İstitrâd

Kable't-tûfân sikke ahvâli çendân mazbût olmayup, lakin baʻde't-tûfân bulunan defînelerde müdevver ü mükaʻab altun ve gümüş kursaları ve riyâl şeklinde parçalar ve hurma çekirdeği gibi tûlânî çubuklar bulunup, üzerinde kalem-i tabîî dedikleri işârât ve suver-i nebât ve temâsîl-i hayvânât ve eşkâl-i sâyire menkûş olduğu nakl olunur. Baʻdet't-tûfân Pîşdâdiyân ve Keyâniyân dahi kimi arslân kimi baykuş ve kimi 'ukāb sûretlerin sikke etdiler. Keʼennehû şecî´ ü zûr-âver ve tasallut u istiklâl-i sarf cümleye galebe iddiʻâsında olanlar arslân sûretin ve cümle ile müsâleme vü sükûn-ı nefs üzere olanlar baykuş ve ana benzer hayvânât-ı gayr-i dârra sûretlerin ve bülend-pervâz ve bî-niyâz olmak iddiʻâsın edenler ‘ukāb şeklin ihtiyâr etdiler. Bunlardan baʻzıları ve mülûk-ı Nasârâ ve Mecûs'un ekserî pâdişâhlarının tasvîrini ve yâhûd Dârü's-saltana ve bir belde-i muʻazzamanın şeklini ve bazılar serîr ü tâc ve bazılar seyf ü âlet ve gûnâ-gûn eşyâ tesâvîrini ihtiyâr ile akçelerine revâc verdiler. Eşkâniyân devletlerinde hem tasvîr ve hem lisânları ile mülûk esâmîsin ve târîhlerin yazarlar idi. Lugāt-ı Fârisîyye ve Dehleviyye ile sikkeleri cârî idi. Sâsânîler Devleti ki, Yezdicerd'de münkarız olup, Nûşirevân ol silsileden idi, lügāt-ı Fârisîyye ile mevzûn beyitler ve bazıları ezhâr u eşcâr ve nukūş-ı [165b] mütenevviʻa ile isimlerin yazdılar. Resûl-i Ekrem sallallahû Teâlâ ‘aleyhi ve sellem hazretlerinin vakt-i şerîflerinde bedâvet-i 'Arab ve sedâcet-i millet hasebiyle sikke emrine tekayyüd olunmayup, eydî-yi nâsda mevcûd u müteʻâmil olan nükūd-ı mevcûde bulunduğu hâl ü iʻtibâr üzere ibkā olunup, ekserî mekādîr-i mîzâniyye ile râyic olunur idi. Haremeyn ve Yemen ve Mısır'dan Basra'ya varınca bilâd u memâlik-i 'Arabistan'da cârî olan dirhem ü dînâr mülûk-ı Fars ve Mecûs-ı Hind ve Rûm ve Efrenc sikkeleriyle meskûk idi. Cehâr-yâr-ı güzîn radıyallâhu ‘aleyhim ecma‘în vakitlerinde mesâlih-i ‘azîme-i gazâ vü cihâd ile iştigāl tashîh-i sikkeye mâniʻ olup, ve ol husûsa gereği gibi tekayyüd olunmadı. Saʻîd bin el-Müseyyeb rivâyeti üzere ‘Abdülmelik, ‘Irâk semtine Haccâc'ı Serdar nasb etdikde, sikke darbını tenbîh edüp, târîh-i hicretin yetmiş beşinci senesinde Haccâc, 'Irâk'da sikke kazdırup, nükūdun bir yüzünde hatt-ı Kûfî ile "Hüvallahü ehadd Allahü's-samed" ve bir yüzünde "‘Abdülmelik" yazdı. Devlet-i ‘Abbâsiyye vü ‘Ubeydiyyîn ve şuʻûb-ı Emeviyye'de darb olunan nükūd sikkeleri müdevver sahîfeler üzere hatt-ı Kûfî ile bir yüzünde besmele-i şerîfe ve bir yüzünde ism-i halîfe ve tesbîh ü tehlîle müteʻallik fıkarât-ı mübareke ve bir vechinde ism-i halîfe ve târîh-i hicret ve nâm-ı beled yazılur idi. İbn Hammâd târîhinde der ki: "Mağrib'de Devlet-i Muvahhidîn zuhûrunda Mehdî emriyle cümle sîm ü zer nükūdu murabbaʻu'ş-şekl katʻ olunup, bir yüzünde besmele vü hamdele bir yüzünde Muvahhidîn sülâlesinden gelen halîfelerin vakte gelince cümle isimleri yazıldı. Tîmûr ‘ahdine gelince bu nükūddan çok bulunur [166a] idi. Mağrib padişahlarının ahbârını mutazammın bazı târîhlerde görülmüşdür." Sâl-i Hicret'in on sekizinci senesinde hazret-i Ömer bin el-Hattâb radıyallâhu anhü nakş-1 Kisreviye üzerine "Lâ ilahe illallâh Muhammedûn Rasûlullah" ve baʻzısına "Lâ ilahe illallâh" ve "‘Ömer" ismini yazup, ‘Abdullah bin ez-Zübeyr dahi Mekke'de derâhim-i müstedîre katʻ edüp, ehad-ı vecheynine "Muhammedun Resûlullah" ve dîgerine "Emerullahü bi'l-vefâ ve'l-‘adl" yazup, devresine "‘Abdullah" deyü nakş eyledi ve Hârûnu'r-Reşîd'in oğlu Muhammed Emîn aʻlâ-yı sikkeye "Rabbiyaîllâh" ve esfeline "Muhammed Emîn bin Hârûnu'r-Reşîd" yazdı. Kaçan ki Muhammed Emîn oğlu Mûsâ içün ‘ahd alup, "Nâtık bi'l-Hakk el-Muzaffer-billâh" ile telkīb eyledi. İsmine denânîr darb edüp, sikkesine "Küll ü ‘izzin ve mefharin li-Mûsâ el-Muzaffer" yazdı ve dahi üç yüz elli sekiz senesinde Ebü'l-Hüseyin Cevherü'l-kâtibü es-Sıkıllî Mu'izz li-Dînillâh ‘askeriyle Mısır'a dâhil olup, "Kāhire-i Muʻizziyye"yi binâ eyledikde denânîr-i Muʻizziyye'yi darb edüp, ehad-ı vecheynine üç satır yazup, birinde "Muʻizzun li-tevhîdi'l-ahadi's-Samed" ve tahtına "el-Mu'izz li-dînillâh Emîrü'l-müʼminîn" ve anın tahtına "Duribe hâza's-dînâr bi-Mısra sene semâniyete ve hamsîn ve selâse mi’e” ve vech-i âharına "Lâ ilahe illallâh Muhammedün Rasûlullah erselehû bi'l-hüdâ ve dîni'l-hakki li-yuzhirahû ‘ale'd-dîni küllihî ve-lev kerihe'l-müşrikûn." Ve Muʻâviye b. Ebî Süfyân timsâlini mukalled bi's-seyf olarak sikkeye yazup, Melik Baybars derâhîm-i zâhiriyyeyi îcâd edüp, dirhemin üzerine sûret-i seb‘ darb eyledi. Devlet-i ‘aliyye-i ‘Osmâniyye zuhûruna gelince ekser derâhim-i Selcûkiyye ve Hind ve ‘Irâkeyn ve Megāribe ve Efrenc sikkeleri cârî idi. Sultân Orhân Gāzî yedi yüz yirmi altı târîhinde Burusa'yı feth edüp, kuvvet-i tâmm tahsîl eyledikde, ikinci sene vaz‘-ı kavânîn ve elbise vü kisve-i mütenevviʻa taʻyîn edüp, eyâdî-i nâsda olan sikkeye taʻarruz etmedi. İdrîs-i Bitlisî hattıyla muharrer bir mecmûʻada gördüm. "Sultân Orhan'ın sikkesi bir vechinde "el-Mücâhid fi-sebîlillâhi es-Sultân Orhân" ve bir vechinde 'Duribe be-Burusa' ve 'târîh-i hicret' yazılmış idi" deyü rivâyet eder. Fâtih-i İstanbul Mehmed Hân merhûmun sikkesi bir vechinde "Dâribü'n-nadr Sâhibü'l-ʻizz ve'n-nasr fi'l-berri ve'l-bahr" ve bir vechinde "Sultân Mehmed Hân bin es-Sultân Murâd Han duribe fî-Konstantîniyye" ve târîh yazılmış idi. Tâ Sultân Süleymân Hân Gāzî 'asrına gelince bu siyâk üzere sikkelenüp, ‘alâ-rivâyetin Sultân Selîm-i Sânî 'asrında bazı mukarrebler ilkāsıyla: "Ceddim Sultân Selîm Hân hazretleri Diyâr-ı Mısır ve 'Arabistân ve ‘Irâk-ı ‘Arab u ‘Acem'e ve Bahr-ı sefîd ü sîyah'a [v]e'l-hâsıl Rûmeli ve Anadolu'nun mümtâz memâlikine mâlik olmak hisabıyla sikkelerinde 'Sultânü'l-berreyn ve Hâkānü'l-bahreyn' ‘unvânın yazmak münasib idi" deyü, kendüler Kıbrıs fethinden sonra ol ‘unvân ile sikke darbına fermân eyledi.
Attribution
Citation:
"İstitrâd", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_275.html
Item Details
Title:
İstitrâd
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1207
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota