Zeyl-i şurût-ı Humbaracıyân

Devlet-i ʿaliyye ocağları ortalarından biri seferlerde kazgān bırakmak gāyetü'l-gāye ʿâr olduğuna binâ'en, müceddeden tedârük eyledikleri kazgānı ʿalenen istiʿmâl ve nakl etmemek, umûr-ı kānûniyye gibi miyânelerinde cârî umûrdan olup, binâ-berîn Humbaracı neferâtının dahi muhâfazasına me'mûr oldukları humbaralardan biri düşmen yedine geçmek ihtimâli olursa, muhâfazada vukūʿ bulan taksîrâtlarıyçün ile'l-ebed nişânlarını izhâr etmeyüp, bu vechile maʿyûb olalar. Ve lağımcı ve humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârının nânpâreleri, hıdmet etmeği olup, vefâtlarında dirlikleri evlâda verilmeyüp, zâbitânın tekmîl-i noksâniyçün ilhâk ve yâhûd mîrîden zabt olunmak kānûn kılınmışidi. Ancak eyâlât askerinin dirlikleri evlâda verilmek kānûnları iktizâsından olup, bunların dahi evlâdı bu ʿinâyetden mahrûm olmamak menbaʿ-ı merâhim ü işfâk olan zamîr-i ilhâm-semîr-i Şâhâne'ye lâyıh olmağla, baʿde-ezîn Humbaracı ve Lağımcı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârından biri fevt oldukda, nânpâresi oğluna tevcîh olunmak câyiz ola. Ve eğer sabî ise cebelü verüp tüvânâ oldukda, pederi gibi humbara ve lağım sanʿatını tahsîle ikdâm ede. Ve tüvânâ ise yevm-i tevcîhinden ber-mûceb-i şurût hidemât-ı lâzimesinde kıyâm eyleye. Eğer tüvânâ ise tevcîhi gününden ve eğer sabî ise tüvânâ olduğu günden bir buçuk [Ü2 118b] seneye dek tahsîl-i fenn etmez ise, bâlâda mastûr şurût icrâ oluna. Ve eyâlât askerinde tekāʿüd nânpâresi evlâda verilmek [Ü1 111a] câyiz olmadığı gibi, bunlarda dahi kāʿide-i mezkûre cârî ola. Ve Humbaracı Ocağı'nda Kethudâ'nın fi'l-asl mutasarrıf olduğu tîmârın hâsılâtı kalîl ise, düşen mahlûlden zamm u ʿilâve olunarak senevî hâsılı dört bin beş yüz ve Çavuş'un iki bin ve ʿAlemdâr'ın bin beş yüz ve ser-halîfelerin biner ve bayağı halîfelerin yedişer yüz ellişer guruşa ve bi'l-iktizâ dahi ziyâdeye ve Lağımcı Ocağı'nda Lağımcı-başının beş bin ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr'ın dahi derece-i kifâyeye iblâğ olunması kānûnlarında mastûr u münderic olmağla, bu misillü sonradan ʿilâve kabûl eylemiş zâbitân dirliklerinden biri münhall ve evlâda verilmesi lâzım oldukda, sonradan ʿilâve olunan mikdârı, müteveffânın yerine nasb olunacak Zâbit'e verilüp, müteveffânın kable'n-nizâm üzerinde olan zeʿâmet ve tîmârı her ne mikdâr ise ol mikdârı oğluna tevcîh oluna. Ve bu husûsa Nâzır ve Ağa dikkat eyleyeler. Evlâdlarına ifrâz u tevcîh olunan mikdâr-ı noksânı, müteveffânın yerine nasb olunan Zâbit'e, baʿdehû bilâ-veled fevt olanların mahlûllerinden ʿilâve ve tekmîl oluna. Ve işbu Lağımcı ve Humbaracı ocağları zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârın mahlûlleri evlâdlarına verilmek husûsunda sünûh eden merhamet-i Husrevâne, kānûnlarında münderic olan kâffe-i şerâyitin icrâsıyla hidemât-ı lâzimelerinin bilâ-kusûr îfâsı ile meşrût olup, bu müsâʿade-i seniyyenin şükrünü bilüp, dirlik ashâbı olan [Ü2 119a] neferât dâyimen ve müstemirren hıdmetlerinde kāyim ve hılâf-ı şurût harekete cesâret ederi olur ise, yek-dîgeri ihbâr ve ahadühümâ âharı inzâr ile o makūle hılâf-ı rızâ harekete ictisâr edenleri zâbitlerine ifâde ile te'dîblerine ikdâm ve hâric ez-kānûn evzâʿ-ı rediyyeden ictinâb eylemelerine ihtimâm [Ü1 111b] eyleyeler. Ve zîrde mezkûr Lağımcı Ocağı içün başka Kâtib iktizâ etmeyüp, Humbaracı Kâtibi olanlar Lâğımcı Ocağı Kitâbeti'ni dahi idâre edüp, bu Kitâbet içün dahi bin beş yüz guruş zamla senevî Kâtib olanlara üç bin guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tahsîs olunduğundan gayri, umûr-ı Ocağ'ı tahrîr ve ʿulûfelerini tevzîʿ de teshîl maslahatı içün maʿiyyetine aklâmın birinden mücerrebü'l-etvâr bir Kâtib taʿyîn ve ana dahi mâhiyye ellişer guruş meʿâş tahsîs ve beher mâh neferât mevâcibi icmâline idhâl ile iʿtâ olunmak ve humbaracıların Ocak Çavuşu, Ocağ'ı dâhilinde olan umûr ile meşgül olmağla, Bâb-ı ʿâlî'de ve aklâmda Ocağlu'su maslahatını ru'yet içün bir nefer Kapu Çavuşu ve neferâtdan sâyir zâbitler tarafından girift olunanları almak ve bi'l-münâvebe mahall-be-mahall gezüp, kendü hâlinde olmayanları bulmak ve bilmek içün dokuz nefer Ayak Çavuşu ve taʿlîm ve teʿallüm-i lâzimesinden olan bârût-ı siyah ve mühimmât-ı sâyireyi Kağıd-hane'de vâkiʿ mahzenden lede'l-iktizâ ihrâc ve baʿde edâ'i'l-hidme yine mahalline vazʿ u idrâc içün bir nefer Mahzenci taʿyînine muhtâc olduğuna binâʾen, taʿyîn olunacak çavuşlar ve Mahzenci, tîmârlu olmak ve Humbaracı Halîfesi pâyesi iʿtibârıyla tarîkı üzere Ser-halîfe olmak şartlarıyla tîmârlu humbaracılardan bir neferi Kapu Çavuşu ve bir neferi Mahzenci ve dokuz neferi Ayak Çavuşu taʿyîn [Ü2 119b] olunup, kadîmî nefer yevmiyyesi olarak on sekiz akça ʿulûfe ile Kağıd-hâne'de vâkiʿ sâlifü'z-zikr mahzenin el-yevm Mahzenci'si olan kimesne dahi bu defʿa tîmârludan taʿyîn olununan Mahzenci'nin maʿiyyetinde hidmetinde mukīm olmak şartıyla yevmiyyesi kemâ-kân ibkā ve ʿulûfesi sâyir neferât ile mâh-be-mâh iʿtâ olunmak ve zikr olunan Kapu Çavuşu ile Mahzenci'ye mâhiyye yirmişer guruş ve dokuz nefer ayak çavuşları [Ü1 112a] beher yevm üç neferi münâvebeten gezmek şartıyla her birine mâhiyye on beşer guruşdan yüz otuz beş guruş -ki cemʿan yüz yetmiş beş guruş- mâhiyye tahsîs olunup, neferât yevmiyyesi icmâli zeyline idhâl ile her mâh iʿtâ olunmak ve işbu Humbaracı ve Lağımcı neferâtının teksîrine irâde-i ʿaliyye teʿalluk etmekle, zikr olunan ocağlarda mevcûd olan zeʿâmetlü ve tîmârlu mikdârı münâsib olan eyâlât neferâtının yaşları yirmi beşden yukaru olmayanlarından taleb-kâr bulunur ise, ber-muktezây-ı kānûn-i cedîd dâyimâ kışlalarında bulunmak ve şurût-ı kānûniyyelerine riʿâyet etmek şartıyla Der-ʿaliyye'ye gelüp yazılmaları câyiz olmak ve bu iki Ocağ'ın zuʿamâ ve erbâb-ı tîmârı zîrde beyân olunduğu vech üzere sülüs-i sülüsân vechiyle münâvebeten vilâyetlerine zehâb ü iyâblarına ruhsat verildiği, kānûnnâme-i hümâyûna tezyîl olundu.
Attribution
Citation:
"Zeyl-i şurût-ı Humbaracıyân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_158.html
Item Details
Title:
Zeyl-i şurût-ı Humbaracıyân
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1210
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota