Sunûf-ı asâkir-i Devlet-i ʿaliyye'den olan Humbaracı neferâtı, kānûnları üzere san'atlarını öğrenüp, lâzım-ı mâhiyyet-i [Ü1 104b] san'atları olan fenn-i hendese ve evzâʿ-ı âteş-bâzîyi bi-kemâlihâ üstâdlarından ruʾyet ile vukūʿ bulan melâhim ü megazîde hark-ı (خرق) sufûf-ı aʿdâ ve hark-ı (حرق) harmen-i sâmân-ı husamâ eylemeleri kasdıyla nemâlu zeʿâmet ve tîmârlara nâyil ve min-külli'l-vücûh refâhiyyet-i hâlleri hâsıl olmuşidi. Bir müddetden berü şurût-ı kadîmelerine halel ʿârız olup, şöyle ki, zeʿâmet ve tîmârları şefâʿat ve recâ ve devâyir-i kibâra ilticâ ile nâ-ehl ellerine girüp, o makūleler dahi humbara san'atını teʿallüme ʿadem-i rağbet ve dirliği ancak medâr-ı teʿayyüş ve sefâhet ʿaddiyle şurût-ı kadîmelerine riʿâyet
etmedikleri ve el-yevm müstakıllen humbara doldurup, nişâna isâbet [Ü2 111b] etdirir âdem miyânelerinde mefkūd ve hıdmet-i lâzimelerinde ekserîsi nâ-mevcûd olduğundan gayri, seferlerde sanʿatında mâhir Humbaracı bulunmadığından, düşmen fırsat-yâb olup, ekser mahalde galebe vü istîlâ ile magrûr olageldiği mücerreb ü manzûr ve nizâmlarını muhafazaya dikkat eder Humbaracı-başı aranmayup, mechûlü'l-hâl baʿzı müflisler rüşvet ile Humbaracı-başılığ'ı istihsâl edüp, celb-i menfaʿat ve tamaʿa tebaʿiyyet ile şurût-ı kadîmeyi vikāyet eylemeyüp, bilâ-imtihân nâ-ehle ʿarz yazmak ve Eşkinci tîmâr sâhiblerinden akça ahzıyla Humbaracıyân'a idhâl eylemek ve mahlûl ve târik-i hidmet olan Humbaracılık yevmiyyesini ketm ve mevâciblerini tevzîʿde noksân vermek misillü rızâya muhâlif hareketleri zâhir ve Ocak-ı mezkûrun dahi taht-ı nizâma idhâli ve şurûtlarının tecdîd ü istikmâli matlûb-ı Pâdişâh-ı cemîlü'l-me'âsir olmağla, fîmâ-baʿd Humbaracı-başı bilâ-mûcib ʿazl ü nasb olunmamak ve mecmûʿ humbaracılar Âsitâne'de sâkin olup, ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm etmek ve tevcîhât vâkıʿaları ʿarz-ı hâl ve recâ ile olmayup, müstehakkına ağalar ʿarzıyla olmak ve bu ahvâl-i selâse [Ü1 105a] esâs-ı nizâm kılınup, aʿzam-i ricâl-i Devlet-i ʿaliyye'den muʿtemed ve sâdık bir kimse dahi, Humbaracı Ocağı'na Nâzır nasb ü taʿyîn olunmasına irâde-i kātıʿa-i hazret-i Cihân-bânî teʿalluk etmekle, fîmâ-baʿd Humbaracı Ocağı'na esâs iʿtibâr olunan ahvâl-i selâseye riʿâyet ve her mâddesine dikkat etmek üzere ricâl-i devlet müteʿayyinlerinden muʿtemed ve sadâkat-kâr birisi Nâzır taʿyîn oluna. Ve işbu nezâret me'mûriyyeti, bir vakitde mansıb [Ü2 112a] iʿtibâr olunmaya. Gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü Humbaracı neferâtının başka başka defterleri kalemlerinden ihrâc ve Nâzır'a teslîm oluna. Ve işbu nizâm şurûtunun birer ʿaynı dahi Nâzır ve humbaracı-başıların yedlerine verilüp, dâyimâ mutâlaʿa ve muktezâsını icrâya saʿy edeler. Ve bir takrîb zâyiʿ olursa, bir sûretini tekrâr mutâlebe eyleyeler. Ve şimdiye dek Humbaracı-başılık Rütbesi'ni ihtilâs eden eşhâs, irtikâbı iʿtiyâd etmeleriyle, birisinin Ocağ'a takrîbi câyiz olmayarak, âhar müstakīm ve kâr-güzâr ve zabt-ı neferâta ve şerâyit-i nizâmı vikāyeye sâhib-i iktidar müteʿayyin bir kimse Humbaracı Ocağı'na Ağa nasb oluna. Ve bir vakitde humbaracı-başılardan hediyye ve câyize ve vücûh-ı uhrâ ile şeyʾ alınmayup, ol dahi neferât ve zâbitândan bir şey almayup, şurûta muhâlif hareketi zuhûr etmedikçe ʿazl olunmaya. Ve vukūʿ bulan ocağları tevcîhâtı, ber-mûceb-i şurût Nâzır maʿrifetiyle ağaları ʿarzına merbût olup, Nâzır ile bi'l-iştirâk ʿarz edüp, bu mukābelede
akça taleb etmeyeler. Ve hılâf-ı şurût humbaracı-başılar bir hareket ederler ise, nâzırlar ihbâr edüp tahkīk olundukda, ʿazl ile iktifâ olunmayup, tertîb-i cezâ ile sâyire ʿibret kılınalar. Ve eğer Nâzır dahi hâtıra riʿâyetle haber vermez ise, muʾâhaze oluna. Ve ʿumûmen Humbaracı neferâtının ʿale'd-devâm İstanbul'da [Ü1 105b] mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâretleri esâs-ı nizâmdan olmağla, Humbaracı'ya mahsûs olarak Ok-meydanı ve yâhûd Kağıd-hâne'de Humbaracı Kışlası inşâ olunup, sanâyiʿ-i âteş-bâzîye vâkıf, fenlerinde mâhir üstâd [Ü2 112b] humbaracılar tedârüküyle sâyirlerine taʿlîm etdirile. Ve işbu bin iki yüz yedi senesi rûz-i Hızır'ında gerek yevmiyyelü ve gerek tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı İstanbul'da mevcûd olup, nasb olununan Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle ferden ferdâ yoklanup, mevcûd olmayanların yevmiyyeleri hazîne-mânde ve tîmârları zabt oluna. Ve yoklamada mevcûd olanlar kānûn ve kāʿideleri üzere imtihân olunup, mehâreti zâhir olana nân-pâresi ibkā ve zâbitliğe sezâ olanlar Zâbit nasb olunup, mehâretleri olmayanların dirlikleri refʿ ü ilgā olunmak lâzım iken, bundan böyle tahsîl-i fenn etmek garazına mebnî, nân-pâreleri refʿi tecvîz olunmayup, bundan sonra neferât, zâbitleriyle dâ'imâ kışlalarında mukīm olup, vilâyetlerine gitmamek ve âhar kisb ü kâra meşgûl olmamak şartıyla ʿale'd-devâm taʿlîm ve teʿallüm eylemeleri kānûn kılınmağla, bi'l-imtihân mehâreti zâhir olmayanlar, tahsîl-i mehârete rağbet ederler ise, üzerlerinde olan nân-pâreleri nihâyet bir buçuk seneye dek ʿalâ hâlihî durup, fi'l-hakīka saʿy ü ihtimâm ile sanʿatlarında mehâret bedîdâr olur ise, nân-pâreleri ibkā ve olmaz ise refʿ u zabt oluna. Ve yoklamada fi'l-asl müteʾehhil bulunanlar tahkīk olunup, bundan böyle zâbitândan gayrileri mücerred olmak şart kılına. Ehl ü ʿiyâl sahibi olanlar müceddeden Ocağ'a idhâl olunmayalar. Ve bu husûsa Nâzır ve Humbaracı-başı ve zâbitân dâyimâ dikkat eyleyeler. Ve el-hâletü hâzihî tîmârlu ve yevmiyyelü humbaracıları kaç kayd ise, beher humbaranın çaplarına göre iʿmâl [Ü1 106a] ve idâresine vâfî neferâtı baʿdehû Nâzır ve Humbaracı-başı, [Ü2 113a] vukūfu olanlardan tahkīk ile iktizâsına göre tertîb olunmak şartıyla şimdilik elli ʿaded humbaraya beş yüz nefer Humbaracı ve iki yüz elli nefer Mülâzım farz olunup, yoklama vaktinde isbât-ı vücûd birle dâyimâ kışlalarında ikāmet ve taʿlîm ve teʿallüm-i fenne rağbet eden yevmiyyelü ve tîmârlu Humbaracıyân'dan mâʿadâ yedi yüz elli nefere varınca kusûru, müceddeden Ağa ve Nâzır maʿrifetleriyle güçlü ve kuvvetlü ve istiʿdâd meʾmûl olan mücerredlerden tahrîr ve tekmîl
oluna. Ve bunların râbıtaları şu vechile ola ki, ferazâ bir humbaraya on beş nefer lâzım ise, on neferi Humbaracı ve beşi Mülâzım tertîb olunup, on nefer Humbaracı'nın birisi Halîfe ve dokuzu Yamak ola. Ve on beş neferin cümlesi kangı humbaraya merbût oldukları bilinmek içün birbirine müşâbih olmayarak, her humbaraya birer ʿalâmet vazʿ ve her humbaranın ʿalâmeti ne ise neferâtı dahi ol ʿalâmetle ʿalâmetleneler. Ve bir mahalle humbara gönderildikde, muʿayyen olan cemîʿ neferâtı fi'l-hâl ol humbaranın lüzûmu mikdârı mühimmâtını istishâb ve me'mûr olduğu mahalle gidüp, biri mevcûd bulunmamak lâzım gelürse, bilâ-imhâl Ocağ'dan tard ve nân-pâresi refʿ ve müstehakkına tevcîh oluna. Ve her beş humbaranın neferâtı üzerlerine sanʿatında mâhir ve zabt u rabta kādir sadâkat-kâr bir kimse Ser-halîfe nâmıyla Zâbit nasb olunup, ol beş humbara ile muʿayyen olan halîfeleri ve neferâtının iʿmâl ve istihdâmları zîr-i idâresinde ola. Ve bundan başka yine içlerinden sâhib-i dirâyet ve iʿmâl-i neferâta kādir erbâb-ı nüfûzdan biri Ocak Kethudâsı ve biri Çavuş [Ü2 113b] ve biri Ocağ'a ʿAlemdâr nasb oluna. Ve Nâzır maʿrifetiyle müstakīmü'l-etvâr bir kimse hâricden intihâb ü ihtiyâr olunup, Kâtib nasb ve vukūʿ bulan [Ü1 106b] tevcîh ve mülâzemet ʿarzları ve sâyir tahrîrâtı bi'n-nefs idâre ede. Ve işbu zâbitân bilâ-mûcib ʿazl ü nasb kabûl etmeyüp, hılâf-ı şurût bir gûne hıyâneti zuhûr etmedikçe ʿazl olunmayup, hidmetlerinde cümlesi müstemirr olalar. Şurûtun hılâfı hareket ve hıyâneti zâhir olanlar ʿazl ile iktifâ olunmayup, mazhar-ı siyâset kılınalar. Ve Kâtib'den mâ-ʿadâ Mülâzım'dan Humbaracıbaşılığ'a varınca, fîmâ-baʿd cümlesi Ocak'da hidmet ve taʿlîm ve teʿallüm ile kesb-i mehâret eyleyerek, tertîb-i tarîkleri şöyle merʿî ola ki, Humbaracı-başı fevt oldukda ve yâhûd muhıll-i nizâm hareket ile cezâsı tertîb olundukda ve yâhûd ihtiyâr ve ʿalîl olup, idâre-i neferâta kudreti kalmadığından tekāʿüd olması lâzım geldikde, yerine Ocak Kethudâsı, Humbaracı-başı ve Çavuş, Kethudâ ve ʿAlemdâr, Çavuş olup, ʿAlemdârlık; ser-halîfelerden eskisine ve Ser-halîfelik, yoluyla zîr-i idâresinde olan beş ʿaded humbara halîfelerinin eskisine ve Halîfelik yoluyla yamaklardan lâzım gelene tevcîh oluna. Bu sûretde bir humbaraya taʿyîn olunan yamaklardan biri Halîfe oldukda, fi'l-asl müretteb Yamak kaç ise tertîbine halel gelmamek içün mülâzımlardan Mülâzım-ı Evvel, Yamak olup, hâricden rağbet edenlerin biri müceddeden mülâzimîne idhâl oluna. Ve Mülâzım tahrîrinde biri Kara-kullukçu ve biri Aşcı ve biri Sakā ve ikisi ʿArabacı yazılup, ʿarabacıların müstaʿiddi Baş-mülâzım ve dîgeri sânî ve
Sakā, sâlis ve Aşcı, râbiʿ ve Kara-kullukçu, hâmis iʿtibâr oluna. [Ü2 114a] Ve humbaranın çapı ziyâdesiyle mülâzımların ziyâdeliğini îcâb ederse, bu tertîb üzere iktizâsı tanzîm oluna. Ve işbu mülâzımlardan yoluyla Baş-mülâzım, Yamak oldukda, mâ-ʿadâ mülâzımların tertîbine riʿâyet oluna. Ve Humbaracı ile Mülâzım [Ü1 107a] başka ʿadd olunmayup, merbût oldukları humbara hidmetinde cümlesi müşterek olmağla, her hâlde birbirine iʿânet eyleyeler. Ve bunların lede'l-iktizâ habs ü teʾdîbleri Ağa ve zâbitleri maʿrifetleriyle icrâ oluna. Ve iki nefer ʿarabacıların hıdmeti, ol humbarayı arabasına vazʿ ile bir mahalle götürmek lâzım geldikde, bârgîrlerini koşup ʿarabayı çekmek ve bârgîrlere bakmak olmağla, tekâsül edenlerin yevmiyyeleri refʿ olunup, Ocak'dan tard olunalar. Ve Humbaracı ve Mülâzım yazılan gerek tîmârlu ve gerek yevmiyyelü neferâtın ellerine verilecek berâtlarında tertîbleri derc ü tasrîh oluna.
Eyâletlü, sancağı dâhilinde sâkin olmak meşrût olduğu gibi yevmiyyelü ve tîmârlu mecmûʿ Humbaracı neferâtı dahi, İstanbul'da ağaları maʿiyyetinde mevcûd bulunmak ve ʿale'd-devâm kışlalarında sâkin olmak şart-ı kavî olmağla, Humbaracı neferâtına mahsûs olarak inşâ olunacak kışlalarında her humbaranın maʿa-Halîfe, Yamak ve mülâzımlarına bir orta ve bir matbah ve her Ser-halîfe'nin zîr-i idâresinde olan beş humbara neferâtı içün başka başka matbahlarıyla odaları bir dâyire olup, ol dâyirede Ser-halîfe içün dahi mahsûs bir oda ve ol beş humbaraya ihtiyâten mevcûd bulunmak içün ikişer bârgîrden on beş re's bârgîre vâfî bir ahûr ve zikr olunan Kışla civârında elli humbaranın arabalarını ve lüzûmu derece mühimmât ve barut ve sâyir levâzımını muhâfazaya mahzenler [Ü2 114b] ve evkāt-i hamseyi cemâʿat ile edâ içün bir mescid inşâ ve mescid-i mezkûra bir İmâm ve neferâta ʿilm-i hâllerini öğretmek ve vaʿz u nasîhat eylemek içün bir Hâce taʿyîn olunup ve ikisine dahi münâsib yevmiyye tahsîs oluna. Ve Humbaracı neferi hazarda kışlalarında ve seferde Ordu-yi hümâyûn'da [Ü1 107b] ve yâhûd sâyir meʾmûriyyetde bilâ-kusûr mevcûd bulunmaları şurûtlarından olup, imâm ve hâceleri dahi ağaları bayrağıyla maʿiyyet eyleyeler. Ve Humbaracı-başı'nın medâr-ı umûru olmak içün senevî mîrîden yedi bin beş yüz guruş meʿâş ve iki bin beş yüz guruş bedel-i taʿyînât tertîb olunup, ʿuhdesinde Humbaracı zeʿâmeti ve yâhûd tîmârı var ise hâssa zabt oluna. Ve neferât bu tertîbden ziyâde olmak lâzım gelürse, Ağa'nın dahi tezâyüd-i miknet ü nüfûzunu mûcib esbâbın istihsâliyçün meʿâşına zamm câyiz ola. Ve Kâtib'e dahi senevî mîrîden bin beş yüz guruş meʿâş ve beş yüz guruş bedel-i taʿyînât
tahsîs oluna. Ve Nâzır, ‘uzamây-ı ricâlden olmağla, taʿyînât bedeli lâzım gelmeyüp, fekat Nezâret mesârıfına medâr olmak içün senevî altı bin guruş meʿâş mîrîden verile. Ve Ocak Kethudâsı'na ve Çavuşu'na ve ‘Alemdar'a ve on nefer ser-halîfelere ve elli nefer humbara halîfelerine tertîb üzere nemâlı zeʿâmetler tahsîs oluna. Ve mahlûlleri vukūʿunda kānûn-nâme zeylinde mastûr şurût üzere evlâda verilmek câyiz ola. Ve zâbitân zeʿâmeti nemâlu olmak lâzım olmağla, fi'l-asl mutasarrıf oldukları nân-pârelerin hâsılâtı Nâzır ve Ağa maʿrifetleriyle tahkīk ve hâsılı [Ü2 115a] kalîl olanlara terk-i hidmetden zabt olunacak tîmâr ve zeʿâmetlerinden birikdirilüp, Kethudâ'nın zeʿâmeti dört bin beş yüz guruşa ve Çavuş'un zeʿâmeti iki bin guruşa ve ‘Alemdâr'ın zeʿâmeti bin beş yüz guruşa ve ser-halîfelerin zeʿâmetleri yedişer yüz ellişer guruşa iblâğ oluna. Ve vefâ etmediği hâlde iktizâsına göre 'ilâve câyiz ola. Ve el-yevm Humbaracı olmak üzere mukayyed olan zeʿâmet ve tîmârların işbu bin iki yüz yedi senesi Muharrem'i ibtidâsından iʿtibâr ile fîmâ-baʿd birisi kasr-ı yed geçmemek ve bir takrîb Humbaracı kaydı refʿ olmamak [Ü1 108a] ve bundan böyle kasr-ı yed olunmamak üzere Defter-hâne'de kayıdları mahalline sebt oluna. Ve fi'l-asl Humbaracı olanlardan sefere eşmeğe tâlib olanlar, ihrâc ve yerlerine Eşkinci tîmâr ashâbından rızâlarıyla Humbaracılık'a tâlib olanlar idhâl, memnûʿ ola. Ve esâfilden birer takrîb Humbaracı-başılığ'ı tahsîl ile ihtilâl-i nizâm-ı Ocağ'a sebeb olan ‘Ömer ve Receb ve Mustafa ve bunlara müşâbih olanlar fîmâ-baʿd Ocağ'a idhâl ve takrîb olunmayup, üzerlerinde olan tîmâr ve yevmiyye, Nâzır maʿrifetiyle tefahhus u tahkīk ve zabt oluna. Ve her humbaranın Halîfesi'nden mâʿadâ dokuz nefer yamakların evveline yirmi dört akça, sânîsine yirmi altı, sâlisine yirmi sekiz, râbiʿine otuz, hâmisine otuz iki, sâdisine otuz dört, sâbiʿine otuz altı, sâminine otuz sekiz, tâsiʿine kırk akça ve beş mülâzımlar yevmiyyesi ‘ale's-seviyye yirmişer akça ola. Ve 'atîk yevmiyyeli neferâtın yevmiyyeleri terkīn ile hîn-i tertîbinde ne vechile tahrîr olunursa, anların dahi yevmiyyeleri tertîb üzere [Ü2 114b] tanzîm oluna. Ve bu defʿa yoklamadan sonra tertîb olunacak humbaracıların ism ü şöhretleri ve eşkâl ve vilâyetleri tasrîhiyle ne mahalde mütevellid ve kimin oğlu olduğu, yedlerine verilecek ‘arzlarda îzâh oluna. Ve defterdârların Humbaracı Ocağı'na 'an-asl nezâretleri olup, telhîsleri olmadıkça sâde 'arz ile tevcîhleri buyurulmaya. Ve yoklamada tîmâr ve zeʿâmet ashâbı, Humbaracıyân'dan ber-mûceb-i şurût
dâyimâ kışlalarında ikāmet ile tahsîl-i fende isti‘dâdları zâhir olanlar bi't-tertîb Zâbit nasb olundukda, kusûrları her humbaraya Yamak tertîb oluna. Ve gayr ez-zâbitân Humbaracı neferâtı tedrîcî yevmiyyeli olmak ve zeʿâmet ve tîmâr, zâbitâna tahsîs olunmak karâr-gîr olmağla, o makūle zeʿâmet ve tîmârlu Humbaracıyân'dan hîn-i tahrîrde her humbaraya [Ü1 108b] taksîm ile Yamak tahrîr olunanlardan bilâ-veled mahlûl vukūʿunda ve yâhûd yoluyla gelüp, Halîfe olduklarında ve yâhûd hidmetlerini terk ile dirliklerinin refʿi îcâb eyledikde, zeʿâmet ve tîmârları zabt olunup, yerlerine tertîbi ile yevmiyyelü neferât idhâl oluna. Ve tîmârludan mâʿadâ yevmiyyeli Humbaracı neferâtı ve mülâzımlarına beher yevm yüz dirhemden ikişer etmek ve beşer pâre katık-behâ mîrîden taʿyîn oluna. Ve öteden berü Humbaracıyân'a mahsûs libâs gibi senede bir kerre ʿaynı kisveleri mîrîden dikdirilüp, her birine iʿtâ oluna. Ve işbu kisve yevmiyyelüye mahsûs olup, Humbaracı ile Mülâzım kisveleri mütefâvit ola. Ve bunların katık-behâ ve mevâcibleri ve Ağa ve Kâtib'in [Ü2 116a] bedel-i taʿyînâtları mâh-be-mâh mîrîden Nâzır olanlara iʿtâ olunup, nâzırlar dahi Ağa ve Kâtib'in bedel-i taʿyînâtlarını yedlerine iʿtâ eyledikden sonra, ʿulûfeli neferâtın mevâciblerini Kışla'da sergi edüp, Ağa ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr müvâcehelerinde Kâtib maʿrifetiyle eyâdî-yi neferâta temâmca teslîm eyleye. Ve: "Sipâriş ü havâle” deyerek bir neferin ʿulûfesini âhar nefere vermeye. Ve mevâcib vaktinde ʿözr-i şerʿî ile bulunmayanların defteriyle dîger mevâcibe dek mevâciblerini Nâzır emâneten hifz eyleyüp, hîn-i mevâcibde bulunmadıkları, hastalık ve yâhûd bir ʿözr-i makbûlden neş'et etmiş ise ve hidmetlerinde tekâsülleri yoğise teslîm oluna. Ve hidmetlerini görmeyüp, mevâcib vaktinde hemân ʿulûfe almak içün hazır oldukları tahkīk olunursa, o makūlelerin yevmiyyeleri refʿ ve şurût mûcebince lâzım gelenlere ʿarz oluna. Ve sefer ü hazarda firâr edenleri olursa, ahz ü te'dîblerine dikkat oluna. Ve mukaddem Humbaracı yazılup, bir müddetden sonra rızâsıyla yevmiyyesinden geçüp, terk-i hıdmet ihtiyâr ederi olursa, yevmiyyesinin [Ü1 109a] tevcîhi gününden berü aldığı ʿulûfe istirdâd olunup, Hazîne-i ʿâmire'ye teslîm oluna. Ve hılâf-ı nizâm hareket eden neferâtı Humbaracı-başı olanlar her bâr tefahhus edüp, nâzırlara ihbâr eyleye. Ve ihbâr etmezler ise, ketm eyledikleri içün mazhar-ı ʿukūbet olalar. Ve neferât ve mülâzımların Kışla odalarında îkād edecekleri kandîl ve şemʿ-behâ ve cârûb ve hatab ve kömür ve sâyir mâlzemeleriyçün senevî yüzer guruşdan bin beş yüz guruş mîrîden başkaca tahsîs olunup, Nâzır ve Ağa
maʿrifetleriyle ser-halîfelere teslîm ile zîr-i idârelerinde olan o[r]taların bu makūle [Ü2 116b] masraflarını idâre eyleyeler. Ve Humbaracı-başı ve Kethudâ ve Çavuş ve ʿAlemdâr bu husûsa nâzır olalar. Ve humbaracıların vikāye-i şurûtları katʿâ matlûb olmağla, bu defʿa ve bundan böyle vâkiʿ olan yoklamalara nâzırlar teharrî edüp, Ağa ve Kethudâ ve zâbitân etbâʿında Humbaracı nân-pâresi bulur ise, derhâl refʿ olunmak ve mahlûl vukūʿunda zâbitân etbâʿına Humbaracı dirliği verilmamek ve zâbitân, neferâtdan etbâʿ istihdâm etmamek ve beher mâh mevâcib iʿtâsında ʿumûmen neferâtı yoklama kānûn ola. Ve her humbaranın Halîfesi, neferâtını her gün yoklayup, hıdmetlerinde mukîm olmalarına dikkat eyleye. Ve Humbaracı neferâtının bundan böyle tîmârlusu süvârî olup, yevmiyyelüsü piyâde olmak kānûn ola. Ve seferlerde humbara iʿmâl eyleyecek mahall olamayup, zarûrî Humbaracı neferâtı muʿattal kaldıkda, lede'l-iktizâ humbara içün îcâd olunan obüs toplarını iʿmâl eyleyeler. Ve: "Hıdmetimiz değildir" deyü îrâd-ı ʿözr etmeyeler. Ve hengâm-ı hazarda her gün on humbaranın neferâtı taʿlîm mahallinde Halîfe ve ser-halîfeleriyle bi'l-münâvebe mevcûd bulunup, taʿlîm ve teʿallüm eyleyeler. Ve hâlî günlerde dahi izâʿat-ı vakt etmeyüp, sanʿatları levâzımından olan top [Ü1 109b] u tüfeng atmak ve meteris almak ve fenn-i hendese ve sâyir sanâyiʿ-i harbiyyeyi öğrenmek husûslarına Nâzır ve Ağa olanlar, iğrâda kusûr eylemeyeler. Ve neferâtdan ʿalîl ve ihtiyâr ve ʿamel-mânde ve taʿlîm esnâsında mecrûh olanlar gümrükden ve âhar mukātaʿâtdan yevmiyyeleri mikdârı vezâyif ile tekāʿüd olalar. Ve düşmen ile muhârebede mecrûh olanların yevmiyyeleri ne mikdâr ise, zaʿfıyla [Ü2 117a] diledikleri mukātaʿâtdan vazîfe ile tekāʿüd olmaları câyiz ola. Ve zâbitândan sefer ü hazarda ihtiyâr ve mecrûh ve ʿamelden sâkıt olanlar bi't-teharrî tahkīk olunup, münâsibi vechile hâllerine göre mahall-i âhardan cihet-i meʿâş taʿyîniyle tekāʿüd olalar. Ve bu makūleler sefer ü hazarda tekāʿüdlükleri lâzım geldikde, huzûr-ı Âsafî'de isbât-ı vücûd ve ʿamel-mânde oldukları bi'l-muʿâyene meşhûd olmadıkça tekāʿüdlükleri muʿteber olmaya. Ve hazarda elli humbaraya ihtiyâten ikişer bârgîrden yüz re's bârgîr dâyimâ Humbaracı Kışlası'nda hâzır bulunup, yem ve yiyecekleri ve sâyir mesârıfları mîrîden ru'yet oluna. Ve bu bârgîrler tahsîs olunan humbara nişânıyla tamgalanup, her beş humbaranın on re's bârgîrleri Ser-halîfe olanlara teslîm olunup, yem ve yiyecek ve tîmârlarına bakılmadığından, telef olanın behâsı Ser-
halîfe'nin tîmârı hâsılâtından tazmîn oluna. Ve muʿayyen olan ʿarabacılar dahi bârgîrlerin tîmâr ve yemlerine ihtimâm eyleyeler. Ve ikişer bârgîr, çapları ziyâde humbaralara kifâyet etmamekle, seferde ziyâdesi tedârük oluna. Ve humbaraların ʿaraba ve sâyir takımları Kışla'da mevcûd bulunup, bir mahalle humbara gönderilmesi muktezî oldukda, hemân ʿarabaları koşup humbarayı arabaya vazʿ ve mühimmâtını istishâb ve derhâl ʿazîmet eyleyeler. Ve Humbaracı Ocağı'nın kâffe-i mühimmâtı sanatlarında kâmil üstâd, ʿamele tedârüküyle fey'ât-i mîrî olmayarak [Ü1 110a] Humbaracı Kışlası'nda Nâzır maʿrifetiyle muhkem ve kavî inşâ oluna. Ve seferlerde her humbara ellişer atım mühimmâtı, Humbaracı Ocağı'yla beraber bulunup, mühimmâtı neferât istishâb etmek ve bu takımları [Ü2 117b] tahmîl içün her humbaraya birer kıtʿa cebe-hâne ʿarabaları inşâ olunmak ve ziyâde mühimmât muktezî olursa, cebe-hâneden alına. Ve humbara mühimmâtına cebe-hâne ʿarabalarından mâʿadâ lâzım gelan ʿarabalar dahi kavî ve hayvanları tüvânâ mîrîden akçasıyla tedârük oluna. Ve serhadlere ve kalyonlara Humbaracı iktizâ eyledikde, Ocağ'dan lüzûmuna göre tertîb oluna. İşbu ittifâk-ı ârâ ile karâr bulan nizâmın şerâyitinden ednâ bir mâddesine her kim halel verir ise, mazhar-ı laʿn ola. Ve bu defʿa müceddeden tahrîr olunacak beş yüz nefer esâmelü Humbaracıyân'ın on neferi bir takım iʿtibâr olunmağla, ibtidâ duhûl eden yirmi dört akça yevmiyye ile tahrîr olunup, yoluyla dokuzuncu oluncaya dek terakkī alarak, yevmiyyesi kırk akçaya bâliğ olup, yevmiyye ikişer etmek ile beşer pâre taʿyîn ve mâh-be-mâh iʿtâ ve yolu geldikde, bir kîse iki kîse dahi ziyâde fâyizlü tîmâr tevcîhiyle Halîfe ve onuncu olup, dokuz nefere Zâbit ve giderek dahi ziyâde mehâret kesb ederse dahi, âhar tîmâr ile Ser-halîfe ve Çavuş ve Kethudâ ve Ağa olarak Devlet-i ebed-müddet'in bu vechile niʿmet ü ʿinâyet ve imtiyâz ü rütbelerine nâyil olalar. Ancak tahrîr olunan neferât, nâ-halefden tahrîr olunmayup, ehl-i ʿirz ve tüvânâ ve istiʿdâdlı dilâverlerden yazıla. Ve hîn-i tahrîrde Kışla'sında bulunmak ve taʿlîm ve teʿallüm ile Zâbit'ine itâʿat eylemek ve biriyle nizâʿı vukūʿunda Zâbit'ine ifâde ve kabâhat kangısında ise Zâbit'i taʿzîr ve te'dîb etmek ve Zâbit'ine haber vermeksizin gavgāya tesaddî eyler ise, te'dîb olunmak ve Zâbit'ine itâʿat edüp [Ü1 110b] silâh [Ü2 118a] çekmamek, çeker ise te'dîb-i şedîd ile muʿâmele olunmak vesâyâsı evvel emirde ifade olunup, bu şurût üzere hareket edüp, hılâfı üzere ʿamel etmamek ile yemîn eyledikden sonra, deftere tahrîr ve Ocağ'a idhâl oluna ve illâ bir vechile kabûl olunmaya.
Zikr-i şurût-ı dûdmân-ı Humbaracıyân
Attribution
- Citation:
- "Zikr-i şurût-ı dûdmân-ı Humbaracıyân", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_157.html
Item Details
- Title:
- Zikr-i şurût-ı dûdmân-ı Humbaracıyân
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1210
- Source:
- Hüseyin Sarıkaya
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota