Avrupa ehâlîsi etfâl-i endek-sâllerini kābiliyyet ü isti‘dâdlarına göre birer san'at ile meşgül edüp, memleketlerinde fâriğ 'ani'ş-şugl bir şahıs bulunmadığından gayri, istîʻâb eyledikleri mahâll ü emâkinde san'at-ı deryûze-gerî ma‘dûm ve 'alâ-eyyi-hal bir 'amel bulup, o makūleleri i‘mâl ve kesb-i kuvvete mecbûr eyledikleri maʻlûm ve bu makūle hareketleri hükemâ-yı İslâmiyye'nin ve baʻzı felâsifenin mezheblerine muvâfık görünür. Zîrâ hükemâ-yı İslâmiyye katında ‘âkil u mükellef olan kimesneler dört sınıfa münkasimdir. "Ya ‘askerî ya sûkī ya ehl-i kalem ve yâhûd hars u zirâʻat erbâbı olup, bu esnâfdan hâric kimseleri hâli üzere terk câyiz olmayup, sınıfın birinden olmasiyçün cebr olunur." Ve baʻzı felâsife der ki: "Zikr olunan esnafın birinden olmağla rağbet etmeyen kimsenin i‘dâm u izâlesi hikmete muvâfıkdır" dediler. Zîrâ halka bâʻis-i zahmet ü müzâyaka olurlar. "Sebâtü külli sinfin ‘alâ ‘amelihi'l-mahsûsi yûcibü nizâmen fi'l-mülki ve ihmâlühü yûcibü hılâfehû" me'âli üzere her sınıfın ‘ameline sınıf-ı [173b] âhar cebr olunmamak dahi lâzımdır. Zîrâ teşvîş ü ihtilâli mûceb olur. Ehl-i sanâyiʻ ve reʻâyânın muhârebeye sevk olundukları gibi... Biz yine sadede gelelim. Avrupa halkının merdüm-zâdeleri dahi hadd-i tufûliyyetden vâreste oldukları gibi "akademiya" ta‘bîr eyledikleri ders-hânelere girüp, fünûn-ı riyaziyyeyi tahsîl ve 'ale'l-husûs fenn-i coğrafyaya tevaggul ile memleketlerinden bir hatve tecavüz etmemiş eşhâs, memâlik-i maʻmûreyi şibren-fe-şibrâ mesâha edüp, bihâr u enhâr, turuk u mesâlik ve suver-i kılâʻ ve füshat-ı erâzî vü bıkā'ı fehm ü idrâk etdiklerine kanâʻat etmeyüp, ‘ıyânen ve müşâhedeten vukūf-ı ahvâl mekāsıdıyla meşakkat-i seyr ü seferi irtikâb ve ‘an-ilmin ve nazarin o makūle maʻârifi iktisâb etmeleriyle her biri başlı başına 'asker tertîbine ve husûn-ı menîʻa îcâdına ve devletinin füzûnî-yi îrâdına kudret-yâb oldukları sübût-yâfte-i tehakkukdur. Gışâve-i çirk-i şirk ile kulûb-ı kāsiyeleri mestûr ve gabâvet ü belâdet-i tabâyi‘ ile meşhûr olan
kefere cebr-i nefs ü darâvet ile bu makūle sanayi‘-i nâfi‘aya dest-res olup, hilye-i tevhîd ü îmân ile revnak-deh-i vücûd ve fart-ı 'akl ü zekâ ile fark-künende-i bûd ve ne-bûd olan ehl-i İslâm dîn ü devlete nâfi‘ o makūle sanâyi‘-i müfîdenin tahsîline rağbet ü i‘tibâr etmedikleri bâ‘is-i tehayyür ü telehhüf ve mûceb-i teveccu‘u teʼessüfdür. İnşâʼallâhü Teâlâ bu vesîle ile fîmâ-bâ‘d Devlet-i ‘aliyye'de fünûn-ı riyâziyye ve esâlîb-i sınâ‘iyye şâyi‘ "Ve'l-hikmetü dâlletü'l-müʼmini ahazehâ eynemâ vecedehâ" mefhûmu aynı ile vâki olup, çîre-destân-ı mü'minîn ve ma‘ârif-azmâyân-ı muvahhidîn Avrupa ehâlîsinin kâffe-i sanayi'ne ıttılâ‘ ve niçe niçe mehâsin-i [174a] umûr ihtirâ‘ eyleyecekleri meʼmûl u muntazırdır.
İstitrâd
Attribution
- Citation:
- "İstitrâd", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_285.html
Item Details
- Title:
- İstitrâd
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1207
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota