Müşârun ileyh Adanalı Vezîr ʿÖmer Paşa'nın sulbünden altmış iki târîhinde tevellüd ve giderek visâde-i sinn-i nümüvve tevessüd edüp, Kıbrıs'a nizâm ve o havâlîde ser-nümây-ı bagy u tuğyân olanları iʿdâm eden Hâss Ağası Ahmed Paşa'ya pederi Kethudâ iken, Cidde'den Ahmed Paşa'ya Mısr-ı Kāhire tevcîhiyle ikrâm ve müşârun ileyh Kāyim-makām kılınmışidi. Bir müddet murûrunda Mîrü'l-Hâcc ʿOsmân Paşa Mekke'ye geldikde, Kāyim-makāmlık'dan istiʿfâ ve Mısır'a gitmeği recâ edüp, kutr-ı Hicâz'dan tebâʿüdünü tecvîz etmeyüp, Emâret-i Cidde ile behre-yâb kılınacağını işrâb ve Şâm'a geldikde, Cidde'nin müşârun ileyhe tevcîhini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr u istisvâb edüp, inhâsı muktezayât-ı vâkt ü hâle muvâfık olduğundan, Livâ'-ı Cidde ferecün baʿde'ş-şidde sûretinde tarafına teveccüh etmiş idi. Sîret-i ber-güzîde ve siyâset-i pesendîdesi tibâʿ-ı nâsa mülayim ve bâ-husûs Şerîf-i Mekke'nin tahsîl-i rızâsına mülâzım olduğundan, ʿarz-ı eşrâf ve sitâyiş-i etrâf ile Vezâret'e nâyil ve mahdûmu olan Kāyim-makām-ı merhûmu Kethudây-ı müstakıll etmişidi. Bir zemân güzerân oldukda, Kapucu-başılık Rütbesi'yle tahsîl-i mukaddimât-ı emânî ve yedi seneye karîb müddet o erâzî-yi müteberrikede istikmâl-i nefs ile kābil-i feyz-ı Sübhânî olup, pederi Cidde'den maʿzûl ve Şâm-ı şerîf'e vusûlünde ecel-i mevʿûdu hulûl ve ribât-ı âhirete nüzûl ve müşârun ileyh dahi Kaʿbetü'l-âmâl olan Âsitâne-i saʿâdete rû-mâl ve Mekke-i mükerreme'de kesb-i muʿârefe [Ü3 185a] eylediği ʿArab-zâde Ahmed ʿAtâʾullâh Efendi'nin hânesine nüzûl ü ilmâm ve sâhib-i hâne dahi resm-i terhîb ü teʾhîli hakkında itmâm eylediğinden gayri, Hakîm-zâde ʿAli Paşa merhûmun kerîmesini vesâtatıyla [Ü4 108b] tezvîc ve metâʿ-ı zindegânîsi tervîc edüp, bu sebeble kesb-i iştihâr ve giderek taşra hidmetlerine meʾmûr etdirdüp, vardığı yerlerde ʿâkılâne hareket izhârıyla beyne'l-akrân nâmdâr olmuşidi. Müşârun ileyhin nâsıye-i hâlinde lemʿa-rîz-i şühûd olan envâr-ı rüşd ü kâr-güzârı, ʿaks-endâz-ı mirʾât-ı tabʿ-ı Tâc-dârî olup, Âsitâne hidmetlerinde dahi istihdâm ve tecribe olunması irâde ve dîbâce-i nüsha-i ikbâli olan Baş-bâkī Kulluğu'yla gonce-i bahtı küşâde kılınmışidi. İstikmâl-i müddet etmeden Dîvân-ı hümâyûn Çavuş-başılığı ile pâ-nihâde-i süllem-i imtiyâz ve bir seneden
ziyâde o hıdmet-i hatîrada kâr-sâz-ı erbâb-ı hâcât u niyâz olmuşiken, rukabâ ve hussâd irtikâba dâ'ir baʿzı mevâd, müşârun ileyhe ʿazv ü isnâd eylediklerine binâʾen, Sadr-ı vakt bulunan ʿİzzet Paşa ʿazline ʿamel ve âharını bedel edüp, bu cihetle mağdûr ve ihtisâr-ı dâyire ve hazk-ı zevâyid ile idâre-i umûra mecbûr olup, tarîf ü telîdine nefâd ve dâd ü sitedine fesâd tetarruk eylediği hâlde, Mısır ordusu nezâretiyle Haleb Vâlîsi Vezîr İbrâhîm Paşa'ya Serʿaskerlik teşrîfâtını îsâle meʾmûr ve o havâlîde dahi inkılâbât-ı kevniyye ile mübtelây-ı mesârıf-ı kāsımetü'z-zuhûr olup, Âsitâne'ye ʿavdet ve bu tarafda [Ü3 185a] tanzîm olunan bir hidmetle terfîhine baʿzı ehl-i mürûʾet himmet etmişidi. O hılâlde Sâmî Ebûbekir Paşa'nın Kāyim-makāmlık mesnedinden tenzîli karâr-gîr olup, [mısra]: ed-Dehrü yaʿdilü merraten ve yemîlü mefhûmu üzere müteveffây-ı müşârun ileyhe rûy-ı ikbâl nümûne-dâr ve bu sebeble vâreste-i nekebât-ı rüzgâr olup, iki yüz on dört senesi Receb'inin onuncu günü Kāyim-makām-ı Sadr-ı Âsaf-ihtişâm ve dâhil-i silkü'l-leʾâl-i vüzerây-ı ʿizâm olmuşidi. İki seneden ziyâde ahsen [Ü4 109a] vechile idâre-i umûr ve temşiyet-i hutûb-ı cumhûr eyleyüp, bâlâda beyân ü ifâde olunduğu vech üzere kable't-tevcîhât vefât ve terk-i meşgale-i kâ'inât eyledi. Müteveffây-ı müşârun ileyh ʿâkıl ve sâhib-i karîha ve müdîr-i pergâr-ı efkâr-ı sahîha, hüsn-i hulk u seciyyeti zâhir ve ekâbir ü esâgır ile hüsn-i ülfet ü muʿâşereti “Ke'ş-şemsi fi'l-hevâcir” bâhir olup, mutâyebât u müfâkehe semtine sâlik ve beşer vechile talâkat-ı lisâna mâlik, müdebbir ve umûrunda hâzim ve rızây-ı Mülûkâne'yi tahsîl ʿindinde min-elzemi'l-levâzım bir Vezîr-i sütûde-tedbîr idi.
Müşârun ileyhin cüz'îce rehâveti ve siyâsetde 'adem-i şiddeti elsine-i nâsda dâyir ve bu dahi hazm ü ihtiyâta riʿâyet etmesinden neş'et eylediği zâhirdir. Hakkında isnâd olunan buhl u imsâk dahi bî-maʿnâ olup, halk, cemîʿ mâlını bezl ü tebzîr ve isrâf u taktîr etmamekle taʿyîb u taʿyîr olunmaz. Cûd u sehâ ve bezl ü iʿtâ her ne kadar [Ü3 186a] sıfât-ı memdûheden ise dahi, beyne'l-ifrâti ve't-tefrît olmak lâzımdır. Mevcûdu infâk ile ashâb-ı servete ʿarz-ı ihtiyâc ve imlâk-ı fiyâlet ve zaʿf-ı tedbîrden münbaʿis bir kâr-ı mezmûm ve ʿumûm nâsın istihfâf u nefretine bâ'is bir tavr-ı meş'ûmdur. “Hifzuke li-mâ fî yedeyke li-takziye bihî hâcâtike evlâ ve hayrun min tesaddukike bihî ve talebike li-mâ fî yedi gayrike” Süfyân Sevrî kelâmındandır. Şuhh u buhl ki, evvelkîsi bezli vâcib olan mâlı garâyiz-i süfliyye ve mahabbet-i huzûz-ı cüz'iyye sebebi ile ihtizân u imsâkdan ʿibâret ve sânîsi lisân-ı ehl-i şer üzere menʿ-i vâcibden ve tâyife-i 'Arab beyninde nehr-i sâyilden kinâyetdir. Bu iki kısımdan dahi müteveffây-ı müşârun ileyh âzâde olup, ber-vech-i iktisâd tabʿında emâre-i cûd dahi müşâhede olunmuşidi. Şöyle ki, esbâb-ı Vezâret'ini istikmâl [Ü4 109b] ve hazînesine bir mikdâr nakd idhâlinden sonra, memdûh olan bezl ü inʿâm tarîkasına sülûk ve âhâd-ı nâsdan çok kimseyi “Bi'l-birri yüstaʿbedü'l-hürr” medlûlunca kendüye memlûk eylediğinden fazla, “el-Hediyyetü tuhricü zagāyinü mine'l-kulûb” eseri üzere ʿuzamây-ı devleti dahi ber-vech-i tahmîn üç yüz kîselik hediyye neşriyle mahcûb ve zâtını cümleye mahbûb etmişidi. İki sene kadar dâ'iresini idâreden sonra baʿde-edâyi'd-deyn nakd ü cins ber-vech-i tahmîn bin iki yüz kîse tedârükü kemâl-i tasarruf ve hüsn-i tedbîrine delâlet eyleyeceğinden başka, [Ü3 186b] ʿadem-i isrâf u tebzîr ile iddihârını Beytülmâl-i Müslimîn'e terk dahi, bir nevʿ iʿânet ve devlete hıdmet kabîlindendir. Merhûmdan menkūldur ki: “Sadriaʿzam hazretleri Âsitâne-i saʿâdet'e geldikde, lâ-mahâle bizi mansıbımıza ve yâhûd maʿa'l-mansıb bir mahalle me'mûr eder. ʿAlâ-kile't-
takdîreyn Âsitâne'den hareket muhtâc-ı nakd ü servet olup, hîn-i hareketimizde ve hareketimizden sonra sarfa medâr olmak ve agyâra hâlimiz âşikâr olmamak içün umûrumuzda kemâl-i tasarruf ve libâs ü ihtişâmda refʿ-i tekellüf eyleyerek, bir mikdâr akça iddihâr etdik. Hîn-i hareketde ve yâhûd bir mahalle me'mûriyyetde zemân murûr etmeden Devlet-i ʿaliyye'yi nakd talebiyle izʿâc u tasdîʿ, resm-i ʿubûdiyyete münâfîdir" der imiş; tecâvezallâhu ʿan seyyiʼâtihî.
Terceme
Attribution
- Citation:
- "Terceme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_679.html
Item Details
- Title:
- Terceme
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1216
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota