Fevt-i Vâlî-yi Bağdâd Vezîr Süleymân Paşa

Müşârun ileyh mâlik-i nisâb-ı ʿömr-i nâzenîn ve bâliğ-i [Ü4 146b – V 17b] derece-i “İnne's-semânîn” olduğuna binâen, yevmen-fe-yevmen kuvây-ı cismâniyyesi halel-pezîr ve bu esnâda aʿrâz-ı bedeniyyeden olan ʿilel-i sâyire müşârun ileyhe dâmen-gîr olup, işbu Rebîʿulevvel'in dördüncü günü mazîk-ı dünyâdan füshat-serây-ı ʿukbâya hırâm ve ehl-i ʿIrâk'ı dâğ-dâr-ı endûh u âlâm eyledi. Müşârun ileyh Mardin Voyvodası Mehmed Efendi'nin memlûklerinden olup, efendisi vefât ve ʿazm-i sûy-ı ʿArasât eyledikde, Vezîr Koca Süleymân Paşa dâiresine duhûl ve menzile-i fütüvvete vusûl hengâmında müşârun ileyh dahi Kazây-ı Nahb ve Vezîr ʿÖmer Paşa'ya Bağdâd teveccüh eyledikde, Sâhib-i tercemeyi Enderûn Çukadârlığı'yla münşerihü'l-kalb etmişidi. Nâsıye-i hâlinde âsâr-ı merdânegî vü reviyyet olduğuna binâen, irsâl-i lihye ile Basra Mütesellimi nasb olunup, bir müddet Basra benderi, ʿadl ü idâresiyle sâyir benâdire iddiʿây-ı serverî edüp, ʿÖmer Paşa vakʿasında zuhûr eden tebeddülât-ı vülât hasebiyle Bağdâd'a târî olan ihtilâl ü fesâd, “Vekîl-i Şâh” nâmıyla mâlik-i İran-zemîn olan Zend Kerîm Hân'a sebeb-i ʿutüvv ü ʿinâd olup, baʿzı vâhî îrâdât ile Basra'ya hücûm ve zabt-ı enhâ vü tuhûm edüp, müşârun ileyh dâmen-çîn-i muhârebe vü müşâcere ve birkaç gün mütehammil-i meşâkk-ı muhâsara ve encâm-ı kâr Aʿcâm-ı bed-kirdâr Basra'yı istîlâ ile Sâhib-i tercemeyi giriftâr-ı kayd-ı isâr ve İsfehân ve Şîrâz semtlerine tesyâr etmişler idi. Keʾîb ü hazîn bir zemân o diyârda mekîn ve o beliyye-i dil-hırâşdan halâsı zımnında müteveccih-i dergâh-ı Rabbü'l-ʿâlemîn olup, hânân-ı ʿAcem ile dahi ihtilât ü âmîziş ve suver-i mahabbetini levha-i hâtırlarında müntekış edüp, hilm ü edeb ve ʿakl-ı [Ü4 147a – V 18a] mühezzebine pesend ve cümlesi peyvend-i mahabbetini rişte-i câna bend edüp, o hılâlde Zend Kerîm dâyire-i hestîden ʿadîm ve İrâniyân miyânında ihtilâl-i ʿazîm vukūʿuyla dil-bend-i mahabbeti olan hânlara keşf-i râz ve kayd-ı esrden istihlâs zımnında bast-ı mukaddimât-ı niyâz eyledikde, sebîlini tahliye ve Basra'ya îsâl ile hakkında lâzime-i dostî ve mahabbeti teʾdiye eylediler. Müşârun ileyh dahi Basra'ya irticâʿ ve Bağdâd Vâlîsi bulunan Vezîr Hasan Paşa'nın o esnâda hücûm-ı ehâlî ile ihrâc olunduğunu istimâʿ edüp, İngilizlü vâsıtasıyla Der-i devlet'e tazarruʿ-nâme takdîm ve Basra'da birkaç mâh mahsûr ve itlâf-ı mâl-i mevfûr ile uğur-ı Pâdişâhî'de me'sûr olduğunu ifâde vü tefhîm ve Bağdâd ve Basra Eyâleti tarafına ihsân olunduğu hâlde hâtır-ı meksûru mecbûr kılınacağından başka, mürg-ı cân, kafes-i tende nihân oldukça, hıdmet-i devletde cân-sipâr ve merkez-i istikāmetde pâydâr olacağını işʿâr etmişidi. Bağdâd Kapu Kethudâsı olan Selîm Efendi meʾâl-i tahrîrâtını tervîc ve devâʿî-yi şevk-ı erkân-ı Saltanat'ı yoluyla tehyîc edüp, doksan üç senesi Şevvâl'inin sekizinci günü ibtidâ Basra Eyâleti ve birkaç günden sonra Bağdâd Eyâleti dahi tarafına tevcîh olunup, Bağdâd'a doğru teveccüh ü ʿazîmet ve taraf-ı hılâfında olan Mehmed Halîl-oğlu ile Zengabâd taraflarında muhârebeye mübâşeret ve bâgī-yi merkūm ʿan-asl şecâʿat-ı müfrita ile mevsûm olduğundan, müşârun ileyhe hayli zahmet verüp, bilâhare hasmına gālib ve defʿ-i mezâhim ile nâyil-i ecell-i metâlib olup, dâhil ü hâric-i Bağdâd'da olan muhâliflerini şemşîr-i tedbîr ile [Ü4 147b – V 18b] itlâf ve her tarafdan katʿ-ı rişte-i ehl-i hılâf etdikden sonra, kürsî-yi memlekete pâ-nihâde-i duhûl ve ʿadl-i dâd ve defʿ-i mülimmât-ı ʿibâda meşgûl oldu. Bir müddetden sonra Haske etrafında mukīm kabâyil-i şedîdetü'ş-şekîmeden Benî Hazâʿil, tuğyân ve rüsûm-ı Dîvânî ve muʿtâd olan sâyir virgülerini edâda izhâr-ı bagy u ʿisyân etmişler idi. Mütemekkin oldukları mahall, vasat-ı Dicle'de vâkiʿ bir cezîre-i pür-vahal olup, hücûm-ı askere mâniʿ ve esbâb-ı zafer bi'l-külliyye mümteniʿ olduğundan, müşârun ileyh kuvve-i müfekkireye mürâcaʿat ve Nehr-i Furât'ı katʿ ile tahsîl-i tarîk-ı şenn ü gāret eylediğini Şeyh-ı kabîle tahkīk ve ʿUrbân beyninde şâyiʿ olan dehâlet-i ʿırz maʿnâlarını mü'eyyid emân-nâme ile ʿurve-i ʿubûdiyyet ü tâʿati tevsîk edüp, ʿözrü makbûl ve bu kuvvet ü mikneti müşârun ileyhden ru’yet eylediğinden, vefâtına dek meʾlûf olduğu teʿannüd ü huşûnetden sarf-ı nazar ile şütür-i zelûl gibi bâr-ı tekâlîfini kabûl eyledi. Basra etrafında mukīm Müntefik ʿAşîreti -ki on iki bin reccâl ü rükbândan ʿibâret bir kabîle-i sâhib-i miknet idi- baʿzı esbâb ile şakk-ı ʿasâ ve müşârun ileyhe izhâr-ı buğz u şehenâ edüp, cemʿ-i kesîr ile kabîle-i mezkûre üzerine sell-i şemşîr ve birkaç sâʿat dâr u gîrden sonra kabîle-i mezkûre Kavm-i Sebâ gibi perîşân ve şeyhleri giriftâr-ı eyâdî-yi Bağdâdiyân olup, Şeyh-ı mezkûru bir müddet Bağdâd'da tevkīf ve yine cünhasını ʿafv ve Şeyhlik ile taltîf eyledi. İhmâl-i vüzerâ ve mümâşât-ı erbâb-ı müdârâ ile Rakka ve ol hâvâlîyi istîlâ ve taraf-ı devlete beher sâl teslîmi muʿayyen olan mâl-ı mîrîyi ʿadem-i edâ ile zirve-i tuğyâna iʿtilâ eden Millî ʿAşîreti Beyi Tîmûr üzerine meʾmûr kılınup, ʿaşâyir [Ü4 148a – V 19a] ü kabâyili cemʿ ve otuz bin kadar asker ile üzerine ʿalem-i ʿazîmeti refʿ edüp, bir hamlede merkūmun cemʿiyyetini perîşân ve o tarafın nizâmını verüp Bağdâd'a revân oldukdan sonra, Tîmûr, taleb-i re'y ü emân ve istidʿâsına müsâʿade ile Bağdâd'a getürdüp, zıll-i ʿinâyet ü ihsânını üzerine sâye-bân eylediğinden başka, Der-i devlet-medâr'dan ʿafvını niyâz ve bir müddetden sonra merkūmu bâ-Vezâret, Rakka Eyâleti'yle ser-efrâz etdirdi. Tîmûr ve Müntefık Şeyhı gibi kavî düşmenleri cemʿ ile baʿzan meclis sohbetine idhâl ve muhâkeme ile ser-güzeştelerini su'âlde Müntefik Şeyhı: “Yine beş-altı sâʿat kadar sadme-i Vezîrâne'nize tâb-âver-i mukābele oldum. Lâkin Tîmûr yek hamlede karârı firâra ibdâl ve beyne'l-kabâyil şâyiʿ olan şöhretini karîn-i izmihlâl eyledi" dedikde, Tîmûr dahi: “Süleymân Paşa gibi cebbâr bir Vezîr'in uğurundan savuşmak, şart-ı edebe riʿâyet ve mukābele dâʿiyesinde olmak, mahz-ı hamâkatdir" dediği resîde-i rütbe-i tevâtür ü şöhretdir. Vehhabîler'e dahi kuvvet-i kāhire-i Saltanat'ı irâ'e içün Kethudâ'sını vâfir asker ile Lahsâ semtine irsâl ve kavm-i mezkûru hasr u tazyîk ile bî-mecâl ve baʿzı şurût ile dâʾire-i istîmâna idhâl etmişidi. Şiddet-i ʿillet vücûdu şuyûʿ bulmadıkça Vehhabiler hudûd-ı Bağdad'ı tecavüz edemeyüp, bâ-vücûd-ı taʿassub savletinden tecânüb ve bi'z-zarûre tarafına izhar-ı vedâd ü tehabbüb edüp, ehâlî-yi Bağdâd dahi sâye-i ʿadl ü dâdında mutmaʾinnü'l-bâl ve tüccâr u sûdâ-gerân, zemânında tecrîm ü tagrîmden âzâde olarak müktesib-i sunûf-ı emvâl olup, Diyarbekir'den Basra hudûduna dek turuk u meʿâbir, zemânında âsûde ve lusûs u gāret-gerân ecme-i ihtifâda gunûde olduğundan gayri, bu dârât u ihtişâm ile [Ü4 148b – V 19b] Devlet-i ʿaliyye'nin tavk-ı itâʿatini gerden-i rıkkıyyetine bend ve beher sene taraf-ı hümâyûna ve sâyir erkân-ı Saltanat'a hedâyây-ı vâfire irsâliyle nahl-ı mahabbetini kulûb-ı ekâbirde berûmend eyler idi. Mısr-ı Kāhire seferinde mesârıfa medâr olmak içün iki bin kîse kadar meblağ Ordu-yi hümâyûn'a imdâd ve Bağdâd'da vücûd-ı vüzerâ ehemm olmasa, bi'n-nefs sefere ʿazimet etmek ve uğur-ı Pâdişâhî'de bezl-i mâ-melek ile hakk-ı nân u nemeki îfâ eylemek şevkini îrâd eyler idi. Rütbe-i şecâʿati ber-kemâl ve cûd u sehâda iktisâda riʿâyet eder bir Vezîr-i ʿadîmü'l- misâl olup, sâha-i hestîden fikdânı, kutr-ı ʿIrâk'ı mâtem-zede-i şîven ü perîşânî ve belki hem-hudûd olan ehl-i İrân'ı üftâde-i tâkçe-i nâ-be-sâmânî eyledi. Beher sâl etrâf u eknâfdan kasd-ı istimnâh ile tevârüd eden fukarâya mudârabeden hâsıl olan mâlından yüz kîse ifrâz ü iʿtâ ile isticlâb-ı hayr-ı duʿâ ve tezvîc-i benât-ı zuʿafâ ve iksâ ü ihtinân-ı evlâd-ı fukarâ ile nâmını sebt-i cerîde-i eshıyâ eylediği maʿlûm-i sükkân-ı Zevrâ'dır. Derûn-ı Bağdâd'da câmiʿ ve kitâbhâne ve medrese binâ ve bunların vezâyifine sarf içün baʿzı müsakkafât iştirâ eylediği mütevâtir ü meşhûrdur. Siniyy-i ʿömrü seksan seneye mütekārib ve yirmi dört seneye karîb Bağdâd ve Basra ve Şehrizor eyâletlerine tasarruf ile dünyâdan kâm almış bir Vezîr-i celîlü'l-menâkıb idi. Müşârun ileyhin vefâtı sebebi ile haşerâtın zabt u rabtı lâzım geldiğinden, ittifâk-ı vücûh-ı serhadd ile Mîr-i mîrân'dan Kethudâsı ʿAlî Paşa Kā'im-makām nasb olunup, Vezâret'e liyâkati dahi ʿarz u mahzar ile maʿrûz-ı Der-i devlet kılındığına binâʾen, Kāyim-makāmlık emr-i celîlü'ş-şânı ısdâr ve tarafına tesyâr olunduğundan başka, muhallefât-ı müteveffâda ve sâyir lüzûmu olan [Ü4 149a – V 20a] mâddelerde izhâr-ı sadâkat ve ibrâz-ı hıdmet eyler ise, matlabı ile bekâm olacağı vaʿdi dahi tarafına ifâde vü ifhâm olundu.
Attribution
Citation:
"Fevt-i Vâlî-yi Bağdâd Vezîr Süleymân Paşa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_743.html
Item Details
Title:
Fevt-i Vâlî-yi Bağdâd Vezîr Süleymân Paşa
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1217
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota