Sûret-i nizâm-ı Donanma-yi hümâyûn

ʿAn-asl Kapudâne-i hümâyûn'un üç bin üç yüz otuz üç guruş kırk akça sâlyâne-i kadîmi olup, bu mikdâr meblağ ile idâre-i umûr edemeyeceği zâhir olduğundan, dâ'imâ cebr-i noksân fikriyle muztarib ve bi'z-zarûre hılâf-ı rızâ hareketi mürtekib olup, merkūmu ve sâyir kapudanları [Ü2 59a] terfîh-i sû'-i ʿamelden müctenib olmalarını zımnen hükm ü tenbîh olmağla, binâʾen-ʿalâ-zâlik Kapudâne'nin sâlyânesi yedi bin beş yüz guruşa ve kezâlik Patrona'nın iki bin üç yüz yetmiş beş guruş kadîm-i sâlyânesiyle Lîmân Re'îsi'nin iki bin guruş sâlyânesi ber-vech-i müsâvât [Ü1 56b] altışar bin guruşa ve Riyâle'nin bin sekiz yüz yetmiş beş guruş sâlyânesi, beş bin guruşa ve Üç Enbârlu Kapudanı'nın beş yüz guruş sâlyânesi, bin beş yüz guruşa ve Kapudâne Kapudanı'nın sekiz yüz otuz üç guruş sâlyânesi, iki bin dört yüz otuz üç guruşa iblâğ olunup, seferber olan sefâyinin ʿale's-seviyye biner guruş kadîm sâlyâneleri olmağla, bu cümleden elli beş ve elli üç zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin sekizer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin altışar yüz guruşa ve kırk beş ve kırk üç ve kırk bir zirâʿ kalyonlara râkib olanların sâlyâneleri ikişer bin üçer yüz guruşa ve elli bir ve kırk yedi ve kırk beş zirâʿ fırkateynlere râkib olanların sâlyâneleri bin sekiz yüz ellişer guruşa ve kırk üçden otuz zirâʿa dek fırkateyn ve şehtiyye ve sâyire râkib olanların sâlyâneleri bin altışar yüz guruşa iblâğ olundu. Seferber olan mülâzım kapudanlarının ʿumûmen ikişer yüz otuz altışar guruş kadîm sâlyâneleri olup, bunların dahi ber-vech-i taʿdîl sâlyâneleri teksîr ve tebdîl lâzım gelmekle, Kapudâne-i hümâyûn'da olan Mülâzım-ı Evvel'e bin iki yüz elli guruş ve Sânî'ye ve Patrona'nın Mülâzımı'na bin ikişer yüz guruş ve Riyâle Mülâzımı'na bin yüz elli guruş [Ü2 59b] ve sâyir mülâzımlara râkib oldukları sefîne kapudanlarının sülüs sâlyâneleri ne mikdâr ise sülüs hisâbıyla cânib-i mîrîden başkaca sâlyâne tahsîs olundu. Ve tersânede mânde ve merbût sefâyin-i hümâyûnun süvârî kapudanları ʿan-asl ikişer yüz doksan beşer guruş ve mülâzımları yüz yetmiş yedişer guruş sâlyâne ile [Ü1 57a] tekeffüf eylediklerinden, hâlleri muztarib ü perîşân ve lede'l-iktizâ bir maslahata yaramayacakları nümâyân olup, bunlar dahi sefînelerini ʿale'd-devâm idâre şartıyla seferberlikleri hâlinde ʿale't-tertîb verilecek saliyânenin nısfı mikdârı sâlyâne ile hâllerine nizâm ve sancak kapudanları ve Lîmân Re’îsi ve Üç Enbârlı ve süvârî kapudanlardan ʿalîl ü ihtiyâr ve hıdmet-i lâzime edâsında bî-iktidâr olanlara seferber oldukları hâlde tertîb olunan sâlyânenin sülüsü ve mülâzımlardan ise nısfı ile tekāʿüd tecvîz olunup, Kapudâne ve Patrona ve Riyâle ve Lîmân Reʾîsi'nin fevti ve yâhûd bir cünha ile ʿazl ü nasbı vukūʿunda Deryâ Kapudanı bulunan vüzerây-ı ʿizâm ve müstehakk u lâyıkını ʿalâ mâ-cera'l-ʿâde, Bâb-ı ʿâlî'ye bâ-takrîr ifâde eyledikden sonra, nasbi câyiz ola. Ve sâyir Donanmayi hümâyûn sefînelerinden kalyon ve fırkateyn ve şehtiyye kapudanlarından birinin irkâbı ve yâhûd seferber olması muktezî oldukda, sancak kapudanları ve Lîmân Reʾîsi ittifâkıyla süvârî kapudanlarından fenninde mâhir ve idâre-i sefîneye kādir kimse tahsîs olunup, zikr olunan sefîneye lâzım gelan Mülâzım Kapudan dahi, bu şurûtuyla intihâb ve Bâb-ı ʿâlî'ye baʿde [Ü2 60a] 't-takrîr taʿyîn ü intisâb oluna. Ve süvârî olacak kapudanların mücerred istihkāk u liyâkat ve fenninde mehâretine nazar olunup, şefâʿat ü rişvet ve cevâyiz ü ʿubûdiyyet ile nasbları vechen mine'l-vücûh tecvîz olunmaya. Ve kapudanlara bâlâda tahrîr olunduğu vech üzere bâliğan-mâ-belağ tertîb-i idrârât olunup, ihtiyâc-ı irtikâbdan vâreste kılınmış olmalarıyla, anlar dahi râkib oldukları sefînenin kassâb ve kahve ve bunlara müşâbih hidmetleri, sâbıkı gibi beyʿ-i men-yezîd eylemeyüp, [Ü1 57b] sefînenin gediklülerinden müstehakk olanlara akçasın tahsîs eyleyeler. Etmedikleri takdîrde teʾdîb olunmak ve cünhaları olmadıkça bilâ-mûcib ʿazl ü tenzîl olunmayup, sefîneleri seferber oldukda, maʿan ʿazîmet ve tersâneade kaldıkda, tersâneden ve sefînesine nezâretden münfekk olmamak ve her bir Süvârî Kapudan ʿazîmet ü ʿavdet eyledikde, meʾmûrlar mübâşeretiyle sefîneleri yoklanup, mühimmâtın kemmiyyet ü keyfiyyeti tahkīk ve masrûf u köhne zâhire ihrâc olunup, masraf kayd olunmak ve ʿazîmetlerinde pirinç ve mercimek ve zeyt yağı ve beksemâd zîrde şart olunacak vechile verilecek olmağla, neferâtından baʿzıları fevt ve yâhûd firâr, hâsılı bir sûretle noksân olmaları vâkiʿ olur ise, tersâneye vürûdlarında meʾmûrlar yoklanup, neferât-ı nâkısanın girü kalan zahîresini hisâbıyla mîrîye istirdâd ve izâʿa ve beyʿ sûreti tahkīk olunur ise, haklarında şart kılınan vaʿîd icrâ olunmak ve mânde sefîne kapudanlarının maʿiyyetlerine meʾmûr kılınacak mikdâr-ı kifâye gediklüsüyle külle yevm sefînesinde mevcûd olup, mühimmâtını muhâfaza ve sefînesini [Ü2 60b] tîmâr edüp, ʿaksi üzere hareket edüp, bilâ-ʿözr sefînesine gelmamek ve yâhûd neferâtını tenkīs ve mevâcib ve meʾkûlât-ı neferâta hîle eyler ise, baʿde't-tahkīk sefîneden ihrâc u tebʿîd ve cünhasına göre teʾdîbde teşdîd olunmak ve bu makūle cünhaya cesâret edenleri sancak kapudanları ihbâr edüp, ʿadem-i ihbâr ile âhardan tashîh olunduğu takdîrde bunlar dahi müttehem olup, haklarında te'dîbât icrâ olunmak ve yerine cümlenin ittifâkıyla ve kapudan paşaların re'y ü irâdeleriyle Mülâzım kapudanlardan biri [Ü1 58a] nasb ve mahlûl vukūʿunda dahi bu vechile sûret verilmek ve icrây-ı te'dîbde müsâmaha olunur ise, müşârun ileyhim muʿâteb olmak ve münhall olan Mülâzım Kapudanlık eben-ʿan-ceddin tersânede hidmeti mesbûk olan müstaʿidlere verilüp, bu silsile ve nizâm ʿale'd-devâm cârî olmak ve ecânibden fenn-i deryâda mâhir ve derece-i istihkākı zâhir olanlara şart-ı mugāyeret ʿilleti îrâd olunmayup, ehliyyet-i ʿillet tevcîh olmak kaydıyla o makūlelere kapudanlık verilmek ve seferber olanlar ʿavdetlerinde sefînesinin top ve gomana ve bâd-bân ve sâyir ihrâc ve tesviyesi muʿtâd olan mühimmâtını bi-cümletihâ neferâta nakl ve mahalline vazʿ etdirmedikce, çuvalda olan ʿulûfelerini vermemek ve ʿulûfe-i neferât tahrîr-i evvele tatbîk ile yoklanup, neferât-ı nâkısanın çuvalda olan ʿulûfeleri mîrîye redd olunmak ve irâdesiyle nefer ve gediklü âhar sefîneye gediklü ve yâhûd nefer olmak ister ise kapudanı kabûl etmeyüp, [Ü2 61a] meğer kapudanı bir gediklüsünden hoşnûd olmayup tard eyler ise, kapudanın izniyle âhar sefîne kapudanı kabûl eyleye. Ve süvârî kapudanlarından üslûb-ı tersâneye vâkıf ve sanʿat-ı kırâ'at ü kitâbete ʿârif olup, müceddeden techîz-i sefîneye kādir, müstakīm ve mütebassır bir kimse Lîmân Re'îsi olup, bi'l-cümle mesârıf-ı tersâne, Emîn-i Tersâne maʿrifetiyle mûmâ ileyhin tezkiresiyle ru'yet olunup, farazâ bir geminin gomanası ve âlât-ı sâyiresi köhne vü fersûde olduğunu ve yâhûd denizde katʿ olunduğunu kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ muʿâyene ve sıhhati sefîne gediklülerinden tahkīk olundukda, köhnesi tebdîl ve maktûʿu buʿdü'l-mesâha lüzûmu mikdârı iʿtâ ve ziyâde vermekden ittikā olunmak ve bu mâddede dahi [Ü1 58b] şevâ'ib-i hiyel hiss olunur ise, cesâret edenler hakkında te'dîbât-ı lâyıka icrâ oluna. Ve süfün-i mezkûrenin bâd-bânlarından biri köhne idüğini kapudanı ihbâr eyledikde, mûmâ ileyhimâ nazar edüp, köhne denilen bâd-bânın birkaç yaprağını taʿmîr ile istiʿmâl mümkin olursa, ol mikdârı taʿmîr olunup, istiʿmâli taʿmîr ile kābil olmazsa tecdîd ve ʿatîki bir mahalle sarf olunmak içün hıfz oluna. Ve her geminin gomana ve âlâtı kaç kantâr ve kaç kulaç olduğu mahdûd ve tecdîdi muktezî olan yelkene ne mikdâr kirpâs sarf olunacağı ʿan-asl maʿlûm olmağla, kaç yaprak ve ne mikdâr kirpâs lâzım gelürse verilüp, taʿmîr ü tecdîd olunana mûmâ ileyhimâ nazar eyleye. Sarf olunan mühimmât hadd-ı muʿayyenden ziyâde ise kusûru kapudandan mütâlebe ve ahz ve şikâyetlerine ve bî- vech üzere behânelerine semʿ-i iʿtibâr havâle olunmaya. Ve neferât [Ü2 61b] içün iʿtâsı fermân olunan ürz ve mercimek beher kîlesinde ikişer vakıyye ve dahi ziyâde noksân verildiğini kapudanlar inhâ ve bu hususun dahi hüsn-i nizâma rabtını istidʿâ etmeleriyle, fîmâ-ba'd Kapudân-ı deryâ bulunan vüzerây-ı ʿizâm hazerâtı taraflarından bir muʿtemed âdem taʿyîn ve Dîvân tezkiresi'yle Kantâr Emîni tarafından bir müstakīm Kantârcı tahsîs olunup, hakk u ʿadl üzere vezn ve çuval ü zenbîl tarâların ihrâc ve gemilerin Vekîl-harc ve hocalarına teslîm ve her kîlede bir vakıyye noksâna kapudanlar râzî olduklarına binâ'en, ziyâde mütâlebe olunmamak ve taʿyîn olunan Kantârcı'nın veznini müdâfaʿa murâd eylediklerinde Kapudan Paşa takrîriyle Bâb-ı ʿâlî'ye inhâ ve müdâfaʿa teklifleri menʿ olunmak üzere mahalline kayd ve Matbah-ı ʿâmire Emîni tarafına ʿilm ü haber iʿtâ olunmak [Ü1 59a] ve neferât-ı merkūme içün Tersâne-i ʿâmire Yağcı-başısı tarafından verilan revgan-ı zeytin yüz vakıyyede yedi vakıyye noksân verilmesi mukaddemâ bi't-terâzî karâr-gîr olmuşiken, yağcı-başılar ʿadem-i kanâʿatla dahi noksân teklîf ve revgan derûnuna baʿzı şey karışdırmak hîlesine tesaddî eyledikleri taʿrîf olunmağla, bundan böyle revgan-ı zeytin dahi müşârun ileyhim taraflarından taʿyîn olunan Muʿtemed maʿrifetiyle ve Mîrî Kantârcısı yediyle vezn olunarak kapudanların taʿyîn eyleyecekleri Hâce ve vekîl-harclarına tulûm tarâları ihrâcından sonra, sâf ü bî-gışş teslîm olundukda, mukaddemâ karâr verildiği üzere yüzde yedi kıyye noksân verilüp, [Ü2 62a] ziyâde katʿ olunmamak ve eğer bu tertîbin hılâfı üzere Yağcı-başı hareket eyler ise, müşârun ileyhim taraflarından inhâ ve te'dîbi icrâ olunmak üzere mahalline kayd ve Yağcı-başı'ya ʿilm ü haber verilmek ve Kalyonlar Ser-habbâzı maʿrifetiyle tabh ve Donanma-yi hümâyûn'a iʿtâ olunan beksemâd dahi, ürz ve mercimek gibi müşârun ileyhim hazerâtı taraflarından muʿtemed âdem maʿrifetiyle müstakīm Kantârcı'ya vezn ve çuval ve tarâları ihrâc ve temâmca verilüp, noksân teklîf olunmamak ve kapudanlar seferber oldukları hâlde kendülere muʿayyen olan evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını hânelerine nân-ı ʿazîz ve dakīk verilmek üzere tevkīf ve kendüleri gemilerde nefer beksemâdından geçindikleri tahkīk olunmağla, fîmâ-baʿd evlâd esâmîlerinin beksemâdlarını gemilerinde kendüleri ekl eylemek üzere ahz edüp, tevkīf etmeyeler. Fekat seferberliklerinde muʿayyen olan beksemâdları mahalli terkīn ile verilmeyüp, hazarlarında muʿtâd olan nânları katʿ olunmamak ve bu nizâmdan sonra noksân verildiği tehakkuk ederse, te'dîb olunacağı tasrîhiyle Ser-habbâzı'na [Ü1 59b] ʿilm ü haber verilmek ve zehâyiri mahallerinden ve barutu Bârût-hâne-i ʿâmire'den nakle lâzım gelan ücret-i maʿûneyi kapudanlar ʿan-asl kîselerinden vermekle zararları müteʿayyen olmağla, fîmâ-baʿd kethudâları maʿrifetiyle zahîreye vâfî maʿûne ve barut nakliyçün At Kayığı, Dîvân tezkireleriyle taʿyîn ve ücretleri cânib-i mîrîden verilmek ve Donanma-yı hümâyûn kalyonlarının gerek süvârî ve mülâzım kapudanlıkları ve gerek medâr-ı meʿâş ve edevât ü mühimmâtın muhâfazası ber-vech-i muharrer [Ü2 62b] taht-ı râbıtaya idhâl olundukdan sonra, bi'l-cümle sefâyinin gayr ez-neferât temâmen gediklü ve zâbitleri dahi tertîb ve sayf ü şitâ ve subh u mesâ hidmet-i lâzimelerinde ʿale'd-devâm başı bağlu olmak üzere tanzîm lâzım gelüp, iltihâk-ı efkâr-ı ricâl-i Tersâne ile anlara dahi şöyle nizâm verilmişdir ki, Donanma-yı hümâyûn kalyonları evvel-behârda techîz ü ihrâc ve neferât ve zâbitânı seferber olduklarında, Kalyonlar Rûznâmçesi'nde mukayyed olduğu vech üzere ʿale'l-ʿumûm dörder kıst mevâcibleri ve altışar aylık taʿyînâtları iʿtâ olunagelüp, ancak rûz-i Kāsım hulûlünde donanma ʿavdeti muʿtâd olmağın, bu sûretde müddet-i nehzat ve ʿavdetleri altı mâh iken bir senelik mevâcib aldıkları ve baʿde'l-ʿavd gediklü ve neferât, vilâyetlerine rücûʿ eyledikleri cümlenin maʿlûmu olup, fîmâ-baʿd işbu gediklüler ʿale'd-devâm sefer ü hazarda hıdmet-i lâzimelerin kâmilen bir sene ru’yet ve muktezây-ı fenleri üzere teʿallüm ve taʿlîm ile lede'l-iktizâ her sefînede gediklü ve zâbitân bulunmak ve yevmen-fe-yevmen Kalyoncu Ocağı ve Donanma-yı hümâyûn maʿmûr olmak içün iki yüz [yedi] senesi Cumâdelulâsı'nda bi'l-cümle kalyonlar ve işe yarar fırkateynlerin tâm gediklüsü defter etdirildikde, [Ü1 60a] üç bin kadar zâbitâna resîde olmağla, bunların içinden Baş Re'îs ve Yelkenci ve ikinci ve üçüncü re'îsler ve Gemi Ağası ve Topçu-başı misillü, yaʿnî otuz akçadan ziyâde yevmiyyelüsüne sülüs ve otuz akçalusuna ve dahi aşağısına nısf mevâcib zamm u izâfe olunmak ve yevmiyye-i kadîme [Ü2 63a]-lerine halel gelmamek içün ziyâde-i mezkûreye zamm iʿtibâr olunmayup, gerek seferber ve gerek mânde merbût olan sefâyin takımına ve Donanma-yı hümâyûn'un hîn-i ʿazîmetinde ber-muʿtâd verile gelan mevâcibleri gûyâ rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin iʿtibâr olunmuş gibi iʿtâ olunmak ve zamâyim-i merkūme Donanma-yı hümâyûn ʿavdetinde, rûz-i Hızır'dan rûz-i Kāsım'a değin “Meʿâş-i Şitâ'iyye” taʿbîri, Kalyonlar Rûznâmçesi icmâlinde mastûr ve “Kış ʿUlûfesi” nâmı elsine-i nâsda mezkûr olarak sâlifü'l-beyân zamîmenin icmâli tekrâr tanzîm ve Kāsım'dan yirmi otuz gün sonra sergi ferşiyle tevzîʿ olunup, nısfı neferâta iʿtâ ve nısfı çuvala vazʿ ve baʿdehû Mart hulûlünde çuvala vazʿ olunan nısf-ı bâkī dahi yine sergi ferşiyle neferâta verilüp, içinden mahlûl zuhûr ederse, bâz-be-hazîne kılınmak ve yine şitâ'iyye olmak üzere altı aylık taʿyînleri dahi ʿaynen verilmek ve bir geminin Topçu-başısı mahlûlünde ikincisi ehil ise ana, değil ise sudagabolardan top atmakda mütefennin ve mehâreti zâhir olana yine sancak kapudanları ittifâkıyla verilmek ve'l-hâsıl gedik mahlûlünde mâ-dâme o sefînede gediğe müstehakk âdem bulunur [ise] imtihândan sonra ana verilüp, hâricdeki geminin gediklüsünden tefrîk olunmayup, hîn-i nasbda mehâret ve istihkāka mürâʿât ü iltizâm ile nâ-ehle tevcîhden mücânebet oluna. Ve Donanma-yı hümâyûn'da mesbûku'l-hidme olan emekdâr ve ihtiyâr olup, ʿamel-mânde olan [Ü1 60b] gediklüye ʿulûfesinin sülüsânı ve hazarda hidmet eder iken sukūt ve gayri âfet ile ʿamel-mânde olanlara yevmiyye-i kadîmesi ve muhârebede mecrûh olanlara [Ü2 63b] maʿa-zamm yevmiyyesi kadar gümrüklerden tekāʿüd vazîfesi ihsân olunmak ve bu ʿinâyetden sonra kapudanları dahi gediklülerine hidmet-i lâzimelerin ru'yetde kusûr ederler ise, mu'âhaze vü te'dîb olunmak ve işbu gediklülerin bin iki yüz yedi senesi rûz-i Kāsım'ından iʿtibâr ile tahrîrlerine şurûʿ olunup, mukaddemce beyân olunduğu vech üzere lâzım gelan kış ʿulûfeleri ve ʿaynî taʿyinâtları verilmek üzere tanzîm ve nizâm-ı mezkûr Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznamçesi'ne ʿilm ü haberi verildi. Ve Tersâne-i ʿâmire'nin fi'l-asl mü'esses olan umûr-ı nizâmiyyesi refte refte halel-pezîr olmuşiken, ʿasr-ı bâhirü'n-nasr-ı Şehriyârî'de hüsn-i himmet ve sıdk-ı niyyet ve ʿazîmet-i Husrevâne'leriyle muhtell olmuş ve nizâm-ı asliyyesinden çıkmış umûr-ı donanma, vazʿ-ı kadîmden ahsen-i sûret ile nizâm-pezîr olup, süfün-i hümâyûnun mücehhez ü hâzır tevakkufları ve mühimmât ve levâzımının bir hılâli zâyiʿ u telef olmayarak muhâfazasında ricâl-i Tersâne ve kapudânânın saʿy ü ihtimâmları nâ-güncây-ı havsala-i taʿbîr olup, az vakitde bu nizâm ve râbıtaya bendi ve baʿde'n-nizâm müstekarr olmasının sebebi, gerek sancak kapudanları ve gerek sâyir süvârî ve mülâzimîn fi'l-asl sâlyâne ve meʿâş-ı cüz'î ile müstahdem ve idâre-i umûrda zahmet-keş ve beste-dem olmuşlar iken, birer mikdâr meʿâş zammıyla refâh-ı hâllerine himmet olunduğundan, bunlar dahi muhâfaza-i mühimmât sebebi ile mîrîye birkaç kat hidmet ve umûr-ı lâzimelerini hulûs-ı kalb ile ru'yete teşmîr-i dâmen-i gayret etmişler ise dahi, maʿa'z-zamm meʿâşları [Ü1 61a – Ü2 64a] vakt ü hâle göre kalîl ve kemâl-i şevk ve sadâkatlerine tâziyâne olmak içün bir nev' ihsâna dahi mazhar olmaları mahz-ı lutf-i cezîl olduğunu Kapudân-ı deryâ Vezîr Hüseyin Paşa hazretleri takrîr ve mûmâ ileyhime cânib-i mîrîden birer mikdar ta'yînât tertib buyurulmasını tezkîr etmekle, Kapudâne'ye yevmiyye beş kıyye lahm-ı ganem ve dört kıyye ürz ve iki buçuk kıyye revgan-ı sâde ve Patrona'ya dört kıyye lahm ve üç kıyye ürz ve iki kıyye revgan-ı sâde ve Lîmân Re'îsi'ne ve Riyâle'ye dörder kıyye lahm-ı ganem ve üç kıyye ürz ve ikişer kıyye revgan-ı sâde ve sâyir süvârî olan kapudanlara ‘ale's-seviyye ikişer kıyye lahm-ı ganem ve birer buçuk kıyye ürz ve birer kıyye revgan-ı sâde ve mülâzım kapudanlara dahi 'ale's-seviyye birer buçuk kıyye lahm-ı ganem ve birer kıyye ürz ve nısf kıyye revgan-ı sâde tertîb ve defterlerini takdîm etmekle, Lîmân Reʼîsi'yle dört sancak kapudanları ve kırk bir nefer süvârî ve otuz dokuz nefer mülâzım kapudanları ki, cemʿan seksan dört nefer kapudanlara minvâl-i muharrer üzere verilecek taʿyînâtın behâları kırk altı bin üç yüz yetmiş dört guruşa bâliğ olduğu Başmuhâsebe'den der-kenâr ve hisâb olunmağla, istidʿâ olunan taʿyînâta istihkākları ve yevmen-fe-yevmen bu sebeble şevk u hâhişleri tezâyüd bulacağı ʿatebe-i felek-mertebe-i Cihân-dârî'ye arz olunup: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna" deyü hatt-ı şerîf şeref-bahş-ı sudûr olmağla, ol mikdâr taʿyînâtın verilmesi karâr-gîr olup, süvârî kapudanlarının fevt ve yâhûd töhmet-i taksîr ile ʿazilleri vukūʿunda taʿyînâtları birbirine geçmamek içün kapudanların ism ü şöhretleri tasrîhiyle iktizâ eden taʿyînâtları iki yüz dokuz senesi Saferü'l-hayrının gurresinden iʿtibâr ile beher mâh Kalyonlar Rûznâmçesi'den tezkire alınup, ol tezkire mûcebince [Ü1 61b – Ü2 64b] iktizâ eden lahm, beher yevm Kassâb-başı Ağa tarafından ve ürz ve revgan-ı sâde Matbah Emîni tarafından 'aynen ve temâmen verilüp, rûznâmçe beher mâh sûret olunup, hisâblarına mahsûb olunmak ve Kalyonlar Halîfesi olanlar tezkire içün kapudanlardan harc mutâlebe etmamek üzere zikr olunan taʿyînât mâddesi dahi usûl ü fürûʿuyla nizâm bulup, mahalline kayd olundu. Ve top enbârı ve güverte, neferâtın mahall-i ârâmı ve esbâb-ı harbiyyenin karar-gâh u makāmı olup, işbu iki mahall kesîrü'l-ʿaded su varulleri ve kumanya sandıkları ve sâyir eşyâ ile memlû olup, topların tahrîk ü iʿmâli içün iki sâʿat saʿy ile tahliyesi ancak mümkin olacağından başka, zahîrelerini müte'ehhilîn hânelerine bırağup, müte'ehhil olmayanlar lâzime-i tabh olan revgan tedârükünden ʿâciz olmalarıyla bi'z-zarûre fürûht ve müddet-i seferinde beksemâd-ı huşk ile teʿayyüş ve hastalığı mûcib olarak ekseri telef ve muktedir olanları altı aylık kumanyalarını iddihâr ve tabh-ı taʿâm içün zevâyây-ı sefînede malta ocağları tedârüküyle mahall-be-mahall îkād-ı nâr eyledikleri, tevâtür-yâb-ı iştihâr olup, bir sefînede o mikdâr âteşin vücûdu müstelzim-i mahzûr ve taʿâm mâddesine bir sûret verilmekle mazarrat-ı nârdan selâmet-i fikr min-ehemmi'l-umûr olduğundan gayri, tabh-ı taʿâm ile tefâzul meslûbü'l-iktidâr olanlara mûcib-i hârî vü züll olup, taʿâm mâddesinde tesâvî sûretini bulmak dahi lâzım gelmekle, neferât-ı mezkûreye iʿtâsı muʿtâd olan ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt yedlerine verilmeyüp, Cumʿa ve İsneyn giceleri ahşâm taʿâmı olmak üzere pilâv ve eyyâm-ı sâyirede şurba tabh ve tevzîʿ ve kuşluk taʿâmı olmak üzere birer zeytûn salatası verilmek [Ü1 62a – Ü2 65a] eğerçi karâr-gîr-i nizâm oldu. Ancak ürz ve mercimek ve revgan-ı zeyt kifâyet eylediği sûretde pilâv ve şurbaya muktezî revgan-ı sâde ve hatab ve levâzım-ı sâyire tahkīkan bilinemeyüp, iki yüz sekiz senesinde Kapudan Paşa hazretlerinin râkib olacağları yedi yüz nefer takımlı “Bahr-i Zafer” nâm kalyon ve cedîden tenzîl olunan “Hümây-ı Zafer” nâm fırkateynde tecribe ve kıyâs olunmağla tevkīf ve baʿdehû icrâsına himmet olunmak ve kalyon ve fırkateynlerde etrâfı ve zîr u bâlâsı tîmûr mahfazalu türâb ile memzûc ve muhkem ocak yapdırılmak husûsu, ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye ʿarz olunup, müsâʿade-i hümâyûna makrûn olmağla, zikr olunan iki sefîne neferâtının taʿyînât-ı muʿayyenelerinden başka beher neferine üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhemden cemʿan dört bin üç yüz otuz bir vakıyye revgan-ı sâde ve beher neferine yevmiyye kırk dirhemden cemʿan on dokuz bin dört yüz yetmiş vakıyye zeytûn ve beher neferine yevmiyye onar dirhemden cemʿan dört bin sekiz yüz altmış yedi buçuk vakıyye sirke ve beher neferine yevmiyye yirmişer dirhemden cemʿan dokuz bin yedi yüz otuz beş vakıyye soğan ber-vech-i tahmîn Matbah-ı ʿâmîre'den verilmişidi. Müşârun ileyh hazretleri Ak-deniz'den ʿavdet buyurduklarında, ol mikdâr zehâyirin altı mâh vefâ eyleyeceğini inhâ etmeleriyle, sene-i âtiyede seferber olacak sefâyinden ocak tanzîm olunan dört kıtʿa sefâyin neferâtına ve fîmâ-baʿd ocak ihdâs olunan sefâyin neferâtına altı aylık meʾkûlât olmak üzere üç buçuk vakıyye yüz yetmiş beş dirhem revgan-ı sâde ve on yedi buçuk vakıyye seksan dirhem zeytûn ve sekiz buçuk vakıyye yüz kırk dirhem soğan ve dört vakıyye yüz yetmiş dirhem sirke ve iki vakıyye seksan beş dirhem tuz ve kebîr kalyonlara üç ve vasata bir buçuk ve sagîre bir [Ü2 65b] çekî hatab verilmek [Ü1 62b] ve 'avdetlerinde müddet-i seferleri altı mâhdan noksân olursa kısta'l-yevm hisâbı üzere bakıyyesi girü teslîm olunmak ve her bir sefînede pilav ve şurba tabh eyleyecek bir nefer aşçı-başıya yevmiyye altmış akça icmâllüsüne idhâl ve sefîne yoldaşlarından maʿiyyetinde istihdâm olunacak on nefer yamaklarına sefîneleri mahlûlâtından onar guruş bahşiş iʿtâ olunmak üzere iki yüz dokuz senesi Zilkaʿde'sinde Baş-muhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ʿilm ü haberi iʿtâ olunduğu ve Tersâne-i ʿâmire sergisinde verile gelan mevâcib, şurût-ı muʿteberesiyle tevzîʿ olunmadığından mîrîye hasâret terettüb edüp, meʾmûrlardan Kalyonlar Baş Halîfesi Ahmed Efendi Kıbrıs'a iclâ ve Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ʿazl ve fîmâ-baʿd bahreyne ihrâc olunacak sagîr ü kebîr Donanma-yı hümâyûn sefâyininin zâbitân ve neferâtının mevâcib ve sâlyâneleri tevzîʿinde evvelâ emr-i ʿâliyle Kalyonlar Rûznâmçesi'ne havâle ve lede't-tahkīk yevmiyye-i sâbıkalarına tatbîk olunup, zâbitân ve neferâtı ve mikdâr-ı ʿulûfeleri maʿlûm olarak başka başka hisâb ve Kalyonlar Kâtibi bulunanların mührüyle memhûr sahîh icmâli tertîb ve Baş-muhâsebe'den dahi icmâl-i mezkûr baʿde'l-hisâb iktizâ eden meblağın fihris defteri vürûdunda tezkiresi verilmek şartıyla tevzîʿa mübâşeret olunmak içün bâ-tahlîs sudûr edecek fermân-ı ʿâlî Hazîne-i ʿâmire sergisinde hifz olunup, Baş-muhâsebe'den meʾmûr Fihris Kâtibi ve hulefây-ı sâyire huzûrunda tevzîʿ olunup, baʿde't-tekmîl zâbitân ve aylakçiyân ve neferât ve mîrî üserâsı ve Kapudan sâlyâneleri ʿale'l-infirâd Kalyonlar Kâtibi mührüyle memhûr fihris defteri takdîm olunmak ve defter-i mezkûrun sıhhati bilinmek içün [Ü1 63a – Ü2 66a] baʿde't-tatbîk bâ-telhîs ve fermân-ı ʿâlî tezkiresi verilmek ve her ne kadar müstaʿcel olursa dahi, yalnız Kalyonlar Rûznâmçesi der-kenârı ve defteriyle ve mücerred takrîr ile zinhâr tezkiresi verilmemek ve sehven: “Tezkiresi verile" deyü buyurulur ise, Fihris Kâtibi ifâde vü âgâh etmek ve'l-hâsıl mevâcibe dâyir cüz'î ve küllî mebâliğ iʿtâsı Fihris Kâtibi vücûduna münhasır olup, mikdâr-ı tevzîʿ dahi defterine tatbîk olunmadıkça tezkiresi verilmemek husûsu şart kılınmak ve Kapudan ve neferâtın zehâyiri dahi Fihris Defteri'yle bi'l-muʿâyene tatbîk olunmadıkça sûretleri verilmemek ve fihris defterlerinden zâyid tertîb ve icmâle dâhil zehâyir bulunursa, sürhla fürû-nihâde kılınmak ve eğer ʿacâleten beksemâd ve sâyir zehâyir iʿtâsı lâzım gelürse, bilâ-sûret Dîvân tezkiresi'yle ʿale'l-hisâb yolluk verilüp, baʿdehû verilecek sûrete mahsûb kılınmak ve işbu şurûta dâʾimen ve müstemirren riʿâyet birle düstûru'l-ʿamel kılınup, hılâfı üzere harekete cesâret edenler, ber-vech-i lâyık teʾdîb olunmak üzere iki yüz beş senesi Rebîʿu'l-âhirı'nda [1-29 Rebîʿulâhır 1205 = 8 Aralık 1790-5 Ocak 1791] Başmuhâsebe'ye kayd ve Kalyonlar Rûznâmçesi'ne ve Fihris Kâtibi'ne ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu. Ve Tersâne-i ʿâmire ümenâsı maʿrifetleriyle mübâyaʿa ve donanmaya sarf oluna gelan sancaklık yeşil kirpâs ve rişte-i ispavli ve cirm-i kâv ve sâyir mühimmâtın baʿzısına ez-kadîm vazʿ olunan feyʾât-ı mîriyye dûn ve vakte nazaran mübâyaʿası mümkin olmayup, lede'l-iştirâ râyiciyle mahsûbiyyet dahi müsâʿadeye gayr-i makrûn olduğundan, ümenâ zarar u hasârete dûçâr olup, hasâretden halâs ile feyʾâtda taʿdîl bulunmak fikriyle kalyonlara mühimmât mübâyaʿa olundukça Lîmân Reʾîsi ve sâyir hademe-i mahzen maʿrifetleriyle muʿâyene ve teslîm-i mahzen olmayarak [Ü2 66b] açıkdan îrâd ve masraf olunup, [Ü1 63b] bu behâne ile mîrîye hasâret-i ʿazîme terettüb eylediği mütehakkak olup, fîmâ-baʿd feyʾât-ı mîriyyesi dûn olan eşyânın müfredâtıyla kayıdları der-kenâr olunup, feyʾât-ı râyiceleri tashîh olunması sâbıkā Tersâne Emîni Mehmed Emîn Ağa'ya havâle ve istiʿlâm ve ol dahi ricâl-i Tersâne ile bi'l-ittifâk tashîh u iʿlâm ve fîmâ-baʿd mübâyaʿa olunacak mühimmâtın cümlesi muʿâyene ve teslîm-i mahzen olunarak îrâd ve masraf olunmak şartıyla esʿâra tedennî gelinceye dek tahkīk olunan feyʾât-ı râyice ile mahsûbiyyeti, mîrîye her vechile nâfiʿ idüğini iʿlâmında tasrîh etmeğin, fî-nefsi'l-emr eşyâda ziyâde yazılmayup, mîrî cânibi ve sâyir küttâb maʿrifetleriyle her şeyʾ muʿâyene ve teslîm-i mahzen olarak mahzenden îrâd ve masraf olunup, râyiciyle mübâyaʿa ve mahsûb olmak fâyideyi müstelzim olacağından başka, ʿaynî eşyâ Mahzen-i Sürp'e girüp, baʿdehû hasbe'l-lüzûm kalyonlara ʿaynî mühimmât verilmek sebebi ile sefînelerde mühimmât mevcûd bulunarak maksûd-ı aslî olan techîz-i süfün matlabı hâsıl olacağı muhakkak olmağla, işbu nizâm fîmâ-baʿd merʿî olmak ve mühimmâtın müfredât ve feyʾât-ı râyicesi beyân olunarak Tersâne Rûznâmçesi'ne ve Lîmân Reʾîsi ve mîrî cânibi taraflarına ʿale'l-infirâd ʿilm ü haberleri verildi. Ve Tersâne-i ʿâmire'de müstahdem ʿamelenin inşây-i süfün ve meremmât hidmetlerinde bulunanların elzemi Marankoz ʿamelesi olup, taht-ı nizâmda olmaları lâzım iken, mîrîden muʿayyen on iki pâre yevmiyye ile idâre-i nefs edemeyüp, taşra binalarda ve kalâfât mahallinde taʿmîr oluna gelan tüccâr sefîneleri marankozlarına verilan altmış pâre yevmiyyeye zarûrî tamaʿ ve Tersâne'den firâr ve çavuşlar mübâşeretiyle her çend ihzârları derkâr ise dahi, miyânede [Ü1 64a – Ü2 67a] vukūʿ bulan fâsıla-i vakt ile umûr-ı mühimme müteahhır ve hîn-i ihzârlarında dahi hâhiş ve rağbet-i tâmm ile hıdmet etmedikleri zâhir olup, Kapudan Paşa hazretleriyle Tersâne Emîni Efendi bu husûsu bi'd-defeʿât müzâkere ve Marankoz ʿamelesinin âhar binâlardan rağbetlerini katʿ ve yevmiyyelerini hadd-i iʿtidâle vazʿ ile kesretlerini mûcib-i esbâbın tahsîlini müşâvere eylediklerinde, yevmiyyelerine açıkdan şey' zammı sâyir ʿameleye sirâyet eyleyeceği ve yevmiyye-i kalîle ile kerhen istihdâmları dahi zikr olunan mahzûru müstelzim olacağı endîşesiyle bilâhare eslem sûreti bulunup, şöyle ki, Tersâne'ye her bâr beş yüz Marankoz ve yüz elli Burgucu muktezî olmağla, bunlar gediklü olarak tahrîr olunmak, ferazâ sancak gemilerinin ve kapak kaldırır kalyonların el-yevm altışar, sekizer nefer gediklü marankozları ve ol mikdâr burgucuları olup, bunlara tehammülüne göre zamm olundukda, hâlâ kırk kadar gediklüsü müretteb sefâyinden kapak kaldırır on beş kadar kalyonlara on beşer ve mâʿadâ yirmi beş kıtʿasına dahi onar nefer gediklü Marankoz tahrîr olunsa, mecmûʿu dört yüz yetmiş beş nefere ve burgucular dahi gediklü olarak yüz elli nefere bâliğ olur. Bunlardan donanma hurûcunda lüzûmuna göre yazılup, seferber olmak ve kusûru Tersâne'de kalup, yaz ve kış ʿulûfe ve taʿyînleri verilüp, Tersâne'de işledikçe ber-muʿtâd ümenâ tarafından yoklamacıları maʿrifetiyle ʿamele-i sâyire misillü yoklanup, re's-i şehirde yevmiyye on iki pâre icâreleri ümenâ tarafından verilmek ve bir ʿözr sebebi ile yoklamada bulunmayanlara gündelik yazılmamak ve bu sûret nizâm bulduğu hâlde Tersâne'ye başları bağlanup, hâricde işlemeyecekleri ve Marankoz ıtlâkıyla sâyir gediklü neferât gibi [Ü1 64b] merbût ola [Ü2 67b]-cağlarında ricâl-i Tersâne yek-zebân-ı vifâk olmalarıyla nizâmına irâde-i ʿaliyye teʿalluk eylediğine binâʿen, ber-vech-i muharrer o makūle marankozlar dâʾimâ Tersâne'de müstahdem olup, bilâ-izn her ne mahalde bulunur ise ahz ve Tersâne'de teʾdîb olunmak ve fevt olanlarının yerine mehâretlüsü ve bir tarafdan yetişmek içün işe güce yarar kırk kadar şâgird posta kalfaları maʿiyyetine verilüp, şâgirdâna icâre-i kadîme verilmek ve bunlar liyâkat peydâ etmedikçe gediklü yazılmamak ve şâgirdlik içün celb olunanlar liyâkatsiz ve işe güce yaramaz kimseler olmayup, Lîmân Reʾîsi ve Baş Miʿmâr ve ümenâ yoklamacıları bu husûsda dikkat ü ihtimâm etmek ve seferber olacak Marankoz ve kalafât ol gemilerin mukaddemâ müretteb olan neferâtı topuna idhâl olunmak ve sefer vakitlerinde askerin lüzûmuna binâ'en, Marankoz ve burguculardan tevkīf olunanların yerine on nefer kalyoncu tahrîr olunmak mülâhaza olunmağla, bu mülâhazayı Kapudân-ı deryâ ve sancak kapudanları der-hâtır edüp, ol vakitde iktizây-ı hâle göre râbıtası verilmek ve ʿamele-i merkūme gediklü tahrîr olundukdan sonra, Tersâne'ye merbût olup, âhar mahalde işlemesine ruhsat verilmeyüp, eğer hufyeten işledikleri haber alınursa, teʾdîbleri icrâsından başka, her kaç gün hâricde işlediler ise eyyâm-ı gaybetlerinin ʿulûfe ve taʿyînât-behâları hisâb ve Tersâne'de müstahdem oldukça fey'ât-ı mîrîyye üzere re's-i şehirde ücretlerinden tenzîl olunmak ve taşrada yapılan kalyonlara Tersâne'den Marankoz irsâli lâzım geldikde, işbu gediklü ʿameleden irsâl olunmak ve Gemlik ve sâyir taʿyîn olunan mahallere gönderildiklerinde ʿulûfelü ʿamele olduklarından, harc-ı râh verilmamek ve taşrada yapılan [Ü1 65a] mîrî [Ü2 68a] kalyonlarda müstahdem ʿamelenin yevmiyyeleri bu esnâda fey'ât-ı mîriyye ile olmayup, vakt ü hâle ve mahalline göre yevmiyyeleri verilmekle, işbu gediklü ʿameleden ol mahalle taʿyîn olunanlara Tersâne'de verilan on ikişer pâreden ziyâde verilmeye. Ve istihdâm edecekleri şagirdânın ay başında icâreleri verilür iken, İcâre Kâtibi ve sâyir me'mûrîn şagirdlerini görüp, işe yaramayanın icâresi verilmamek şurûtunun nizâmı ʿatebe-i ʿulyây-ı Mülûkâne'ye lede'l-ʿarz: “Takrîr mûcebince tanzîm oluna” deyü hatt-ı hümâyûn şeref-rîz-i sudûr olmağla, mûcebince iki yüz [sekiz] senesi Ramazan'ında Baş-muhasebe'ye kayd ve iktizâ eden mahallere ʿilm ü haberleri iʿtâ olundu.
Attribution
Citation:
"Sûret-i nizâm-ı Donanma-yi hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_120.html
Item Details
Title:
Sûret-i nizâm-ı Donanma-yi hümâyûn
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1210
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota