Terceme

Müşârun ileyh Vezîr Silahdâr İbrâhîm Paşa memâlîkinden Çerkesiyyü'l-asl olup, seksan bir târîhinde Hazîne-i Hâssa gılmânına munzamm ve Şehzâde Sultân Mehmed merhûmun hidmet-i pür-behcetiyle mükerrem olmuşidi. İnkılâb-ı devr hasebiyle hâne-i Hazîne'de kemâl-i teng-destî vü tezâyuk ile taklîb-i evrâk-ı dü-reng-i leyl ü nehâr ve fîrûzîyi baht u tâliʿine terassud ile manzara-i çeşm-i ümmîdini vakf-ı şâh-râh-ı ferc-i rûzgâr edüp, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-me'nûs vukūʿunda şeb-i deycûr-ı nâ-sâz-kârı, pertev-fürûz-i 'izz ü rifʿatine münkalib ve ezyâl-i kemâl-i teveccüh-i ikbâl sû-be-sû tarafına münsahib olduğuna binâ'en, hemân o rûz-i fîrûzda Mâbeyncilik ve Tebdîlcilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ ve birkaç mâhdan sonra mugāyir-i tarîk-ı Enderûn, Baş-çukadârlık rütbe-i refîʿasıyla kulûb-ı hussâda dâğ-ber-bâlây-ı dâğ olmuşidi. Taraf-ı müstecmiʿü'ş-şeref-i [Ü4 235b] hazret-i Tâc- dârî'ye eşedd-i teʿalluk u irtibâtı hasebiyle nüfûz-ı kelime ve iʿtibâr-ı küllî peydâ ve fetk u ratk-ı umûra müdâhale ile irhâb-ı kulûb-ı ʿuzamâ eyleyüp, iki yüz altı Receb'inin on yedinci günü Rütbe-i vâlâ-yı Vezâret'i tahsîl ve sıgar-ı sinninden berü zihninde ahlâm ü emânî misillü tasavvur eylediği Deryâ Kapudanlığı ile debdebe-i şân ü şükûhunu tekmîl eylediğinden fazla, Esmâ Sultân-ı ʿaliyyetü'ş-şân hazretlerinin şeref-i izdivâcıyla şöhret-gîr ve'l-hâsıl âvâze-i ʿizz ü şânı cihât-ı müteʿaddide ile husûl-pezîr olmuşidi. Kapudanlığı hengâmında meşhûd-i erbâb-ı dikkat ü şühûd olan efʿâl ü etvârı mecelle-i Târîh'de mahall-be-mahall nakş-ı evrâk tahrîr ve ʿibret-gâh-ı erbâb-ı re'y ü tedbîr kılınup, bu ikbâl ü rifʿat fi'l-hakīka yevmen-fe-yevmen kesb-i terakkī vü bestat edüp, baʿzan fiyâlet-i re'y ü tecebbür hasebiyle şâh u şükûhuna sekte vü noksâniyyet târî olduysa dahi, kemâl-i kuvvet-i bâht-ı sâz-kâr ile yine merkez-i aslîsini bulup, zâtına mahsûs efâʿîl-i ʿacîbe ve umûr-ı garîbenin ihdâsına ʿillet olur idi. [Nazm:] Nâmı, cihânı tutmuşiken Güstehem gibi, Evc-i semâya vermişiken ser-i ʿalem gibi. Encâm-ı kâr dest-i ecelde olup zebûn, Şimşâd-ı ʿömrün etdi kazâ hâke ser-nigûn. Müteveffây-ı müşârun ileyh, ʿilm-i fürûsiyyetin her bâb u faslında ferîd ü yegâne ve bezl ü şecâʿatde müfred-i zemâne, âşinây-ı semt-i muʿâraza vü cedel, dânây-ı ahvâl-i mülk ü düvel, zekî vü bahtiyâr ve mütefattın u bîdâr olup, Kapudanlığı eyyâmında her ne kadar itlâfât u isrâfât, resîde-i serhadd-i gāyât olduysa dahi, teksîr-i merâkib ve tevfîr-i levendât ve tanzîm-i levâzım ve tetmîm-i mühimmâta muvaffak olup, mükemmel [Ü4 236a] donanma vücûduna 'illet-i akvâ ve her ne zaman ihrâc-ı sefâyin lâzım gelse, kadr-i mâ-yahtâc merâkib hâzır ü müheyyâ bulunup, birkaç sene mukaddem Ak-deniz'de müteʿaddid sefâyin ile refʿ-i şukka-i şekāvet ve ehl-i sevâhil ve ebnây-ı sebîli nehb ü gāret eden “Karakaçan” nâm korsan ile muhârebe edüp, mesfûru esîr ve gemilerini beste-i zencîr-i teshîr eyleyüp, Vidin vakʿasında zâyid ʿani'l-vasf emvâl-i Şâhî harc u sarf olunmuşiken, ʿadem-i vefâdârî-yi erbâb-ı vegā ve ihtilâf-ı kelime-i ru’esâ ile fevz ü zaferden nevmîd ü mahrûm olduysa dahi, Mısr-ı Kāhire'den İngilizlü'nün mukārenet ü mürâfakatıyla meşhûd-ı bâsıra-i erbâb-ı yakīn olan meʿârik ü melâhimi maʿlûm ve ihrâz-ı nâm-ı “Gāzî” eylediği emr-i meczûm olup, hulâsa, şecâʿatin derece-i kusvâsına nâyil ve iʿmâl-i nîze vü sinân ile kasab-rübây-ı meydân-ı râkib ü râcil olup, Vidin vakʿası ʿakabinde ʿAlo Paşa gibi şedîdü'ş-şekîme ve ihlâkı niçe bin askere tevakkuf eden şahs-ı hâzim ü fettâk ve merd-i zeber-dest ü çâlâka evvelen bizzât havâle-i tapençe-i kahr ü nekâl ve vücûdunu mânend-i girbâl eyleyerek, üftâde-i çâh-ı hülket ü zevâl eylediği muhayyer-i ʿukūl-i erbâb-ı hazm ve bu cesâret-i müfrita vedîʿatullah olan nefsini tehlükeye ilkā kabîlinden olduğu maʿlûm-ı kānûn-ı şinâsân-ı ceng ü rezmdir. Müşârun ileyh tehevvür-i bî-sebeb ve nâ-ber-câ gazab ile muzga-i efvâh-ı şeyh u şâbb ve benî nevʿinden müşâreket ihtimâliyle fenây-ı devletlerini ve nefsinin bekāy-ı ʿizzetini taleb-kâr olan ehl-i hasedin meslek-i nâ-savâbına sülûk ile vücûd-ı nâzenînini itʿâb edüp, zâtında dahi vehhâb ü nehhâb ve ber-magzây-ı “Yuʿtî ve yemnaʿu lâ buhlen ve lâ keremen” sûretinde bezl-i zer-nâb edüp, bu tavır dahi müşârun ileyhi bâr-ı girân-ı düyûna mübtelâ [Ü4 236b] ve birkaç defʿa taraf-ı Şâhâne'den borcu tahfîf ü edâ olunmuşiken, çok geçmeden yine düyûn terâküm edüp, el-yevm terekesi, deynine ʿadem-i vefâ ile ʿalâ-vechi'l-guramâ dâyinlerini ırzâ vü iskâta zarûret ilcâ eyledi. Zât-ı hümâyûna dahi kemâl mertebe mugram u meftûn ve taraf-ı âhara iltifât ve nazar-ı Mülûkâne müşârun ileyhi ciger-hûn edüp, ferd-i kâmile olan teʿalluk-ı kalb, ağyârın mahabbetini selb edegeldiği mücerreb olduğundan, manzûr-ı Şâhâne olan havâss-ı Saltanat ve ʿuzamây-ı devlete lâ-ʿale't-taʿyîn izhâr-ı şiddet edüp, enzâr-ı mülûk-i erkân-ı devlete ʿalâ-ihtilâfi tabakātihim meysûr ve şahs-ı vâhide gayr-ı mahsûr olduğundan gāfil ve netîcesi ʿakīm böyle bir şugl-i elîm ile gûn-be-gûn vücûdunu ifnâya sebeb-i müstakıll oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhe taraf-ı hümâyûndan teveccüh ü iltifât ber-kemâl ve her matlabına müsâʿade-i seniyye erzânî kılınup, her hâlde magbût-ı ahdân u emsâl iken, tarafından yine bir bâdire sudûrunda terbiye-i Şâhâne ile muʿâhazeden hâlî olmayup, nazar-ı mülûk-i hayât-ı sânî kabîlinden olmak haysiyyeti ile vefâtından bir sene mukaddem baʿzı etvâr-ı nâ-ber-câsından tabʿ-ı hümâyûna kemâl-i tegayyür hâsıl ve ʿâkıbet bu sâl içinde rûhu cisminden zâyil oldu. Hîn-i hudûsundan vefâtına dek teveccüh-i dünyâ iktizâsıyla yed-i istimlâkına vâsıl olan hazâyin-i bî-şümâr ve nukūd-ı bisyâr, [mısra]: Ez-bâd-ı hevâ âmed ve ber-bâd-ı hevâ reft medlûlü üzere cümlesi resîde-i ʿurza-i ifnâ vü telef ve ʿâkıbet âhırete bâd-be-keff rıhlet eylediği, hakkında mûcib-i hayf u esef olmuşdur. Tabʿında fazâzet ve zâtında hiddet ü şerâset olmayup, kelâm-ı maʿkūlu istimâʿ ve hayr-hâhân-ı devlet [Ü4 237a] ile ittifâk u ictimâʿ ile kâffe-i umûrunu usûl-i devlete tatbîk ve mecbûl olduğu tayş ü hıffeti terk ile reh-rev-i hüsn-i tarîk olsa idi, debdebe-i şânı ʿâlem-gîr ve tantana vü ʿunvânı felek-mesîr olur idi. Müteveffây-ı müşârun ileyh henûz tâze ve genc iken mübtelây-ı ʿillet ü renc olup, takrîben kırk altı yaşında fevt ve nahl-i ʿömr-i ʿazîzden bâr-âver-i kemâl-i murâd olmadan masrûʿ-ı ser-pençe-i mevt oldu. Müteveffây-ı müşârun ileyhin kāmeti, vasat-ı mevzûn ve câme vü libâsı, hîre-sâz-ı ʿuyûn, dâyiresi mükellef ü muhteşem ve etbâʿının ekserîsi refâhiyyet-i tâmme ile dil-şâd u hurrem ve dârât-ı Vezâret'i ise, reşk-fermây-ı ashâb-ı tuğ u ʿalem olup, esliha ve âlât-ı cengin güzîde vü aʿlâsı ve gılmân u cevârînin müntehab ü müstesnâsı ve tuhaf u turafın nevâdiri ve akmişe ve sâyir tecemmülâtın fâhiri dâhil-i hîta-i istimlâki olup, ıstablı müzdehim-gâh-ı huyûl-i sâfinât ve dâyiresi miknâtîs-i reh-vâr-ı semend-i çâr-cihât ve der-i vâlâsı sebeb-i necâh-ı mekāsıd-1 erbâb-ı hâcât olmuşidi; tecâvezallâhu ʿan seyyiʾâtihî. Müşârun ileyhin dâr-ı mücâzâta rıhleti sebebi ile deryâ kapudanlığı münhall ve yerine efrâd-ı müteşahhısadan birinin mübeddel olması lâzım gelmekle, kapudâne bulunan ʿAbdülkādir Bey'in Korfa ve sâyir mahallerde hüsn-i imtizâc u behâdırlığı manzûr ve benî-nevʿi beyninde nüfûz u iʿtibârı ve iʿmâl-i askerde meleke vü iktidârı meşhûr olduğuna binâʾen, bir-iki gün murûrunda mûmâ ileyh Bâb-ı ʿâlî'ye daʿvet ve dûş-i istihkākına ilbâs-ı hilʿat-i vezâret kılınup, deryâ kapudanlığı dahi ʿuhdesine tevcîh ve Tersâne'ye dâʾir lâzımü'l-inhâ olan baʿzı keyfiyyâtın lâyıkı [Ü4 237b] üzere icrâ vü teʾdiyesi tarafına tenbîh olundu.
Attribution
Citation:
"Terceme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_868.html
Item Details
Title:
Terceme
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1218
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota