Vukūʿât der-Ordu-yi hümâyûn

Sadrıaʿzam ve Serdâr-ı ekrem hazretlerinin Yafa Sahrâsı'ndan hareket-i Âsafâneleri mukaddemâ nigâşte-i hâme-i beyân kılınmışidi. Tayy-i merâhil ve katʿ-i menâzil ile Zilkaʿde'nin on beşinci günü Arîş Sahrâsı'na rekz-i aʿlâm buyurup, on sekizinci günü fesh-i hıyâm ve harekete nizâm vermişler iken, hübûb-ı rîh-i şedîd sebebi ile sefâyin-i zehâyir perâkende ve telâtum-ı emvâc ile biri kazâ-zede olup, bilâ-zâd ü zehâyir ilerüye [Ü4 70a] teharrük müteʿazzir olduğundan, cümle ile meşveret ve bu hâl ile bi'n-nefs Sadr-ı bedîʿü [Ü3 144a] 'l-fiʿâlin ʿazîmetinde cerh u meşakkat mülâhaza olunup, ibtidâ Serʿasker ve Çerhacı taʿyîn ve verâdan Ordu-yi hümâyûn'un bunları taʿkīb eylemesi tahsîn olunmağla, Vezîr Mehmed Paşa, Serʿasker ve Mîr-i mîrân'dan Tâhir Paşa, Çerhacı nasb olunup, maʿiyyetlerine meʾmûr asker-i mansûr kemâl-i hâhiş ü şevk ile harekete teheyyüʿ edüp, Tâhir Paşa ilerüce ve Serʿasker Paşa verâdan Sâlihiyye tarafına tesyîr ve Serdâr-ı ekrem hazretleri ağırlık ve ketebe-i aklâm ve sâyir lüzûmu olmayanları Arîş'de terk ü teʾhîr husûsunu semîr-i zamîr ve baʿdehû Serʿasker Paşa'yı taʿkīb etmek husûsunu zihn-i ʿâlîlerinde tasvîr buyurmuşlar idi. Hasm-ı bâtıl dâyimâ Ordu-yi hümâyûn ahvâlini tecessüsden gâfil olmayup, Çerhacı ve Serʿasker meʾmûriyyetini tashîh etdiği gibi mukāvemetden ʿaczini bilüp, mukaddemce iʿdâd eylediği lağımlara âteş ilkā ve kalʿayı tahrîb ü ifnâ ve Belbîs'de olanları alup, Mısır'a doğru firâr etdiğini hılâl-i râhda baʿzı cevâsîs ihbâr edüp, Tâhir Paşa bilâ-mâniʿ ü mezâhim Sâlihiyye'ye dâhil ve ferdâsı Serʿasker Paşa dahi mahall-i mezbûra vâsıl olup, Sadrıaʿzam hazretleri keyfiyyete vâkıf olduklarında, aʿdâ tarafından bir nevʿ hîle tevehhümüyle kendüleri bizzât Sâlihiyye'ye varmadıkça ilerüye hareketlerini tecvîz etmeyüp, bu mazmûnda cümleye mektûblar göndermişler idi. Aʿdânın firârı ve o tarafları hâlî bırakması havf u haşyete mebnî olup, mekr ü firîbe yârâ vü istitâʿati kalmadığını Sadrıaʿzam hazretleri tahkīk etmekle, fi'l-hâl Kazây-ı ‘Arîş'den hareket ve mâh-ı Zilhicce'nin dördüncü günü “Kureyn” nâm mahalle vaz‘-ı raht-ı mehâbet eylediklerinde, ilerüde bulunan Serʻasker [Ü4 70b] ordusunda baʻzı kīl u kāl tekevvün eylediği teʿayyün edüp, Sadr-ı vâlâ-cenâb sebükbâr o tarafa şitâb [Ü3 144b] ve mâbeyne'l-asker tehaddüs eden münâzaʿa vü inkılâbı izâle vü selb ve Ordu-yi hümâyûn'u Belbîs'e celb edüp, meteris ve istihkâmât-ı sâyire ile Mevkib-i hümâyûn'u tarsîn ve nümûne-nümây-ı kalʿa-i gevher-nigîn etmişidi. Düşmen-i bed-sigâl iki tarafdan hücûm eden askerin birbirine ittisâlinden hazer edüp, ezʿaf-ı sınıfeyni dağıtmak ve baʿdehû maslahat-ı tahliyeye istediği gibi nizâm vermeği akvây-ı levâzım maslahatından ʿadd ve berr ü beyâbândan vürûd ve tûl-i ikāmet ile ifnây-ı vücûd eden Ordu-yi hümâyûn askerinde vehn ü zaʿf tasavvuruyla zünnâr-ı küfrü miyânına bend edüp, yedi bin kadar ehl-i küfr ile Mısır'dan çıkup, Mısır'ın dört sâʿat hâricinde vâki‘ hânkāhdan muharref Hânke'ye ve andan Belbîs'e doğru yürüdüğünü Serdâr-ı ekrem hazretlerine karagollar ihbâr ve fi'l-hâl Çerhacı'yı ve ʿakabinden Serʿasker Paşa'yı birkaç top ile mukābele-i aʿdâya tesyâr ve birkaç koldan düşmene hücûm etmelerini tavsiye vü tezkâr etmişidi. Râyât-i sûd-i aʿdâ, meşhûd-ı hizebrân-ı vegā oldukda, taraf taraf feth-i bâb-ı hısâm ve tehzîz-i hüsâm-i ʿadüvv-intikām ile kalʿa-i menîʿadan ibâret olan tabur-ı düşmene hücûm u iktihâm eyledikleri, sâmiʿa-res-i Sadr-ı vâlâ-makām olduğu hengâm, Şeyh-zâde Vezîr İbrâhîm Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'da terk ile sâbit-kadem olmasını te'kîd ve kendüleri bizzât rezm-gâha yetişüp, şevk-ı guzât-ı zafer-simâtı tecdîd eyleyüp, gitdikçe zâtü'l-vekūd-ı harb u kıtâl zebâne-gîr-i iştiʿâl ve fazl-ı Îzed-i Müteʿâl ile taraf-ı İslâmiyân'a fevz ü zafer intikāl edüp, hasm-ı bed-fiʿâl, hirmân-ı âmâl ve esve’-i hâl ile Mısır'a doğru münhezim ve habl-i gurûr u istikbârı munsarım olup, ʿakab-gîrân-ı İslâm o kavm-i li’âmı [Ü4 71a – Ü3 145a] ʿAzeb Kubbesi'ne dek taʿkīb ile iʿlâ’-i kelimetüllâha ikdâm eyleyüp, mansûr u muzaffer ʿinân-rîz-i ʿavd u insırâf ve cümlesi taraf-ı Sadr-ı Âsaf-evsâf'dan mazhar-ı mekârim ü eltâf oldular. Bundan sonra Serdâr-ı ekrem hazretleri Ordu-yi hümâyûn'u kaldırup, Nîl'in Dimyât ile İskenderiyye'ye münkasem olduğu “Şelkān” nâm mahalede istikrâr ve bu feth-i celîli Kapudan Paşa hazretlerine işʿâr ile mahall-i merkūma kudûmunu istiʿcâl ve silmen Mısır'ın tahliyesi mümkin olmadığı hâlde iki tarafdan hasr u tazyîka iştigāl olunacağını, bu defʿa maʿrûz-ı ʿatebe-i gerdûn-misâl-i hazret-i Şehriyâr-ı cemîlü'l-hısâl eyledi. Bu maʿreke-i hevlnâkda yetmiş kadar ehl-i tevhîd şehîd ve yüz elli kadar merd-i saʿîdde eser-i zahm bedîd olup, hasm-ı zelîl küştelerini ʿarabalara tahmîl edüp, ne mikdârı gāyir-i dereke-i siccîn olduğu zann u tahmîn olunamayup, be-în-cümle zümre-i Muvahhidîn gālib ve fırka-i müşrikîn hârib ve aʿlâm-ı İslâm nesîm-i zafere makrûn ve râyet-i ʿabede-i esnâm debûr-ı kahr-ı İlâhî ile ser-nigûn oldu.
Attribution
Citation:
"Vukūʿât der-Ordu-yi hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_614.html
Item Details
Title:
Vukūʿât der-Ordu-yi hümâyûn
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1216
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota