İcmâl-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn-i hümâyûn

Bâlâda güzâriş-pezîr-i hâme-i tahrîr kılınan Mâbeyn-i hümâyûn'un bünyâd u esâsı sîm-fâm u nahl-endâm mermer sütûnlar ile tarsîn u ihkâm kılınup, Boğaz tarafında zât-ı İskender-sıfât-ı hümâyûn'a mahsûs kebîr bir kasr-ı bî-nazîr tarh u îcâd ve vesat-ı zevâyâsına istikāmet ve cevânib-i selâseden muhrec şeh-nişîn sedlerine zîb ü zînet verilüp, ʿunsur-ı hevâyı celb ve germî-yi tâbistânı selb içün berr ü bahra müşrif revzeneler küşâd ve nümûne-nümây-ı manzara-i Bihişt-âbâd kılındı. Zikr olunan manzaraya muttasıl tarafeyn sofalarından mânend-i mürg-i Hümâ bâl-güşâ olmuş nişîmenler ve ahadühümâ âhara mukābil musannaʿ ve hurde-kârî derîceler ile zînet-yâb olmuş dîvân-hâne ve kurbünde ciheteyne nâzır iki bâb oda ve sofa ve sâyir levâzımdan ʿibâret cedîdü'r-resm ve bedîʿü't-tarh bir dâyire-i müstakille ihtirâʿ olunup, sakf-ı nev-tarzı elvâh-ı rasîsadan berdâşte ve tabaka-i ʿulyâsının [Ü4 188a] âsumânesi Bağdâd-kârî ve zer-varak ile mahlût asbâg-ı reng-â-reng ile nigâşte ve hâtır-ı Bihzâd'a hutûr ve kalem-i Mânî'den zuhûr etmamiş nakş-ı garîb ve resm-i nev-âyende vü dil-firîb ile perdâhte kılınup, etrâf-ı tâk ve kitâbeleri resm-i Rûmî ve mukarnes ve tabaka-i tahtânîde olan sakfı oyma-kârî tezhîb ile mü'esses ve cüdrân-ı tarâvet-nişânı hâme-i vehm ü hayâl ile nigârende ve safahât-ı kitâbeleri kilk-i hatt-ı Oklidis ile zîbende kılınup, şuʿle vü ziyâsından neyyireyn-i cedîdeyn, câmdan câma serserî geşt ü güzâr ve hıdmet-i rüft ü rûbî [V 61b] ile kemâl-i ʿubûdiyyet izhâr ve nesîm-i ʿanber-şemîm hılâl-i revzeneden duhûle fursat-yâb olarak, zebb-i zübâb ve ifâza-i nükhet-i cân-tâb ile o dergâh-ı vâlâya kesb-i şeref-i intisâb eyledi. Zemîn-i kasr-ı hümâyûnda ruhâm-ı sâff u mücellâdan kırma ve mütehalhıl u cünbân bir havz-ı nâdîde-bünyân inşâ olunup, fevvâresinden bâlâ-rev-i feyezân olan rişte-i sîmîn-katarât meyl-i hübût eyledikde, hûşe-i lü'lü ve ʿıkd-i mervârîd gibi havza sukūt ve bu hâl ile rûy-i havzda hâsıl olan habâb ve safha-i basît-ı mâda nümâyân olan gavra-i âb, habbi'l-gamâma müşâkil ve kurâza-i münʿakide mümâsil olup, temâşâsı kalb-i sanevberiyyü'ş-şekle ferah u şâd-mânî ihdâs ve cevher-i rûha safây-ı câvidânî îrâs ve bâ-husûs hadîka-i enîkasında derûn ve etrâfı ruhâm-ı sâff u şeffâfdan mefrûş u pîrâste ve mermer sütûnlar ile müretteb ü ârâste bir kebîr deryâ havzı dahi ibdâʿ olunup, iki tarafdan hark olunan tarîk-ı âbdan imdâd-ı bâd-ı cenûb u şimâl ile bilâ-vâsıta [Ü4 188b] vü sebeb, yaʿnî min-gayr-i keddin ve taʿbin mâ'-i havz müstemirren cereyân edüp, sahn-ı melsây-ı semâda şems ü kamer, bî-haylûlet-i sehâb cilve-ger ve basît-ı gabrâyı rûşen ü münevver eyledikde, ebniye vü eşcâr ve şükûfe vü ezhâr resimleri kemâl-i lerziş ü cünbiş ile münʿakis ve bu takrîb temâsîl-i dünyâyı temâşâ içün mersûd-ı hükemâ olan Âyîne-i İskender-şöhret'i münderis oldu. Hengâm-ı sayfda evvel-behâr ve eyyâm-ı şitâda köhne-behâr iʿtidâlini verir mermer pûşîdeli zîr-i zemîn ve cebel-i şâhik resminde enhâr u eşcâr ve gusûn u ezhâr resimlerini müştemil serdâb dahi, [V 62a] çîre-destî-yi efkâr-ı uli'l-elbâb ile inşâ ve misli nâ-yâb u maʿdûm ve ersâm-ı kadîmede aʿyânı gayr-i maʿlûm böyle bir mahall-i bedîʿ ibdâʿ u ibdâ olunup, hemân cenâb-ı Berârende-i nüh-sakf-ı semevât ve Âferînende-i kâffe-i mevcûdât teʿâlâ zâtuhû ʿan-şevâyibi'l-intikālât, Hıdîv-i devrân ve Şehinşâh-ı cihân, mâye-i râhat ve âsâyiş-i ʿibâd ve sebeb-i nazm-ı umûr-ı kuttân-ı bilâd olan Şehriyâr-ı ʿadâlet-âsâr hazretlerine bu cây-ı dil-güşâ ve bu nüzhet-serây-ı bî-hemtâyı mübârek ü mesʿûd edüp, yevm-i nüşûr ve nefh-ı sûra dek safây-ı tabʿ ve huzûr-ı kalb ile ikāmet-i Şâhâne'lerin rûzî vü meysûr eyleye, âmîn! Hakk budur ki, Sadrıaʿzam-ı vâlâ-makām, kemâl-i rağbet ü hâhiş ile mahall-i mezkûrun binâsını resm-i mezkûr üzere itmâm ve Çırâğan Yalısı'nda dahi lâzım gelan taʿmîrât u tecdîdâtı ahsen-i nesak üzere karîn-i intizâm edüp, bu hıdmet-i pür-mefharete neyl ile hakk-ı ʿubûdiyyetin ednâ mertebesini izhârdan kemâl mertebe mesrûr u memnûn ve rızây-ı yümn-iktizây-ı [Ü4 189a] Şâhâne'ye her bâr muvaffak olmak niyâzını berdâşte-i dergâh-ı Hâlık-ı bî-çûn eyledi. Bu mahall-i bî-bedele mehere-i şuʿarâ her tarafdan ʿarz-ı târîh ile izhâr-ı hüner eylediklerine binâʾen, bu ʿAbd-i kem-bidâʿa dahi her ne kadar inşâd-ı şiʿr ü karîzda metrûk isem dahi, leng ü lûk tâmm bir târîh ʿarzına ictisâr eyledim: Cenâb-ı Sadr-ı vâlâ-menzilet Yûsuf Ziyâ Paşa, Ki ʿakl ü istikāmetde bulunmaz zâtına hemtâ. Şeh-i dâd-âverin, Hâkān-ı ʿasrın reh-güzârında, Fedâ kılmış neye mâlik ise bî-menn ü istignâ. Niyâz etdi, ede bünyâd Mâbeyn-i hümâyûn'u. Hukūk-ı niʿmetin binde birin tâ eyleye icrâ. Şeh-i devrân kemâl-i lutf ile ihsân edüp ruhsat, Bu ruhsatdan olup, şevk-âver ü hurrem o Âsaf-câh. Edüp, ihzâr-ı sanʿat pîşegân-ı resm-i bünyâdı, Leb-i deryâda gûyâ gülşen-i ʿadni edüp inşâ. Safây-ı hâtır ve ʿömr-i tavîl ile niçe aʿvâm, Bu nüzhet-gâhda zâtın ikāme eyleye Mevlâ. Yazılsa tâkına Vâsıf n'ola bu tâmm târihim, Bu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ (Bu Mâbeyn'e sezâdır nâm konsa cennet-i dünyâ)
Attribution
Citation:
"İcmâl-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn-i hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_810.html
Item Details
Title:
İcmâl-i binây-ı dâyire-i Mâbeyn-i hümâyûn
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1218
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota