Mîr-i mûmâ ileyh hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûn'dan birkaç sene ʿale't-tevâlî Masraf Kitâbeti ile meşhûr-ı ehâlî olan Süleymân Efendi'nin semere-i [Ü3 12a] şecere-i fu'âdı ve nahl-i berûmend-i bâğ-zâr-ı murâdı [Ü1 222b] olup, ʿunfuvân-ı eyyâm-ı civânîde vesâtat-ı şüfeʿâ ve sevk u terbiye-i nüdemâ ile hâne-i Kilâr'a çırâğ olmuşidi. Enderûn-ı hümâyûn müteʿayyinlerinden bir zât, Râgıb Paşa merhûma bir husûs içün kalem-i müteveffâ ile bir tezkire gönderüp, sıhhat-ı imlâ ve taʿbîrâtında olan hüsn-i edâ tabʿına hoş gelüp, muharririni tashîh ve şahsını kable'r-ru'ye kābiliyyet ü istiʿdâdını Hudâvendigâr-ı esbak cennet-me'vâ Sultân Mustafa Hân hazretlerine tavsîf ü tavzîh ve: “Bu makūle erbâb-ı meʿârif kurbiyyet-i hazret-i Şehinşâhî'ye şâyestedir” deyerek Mâbeyncilik ile Hâne-i Hâssa'ya çırâğ olunmasını tasrîh etmişidi. Taraf-ı hümâyûndan kısar-ı kāmet ve hudbe vü iʿvicâc sebebi ile huzûrda şâyeste-i hıdmet olmadığı mezkûr olmuşiken, Râgıb-ı merhûm “Lâ-tezunnenne hudbete'z-zahri ʿayben. Fe'hye fi'l-hüsni min sıfâti'l-hilâl. Ve kezâlike'l-kısıyyü muhdevdibâtün. Fe'hye enkâ mine'z-zubâ ve'l-ʿavâlî” meʿâlini mukaddime-i netîce-i maksûd ve her çend cesâmet-i vücûd nısf-ı devletden maʿdûd ise dahi, kemâlât ü meʿârif bir atıyye-i behiyye-i İlâhiyye olup, naks-ı hılkat ve ʿadem-i tenâsüb-i aʿzâ o makūlelere mâniʿ-i irtikāy-ı derece-i rifʿat ü ʿulâ olmadığını beyân ile tekrar dem-sâz-ı niyâz u recâ oldukda, recâsı hayyiz-i kabûle makrûn ve devlet-i kurbiyyet ile mûmâ ileyh memnûn olmuşidi.
Râgıb vaktinde ihtimâl-i nakl-i ahbâr ile serâyir-i etvâra ıttılâʿ ve vukūfdan mahrûm ve vefâtından sonra zann ü ihtimâl-i mevhûm ber-taraf olup, refte refte mâhiyyeti maʿlûm olarak sezây-ı nazra-i ʿâlem-behây-ı Tâc-dârî ve huzûrda ihtilâs-ı ruhsat-ı kelâm ile yekke-tâz-ı meydân-ı kâm-kârî olmuşidi. Hudâvendigâr-ı mebrûrun evâhır-ı [Ü3 12b] Saltanat'larında
kendü talebiyle taşra çıkup, zümre-i hâcegâna ilhâk ile tedârük-i dâr ve tertîb-i kâr ü bâr eyleyüp, o hılâlde inkılâb-ı devr ü nevbet ile Sultân ʿAbdülhamîd Hân câlis-i serîr-i Saltanat oldukda, mâ-sadak-ı “Fî kulûbihim marazun" olan ehl-i hased ü garaz hakkında tertîb-i mukaddime-i ifk ü iftirâ ve iltizâm-ı tenâsüb-i kile't-tarafeyn ile Eğri-dere Palangası'na nefy ü iclâ ve baʿde'l-ıtlâk Niş Kalʿası binâsıyla mâ-melekini ifnâ etmişleridi. Bir müddetden sonra bu vartadan reh-yâb-ı selâmet ve aralıkda baʿzı menâsıba tevellâ ile imrâr-ı vakt eyler iken, cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʿ bulup, mûmâ ileyhin hukūk-ı teʿalluk-intimâsı revâ-dâşte-i tenâsî olmayup, iltifât-ı Mülûkâne ile nazar-ı ibtihâcı takrîr ve Rikâb Kethudâlığı ile tevkīr olunup, istîfây-ı hazz ʿakabinde maʿzûl ve giderek hasretü'r-ricâl olan Darb-hâne Emâneti'ne mevsûl olup, birkaç sene mansıb-ı mezkûrda refâh-ı hâl ile imrâr-ı eyyâm ü leyâl ve ʿâkıbet dâr-ı âhırete intikāl eyledi. Mûmâ ileyh dervîş-meşreb, sahîhu'l-mezheb, kadr-i müşterek hüneri ve her mübtedâdan haberi olup, hoş-güftâr, müstahsenü'l-etvâr, devletini hazm etmiş bir merd-i nâmdâr idi.
Terceme
Attribution
- Citation:
- "Terceme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_370.html
Item Details
- Title:
- Terceme
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1213
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota