Ahvâl-i Pâsbân-zâde

Vidin yamaklarından Pâsbân-zâde'nin ser-i felâket-zedesine buhâr-ı nahvet ü gurûr suʿûd eylediği hasebiyle Rumeli Vâlîsi bulunan Vezîr Selânikî Mustafa Paşa Başbuğluğu'yla [Ü2 185a] üzerine teslît-i cünûd olunup, muhâsara-i etrâf ve sedd ü bend-i eknâf ile muztarr ve Yeniçeri Ocağı şefâʿati ile baʿzı şurût kabûlünü medâr-ı tahlîs-i cân ü ser edüp, me'âsim-i sâbıkasından guzz-ı nazar olunmuşidi. Zemân-ı kalîlde şurûtunu fesh ile kemâ-fi'l-evvel sâlik-i girîve-i erâzil ü süfel olup, Tırnova Kasabası'na âdemler irsâl ve bilâ-sebeb kat-i çok nüfûs istîsâlinden başka, emvâl-i fukarâyı dest-zede-i nehb ü izmihlâl eyleyüp, dağlı eşkıyâsı sebebi ile me'mûr olan asâkirin fukarâya sıkleti derkâr olduğundan, merkūmun üzerine müstakillen asker taʿyîni reʿâyânın ıztırârını dü-bâlâ eyleyeceği mukarrer olduğundan, def-i vahşet ve sebeb-i itmi'nân ü istimâleti esbâbına teşebbüs olunduysa dahi, televvün-i tabʿ iktizâsıyla mütenebbih olmayup, ru'ûnet izhârını husûl-i garaza vesîle ittihâz eyleyerek gâh der-'uhde eylediği Vidin Muhassıllığı'nın bedel-i maʿlûma tehammülü olmadığından bahs ve gâh tahsîl-i rütbe-i celîle-i devlet zımnında mekâtîb baʿs edüp, Vidin Muhassıllığı'nın emâneten zabtı irâde ve Devlet-i ʿaliyye'nin rızâsına muvâfık hareketde bulunduğu hâlde gün-be-gün kadri ziyâde olarak matlab-ı aksâsına vusûl dahi mümkin olacağı ifade olunup, [Ü1 171a] bi'l-külliyye havfını izâle ve kalbini cihet-i devlete imâle kasdıyla Niğbolu'da mukīm olan Gürcü ʿOsmân Paşa dahi dağlı vesîlesiyle İslimye'ye firistâde olunmuşiken, [mısrâ]: Derûn-ı tîre-dilân kābil-i nasîhat nîst fehvâsı üzere bu pend-i bî-mânendi kurt-ı binâgûş kabûl eylemeyüp, top ve mühimmât ve birkaç bin âdem ile Sülova Voyvodası ʿAli Ağa'yı ʿale'l-gafle Niğbolu Kalʿası'na havâle edüp, kalʿayı zabt [Ü2 185b] ve Yeniçeri ve sâyir ehâlîden kati çok kimseyi katl ve kalada sâkin müteʿayyinlerden Hasekî Mehmed Ağa ve Memiş Ağa'yı ahz ve habl-i mezellete rabt ve Vidin'e celb ve tarafından bir şahs-ı bed-fercâmı Niğbolu'ya Mütesellim nasb eylediğinden gayri, balkānın öte tarafında bulunan kasabât ve kurâyı kabza-i tasarrufuna idhâl içün asker irsâl etmek fikr-i muhâlinde olduğu ahbârı, sâmiʿa-i devlete îsâl olunup, def-i tesallutu ile fukarâyı tervîh lâzım gelüp, vücûb-ı şerʿîsi ve Ocak-ı ʿâmire kāʿidesi üzere hükm-i kānûnîsi dahi maʿlûm olmak içün Bâb-ı ʿâlî'de ʿumûm meşvereti tertîb olunup, Şeyhulislâm ve Kapudan Paşa ve İstanbul maʿzûllerine gelince ʿulemâ ve Ocağlu ve ricâl-i devlet ve serhadd zâbitleri ictimâʿ ve merkūmun bidâyet ve gāyet-i ahvâli huzzâra ismâʿ olunukda, o makūle Pâdişâh'a ʿâsî olan eşhâsın Yeniçerilik'de ʿalâkaları olmayup, Ocak tarafından tesahhub olunmayacaklarını birkaç gün mukaddem bi'l-cümle Ocağlu'nun akvâlini şâmil ʿarz eylediği takrîri, Yeniçeri Ağası ve sâyir Ocağlu tekrâr tasdîk u ikrâr eylediklerinde, Sadrıaʿzam tarafından vücûb-ı şerʿîsi Şeyhulislâm Efendi'ye su'âl olunup: “Katli meşrûdur” cevabını verüp, Sadrıaʿzam tekrâr Şeyhulislâm Efendi'ye [Ü1 171b] hitâb ile: “Izâlesi meşrû olduğu hâlde merkūm, kalʿaya tehassun edeceği muhakkak olup, bu sûretde top ve humbara ile tazyîk lâzım gelmekle, matlûb şahs-ı vâhid iken kazıyyede medhali olmayan mahkûm u mecbûr ehl-i İslâm pâ-zede-i eyâdî-yi hasâr olacağları âşikârdır. Bu şübhe dahi defʿ olunsun” dediklerinde Şeyhulislâm [Ü2 186a] Efendi, Fetvâ Emîni'ne bakup ol dahi: “Ehâlî şahs-ı merkūmu vermedikleri hâlde teterrüs meselesi kıyâsiyle ʿamel olunur" dedikde Defterdar-ı sabık ʿOsmân Efendi, Fetvâ Emîni'ne tahvîl-i nazar ve: “Vidin'de şu kadar etfâl ve nisvân-ı Müslimîn mevcûd iken bu kıyâs ne vechile sahîh u muʿteber olur?” dedikde Râşid Efendi: “Orası bizim üstümüze lâzım değil. Şerʿîsini efendiler bilür” deyü rişte-i kelâmı katʿ ve meclis defʿ olunup, Re'îs Efendi odasında baʿzı mütemeyyizîn cemʿ olup, muharrir-i Fakīr: "İşte fetvâlar verileceği muhakkak, ancak yukarıda söylemeğe edeb mâniʿ oldu. Bunların üzerine taʿyîn olunan asker ekseri hâliyyü'z-zihn olup: “İslâm, İslâm üzerine kılıc çeker mi?' deyenleri ilzâm içün kātil ü maktûlün ahkâmı dahi istiftâ olunsun” dedikde, cümlesi: “Belî, bu hâtıra gelmedi” deyerek bu su’âli dahi bir kağıda yazup, taraf-ı Fetvâ-penâhî'ye gönderdiler. Ferdâsı zikr olunan mazmûnda Şeyhulislâm Efendi suver-i selâseyi câmiʿ fetvâları irsâl ve evâmir-i celîleye derc olunarak etrâf u eknâfa îsâl olunup, merkūmdan infikâk ile devlet tarafına gelan kimseler katʿâ muʾâhaze olunmamak şartı dahi nusûs-ı evâmire idhâl olundu. İşbu meşveretden birkaç gün sonra yaʿnî mâh-ı Cumâdelâhire'nin yirmi üçüncü günü rikâb olup, Kapudan Paşa hazretlerine ferve-i Serʿaskerî iksâ ve berren ve bahran bi'l-istiklâl Vidin [Ü1 172a] üzerine me'mûriyyeti baʿzı vesâyây-ı Mülûkâne ile gûş-i hûşuna ilkā olunup, Topçu ve ʿArabacı ve Lağımcı ve Humbaracı ocaklarından kifâyet mikdârı neferât me'mûr-ı maʿiyyeti kılındığından başka, Anadolu Vâlîsi Vezîr ʿAli Paşa'ya, Trabzon [Ü2 186b] Eyâleti ilhâk ve o havâlî askerini dahi yanına alup, Serʿasker-i müşârun ileyhe iltihâk etmek ve Bosna Vâlîsi Vezîr Mustafa Paşa ve Rumeli Vâlîsi Vezîr-i dîger Mustafa Paşa başka birer ordu olarak Vidin üzerine Bosna ve Rumeli askeriyle gelmeleriyçün kürk ve emr-i şerîf ile Küçük Mîrâhûr Sakızlı Mehmed Ağa taʿyîn ve İnegöl Aʿyânı Kapucu-başı Nuʿmân Bey'e Mîr-i mîrânlık verilüp, beş yüz neferle ol dahi me'mûr ve Kara ʿOsmân-zâde ve Çapâr-zâde ve sâyir Anadolu'da sâhib-i iştihâr olan kimselerin Ordu-yi Serʿaskerî'ye şitâbları zımnında irsâl-i menşûr kılındığından başka, Kul Kethudâsı Ağa baʿzı Yeniçeriyân neferâtıyla Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine gönderilüp, ʿİsmetî İsmâʿîl Efendi dahi Rumeli Vâlîsi ordusuna Nâzır ve Dağıstânî Kethudâsı Kapucu-başı Hüseyin Ağa, Nüzül Emîni nasb olunup, tevcîhâtda “İsmetî Efendi, Nişancı ve Hüseyin Ağa, Baş-bâkī Kulu olmak üzere mecbûru'l-hâtır kılındılar. Serʿasker Ordusu'na Tütün Gümrükçüsü ʿOsmân Ağa, Nüzül Emîni ve Selânikî Küçük Yûsuf Bey, Kassâb-başı nasb olunup, Kürd ʿOsmân Paşa, Niş muhâfazasına taʿyîn ve Mîr-i mîrânlık ile İnebahtı tevcîh olunan Mustafa Paşa'nın câme-i istiʿdâdı, tırâz-ı Vezâret'le tezyîn ve evvelâ Selânik ve baʿdehû Haleb Eyâleti ile sûr-ı ikbâli tarsîn ve Edirne'de temkîn olunup, Mîrâhûr-ı Evvel Zühdî Bey, Rumeli Sürücülüğü'ne ve Küçük Mîrâhûr Esʿad Bey, Anadolu Sürücülüğü'ne [Ü1 172b] tahsîs ve me'mûriyetlerinde terhîs olundular. Pâsbân-oğlu Niğbolu'yu zabt etdikden sonra, eşkıyâ [Ü2 187a] gürûhundan dört nefer Sergerde ile vâfir erzâli Varna üzerine gönderüp, Bâzârcık Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nu tahrîk ve bagy u ʿisyânda merkūmu hem-pâ vü şerîk edüp, şehr-i merkūmun yedinci Bâzâr gicesi Varna'ya bi'l-ittifâk hücûm etmeleriyle, bir fırkası kalʿaya dâhil ve bir fırkası gārete ve dîger fırkası işʿâl-i büyût ü dekâkîne müştagıl olup, Varna Kadısı bulunan Ladikli-oğlu ʿAli Efendi ehâlîye gayret ü istimâlet vererek bi'n-nefs ehâlî ile istîsâl-i eşkıyâya mübâderet ve ekserîsini iʿdâm ve kalʿada olanları dahi rây ile râm edüp, şehre isâbet eden nâr-ı zâtü'd-dırâm dahi imdâd-ı sehâb-ı feyz-i Melik-i ʿallâm ile muntafî ve o tarafdan şerr ü mazarrat-ı eşkıyâ müntefî olup, yirmi kadar kelle Âsitâne'ye irsâl ve mesbûku'l-hıdme olan Kadı ve sâyir iş erleri mazhar-ı ihsân-ı Pâdişâh-ı deryâ-nevâl oldular. Bundan sonra Pâsbân-oğlu birkaç nefer müteʿayyin şakīleri Sergerde ve maʿiyyetlerine vâfir haşerâtı ilhâk ile Ruscuğ'un teshîrini zimmet-i mefsedetlerine süpürde edüp, bu cemʿiyyet ile Ruscuğ'a karîb Kadı-köyü'ne gelüp, mütâbeʿat haberini Ruscuğ'a göndermişler idi. Silistre Vâlîsi Vezîr Gürcü ʿOsmân Paşa bu gāyile defʿiyçün mukaddemce Ruscuğ'a taʿyîn olunmuş bulunup, muhâliflerin mebʿûslarını muʿâmele-i serd ile tard ve irâ'e-i meydân-ı neberd etmekle, ʿale's-seher eşkıyâ Ruscuğ'a hücûm ve mukātele ve berü tarafdan dahi merdâne mukābele olunup, birkaç sâʿat muhârebeden sonra zümre-i muhâlifîn münhezim ve katʿî çok âdemleri dâire-i hestîden münʿadim olup, üftân ü hîzân tekrâr Kadı-karyesi'ne şitâbân oldukları hâlde [Ü1 173a] birkaç kıtʿa nehren [Ü2 187b] çete kayıkları dahi görülüp, fi'l-hâl Ruscuk pîşgâhında merbût çete kayıkları mukābele vü mudârabeye başlayup, anlar dahi mukāvemetden bîzâr ve geldikleri tarafa firâr ve ferdâsı Kadı-köyü'ndte ictimâʿ eden küştenîler gayret-i câhiliyyeyi elden bırakmayup, vaʿd ü vaʿîd ile ahadühümâ âharı teşcîʿ ederek tekrâr Ruscuğ'a hecme-endâz-ı şekā ve bu defʻa dahi ekserîsi müste'sal-i seyf-i zevâl ü fenâ olduğunu müşârun ileyh tahrîr ü îmâ ve imdâd ü iʿâne olunmasını istidʿâ etmekle, hıdmeti nezd-i ferd-i Mülûkâne'de makbûl olup, serâsere kaplu bir sevb-i semmûr ve yirmi beş bin guruş ʿatıyye-i behiyye ile kadr ü iʿtibârı mevfûr kılındığından başka, yararlığı zâhir olan Ruscuk Aʿyânı Tirsinikli-zâde İsmâʿîl Ağa'ya Kapucubaşılık ve on beş kîse ve bir sevb aʿlâ kontoş kürk ve sâyir behâdırlara tevzîʿ ve ilbâs içün kırk kîse ve yirmi kadar şemseli ve seksan kadar şemsesiz kapûd irsâl olunup, fîmâ-baʿd istîsâl-i eşkıyâ ve muhâfaza-i etrâf u enhâya ihtimâm eylemesi bâbında sâdır olan hatt-ı hümâyûn-ı nevâziş-makrûnun meʾâl-i şerîfi derciyle müşârun ileyhe bir kıtʿa fermân-ı celîlü'ş-şân ısdâr ve takviye-i bâzû-yı iktidârı içün etrâfdan maʿiyyetine vâfir asker-i cedîd taʿyîn ü tesyâr olundu. Merkūm Pâsbân-zâde taraf taraf isâre-i gubâr-ı ceng ü kıtâl ile Devlet-i ʿaliyye'yi işgāl kasdında olduğuna binâʾen, Belgrad Kalʿası'nı zabt irâde-i fâsidesiyle Belgrad matrûdlarından Kara ʿÖmer'in maʿiyyetine bir mikdâr erâzil ü eşhâs ilhâk ve fırka-i mezkûre Pojarafça'yı basup, voyvodasını ahz ve Semendire Kapudanı dahi ehâlîde istişmâm-ı bûy-i nifâk eylediğinden, [Ü2 188a] hall-i vesâk-ı ikāmet ile Belgrad'a gelüp, eşkıyâ Semendire'yi dahi bu vechile girift ve ehâlîsi ile [Ü1 173b] ittifâk eyledikleri ahbârını Belgrad Kāyim-makāmı ʿOsmân Paşa'nın sâmiʿası istirâk etmekle, İzvornik Mutasarrıfı Mîr-i mîrân Hasan Paşa'yı ve Böğürdelen Voyvodası'nı ve sâyiri vâfir asker ile başına cemʿ ü müheyyâ eylediği hâlde eşkıyâ Semendire'den hareket ve Belgrad varoşuna duhûl ile kalʿada olanlar ile cenge mübâşeret etmişleridi. Muhâfızân ve sâyir dilîrân kalʿadan çıkup, miyânede âlât-ı ceng ü sitîz müdâvele olunup, ʿavn-i Hakk ile sevret-i zümre-i muhâlifîn inhizâm-ı fâhiş ile münkesir ve iki yüz mikdârının dimâʿ-ı fâsideleri münhemirr olduğundan fazla, mühimmât ve cebe-hâne ve medâric ve livâları mazbût-ı eyâdî-yi asâkir ve dört nefer Sergerde ile yüz elli nefer şekāvet-kâr bir kenîseye tehassun etmiş bulunmalarıyla, anlar dahi zûr-bâzû-yı iktidâr ile hayyen ele getürülüp, merbût-ı habl-i züll ü ihtikār olunduğu haberleri Der-i devlet medâr'a vürûd edüp, Kāyim-makām ʿOsmân Paşa'ya bir sevb-i semmûr kürk ve on bin guruş ve Hasan Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ihsân olunduğundan başka, cengde yararlıkları bedîdâr olanlara ilbâs ve taksîm olunmak üzere şemseli şemsesiz altmış kıtʿa kapûd ve on beş bin guruş verilüp, cümlesi müstağrak-ı niʿam-ı Şehriyâr-ı kadr-dân oldular. Pâsbân-oğlu tekrâr tesvîlât-ı şeytâniyyeye tebaʿiyyet ile Niş ve Sofya taraflarına dahi sevk-ı gürûh-ı eşkıyâ edüp, Niş Muhâfızı taʿyîn olunan Kürd ʿOsmân Paşa'yı baʿzı behâne ile ehâlî-yi Niş, kabûlden imtinâʿ ile müşârun ileyh Şehir-köyü'nde ikāmet etmişidi. İki bin kadar şekāvet-kâr, karye-i mezkûre cenbinde bedîdâr olup, [Ü2 188b] havf-i mâl ü ser ile ehâlî tebaʿiyyete muztarr ve ʿOsmân Paşa dahi karâra mecâl bulamayup, Sofya'ya ʿavdet [Ü1 174a] ve Sofya halkı Pâsbân-oğlu'nun kendülerine gelen tehdîd-gûne mektûbunu ʿillet eyleyerek insırâfını îmâ vü işâret eylediklerinden, mansıbı olan Köstendil'e doğru ʿazîmet ve eşkıyâ dahi Sofya'ya bilâ-mâniʿ ü mezâhim duhûle fursat bulmuşidi. Rumeli Vâlîsi ise cemʿ eylediği askeri etrâf u eknâfa taʿyîn ve sû-be-sû menâfiz-i eşkıyâyı sedd ile terk-i râhat u hâb-nûşîn eyleyüp, Kürd ʿOsmân Paşa'nın ve Karslı ʿAli Ağa ile Siroz Aʿyânı İsmâʿîl Bey'in Sofya üzerine ve Silâhdârı Hüseyin Paşa'nın Gabrova üzerine ʿazîmet ü teveccühlerini taraflarından gönderdiği mektûblarında tebyîn edüp, Hüseyin Paşa işbu Recebü'l-ferdin yirminci günü Gabrova şeranpollerinden duhûl ve Pâsbân-oğlu tarafından gönderilen eşkıyâ ile cenge meşgûl olup, eşkıyâ bir karyeye tahassun ile müdâfaʿaya kıyâm ve Paşa-yı mûmâ ileyh dahi hasr u tazyîkde ihtimâm eyleyüp, bilâhare karyeyi ihrâk ve eşkıyânın ekseri sûzân olup, âteşden tahlîs-ı cân edenlerin dahi demleri ihrâk olunduğundan gayri, Sofya'ya taʿyîn olunan Karslı ʿAli Ağa üzerine eşkıyânın bir gürûhu ve ʿOsmân Paşa üzerine bir gürûhu hücûm edüp, ʿavn-i Hakk ile eşkıyânın iki gürûhu dahi münhezim ve Sofya'da bulunanları dahi ehâlî, dâyire-i hayâtdan münʿadim edüp, ʿOsmân Paşa'yı Sofya'ya daʿvet etmişler idi. Müşârun ileyh eşkıyâyı takîb Berkofça Balkānı'na dek ekserîsinin hânumân-ı iʿmârını tahrîb eyleyüp, bu haberler Sülova'da olan eşkıyâya münʿakis oldukda, karârı [Ü2 189a] firâra tebdîl eyledikleri ahbârı müteʿâkıben vürûd etmekle, hidmetleri mûcib-i tahsîn-i Şehriyâr-ı İskender-temkîn olup, avâtıf-ı ʿaliyye-i Şâhâne'lerinden Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa'ya bir sevb serâsere kaplu [Ü1 174b] semmûr kürk ve elli kîse ʿatıyye ve maʿiyyetinde olan Sirozlu İsmâʿîl Bey'e bir sevb-i semmûr ve ilbâsı muktezî olan sâyir behâdırlara şemseli şemsesiz altmış kapûd irsâl olunup, Silâhdâr Hüseyin Paşa'ya dahi bir sevb-i semmûr kürk ile elli kîse ve Sülova Voyvodası Hasan Ağa'ya Kapucu-başılık ve otuz kîse akça ve Karslı ʿAli Ağa'ya on kîse ve maʿiyyetinde olan Kacğar Bölük-başıya beş kîse ve Rumeli Vâlîsi'ne iki yüz elli kîse gönderilüp, şevk u gayretleri efzûn ve cümlesi birer cihetle mutayyeb ü memnûn kılındı. Muhâlifîn üzerine taʿyîn olunan vüzerây-ı ʿizâmdan Anadolu Vâlîsi Seyyid ʿAli Paşa'nın Gelibolu'ya ʿubûrunu Serʿasker ve Kapudân-ı deryâ olan Vezîr Hüseyin Paşa istimâʿ ve Âsitâne'den hareket ve müşârun ileyh ile ictimâʿ edüp, umûr-ı muhârebe beyne'l-vezîreyn müşâvere ve Ziştovi ve Niğbolu'dan murûr ile bâdî-yi emrde Eflâk yakasında bulunması müzâkeresinden sonra, Serʿasker-i müşârun ileyh ʿavdet ve tertîb-i lâzime-i hatt u tirhâle mübâderet eyledi. Kadı-karyesi'nde ber-minvâl-i muharrer münhezimen karâr üzere olan eşkıyâ üzerine Silistre Vâlîsi'nin hücûmu mütehakkak olduğundan, Ziştovi ve Tırnova taraflarına müteferrik ve havf-ı ʿakab-gîrân ile Bantova Nehri'ni güzâr ve tuğyân-ı nehir sebebiyle bir mikdârı garkâb-ı demâr olduklarından fazla, Varna'dan müfârakat ve bu cemʿiyyete iltihâk irâdesinde olan beş yüz kadar ehl-i şekāvet dahi [Ü2 189b] gümâştegân-ı devlet savletinden firâr ile nehr-i mezkûru ʿubûr ve eşkıyânın taraf taraf inhizâmları Tırnova'da olan mefsedet-kârlara mûcib-i insilâb-ı şuʿûr olup, kasabayı tahliye ile gaybet ve Silahdâr Hüseyin Paşa Tırnova'ya gidüp ikâmet eylediği ve o esnâda Pâsbân-oğlu sergerdelerinden Macar ʿAli tekrâr Tırnova üzerine hücûm edüp, [Ü1 175a] bu defʿa dahi münhezim olup, maʿiyyetinde olan beş yüz nefer Arnabûd, Paşa-yı mûmâ ileyh tarafından celb olunup, Lofça ve İvivarca'nın [İvraca Vraca] eyâdî-yi bugātdan tahlîs olunduğu ve Belgrad Kāyim-makāmı tarafından gönderilen asker Bojarafça ve Kolar palangalarını darb-ı şemşîr ile teshîr eyledikleri, Rumeli Vâlîsi tarafından tahrîr olunduğundan başka, Gürcü ʿOsmân Paşa me'mûr-ı maʿiyyeti olan asâkir ile Ziştovi üzerine tahrîk-i ikdâm ve mukābele üzere olan aʿdâyı küşte-i tîğ-i intikām eyleyerek, kasaba-i mezkûreyi kabza-i tasarrufa idhâl eylediği ahbârı, ʿale't-teʿâkub vârid-i dergâh-ı Şehriyâr-ı kerîmü'l-hısâl olup, Kürd ʿOsmân Paşa ve Gürcü ʿOsmân Paşa'ya bu defʿa dahi yirmi beşer bin guruş ve Silahdâr Hüseyin Paşa'ya otuz bin guruş ve birkaç günden sonra Gürcü ʿOsmân Paşa'ya elli bin guruşluk altûn ʿalâ tarîkı'l-ʿatâyâ irsâl ve bakıyye-i maslahatı teshîl husûsları misâl-i lâzımü'l-imtisâl ile istiʿcâl olundu. Pâsbân-oğlu hevâdârlarından olan Hacı-oğlu Bâzârcığı Aʿyânı Sırıklı-oğlu'nun Varna'ya etdiği hasâretine mücâzât lâzım gelmişidi. Ruscuk imdâdına tertîb ve Mîr-i mîrân Yûsuf Paşa Başbuğluğu ile tesrîb olunan asker o gāyile ber-taraf [Ü2 190a] olmak hasebiyle, Sırıklı-oğlu üzerine me'mûr kılınup, hâcegândan Hacı Memiş Efendi dahi o havâlî askerini sevke taʿyîn olunmuşidi. Asker-i mezkûr Bâzârcığ'a bir sâʿat mahalle vürûdlarında Sırıklı- oğlu leylen firâr eylediği tahkīk olunup, taʿkīb içün bir mikdâr asker tesyîr ve Hezargrad Aʿyânı Hacı ʿÖmer, o bedbahta dâmen-gîr olup, hayyen Âsitâne'ye irsâl ve geldiği sâʿat istîsâl olunup, Yûsuf Paşa'ya bu mukābelede bir sevb-i semmûr kürk ile on beş bin guruş ve maʿiyyetinde [Ü1 175b] olan Serbest-zâde'ye kezâlik bir sevb-i semmûr ve beş bin guruş ve Memiş Efendi'ye ve Şumnu Aʿyânı'na ve Yılık-oğlu'yla Cum'a Aʿyânı'na birer kontoş semmûr kürk ve Topçu ve ʿArabacı neferâtına tevzîʿ içün bin beş yüz guruş ve sâyir behâdırlığı zâhir olanlara iksâ içün beş sevb şemseli ve on beş şemsesiz kapûd irsâl ve mükâfât-ı hüsn-i aʿmâlleri istikmâl olundu. Semendire'de olan muhâlifleri iʿdâm ve baʿdehû Vidin Sahrâsı'nda darb-ı hıyâm eylemek üzere meʾmûr kılınan Bosna Vâlîsi, o havâlî askeriyle Belgrad'a gelüp, Kāyim-makām bulunan ʿOsmân Paşa'yı asker-i zafer-karîn ile Semendire'ye taʿyîn eylemişidi. Bu haberler Pâsbân-oğlu'na münʿakis olup, fi'l-hâl kasd-ı imdâd ile bir mikdâr eşhâs irsâl ve Pojarafça'ya idhâl eyleyüp, Belgrad ve Bosna askerinin tedârük-i tâmm ile ʿazîmetlerin istimâʿ etdikleri gibi havf-ı cân ile tâlib-i emân olmalarıyla, istîmânları kabûl olunup, süvârîleri berren ve piyâdeleri nehren rû-gerdân-ı semt-i idbâr oldukları hâlde gümâştegân-ı devlet Pojarafça istihlâsına kemer-bend-i gayret olup, muhâlifîn tarafından [Ü2 190b] şerânpo ve sâyir sûretler ile verilan istihkâmât münhedim-i tîşe-i himem-i kümât-ı zafer-simât olup, iki sâʿat rû-be-rû muhârebe vukūʿ ve muhâlifler müteferriku'l-cümûʿ olup, bir mikdârı küşte-i seyf-i berîk ve mütehassın olanları cân-sipâr-ı tûde-i harîk olup, ecel-i nâ-resîdelerinden altmış kadar hazele-i ʿisyân-nişân vazʿ-ı zindân olunup, sergerdeleri Pehlevân-oğlu ve Debreli Şeyh-oğlu'nun ser-i nuhûset-eserleri tafsîl-i vukūʿât ile Bosna Vâlîsi tarafından vürûd edüp, Semendire ve Pojarafça muhâfazası şimdilik İzvornik Muhâfızı Hasan Paşa ile İzvornikli Mehmed Paşa'ya havâle [Ü1 176a] ve Niş Kalʿası dahi ber-vech-i sühûlet Rumeli Vâlîsi tarafından zabt olunup, bi-hamdillâh sû-be-sû keyd ü gezend-i muhâlifîn izâle olundu. Berkofça ve Plevne'de muhâliflerin tehaşşüdü şüyûʿ bulduğuna binâʾen, Karslı ʿAli Ağa, Berkofça ve Hüseyin Paşa, Plevne üzerine asker-keş olmuşlar idi. Bugāt-ı mezkûre iki mahalde dahi müstekarr olmayup firâr ve zikr olunan kasabalar mazbût-ı asker-i nusrat-âsâr olduğu, Pâsbân-oğlu'nun mesmûʿu olduğuna binâʾen, ʿâdeti üzere tekrar dâmen-i ʿafva teşebbüs edüp, Vidin Muhâfızı ʿAbdî Paşa Kethudâsı'nı kendü tahrîrâtıyla ve ʿAbdî Paşa'dan kerhen aldığı mektûbuyla Âsitâne'ye irsâl edüp, Kethudây-ı merkūm fettân-ı rûzgâr bir şahs-ı nâ-bekâr olup, izâlesi muhtâr-ı erbâb-ı ihtibâr olmağla, Baş-tebdîl mübâşeretiyle Büyükçekmece'de seri bedeninden cüdâ ve cesedi haşerât-ı arza gıdâ kılındı. Aydonatlı Mîr-i mîrân ʿAbdurrahmân Paşa, Rumeli Vâlîsi maʿiyyetine bin nefer piyâde irsâlini müteʿahhid ve bu mukābelede askere Sergerde eylediği yeğeni Dervîş Bey'e Mîr-i mîrânlık ihsân olunmasına müterassıd olmuşidi. Mûmâ ileyh [Ü2 191a] neferât-ı mezkûre ile Rumeli Vâlîsi muʿaskerine duhûl ve yeğeninin nâyil-i meʾmûl olmasını müşârun ileyh tahrîrâtında beyân etmekle, iltimâsına binā'en Ramazân-ı şerîf'in yirmi ikinci günü mûmâ ileyhin kevkeb-i ikbâline iki tûğ ile fürûg verildi. Niğbolu üzerine Gürcü ʿOsmân Paşa, mevcûd-ı maʿiyyeti olan asâkir ile hücûm edüp, birkaç sâʿat muhârebeden sonra kalʿa teshîr ve derûnunda olan ʿusât tedmîr olunduğundan başka, Kulle Kalʿası dahi istîmân ile mazbût olup, müşârun ileyhin bu hıdmeti dahi nezd-i ferd-i Mülûkâne'de karîn-i tahsîn ve elli bin guruş ʿatıyye ile mesârıfı tehvîn olunup, Delîlbaşısı [Ü1 176b] Aydın Ağa'ya Mîr-i mîrânlık ve Kethudâsı Mahmûd Ağa'ya Kapucubaşılık ihsân olunup, Bilâslı Mehmed Paşa dahi Lom üzerine sevk-ı erbâb-ı vegā edüp, muhâliflerin târ-ı ıstıbârları munsarım ve Vidin tarafına münhezim olarak hâric-i Vidin'de bugāt u eşkıyâdan ferd-i âferîde kalmayup, verây-ı cidâr-ı hisârda cümlesi müstetir oldukları, vürûd eden tahrîrât meʾâlinden maʿlûm u münfehim olmağla, Paşa-yı mûmâ ileyhin hıdmeti meşkûr ve saʿyi mebrûr olup, otuz kîse ʿatıyye-i hümâyûn ve bir sevb bol yenlü ferve-i ferah-nümûn irsâliyle, kadr ü iʿtibârı vâsıl-ı kulle-i çarh-ı nîl-gûn oldu. Dağlı eşkıyâsından olup, Pâsbân-oğlu tarafına müncezib olan Emîncik, mütegallibe gürûhunun refte refte izmihlâllerini müşâhede ile cây-ı halâs ve nefsini istihlâs dâʿiyesiyle Tırnova kurâsından Rahova Karyesi'ne tehassun edüp, o aralıkda Tırnova Voyvodası olup, Silahdâr Hüseyin Paşa sadmesinden firâr eden “İbrâhîm” nâm şakī dahi merkūma mültehik olduğu Edirne'de mukīm Haleb [Ü2 191b] Vâlîsi'ne ʿaks etmekle, tefrîk-i cemʿiyyetleri zımnında üzerlerine asker taʿyîn ve mukābelede ʿaczleri zâhir olduğundan firâr ve Vidin'e dâhil oldukları ve Lom'dan firâr ve Akçar'da karâr eden eşkıyâ üzerine Vezîr Kürd ʿOsmân Paşa maʿiyyetinde olan Bilâslı Mehmed Paşa'yı taʿyîn edüp, iltikāy-ı ferîkayn vukūʿunda muhâlifler bozulup, beş yüz mikdârı helâk ve Macar ʿAli ve sâyir sergerdeleri üftâde-i magāk-ı hâk olup, esveʾ-i hâl ile Vidin'e duhûl eyledikleri haberi müşârun ileyh tarafından vârid oldu. Ada-kal‘ası'nda mütegallibe tarafından cây-gîr olan Köse Mustafa ve sâyir müte‘ayyinler hüsn-i tedbîr ile taraf-ı devlete imâle olunup, fîmâ-ba‘d câdde-i istikāmetden ‘udûl [Ü1 177a] etmameleri şartıyla, cerâyim-i güzeşteleri ma‘füvv ü magfûr ve adada mütemekkin neferâtın mevâcibleri dahi Eflâk Voyvodası tarafından havâle olunup, hâtırları mecbûr kılındı. Vidin Ser‘askeri nasb olunan Vezîr Kapudan Paşa hazretleri dahi ihzâr-ı zâd ve tekmîl-i ‘udde vü ‘atâd edüp, işbu Şevvâlü'l-mükerremin yirmi üçüncü İsneyn günü Mîrâhûr Köşkü'nde hâk-i kadem-i Mülûkâne'yi zerûr-ı çeşm-i iftihâr edüp, bol yenlü bir sevb-i semmûr ile mültefet ve vesâyây-ı Mülûkâne'yi kurt-ı binâgûş-i i‘tibâr u rağbet eyleyerek savb-ı maksûda tahrîk-i râyet eyledi. Anadolu Vâlîsi ‘Ali Paşa Kalafat tarafına geçüp, Vidin'in hasr u tazyîkına mübâşeret etmişidi. Pâsbân-oğlu Vidin'de olan çete kayıklarını donadup, kara askeriyle müdâfa‘aya kıyâm ve berü tarafdan dahi mukābele birle muhâliflerin bir kıt‘a kayıklarını zabt ve birini gark ve berren gönderdikleri bugātı rehgîr-i vâdî-yi inhizâm [Ü2 192a] eylediklerinden gayri, Silistre ve Adana ve Tırhala vâlîleri dahi Akşar'a hareket ve Vidin'e karîb bir mahalle nasb-ı hıyâm-ı savlet eylediklerini Vidinlü mu‘âyene ve üç-dört bin süvârî ihrâcıyla izhâr-ı mübâgaze vü müşâhane etmeleriyle, berü tarafdan asker-i ma‘reke-sâz a‘lâm-ı ikdâm ü gayrete ihtizâz vererek muhâlifîn üzerine hecme-endâz ve kırk elli mikdârını küşte-i seyf-i cân-güdâz etmeleriyle, kusûru firâr ve kemâ-kân Vidin'de istikrâr eylediler. Ser‘asker-i müşârun ileyh Vidin Sahrâsı'nı madrab-ı hıyâm eyledikde, me‘mûr-ı ma‘iyyeti olan vüzerây-ı ‘izâm ve mîr-i mîrân-ı kirâm ve sâyir vücûh-ı askerîyi şem‘-i bezmine cem‘ edüp, her birini bir tarafdan tazyîk-ı kal‘aya ta‘yîn ve bâdî-yi emrde Vidin ehâlîsine mektûb yazılması tahsîn olunup, gönderilan mektûbun cevâbı müte‘ahhar olduğundan, [Ü1 177b] hâric-i kal‘ada vâki‘ bir karyede mütehassın “Emîncik” nâm şakīnin üzerine varılmak tasmîm olunup, bir tarafdan vüzerây-ı ‘izâm ve bir tarafdan Tebedelenli ‘Ali Paşa hücûma ibtidâr ve o aralıkda Vidin'den imdâd çıkup, tarafeyn ile iş‘âl-i nâyire-i kıtâl ve muhâliflerin ekseri istîsâl ve berü tarafdan dahi vâfir sakatlık olup, ne hâl ise Emîncik iki zahm-i mühlik ile Vidin'e firâr eylediği hılâlde Pâsbân-zâde'nin bir-iki def‘a meb‘ûsları gelüp, sadra şifâ verecek cevâbları olmadığından ircâ‘ ve bundan sonra mahall-be-mahall meterisler hafrına isrâ‘ ve sademât-ı top ile Vidin'in ekser mahalli ıklâ‘ olunup, bâkī ahvâl hazeren ‘ani't-tatvîli ve'l-imlâl ihtiyâr-ı semt-i îcâz ile bundan sonra havâle-i kalem-i sühan-sâz kılınur.
Attribution
Citation:
"Ahvâl-i Pâsbân-zâde", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_276.html
Item Details
Title:
Ahvâl-i Pâsbân-zâde
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1212
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota