Giriften-i Gürcü ʿOsmân Paşa ve itmâm-ı kâr-ı û

Gürcü ʿOsmân Paşa'nın birkaç seneden berü Devlet-i ʿaliyye'ye eylediği ihânet ve Beytülmâl-i Müslimîn'e îrâs eylediği hasâret, mahallerinde ber-vech-i tafsîl tahrîr olunmuşidi. Müşârun ileyh ʿan-asl gürg-i bârân-dîde ve Devlet-i ʿaliyye'ye etdiği rahne bir vechile hazm olunmayacağını idrâk ile taklîl-i dâ'ireden tersîde olup, sûret-i zâhirde mutîʿ u münkād, ammâ hakīkatde [Ü4 239a] menbaʿ-ı şerr u fesâd olup, Rumeli tarafından bir takrîb Anadolu'ya imrârı tedbîrine taraf-ı Sadâret-penâhî'den refte refte şurûʿ ve bu mâdde zimnında birkaç defʿa hayr-hâhân-ı Saltanat ile meşveretler vukūʿ bulup, erbâb-ı meşveret bu bâbda idâre-i âsiyâb-ı hayâl ü fikret ve Anadolu'ya imrârında mahzûrât-ı külliyye îrâdıyla taʿsîb-i maslahat etmeleriyle, Sadr-ı vâlâ-câh “Fe-izâ ʿazemte fe-tevekkel ʿalallâh” mantûk-ı şerîfi üzere kasd u ʿazîmetlerinde pâ-ber-cây-ı merkez-i sebât ü metânet ve mir’ât-ı zihn-i tâbnâklarında tekarrur eden sûreti ʿadem-i tagyîr ile erbâb-ı şûrânın kân ev yekûn ihtimâlâtına perde-keş-i mümânaʿat olarak maksada mübâşeret etmişler idi. Binâ'en-ʿalâ-zâlik müşârun ileyhin sayd-ı mürg-i vücûd-ı nâ-sûdiyçün neşr-i hubb-i emânî ve bi't-tedrîc kendüye emniyyet vererek kalbinden izâle-i vesvese-i şeytânî eylep, Anadolu Eyâleti tarafına tevcîh olunmak bâbında istimzâc ve kutr-ı mezkûr rahbu'l-etrâf ve vesîʿü'l-eknâf olmak takrîbiyle min-cemîʿi'l-cihât merâmına muvâfık gelüp, izhâr-ı rûy-i neşâşet ü intihâc etmekle, fi'l-hâl eyâlet-i mezkûre tevcîhiyle tebşîr ü tefrîh ve ol dahi kemâl-i emniyyet kesb eylediğinden, başında olan eşkıyâyı Kütahya'ya doğru maʿan sevk u tesrîh eyleyüp, esnây-ı tarîkde kendüden ve askerinden sudûr eden zulm ü husrân, Dîvân-ı ʿâlî'ye bess-i şekvâ ile ʿarz u beyân olundukça, şübheye varmamak zımnında Sadr-ı ʿâlî-mikdâr tarafından hüsn-i müdâfaʿa ile defʿ ve bir-iki defʿa taraf-ı ʿâlîlerinden baʿzı mahremleri irsâliyle kalbinden bi'l-külliyye hadşe vü iztırâb refʿ olunmuşidi. [Ü4 239b] Çünki müşârun ileyh şübheden ʿârî ve Sadr-ı ʿâlî-kadr vaktinde hakkında bir bâdire vü hatar gayr-ı cârî olduğunu teyakkun eylemiş ise de, “el-Hâ'inü hâ'ifün” medlûlunca derûn-ı habâset-meşhûnundan havf u hirâs külliyyen defʿ ü izâle olunamadığı mahsûs olduğundan, ol esnâda Vezîr ʿAlâ'eddîn Paşa'nın sıhriyyeti hasebiyle Erzurum hâlî kalup, iʿmâl-i letâyifü'l-hiyel ile hod-be-hod Erzurum'a müşârun ileyhi taleb-kâr ve ol vechile tevcîh emri tarafına baʿs ü tesyâr olundu. Ol dahi kemâl-i emniyyet ile yerinden nehzat ve âheste reftâr ile mansıbına ʿazîmet eylediği hâlde, Trabzon Vâlîsi Vezîr Tayyâr Paşa'ya iʿdâmı bâbında tedbîrât u tasarrufâtı şâmil nihânî emr-i ʿâlî ve tahrîrât-ı Sadâret-penâhî tesyîr ve bu maslahatı ber-vech-i sühûlet idâre eyler ise, mükâfâten Erzurum Eyâleti'yle tevkīr olunacağı ifâdesinden fazla, sâyir o etrâfda vâkiʿ zûr-mend ve müteʿayyin kimseler dahi me'mûrlar ile hem-dest-i ittihâd u muvâfakat olarak bu maslahatı tekmîl eylemek ve bâ-husûs Kemah ve Kuruçay voyvodaları Sâğır-zâdeler'e başka başka tahrîrât hafiyye-i Sadru's-sudûr irsâliyle her taraf bend ü sedd ve ifrâğ-ı kavâlib-i re'y ü tedbîr ile encâm-ı kâra rişte-i intizâr-ı medd olunmuşidi. Müşârun ileyh turuk u mesâlikin insidâdını ihsâs ve hakkında sû'-i muʿâmele sûretini fehm ü iftirâs eyleyüp, reh-i râstdan ʿudûl ve saʿbü's-sülûk mahallere sevk-ı matâyâ vü huyûl edüp, bir mahall-i teng-nâhda Sâğır-zâdeler merkūm ile muhârebeye ibtidâr ve kendüsini zahm-dâr eyledikleri ve ne hâl ise Erzurum'a vusûl ve şehre bir sâʿat olan Kân Karyesi'ne duhûl [Ü4 240a] edüp, mukaddemâ müşârun ileyhin iʿdâmı aksây-ı murâd-ı devlet olduğu, Muş Mutasarrıfı Murâd Paşa'ya ve Mahmûd Paşa'ya hufyeten ifâde olunup, bu bâbda icrây-ı fütüvvet ile bu dâhiyeyi defʿ etmek ve bu mukābelede taraf-1 Saltanat'dan ecr ü mükâfâta neyl ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek kazıyyeleri verây-ı perde-i hafâyâdan îmâ ve anlar dahi bu maslahat tetmîmine âmâde vü müheyyâ olmuşlar idi. Müşârun ileyh Erzurum'a duhûl kasdını etdiyse dahi, ehâlî kazıyyeye vukūf ile izhâr-ı rûy-i imtinâʿ u ibâ ve o hilâlde Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa ve sâyir gümeştegân-ı devlet dahi kurb-i Erzurum'a vusûl ve ahadühümâ âhar ile muhâbere eyleyerek, me'mûriyyetlerini icrâya berzede-dâmân-ı iʿtinâ olmuşlar idi. Müşârun ileyh etrâf u eknâfını mesdûd bulup, ne cây-ı sitîz ve ne mahall-i gürîz olduğunu gereği gibi tefehhüm ve mukaddemâ taʿlîm-i tedbîr-i Sadr-ı müşterî-tedbîr ile Tayyâr Paşa tarafından Deli-başısı dahi baʿzı vaʿd ü vaʿîd ve zecr ü tehdîd ile dâyiresine celb olunup, bu takrîb sevretine inkisâr ve ikbâl-i se-rûzesine bi'l-külliyye idbâr ʿârız olup, bilâhare hakkında birkaç defʿa emr-i kazâ-mâza-cereyân sudûr eden İspir Voyvodası Memi-oğlu ile istizhâr ve bir mahalle gelüp, cemʿiyyetlerini iksâr eyleyerek, bir gün ʿale's-seher bağteten Erzurum'a duhûl kasd-ı fâsidiyle asker mevcûdunu tertîb ve her koldan sevk u tesrîb eylediğini Erzurum ehâlîsi muʿâyene ile mukābeleye şitâb ve etrâfda der-kemîn-i fursat olan me'mûrlardan sâlifü'l-beyân Muş Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Murâd Paşa beş-altı bin mikdârı aşâyir atlusuyla [Ü4 240b] erişüp, bî-muhâbâ hücûm ile darb-ı tîğ-i âteş-tâb ve merkūmun askerini üftâde-i halâb-ı ıztırâb edüp, vâfirini küşte-i şemşîr-i demâr ve kusûru birer fürce bulup, gûyây-ı "el-Firâr! el-Firâr!" oldular. ʿOsmân Paşa dahi Murâd Paşa tarafından hayyen ahz olunup, dâyiresinde habs ü iʿtikāl ve vukūʿ bulan keyfiyyet Tayyâr Paşa ve Murâd Paşa tarafından ʿarz-ı Der-bâr-ı ʿatûfet-iştimâl kılınmışidi. Bu haber-i hayr-ı dâfiʿü'z-zayrdan hayr-hâhân-ı devlet belki erbâb-ı hirfet ü sınâʿat lebrîz-i sürûr ve aʿdây-ı devlet dâyimâ böyle makhûr olmak daʿavâtını berdâşte-i dergâh-ı Rabb-i Gayûr eylediler. Magzûb-ı merkūmun bir ân akdem kaydı görülüp, ser-i felâket-zedesi irsâl olunmak bâbında Vezîr Tayyâr Paşa'ya ve Murâd Paşa'ya hitâben kāyime-i hazret-i Sadâret-penâhî tahrîr olunduysa dahi, Tayyâr Paşa ʿunfuvân-ı şebâbiyyet ü nahvet ve ânife-i Vezâret iktizâsıyla bu maslahat müstakıllen maʿrifetiyle görülmek kaydı nâ düşüp, Murâd Paşa dahi sebkat eden emeğine nazaran rûy-i imtinâʿ gösterüp, encâm-ı kâr bu keyfiyyeti ʿarz-ı huzûr-ı Sadr-ı ʿâlî-mikdâr etmeleriyle, derhal Murâd Paşa'ya makām-ı Sadâret-penâhî'den müe'kked kā'ime tahrîr ve müşârun ileyhin ser-i maktûʿu Tayyâr Paşa tarafından gelmek münâsib olduğunu tastîr buyurup, Paşa-yı mûmâ ileyh dahi emre imtisâl ve kaydını görüp, ser-i maktûʿunu müşârun ileyh tarafına irsâl edüp, Vezîr-i müşârun ileyh dahi maktûl-i mezbûrun ser-i maktûʿunu matiyye-i istiʿcâle tahmîl ve Âsitâne-i saʿâdet'e tavsîl edüp, nihâde-i meydân-ı siyâset ve bu vesîle [Ü4 241a] ile irhâb-ı kulûb-i ehl-i gavâyet kılındı. Murâd Paşa'nın bu bâbda küllî hıdmeti sebkat ve bir nev' ikrâm ile hâtırı tatyîb olunmak muvâfık-ı şîme-i mürüvvet olmağla, cânib-i seniyyü'l-menâkıb-ı hazret-i Tâcdârî'den bir sevb bol yenlü semmûr kürk ve taraf-ı Âsafî'den bir kabza mücevher hançer ve bir donanmış esb ile kadr ü şânı terfîʿ u tenvîh olunduğundan mâʿadâ, zât-ı şevket-simât-ı Zıllullâhî'de mermûz olan hasâyis-i çâker-nüvâzî muktezâsı üzere Paşa-yı mûmâ ileyhin küçük oğlu Mirzâ Bey'e dahi Mîr-i mîrânlık rütbe-i sâmiyesi ihsân ü tevcîh olundu. Vezîr Tayyâr Paşa, işbu lezâyiz-i ceng ü peykârdan çâşnî-yâb-ı hazz u nasîb olmadıysa da, müşârun ileyh infâz-ı emr ve irâde-i ʿaliyye-i cenâb-ı Kişver-güşâyiçün tedârükât-ı kaviyye ve asâkir-i vâfiye ile yerinden hareket ve Paşa-yı merkūmun tehassun eylediği Kân Karyesi'ne on sâʿat mesâfe olan “Aşkala” nâm merhaleye nâzil ve velvele-i kurbiyyeti, Paşa-yı maktûlün askerine sebeb-i irhây-ı mefâsil olup, anın dahi tatyîb ü te'lîfi muvâfık-ı şîme-i çâker-nüvâzî olmağla, taraf-ı zâhirü'ş-şeref-i hazret-i Cihân-bânî'den bir sevb aʿlâ bol yenlü ferve-i semmûr-ı fâyizu'l-hubûr ve tahsîn ü âferîni mutazammın taʿbîrât-ı çâker-perveriyle meşhûn sâdır olan bir kıtʿa emr-i ʿâlî irsâli ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılınup, taraf-ı Sadâret-penâhî'den dahi zî-kıymet bir mücevher sâʿat irsâl ve Kethudâ ve sâyir bu hıdmete dâmen-çîn-i saʿy ü ihtimâm olanlara hilʿat-ı fâhıre gönderilüp, teşrîfât-ı seniyye-i hazret-i Cihân-dârî cümle hakkında taʿmîm ü isbâl olundu. İnsân bi't-tabʿ kesb-i emvâle harîs ü menhûm ve baʿzan bu garazı [Ü4 241b] tahsîl içün nefsini itlâf u maʿdûm eylediği bi't-tecribe maʿlûm olup, magzûb-i müşârun ileyhin üzerine hücûmda kusûr etmemek garazına binâʾen, me'mûr olan sunûf-ı askerîyi bir tarîk ile tahrîz u igrâ ve muktezây-ı hırs u tamaʿ ile kendülerini âteşe ilkā etmek tedbîrine dahi teşebbüs olunup, şöyle ki, merkūmun demi heder olduğu gibi, emvâli dahi yağmâ ve Devlet-i ʿaliyye tarafından bu mâddeyi ʿadem-i tecessüs ü istifsâr maʿnâları ber-vech-i te'kîd ru'esây-ı asâkire teblîğ ü inbâ olunup, bu cihetle me'mûr olan askerde şevk-ı küllî peydâ ve tarfetü'l-ʿaynda asker muhâlefetini kesr ile meşgūl-i maslahat-ı yağmâ olup, bu tarafdan dahi emvâl ü eşyası fi'l-hakīka tecessüs olunmayup, îfây-ı şart-ı muʿâhede ve bu tedbîr-i dil-pezîrin dahi semere vü nefʿi müşâhede olundu. Sadrıaʿzam ve bedr-i efham hazretlerinin bir seneden berü bâgī-yi merkūmun izâlesi bâbında vukūʿ bulan hüsn-i tedbîri ve temâmca emniyyet-i musannaʿa iʿtâsıyla ol vahşî-yi deşt-i şekāveti bend ü teshîri sâyir mehâsin-i Âsafâne'lerine ser-levha vü ʿunvân ve zât-ı kerrûbî-sıfatlarına mûcib-i tahsîn-i firâvân olacağı, vâreste-i şübhe vü gümândır. Maktûl-i mahzûl bu ârâ’-i ʿâlem-pesend ile bend olunmayup, ednâ mertebelerde şekk ü zann semtine zâhib olsa, ʿâdet-i kadîmesini tecdîd ile cemʿ-i eşkıyâ ve tergîb-i bugāt ve istihlâl-i ʿurûz-ı muhsanât ve gasb-ı emvâl-i ʿibâd ve tahrîb-i kasabât ü bilâd eyleyerek, eşkıyâyı teksîr ve bu zulm ü hasâreti her tarafa sirâyet ü te'sîr edüp, Sultân Ahmed-i Sâlis vaktinde Anadolu memleketinde refʿ-i livây-ı bagy u şekā eden Celâlî Hasan Paşa gibi vâfir zemân Anadolu'yu istîlâ ile vedîʿa-i cenâb-ı Sübhân olan fukarâyı istimlâk ve emvâl ü eşyalarını nehb ü istihlâk etmek ihtimâli maʿlûm-i ehl-i idrâk olduğundan başka, taraf-ı müstekmilü'ş-şeref-i Âsafâne'den Erzurum müteʿayyinlerine dahi nihânî mâdde tahrîr olunmayup, Kazâ’-i Erzurum'a dâhil olsa idi, Sultân Murâd-ı Râbiʿ vaktinde serdâde-i vâdî-yi ʿisyân [Ü4 242a] olan Abaza Paşa gibi kalʿayı zabt ile Erzurum müteʿayyinlerini iʿdâm ve Devlet me'mûrlarıyla muhârebeye kıyâm edüp, bu dâhiye-i ʿuzmâyı defʿ içün Devlet-i ʿaliyye niçe hazâyin ve asâkir ifnâsına muhtâc olmak lâzım gelür idi. Yümn-i ikbâl-i hazret-i Pâdişâhî ve hüsn-i tedbîr-i cenâb-ı Sadâret-penâhî ile bu gāyile-i hâyile mündefiʿ ve kulûb-i evliyây-ı devletde olan hadşe mürtefi olup, gerden-keşân-ı tavk-ı itâʿat olan sâyir hazelenin dahi inşâ'allah refte refte kayıdları görilüp, memâlik maʿmûr ve fukarâ vü zuʿafâ nâyil-i âsâyiş ü huzûr olacağları eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad ü dûr değildir.
Attribution
Citation:
"Giriften-i Gürcü ʿOsmân Paşa ve itmâm-ı kâr-ı û", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_872.html
Item Details
Title:
Giriften-i Gürcü ʿOsmân Paşa ve itmâm-ı kâr-ı û
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1218
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota