Havâdisât-ı Hicâz ve vukū‘-ı meşveret

Nihayet şarkî-yi Hicâz'da vaki‘ Necid taraflarına müstevlî olup, Dir‘iyye nâm mahalde birkaç seneden berü ser-i ber-âverde-i te‘ayyün ü iştihâr olan Abdülvehhâb nâm şahs-ı mechûlü'l-hâl zumunda bid‘at zann eylediği a‘mâli rafz u ibtâl dâ‘iyeleriyle A‘râb-ı bevâdîden cemm-i gafîr ve halk-ı kesîri başına cem‘ edüp, Medîne-i Münevvere ve Mekke-i Mükerreme ve Tâyif taraflarına medd-i yed ve sükkân-ı Hicâz'ı mübtelâ-yı taʻb u kedd etmek niyyetinde olduğu etvâr u evzâʻından istidlâl olunup, havâlî-yi mezkûrenin lüzûm-ı muhafazası Şerîf-i Mekke ve Mîrü'l-hâcc taraflarından 'arz u inhâ ve iktizâ eden tedâbîr-i tasarrufât ne ise bir ân akdem tahrîr ü inbâ olunmak bâbında eğerçi makām-ı Sadâret-i ‘uzmâ'dan Şâm Vâlîsi tarafına mahsûs kāyime yazılup, Tatar ile isrâ olunmuşidi. Ancak müşârûn ileyhin tahrîrâtına intizâren imrâr-ı evkāt kā‘ide-i hazm u ihtiyâta ‘adem-i iltifat kabîlinden olmağla, keyfiyyet-i mezkûrenin efkâr-ı sahîha ve cevdet-i karîha ile mukaddime vü netîcesi mutâlaʻa ve vakt ü hâl ne makūle tedbîr icâb eder ise icrâsında müsâraʻa olunmak içün erbâb-ı şûrâ Kethudâ Bey odasında halka-bend-i kuʻûd ve derîce-bâz-ı kâşâne-i maksûd [180b] olduklarında, sadra şifâ ve zeng-i maslahata celâ verecek tedbîre zafer-yâb olamadıklarından gayri, mâddenin vech-i şer‘îsi dahi maʻlûm olmak içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de istișâre olunması istisvâb ve işbu şehr-i Rebiulevvel bidâyetinde Sadrıʻazam-ı sâmî-makām ve sudûr-ı kirâm ve ashâb-ı meşveretden ‘add olununan ricâl-i Bâb ve sâyir erbâb-ı elbâb-ı hâne müşârûn ileyhde ictimâʻ ve Hicâz tarafından vürûd eden tahrîrâtın hulâsasını istimâʻ eylediklerinde, sudûr-ı kirâmın baʻzısı tekallüd-i kazâ ile Haremeyn-i Şerîfeyn'de mukīm olduklarından ‘arz-ı vücûh-ı maʻlûmât ve merkûmun ahvâline vukūf u ıttılâʻ ile hakkâ şebîh görülan müddeʻâsını isbât ve bazıları dahi merkūmun Hanbeliyyü'l-mezheb olup, fürûʻât-ı mesâyil-i fıkhiyyeyi mezhebine tatbîk ve zevâhir-i nusûsa iʻtibâren i‘tikādâtlarını tevîl ile ‘adem-i tefrîk ve farazâ ‘avâm-ı nâs celb-i dünyâ ve zehârif-i kevniyyeyi iktinâ içün Delâyil-i şerîfe kırâʼatına müvâzabet ve kelâm-ı kadîmi ‘adem-i tilâvet ile iktirâf-ı ma'siyyet eylediklerini ve darîh-i hazret-i Nebevî'de olan Kubbe-i şerîfe'yi ve sayir memâlikde şeʻâyir-i İslâmiyye'den maʻdûd olan minâreleri bidʻat-ı seyyi’e makāmına tenzîl ve Kaʻbe-i mükerreme'nin baʻzı mahallerini hedm eyleyeceğini ve mu'allaka ile ekl-i taʻâm Sadr-ı evvel'de vukūʻ bulmayup, enâmil ile tuʻmeyi tenâvül lâzım geldiğini ve fürû'-ı eşrâf-1 Medîne usûl-i Zeydiyye'den olup, etvâr u reftârları hilâf-ı şer‘-i mutahhir ve i'tikād u ‘amelleri muğāyîr-i nass u eser olduğunu tahkīk ve bu sûretde emr-i maʻrûf ve nehy-i münker da‘vâsında olup: "Bu niyyet ü da‘vâ ile zâhirde irâe-i tarîk-i tevfîk eden şahsa mûcibât-ı şerʻiyye vü ‘örfiyyeden ne lâzım geldiği mahall-i te'emmül ü tedkīkdir" dedikde sudûrun baʻzısı: "Emr-i maʻrûf ve nehy-i münker Halîfe-i müslimîn ve Îmâm-ı mü'minîn hazretlerinin vazîfeleri olup, bâdiye-nişînân-ı aʻrâb'dan bu devâ‘î ile zuhûr edenlerin murâdları bagy u fesâd ve garazları it‘âb-ı ‘ibâd olduğundan gayri, Ashâb-ı Fîl gibi Mekke-i muʻazzama'yı tahrîb fikrinde olan [181a] şahsı hâricî vü bâgī niyyeti ile te'dîb ü gûşmâl meşrûʻdur" dedi. Ve huzzârın baʻzısı merkūmun bu vâdîye sülûkunu Şerîf-i Mekke ile vukūʻ bulan münâfese vü mücadeleye haml edüp, garaz-ı âharı olmamak ihtimalini işrâb ve Bağdâd ve Haleb taraflarından tashîh-i mâdde olunmasını istisvâb eyledi. İhtimâlât-ı ‘akliyyenin gāyeti olmadığından meclis uzayup, encâm-ı kâr Cidde Vâlîsi olan Sadr-ı sabık Yusuf Paşa Medîne Muhafızı olup, Mısır'a vüsûlünde irsâliye-i mâlından kâffe-i umûru tanzîm ve 'asâkir ü levâzımı tertîb ü tetmîm ve Devlet-i ‘aliyye tarafından dahi lede'l-iktizâ iʻânet olunup, bir ân akdem Cidde'ye râhî ve o havâlînin ber-vefk-i dil-hâh-1 Pâdişâhî muhafazasına ihtimâm ve Bağdâd tarafından merkūmun indifâʻ gāyilesi min-külli'l-vücûh mümkin olduğuna binâ’en, Bağdâd Vâlîsi dahi ibtidâ-yı emrde mezbûru ilzâma kādir baʻzı kimseler ile irsâl-i peyâm edüp, cânib-i Hicâz'a cümu‘-ı eşrâr-ı aʻrâb ile itâle-i dest-i teʻaddî fikrinde olduğu şüyûʻ bulup: "Bu hayâl-i muhâle iştigāl, Şerîf-i Mekke ile bir nevʻ münâfeseye mebnî midir? Yoğise bilâ-asl ‘avâm-ı nâs miyânında tekevvün etmiş erâcîf-i kâzibe kabîlinden midir? Senden istikșâf-ı hâl ederiz. Eğer Şerîf-i Mekke ile sû-i muʻâșeretden nâşî miyânede șikāk tehaddüs etmiş ise, ıslâh-1 zâtü'l-beyn ve def-i bürûdet-i tarafeyn dahîl-i hayyiz imkândır. Ve illâ garaz-ı şakk-ı ‘asâ-yı müslimîn ve muhalefet-i Emîrü'l-mü'minîn ise ulûf-ı sunûf-ı ‘asâkir ile taraf-1 Pâdişâhî'den irgām-ı enf-i nahvetine meʼmûruz. Mukaddemce hakīkat-i hâli tarafımıza ifâde edesin," deyü istihbâr-ı mâdde etsün ve haber-i vürûduna muntazır olmaksızın Vezîr-i müşârûn ileyh tedârüke başlayup: "Hâzır u âmâde olsun. Gāyilenin kuvveti tebeyyün eylediği sûretde bi'n-nefs kendüsü ve ‘asâkir-i Bağdâd ile harekete isti‘câl ve mâddede suhûlet hisseylediği takdîrde Kethudâsını taʻyîn ile merkūmu eşgāl-i münâsib-i vakt ü hâl görülür" deyü meclise hitâm ve rişte-i kelâma infisâm verildi. Minvâl-i meşrûh üzere Bağdâd Vâlîsi'ne tafsîl-i vücûh-ı mevâdd ve hatb-ı mezkûrun esbâb-ı defʻ ü izâlesi bi'l-külliyye re'y [181b] ü tedbîrine ihâle olunup, hatt-ı hümâyûn ile müveşşah tarafına hitâben irsâl-i emr-i katʻiyyü'l-müfâd olundu.
Attribution
Citation:
"Havâdisât-ı Hicâz ve vukū‘-ı meşveret", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_302.html
Item Details
Title:
Havâdisât-ı Hicâz ve vukū‘-ı meşveret
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1208
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota