Zafer-yâften-i Vâlî-yi Bağdâd be-ʿAşîret-i Belbâs ve feth-i Cebel-i Sincâr

Kabâyil-i şedîdü'ş-şekîmeden Belbâs ʿAşîreti, Devlet-i ʿaliyye ve İran hudûdu miyânında mütemekkin olup, tarafeyne ser-fürû-bürde-i inkıyâd olmadıklarından gayrı, intihâz-ı fursat ile tarafeyni her bâr tâht u târâc ve hududda bulunanları muztarr u izʿâc edegelmişler idi. Bu hilâlde tecavüz-i hadd ve İran halkına sabıkdan ziyâde teʿaddî ve itâle-i yed eyledikleri hasebiyle, ahad-i tarafeynden te'dîbleri husûsu hükümrân-ı İraniyân olan Feth ʿAlî Hân [Ü4 189b] tarafından Bağdâd Vâlîsi Vezîr ʿAlî Paşa'ya ifâde vü beyân olduğuna binâ'en, Vezîr-i müşârun ileyh bu maslahat zımnında Bağdâd'da nehzat ve ʿaşîret-i mezbûreyi mugāfesaten basup, te'dîblerine kemâl-i ikdâm ü gayret edüp, cenâh-ı ruʿûnetlerini şikest ve heykel-i nâ-sûd-ı cemʿiyyetlerin bî-pâ vü dest eylediğini, bundan akdem Der-i devlet-medâr'a ʿarz u tahrîr ve Feth ʿAlî Hân tarafına dahi kazıyye-i mezkûreyi tastîr edüp, Hân-ı müşârun ileyh teşeffî-yi gayz ile kemâl-i memnûniyyetini izhâr ve savb-ı müşârun ileyhe teşekkür-nâme tesyâr ve fîmâ-baʿd devleteyn beyninde ʿahd-i sâbıkın ibkā vü istikrârını iltimâs ve tertîb-i mukaddimât-ı müvâlefet ü istînâs eylediğini Vezîr-i [V 63a] müşârun ileyh ʿarz-ı Dergâh-ı felek-mümâss eyledi. Kadîmü'l-eyyâmdan berü Cebel-i Sincâr'da mütemekkin olan tavâyif-i muhtelifetü'ş-şuʿûb-ı Yezîdiyye'nin ilhâd u işrâk ve hulûl ü tenâsüha meyl ü inhimâkları hasebiyle her bâr zümre-i Muvahhidîn'e ʿadâvet ve ebnâ'-i sebîli nehb ü gāret ile mazhar-ı hasâret ederler idi. Vezîr-i müşârun ileyh Belbâs ʿAşîreti gāyilesini ber-taraf etdikden sonra, Bağdad'a ricʿat eylediği hâlde, Yezîdîler'in kemâl-i tuğyânına ʿillet olacağını mülâhaza edüp, kavm-i mesfûrun dahi te'dîbât-ı lâzimelerini icrâ ve bu maksadı zamîrinde ihfâ ederek, Cebel-i mezkûr üzerine sevk-ı cünûd ve birkaç mahalde tâ'ife-i mezkûre ile mukātele ve ekserini müstaʾsıl u nâ-bûd edüp, bakıyyeleri zirve-i kûhda vâkiʿ olup, menâʿat ü hasâneti meşhûr-ı âfâk olan Kalʿa-i Fûlâ'da tehassun u istizhâr ve müdâfaʿada ifrâğ-ı [Ü4 190a] cehd ü iktidâr etmişler idi. Zikr olunan kalʿa dahi hasr u tazyîk ve derûnunda olan Yezîdîler ʿarrâde ve mancınık ve sâyir âlât-ı nâriyye ile ifnâ vü tahrîk olunup, emân-hâhlarına teklîf-i İslâm ve kabûl etmeyenlerine izâka-i zehr-âbe-i himâm kılınup, yemîn-i cibâlde vâkiʿ mağarât u kühûfda istitâr edenlerin baʿzısı şeref-i İslâm ile mümtâz ve kavâʿid-i dîniyyeyi taʿlîm içün birkaç kimse taʿyînini recâdan başka, edây-ı ferâyiz ü mektûbât içün bir câmiʿ binâ olunmasını niyâz etmeleriyle, mesʾûllerine müsâʿade ve sâlimen ve gânimen Bağdâd'a muʿâvede üzere olduğunu bu defʿa tahrîrâtıyla ifâde eyledi. Cebel-i mezkûrda mütevattın olan tavâyif-i Yezîdiyye câhid-i Kelâm-ı kadîm [V 63b] ve münkir-i şerʿ ve târik-i tarîk-ı müstakīm olup, kendülerini varta-i gavâyete ilkā ve küfr ü şirke dâ'ir âyîn vazʿıyla cemîʿ muharremâta igrâ eden “Şeyh Fahr” nâm şahs-ı dalâlet-pîşenin kavl-i bâtılıyla ʿamelde kemâl-i taʿassub izhâr eylediklerinden gayri, “Şeyh ʿAdî” nâm şahs-ı merdûda mensûb “Cilve” nâmında yedlerinde bir kitâb olup, derûnu küfr ü ilhâd ile memlû ve miyânelerinde her bâr metlüvv olup, ahkâm-ı zâyifesiyle ʿamel ü iştigāl ve taʿn u dahl edenleri bilâ-emân iʿdâm edegeldikleri maʿlûm-i efrâd-ı ricâl olduğundan gayri, savm u salâtın vücûbunu inkâr ve iʿtikādlarında, vâcib olan tahâret ü safây-ı kalb olduğunu işʿâr edüp, taʿzîminde mübâlağa eyledikleri ʿAlem-i Şeyh ʿAdî'ye secde etmek efdal-i kurabât u aʿmâl ve secde etmeyenlerin katlini istihlâl eyledikleri ve dahi zebân-ı kaleme sığmaz katʿî çok türrehât [Ü4 190b] ü hezeyânları meşhûr u mesmûʿ ve tarîk-ı Hakk'a rucûʿları memnûʿ olup, bu takdîrde istîsâl ü seby ile ifnâları meşrûʿ ise dahi, mütemekkin oldukları cibâl-i râsiyât ve kühûf ve şuʿabın kemâl-i menâʿati ve fart-ı şecâʿatle kavm-i mesfûrun kesreti, vülât u hükkâmı iʿmâl-i seyfden mâniʿ ve baʿzan Bağdâd vâlîleri dâmen-i kûhda bulunanlarını ʿale'l-gafle basup, baʿzısını tedmîr ü istirkāk eyledikleri bile nâdiren vâkiʿ olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere Vezîr-i müşârun ileyhin zirve-i cebelde vâkiʿ husûnun yemîn ü yesârını istısfâ ile Kalʿa-i Fûlâ'da dest-res olması hakk budur ki, kemâl-i himmet ü şecâʿatden münbaʿis bir hâlet olup, matlaʿ-ı Vezâret'inde bu nusrat-ı ʿazîmeye muvaffak olması, fîmâ- ba'd [V 64a] umûr-ı Devlet-i ʿaliyye'de izhâr-ı mesâʿî-yi mebrûre etmesini te'yîd eylediğinden başka, serkeşân-ı kabâyilin cümlesine vesîle-i tehdîd oldu. Müşârun ileyh tarafından rû-nümûn olan galebe-i gûnâ-gûn, bâʿis-i inkişâf-ı tabʿ-ı hümâyûn olup, tahsîni şâmil hatt-ı mekârim-meşhûna mashûb bir kabza mücevher hançer ile kadr ü iʿtibârı bâlâter ü efzûn kılındı.
Attribution
Citation:
"Zafer-yâften-i Vâlî-yi Bağdâd be-ʿAşîret-i Belbâs ve feth-i Cebel-i Sincâr", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_811.html
Item Details
Title:
Zafer-yâften-i Vâlî-yi Bağdâd be-ʿAşîret-i Belbâs ve feth-i Cebel-i Sincâr
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1218
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota