûm ve karye-i mezkûrenin birkaç hânesini zabt ile irhâb-ı kalb-i hasm-ı meyşûm etmişler idi. Asker-i müretteb-i hazret-i Tâc-dârî'yi gürûh-ı eşkıyâ, sâyir askere teşbîh ile bî-muhâbâ mukābeleye ictirâ etdiler ise dahi, cebel-i râsih ve ʿalem-i bâzıh gibi metîn ü müstahkem olan sufûf-ı mersûsalarına fürce-yâb-ı vusûl olamayup, dûrdan âgāz-ı cidâl ü gavgā ve asker-i hâss-ı hazret-i Şehriyârî mânend-i tegerg-i belâ, eşkıyâ üzerine top u tüfeng dânelerin yağdırup, baʿzısını ifnâ ve ekserini cerh-i elîme mübtelâ etmeleriyle, eşkıyâ bu asker-i kûh-peykere mukābele mümteniʿ olduğunu idrâk ve mecrûh u mürdelerini imdâd-ı şuʿle-i hâşâk ile ihrâk ederek, vasat-ı karyede vâkiʿ çiftliği dârü'l-emân ittihâz eylediler. Bâgīlerin bir mikdârı Ballu Karyesi'ne karîb bir karyede olup, bu maʿreke-i cân-sûza vukūf ile hem-râzlarına iʿânet içün yekpâre-süvâr ve hâric-i karyede müntehiz-i fursat olan Ser-çeşme ve sâyir süvârî askerine müsâdefe ile iki taraf mütesaddî-yi peykâr olup, [Ü4 244a] iʿânetden me'yûs ü nevmîd ve inhizâm-ı fâhiş ile hevâdârlarından baʿîd olup, bundan sonra birkaç defʿa dahi çiftlikde muhârebe [V 110b] vukūʿ ve her bâr o fırka-i mahzûle ser-pençe-i asker-i Pâdişâhî'de menkûb u masrûʿ olup, nâ-çâr firâr ve Bergos semtine doğru râyet-keş-i idbâr oldukları haberi, resîde-i Dergâh-ı felek-medâr olmuşidi.
Muʿallem asker bir müddetden berü nüzûl-i berf ü bârân ile bîzâr ve baʿzıları dahi hîn-ı muhârebede zahm-dâr olmak hasebiyle muhtâc-ı tîmâr olduklarından gayri, fîmâ-baʿd o tâ'ife-i zahm-hûrdeye piyâde askeri lâzım olmayup, zümre-i süvârî ile kârları tetmîm olunmak ru'esây-ı asâkir miyânında müzâkere vü tasmîm olunup, muʿallem askerin Tekfürdağı'nda ikāmetleri istısvâb ve Ser-çeşme ve sâyir süvârî kafây-ı eşkıyâdan ʿazm ü şitâb ederek, Bergos kurâsından “Kumsûr” nâm karyede mecmaʿ-ı bugāta pâ-nihâde-i vusûl ve derhal cenge meşgûl olmalarıyla hazele-i mezkûre bu mahalde dahi sadme-i asker-i
Pâdişâhî'ye tâkat getürmeyüp, hezîmete âgāz ve bir sâʿat mesâfede vâkiʿ Bedirler Karyesi'ne mânend-i mürg-i nîm-bismil pervâz eylediler. Vukūʿ bulan sûret-i muhârebe müşârun ileyh tarafına tafsîl ve kudûmları askeri tarafından taʿcîl olunup, müşârun ileyh dahi ilgār ve mecmaʿ-ı askere vusûlünü eşkıyâ hiss ile oldukları mahalde firâr ve Vize Kazâsı'nda vâkiʿ bir kûh-i bülendi püst ü penâh ittihâzıyla semt-i necâtı nükāve-i efkâr eylediklerini, Vezîr-i müşârun ileyh merreten-baʿde-uhrâ tahrîr ü işʿâr eyledi.
Bu muhârebede muʿallem askerden sûret-nümây-ı zuhûr olan [Ü4 244b] celâdet ve hîn-i maʿrekede usûl-i tertîblerine riʿâyetle meşhûd-ı ʿâlemiyân olan metânet birkaç seneden berü haklarında kârger olan emek [V 11a] ü saʿyi hebâ etmeyüp, efrâd u aʿyânına bezl ü infâk olunan revâtib ü vezâyif mahalline munsarıf olup, her biri hakk-ı nân u nemeki îfâ ve uğur-ı Şâhâne'de ser ü cânların fedâ edüp, bu mukābelede nâyil oldukları niʿmet-i bî-şümâr kat kat helâl ü hoş-güvâr ve nafakāt u vezâyif-i girân-kadre istihkākları âşikâr oldu. Sinîn-i çendînden berü defʿ-i tesallutlarına niçe hazâyin ifnâsıyla dest-res mümkin olmayan eşkıyâya zikr olunan asker-i cedîd-i Tâc-dârî izâka-i zehr-âbe-i hışm u kîn ve sadây-ı pey-der-pey-i top u tüfeng-i sehm-gîn ile o gürûh-ı mekrûhun ekserini reh-rev-i dereke-i siccîn edüp, mânend-i Pervîn cemʿiyyetleri teferrukdan emîn iken, hücûm-ı asker-i mansûr ile benâtü'n-naʿş gibi perîşân ve iltiyâm kabûl etmeyecek derecelerde sîne-kûb-ı husrân oldular. Garâyib-i ahvâldendir ki, muʿallem askeri eşkıyâ üzerine taʿyîn olundukları hengâm: “Sâyir asker gibi hılâl-i tarîkde reʿâyâya taʿarruz u âzâr ve zâbitlerine muhâlefet ile hîn-i muhârebede ʿadem-i sebât ʿâdetlerini izhâr ederler mi?" deyü Âsitâne'de mukîm düvel elçilerinin bâʿzıları verâlarından mahsûs âdem irsâl etmişleridi. Yollarda müretteb asker gibi meşy ü hareket ve kurâ vü kasabât halkının şey’-i hasîs ü nefîsine ʿadem-i rağbet ve harb ü peykârda usûl-i tertîblerine riʿâyet ile izhâr-ı metânet eylediklerini mebʿûslar gelüp, elçilere ihbâr ve Devlet-i ʿaliyye henûz zimâm-ı askerine mâlik ve tedbîr-i indifâʿ-ı mehâvif ü mehâlik eylediği havâdisi miyânelerinde şâyiʿ [Ü4 245a] ve dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ oldu. Askere Başbuğ olan Vezîr ʿOsmân Paşa [V 111b] dahi gayret ü ikdâmda ve askeri iʿmâl ü istihdâmda terk-i
râhat u hâb ve sâyir asker dahi şiddet-i şitâya bakmayup, sûret-i kerr ü ferde cenge şitâb ve mukābele-i aʿdâda bünyân-ı marsûs gibi sâbit ü kāyim oldukları haberleri isticlâb olundu. Sadr-ı sütûde-tedbîr asker-i mezkûru tesyîr eyledikleri hînde cümleyi nesâyih-i müşfikāne ile taltîf ve ʿale'l-husûs Ser-çeşme ve sâyir ru'esây-ı süvârîyi vaʿd-i karîbü'l-incâz ile cenge teşvîk ve hasımdan rû-gerdân olmamak üzere tahlîf buyurup, fazl-ı Bârî ve himmet-i hazret-i Tâc-dâri'yle saʿy ü ikdâm-ı hazret-i Âsafî müsmir ve eşkıyânın bir mahalde müşâhede edemedikleri kuvve-i kāhire-i Saltanat bedîdâr u zâhir oldu. Seferler hengâmında baʿzı eşkıyâ fursatı ganîmet ʿadd edüp, celb-i mâl ve kesb-i refâhiyyet-i hâl ile bâlâ-rev-i girîve-i iʿtilâ olmak arzûsunda oldukları hezâr-bâr tecribet-güzâr-ı uli'n-nühâ olup, Mısır seferi takrîbi ile Memâlik-i mahrûse'de mahall-be-mahall şegab u şûr, sâmân-rübây-ı erbâb-ı şuʿûr olup, Sadr-ı Felâtûn-ʿakl u hûş, bu hutûb-ı hevlnâke dâ'yir olan tenbîhât-ı Şâhâne'yi sımâh-ı sadâkatine mengûş edüp, kutub-vâr yerinde ber-karâr olup, baʿzı mahallere taʿyîn-i asker ve baʿzı kimseleri âhara teslît ile memleket-i Pâdişâhî'den izâle-i şûr u şerr edüp, fiʿlen ve kavlen zuhûr-yâfte olan tedbîrât ü tasarrufâtı şâyân-ı tahsîn [V 112a] ü şâbâş ve sezâ-vâr-ı medîha-i bî-kıyâs olmuşdur. Cenâb-ı nesak-tırâzende-i ekvân ve Nesak-sâz-ı umûr-ı ʿâlemiyân [Ü4 245b] teʿâlâ zâtuhû ʿani'ş-şebîhi ve'n-noksân ol Sadr-ı himem-güster'i dâyimâ rızây-ı şerîfine muvâfık ve irâde-i hazret-i Şehinşâhî'ye mutâbık efâʿîl-i hayriyye ve fevâyid-i mülkiyyeye mazhar ve yevmen-fe-yevmen Devlet-i ʿaliyye'ye dest-yârî-yi tedbîr-i dil-pezîriyle feth u nusrat rûzî vü müyesser ede, âmîn!
Vukūʿ-ı muhârebe ve münhezim [Ü4 243b] -şüden-i gürûh-ı eşkıyâ
Attribution
- Citation:
- "Vukūʿ-ı muhârebe ve münhezim [Ü4 243b] -şüden-i gürûh-ı eşkıyâ", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_874.html
Item Details
- Title:
- Vukūʿ-ı muhârebe ve münhezim [Ü4 243b] -şüden-i gürûh-ı eşkıyâ
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1218
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota