Ziyâfet-kerden-i Şıkk-ı Sânî der-Çiftlik-i Levend-i be-erkân-ı Devlet-i ebed-peyvend

Avrupa halkı zûr-bâzû-yı ehl-i İslâm'dan ʿâciz olup, mukāvemete medâr [Ü2 5b] olur bir tavr-ı cedîd ihdâsına leyl ü nehâr mükibb olduklarına binâ'en, Yûnâniyân ve Rûmâniyân'ın ihtirâʿ eyledikleri usûl-i harbi esâs eyleyerek, telâhuk-ı efkâr-ı şeytâniyye ile bir tavr-ı nev-îcâd ve barut sebebi ile top u tüfeng ve sâ'ir âlât-ı nâriyye dahi o esnâda zuhûr etmiş bulunmağla, tavr-ı mezkûra izâfe ile kesb-i istiʿdâd ʿakabinde tasfîf-i sufûf ve tahlîs-i hasânât ve muhâsara-i kılâʿ ve inhisâr-ı fi'l-hısn ve ihtilâf-1 emâkin ü ezmine ile vukūʿ bulacak muhârebâtı kavâʿid-i Hendese'ye tatbîk ve hey’et-i ictimâʿiyye-i ceyş-i kesîfi ednâ bir işâretle gûnâ-gûn suver ü eşkâle vazʿ ile gâh takdîm ve gâh taʿvîk ve bu usûle şurût-ı mukarreresiyle riʿâyet olunduğu hâlde, şiʿâr-ı mağlûbiyyet ber-taraf olduğunu bi'l-mümârese tahkīk eylediklerinden, müteferriʿâtını dahi mütefekkir ve gāyetini buldukdan sonra, minvâl-i [Ü1 5b] muharrer üzere bu intizâmdan ʿâtıl asker-i perîşâna galebe etmeğe başladılar. Devlet-i ʿaliyye askerinin tavr-ı kadîmi el-yevm mütedâvel olan etvâr-ı cedîdeye muvâfık olmadığından, sunûf-ı askerîsi şiddet-i âlât-ı nâriyye ve sanâyiʿ-i evzâʿ-ı harbiyyeye tâb-âver olmayup, rûy-i aʿdâyı müşâhedeye vakit kalmaksızın bir yaylım top ile müteferrik olageldikleri hezâr-bâr tecribe olundu. Şehriyâr-ı sâhib-i zemân, dâme-fi'l-ʿavni'l-Meliki'l-Müsteʿân hazretlerine gelince mülûk-i Âl-i ʿOsmân enârallâhu berâhînehüm hazerâtı bu derdin devâsını ve bu âteşin intıfâsını fikr etmeyüp, ednâ düşmen zuhûrunda mukābele müşkil ve garâmet-i mâliyye ve itlâf-ı nüfûs hâletleri ise hûş-mendânı dâğ-ber-dil edüp, usûl-i erbaʿa-i devletin aʿzamı olan sınıf-ı askerde vehn ü zaʿf bâriz ve aʿdâ-yı dîn ü devletin ednâ bir iltimâsına müsâʿade olunmadığı hâlde iddiʿây-ı “Hel min mübâriz” ve fî-kilte'l-hâleteyn cevâb vermekde Devlet-i [Ü2 6a] ʿaliyye ʿâciz olur idi. Pâdişâh-ı dil-âgâh dâme fî ʿavni'l-İlâh câlis-i serîr-i saltanat oldukları zemân bu keyfiyyeti nûr-i ilhâm ile idrâk buyurup, himmet-i Mülûkâne'lerin sarf ile aʿdânın tavr-ı cedîdden ʿibâret olan etvâr-ı savaş ve reftâr-ı rezm ü perhâşını kuvvetden fiʿle îsâl ve tasʿîb-i mâdde eden ʿukūl-ı kāsıra erbâbını mazhar-ı eşedd-i tevbîh ü nekâl edüp, Top-hâne'yi müceddeden binâ ve sınıfeyn iʿtibâriyle neferâtını tertîb ve taʿlîm ve teʿallüm içün top fennine vâkıf mehereyi celb ü takrîb buyurup, az vakit içinde cümlesi âşinây-ı sanʿat-ı âteş-bâzî ve tîz-destî ve iʿmâl-i âlâtda her biri bâlâ-rev-i meydân-ı imtiyâzî oldular. Kezâlik Levend Çifliği'ne berârî ve cibâlde mihen ü meşâkk ile me'lûf ve rûy-i râhat ü âsâyişi görmemekle mevsûf abtâl-ı nâs celb ve taʿlîm-i âdâb-ı harb olunup, âhar mahalde resm ü kānûnları tafsîl olunduğu [Ü1 6a] vech üzere kâffe-i mühimmatları ru’yetine dikkat ü ihtimâm ve fî-akrebi'l-eyyâm müretteb asker heyetine girüp, fütüvvet-i İslâmiyye ve etvâr-ı sınâʿiyye yek-dîgerine munzamm olarak Kılâʿ-ı tisʿa yamaklarıyla Topçuyân neferâtının Akkâ Sahrâsı'nda bu defʿa inkisâr-ı aʿdâya ʿillet-i tâmm oldukları, dâhil-i dehlîz-i mesâmiʿ-i enâm olmuşdur. Hakk Teʿâlâ teksîrini mûcib olur esbâbı halk edüp, etvâr-ı cedîde-i iʿtidâli mütefâvit-i istiʿdâdât-ı harbiyyeye muvaffak eyleye, âmîn! İkāme-i diʿâme-i dîn ve muhâfaza-i nâmûs-ı şerîʿat-ı Seyyidü'l-mürselîn zımnında leyl ü nehâr terk-i âsâyiş ü râhât ile taʿlîm-i asker ve tedbîr-i hâl-i leşker ve tertîb-i mühimmât ve ıslâh-ı âlât ve taʿdîl-i tabâyiʿ-i nâs ve her mâddeye müceddeden vazʿ-ı esâs eden Şehriyâr-ı bâhirü't-te'yîdin saʿy-i Mülûkâne'si inşâ'allâh mahmûd ve cerîde-i aʿmâlleri mâl-â-mâl hasenât-ı nâ-maʿdûd olacağı ittifâk-kerde-i ehl-i yakīn [Ü2 6b] ü şühûddur. güzîde-i Şâhâne'lerini havâss-ı erkân-ı devlet müşâhede eylemek içün Şıkk-ı Sânî Defterdârı ve Mu'allem Asker Nâzırı olan Reşîd Mustafa Efendi tarafından tertîb-i ziyâfet ile da'vet olunmak irâde buyurulduğuna binâ'en, işbu Saferü'l-hayrın on ikinci İsneyn günü Sadrıaʿzam-ı ve bedr-i efham hazretleri ve Şeyhulislâm-ı ʿâlî-makām cenâbları ve Kethudây-ı hazret-i Mehd-i ʿulyâ Yûsuf Ağa ve Şıkk-ı Evvel ve kapu ricâli ve Râşid Efendi zikr olunan Levend Çifliği'ne varup, idâre-i kelâm ve tenâvül-i taʿâmdan sonra tavr-ı cedîd üzere taʿlîm olunan askerin evzâʿ-ı harbiyye ve etvâr-ı sınâʿiyyelerine ve âlât-ı harb i'mâliyçün tahsîs olunan mahalde nev-be-nev inşâ vü îcâd olunan edevât-ı seferiyyeye nigeh-endâz-ı temâşâ ve cünd-i mürettebin fâ'idesi cümleye zâhir ü rûşenâ olup, himmet-i bî-gāyet-i hazret-i Şehriyârî'ye nazar ile bekāy-ı eyyâm-ı câh ü saltanat ve irtikāy-ı menâzil-i ʿömrü şevketleri duʿâlarıyla cümlesi dest-berdâşte-i Cenâb-ı kibriyâ [Ü1 6b] oldular. Sadrıaʿzam hazretleri tarafından lâzım gelenlere hilʿat-ı zâhire iksâ ve zâbitân ü neferâta vâfir nukūd i'tâsından sonra cümleye ruhsat-ı insırâf ve birkaç gün sonra, kudât-ı asâkir ve İstanbul'dan maʿzûl efendiler dahi istizyâf olunup, bu vazʿ-ı dil-bend ve bu tavr-ı ʿâlem-pesendi fî-akrebi'l-eyyâm cilve-ger-i mekmen-i intizâm eden Şehriyâr-ı vâlâ-makām hazretlerinin duʿây-ı devletlerin, zamîme-i aʿkāb-ı salât-ı subh u şâm eylediler. Çiflik-i mezbûrda olan neferât, sınıf-ı Bostâniyân'dan maʿdûd olmak sebebi ile Bostâncı-başı dahi birkaç gün sonra zâbitân-ı Bostâniyân ile daʿvet ve itmâm-ı emr-i ziyâfet ʿakabinde taʿlîm-nâme-yi hümâyûn cümle müvâcehesinde kırâ'at ve mefhûmu cümleye iʿlân u işâʿat olundu. [Ü2 7a]
Attribution
Citation:
"Ziyâfet-kerden-i Şıkk-ı Sânî der-Çiftlik-i Levend-i be-erkân-ı Devlet-i ebed-peyvend", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1794_008.html
Item Details
Title:
Ziyâfet-kerden-i Şıkk-ı Sânî der-Çiftlik-i Levend-i be-erkân-ı Devlet-i ebed-peyvend
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1209
Source:
Hüseyin Sarıkaya
Format:
text/plain
Language:
ota