Vukūʿ-ı mükâleme

İngilizlü ile Françe kavmi miyânında bundan akdem “Amyen” nâm mahalde râbıtagîr-i nizâm olan musâlaha-i ʿumûmiyyenin bâlâda bast u beyân olunduğu vech üzere baʿzı şurûtu bu âna dek icrâ olunmadığından, mübâhase vü münâkaşaları resîde-i serhadd-i gāyet ve ʿale'l-husûs Malta Cezîresi'nin ilâ-yevminâ hâzâ [Ü4 197a] İngilterelü tarafından ʿadem-i tahliye vü terki sebeb-i teceddüd-i ʿadâvet olup, tarafeyn iddiʿây-ı hakkāniyyet ile yek-dîgere isnâd-ı kusûr u töhmet ve bilâhare iʿlân-ı harbe muztarr ve Âsitâne-i saʿâdet'de mukīm devleteyn elçileri taʿlîmâtları iktizâsıyla Devlet-i ebed-müddet'in mizâcını yoklamak zımnında mükâlemeye hâhiş-ker olmuşlar idi. Şehr-i Rebîʿulevvel'de zikr olunan elçilerin kasrında Devlet-i ʿaliyye tarafından mükâlemeye meʾmûr Sadr-ı Rûm-ı esbak ʿİsmet Beyefendi ve Reʾîsülküttâb Efendi ile vâhiden-baʿde-vâhidin ictimâʿ ve her biri bir gûne nakş-ı garîb ihtirâʿ edüp, Françe Elçisi teveccüh ve hulûsunu der-meyân ve Devlet-i ʿaliyye hakkında safvetden gayri mülâhazaları olmadığını beyân ile İngilterelü'nün Malta'yı tahliye etmamesi, Bahr-ı Sefîd ve Muhît'ın medâhil ü mehâricini zabt ile tetmîm mekāsıdlarına mebnî olup, şöyle ki, sefer hengâmında istîlâ etdikleri Hind kıtʿasının tarîkını takrîb ve iklîm-i Mısır'da kâyin ümerâyı tahrîk ve ihtilâl esbâbını tertîb ve Elfî Mehmed Bey'i li-emrimmâ Büyük Elçilik ile istıshâb eyledikleri, tahkīk-ı mâddeye delâlet edeceğini takrîr ve Devlet-i ʿaliyye bu kasd-ı müstetirden gaflet etmeyüp, teʾehhüb ve ihtişâd-ı askere ihtimâm [V 69a] etmek lüzûmunu tekrîr ʿakabinde efendiler tarafından mukābele olunup: “Devlet-i ʿaliyye ile Françelü beyninde istihkâm bulan safvet ü istînâs, sâbitü'l-esâs ve masûnü'l-indirâs olup, altı mâhdan berü İngilterelü ile baʿzı esbâba mebnî vukūʿ bulan münâzaʿanın usûl ü fürûʿuna dahi dirâyeten ve rivâyeten tahsîl-i vukūf edüp, [Ü4 197b] tedâvül eden muhâverât, iʿlân-ı harb netîcesini verdiğinden, müteʾessir ü munkabız olduysa dahi, birer cihetle ʿumûm nâsa zararını mülâhaza eden baʿzı düvel tevassutuyla bu mültehib olan ateşin ıntıfâsı ümmîdinden dahi me'yûs değildir. Kaldı ki, Elfî Mehmed Bey ʿan-asl ümerâ mecmaʿına dâhil olmayup, erâzî-i fesîha-i Kāhire'de münferiden geşt ü güzâr eder olduğundan, ümerây-ı sâyire irâde-i devlet ve İngilizlü tarafından zuhûr eden recâ vü şefâʿat sebebi ile Asvân'da iskân olundukları ân, mîr-i mezbûr ʿillet-i infirâd ile bî-mekân kalup, vahşet ü vesveseden nâşî, bi'l-ıztırâr İngilizlü ile hem-dest-i mürâfekat ve âfât-ı muhtemelü'l-vukūʿdan kenâre-gîr-i selâmet olup, bu makūle mücrim ü me'yûsa ʿörf-i düvelde “Abd-i âbik” ıtlâk olunduğu müstefîz u şâyiʿ ve defʿ-i sâyil zımnında Devlet-i ʿaliyye dâyimen müteʾehhib ü mütebassır bulunduğuna ʿâlem muttaliʿdir" denildiğinden başka, elçi-yi mersûmun garaz u fesâd ile meşûb u muhtelit olan îrâdâtına “Kūlâ lehû kavlen leyyinen” emr-i celîli üzere ʿamel olunup, mûcib-i nefret ü iştibâh olur muhâverât ve gılzat-ı kelâmdan tegāfül ve ümmîd ü hirmân miyânında cereyân eden evzâʿ-ı ʿâkılâneye tevessül olunup, meclise hitâm ve kelâma [V 69b] encâm verildi. İngiliz Elçisi ile dahi ber-minvâl-i muharrer kasr-ı mezkûrda meclis-i mükâleme tertîb olunup, elçi-yi mesfûr devletinin cihet-i ittifâk sebebi ile Devlet-i ʿaliyye'ye olan safvetini îrâd ve Françelü'nün Malta'yı tahliyede olan tehâlük ve ısrârları Memâlik-i mahrûse'ye ve bâ-husûs Mısr-ı Kāhire'ye [Ü4 198a] tavti'e-i hücum olduğunu, ihzâr fi'z-zihn eyledikleri delâyil-i mümevvehe ile isbât ʿakabinde, bu nakş-ı garîb İngilizlü'nün emniyyet-i cemîʿ-i ümemi şâmil olan mekāsıdına mugāyir olduğundan, Malta'dan askerini ihrâcdan ibâ ve bâ-husûs Françelü'nün Anapolitan Semti'ne bu esnâda on beş bin kadar asker ihrâc etdikleri sûʾ-i niyyetlerini îmâ edüp, bu mefâsidi defʿ kasdıyla bir müddetden berü miyânede deverân eden mükâleme, tevlîd-i muhârebe vü müsâdeme edüp, İngilizlü bu bâbda maʿzûr ve iʿlân-ı harbe mecbur olup, Devlet-i ʿaliyye'yi müşâreke fi'l-harb teklîfiyle tasdîʿden ictinâb ve bî-taraf bulunmak üzere irâde-i devletini taʿlîmâtı mûcebince işrâb edüp, bu mazmûnda makām-ı Sadâret'den devletine mektûb tahrîr olunmasını istidʿâ eyledikde, bu tarafdan mukābele olunup, İngilizlü dühûr-ı mütetâvileden berü Devlet-i ʿaliyye'nin hayr-hâhı ve sadîk-ı bî-iştibâhı olduğuna binâʾen, miyânelerinde müstemirr olan esbâb-ı dostî vü dâd, yevmen-fe-yevmen müzdâd olup, bâ-husûs beyne'd-devleteyn inʿikād-ı şart-ı ittifâk akabinde İngilterelü'nün Devlet-i ʿaliyye'ye sebkat eden vefâdârlığı ferâmûş olunur hukūkdan olmayup, ile'l-ebed Devlet-i ʿaliyye dahi icrây-ı lâzime-i safvet ü mahabbetde ber-karâr olacağı zâhir olduğundan [V 70a] gayri, bu hâdise tekevvün etmezden mukaddem, istimrâr-ı cihet-i tarafdârı yalnız Mısır ittifâkına mevkūf olmayup, ilâ âhırı'l-edvâr, müstekarr u pâydâr olmak zımnında bu tarafdan maʿzûlen ʿazîmet eden elçi ile mahsûs mektûb yazılup, bu sûretde tekrâr bu mâddeyi iʿâde, [Ü4 198b] hâsılı tahsîl kabîlinden olacağını ifâde etdiklerinde, elçi-yi mezbûr ʿözr-i nâ-müvecceh ile mektûb irsâlini tekrâr tervîc edüp, berü tarafdan mülâhazaya taʿlîk ile ihtiyâr-ı semt-i teʾennî vü tedrîc olundu. Bundan sonra saded-i âhara intikāl ve bu şûriş ü gavgā evânında erbâb-ı mekr ü âl, tevlîd-i ekâzîb ile tahdîş-i kulûba saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl olup, iki devlet mesmûʿâtını yek-dîgere inhâ, istikrâr-ı emniyyete ʿillet-i akvâ olup: "Ez-cümle Elfî Mehmed Bey'in sefâretle Londra'ya isticlâb olunduğu havâdisi âfâk-gîr olmuş ise dahi, Devlet-i ʿaliyye merkūmu ʿabd-i âbik, yaʿnî firâr etmiş kul menziline tenzîl edüp, o makūle fitne-cûyân-ı zemânın kelâmını ʿadem-i ısgā ile sûʾ-i zann ihtimâlini intifâ etmişdir" denildikde, mîr-i mezbûr, elçilik ʿunvânıyla istıshâb olunsa idi, Londra'da süferâya mahsûs resmin icrâsı, hakkında dahi icrâ olunmak iktizâ eder idi. Hâlbuki süferâya mahsûs imtiyâzâtdan ʿârî olarak, sâkıt ʿani'n-nazar bir mahalde ikāmet etdirildiği emr-i mukarrerdir. İklîm-i Mısır mülk-i mevrûs-ı Pâdişâhî olup, umûr-ı hâriciyye vü dâhiliyyesine teʿalluk eden ahvâle İngilizlü'nün vechen mine'l-vücûh taʿarruzu olmadığını beyân ve berü tarafdan dahi tasdîk-ı mâdde ile idâre-i lisân olunup, iki tarafa dahi ser-rişte verilmeyerek, vakt ü hâle münâsib usûl-i [V 70b] hakîmâneye temessük ü riʿâyet ve tekavvül olunan mevâdda birer gûne müskit cevâb iʿtâsıyla izhâr-ı sûret-i yek-rengî vü muvâfakat kılınarak, kelâma gāyet [Ü4 199a] ve meclise nihâyet verildi. Françelü ile İngilizlü zâhir-i hâlde Devlet-i ʿaliyye'ye dost geçinüp, serîre-i zamîrleri mechûl ve sûʾ-i kasd ve fesâd-ı niyyeti ahadühümâ âhara mahmûl edüp, bu bâbda ihtiyâta riʿâyet ve mugāyeret-i dîniyyesi olanlara ʿadem-i iʿtimâd ile nihânî maslahat-ı mukteziyyeye dikkat min-ehemmi'l-umûr olduğunu vükelây-ı devlet tahkīk eylediklerinden, her tarafa itâre-i cevâsîs-ı ahbâr ve her semte havâle-i gûş-i intibâh u istibsâr ile iki devletin bidâyet-i etvâr ve nihâyet-i kârlarına intizâr üzere oldular. Her hâlde düvel-i Nasârâ'ya iʿtimâd câyiz olmayup, bunlar mağlûb u makhûr olmadıkça, hadd-i meskenetde telebbüs ve Devlet-i İslâmiyye ile miyânelerinde münʿakid olan şurût-ı mühâdeneye teşebbüs etmeyecekleri bedîhiyyât-ı umûrdan olup, hattâ Prusya'nın hâlik olan Koca Kıralı: “Devletler dâyimâ intihâz-ı fursatla hasmına gālib olmak esbâbını mülâhazadan hâlî olmamak, tavr-ı cihângîrîden maʿdûd olup, nakz-ı ʿahd ve fesh-i şart rezîlesini mürtekib olurlarsa dahi, menâfiʿ-i mülkiyyeye zafer-yâb olmuş bulunduklarından, zâhir olan ʿayb u nakīsalarından tecâvüz ü iğmâz olunur. Vikāye-i ʿahd ü şart muʿâmelât-ı tüccâr u sûdâ-gerânda muʿteber ve nakīzıyyün fi'l-vâkiʿ hirfet-i ticârete mûcib-i âfet ü hatardır" dediği meşhûrdur.
Attribution
Citation:
"Vukūʿ-ı mükâleme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_819.html
Item Details
Title:
Vukūʿ-ı mükâleme
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1218
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota