Seferler takrîbiyle hazâyin-i Devlet-i ‘aliyye'ye nefâd gelüp, memâlik-i mahrûsede hâsıl olan cevâhir-i ma‘deniyeden tasfiyeye kābil sîm ü zer ile idâre-i umûr-ı Devlet karîn-i işkâl u 'usret ve temşiyet-kârân-ı mehâmm-ı Saltanat bu vesîle ile şinâver-i kaʻr-ı nâ-yâb-ı bahr-ı hayret olmalarıyla, eyâdî-yi nâsda tedâvül eden evânî-yi sîm fi'l-asl nass-ı kerîm ile kabûl-i tahrîm edüp, teʼyîd-i hükm-i Şâri‘ ve husûl-i fevâyid ü menâfi‘ kasdıyla isti‘mâli [163a] menʻ ve bedel-i maʻlûm ile Darb-hâne'ye def olunup, darb-ı sikke olunarak fâyidetün-mâ husûlü bâlâda ‘alâ-tarîkı'l-icmâl
eğerçi ifade olunmuşidi. Ancak mâdde-i vâhide ile umûr-ı seferiyye idaresi ve mesârif-i sâyire-i devlet tesviyesi hâric-i hadd-i imkân ve baʻzı tasarrufât-ı ‘akliyye ile menâfi‘-i uhrâ inzımâmı lâzım-ı hâl ü şân olup, Hüdâvendigâr-ı sabık merhûmun zemânında bu husûs içün hâne-i hazret-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i ‘adîde mün‘akid olup, baʻzı kimseler esbâb-ı muʻâmelât-ı umûr-ı iʻtibâriyyeden olmağla, mütedâvil olan nükūdun emsâli nühâsdan kat‘ u darb-ı sikke olunup, 'aynı ile altun ve gümüş yerine sarf olunmasını tervîcde ikdâm olunmak tedbîrini îkā vu tasrih ve memâlik-i Mısriyye ve diyâr-ı Efrenc'de o makūle sikke râyic olmayup, levâzımât-ı seferiyyenin ekseri bu memleketlerden celb olunagelmekle dâd ü sited-ı devlet bi'l-külliye muʻattal olacağı tezkîriyle reʼy-i mezkûr takbîh olundu. Ve baʻzıları sabıklarda nühâsdan sikke kat‘ olunduğu emr-i sâyiğ olduğunu beyân ve râyic olacağı derecelerde üçü yahûd ikisi bir pâreye muʻâdil farz olunmasını der-meyân eyledikde, kıllet-i nef‘ ve intifâ-yı şân u vak‘ ‘illetleriyle bu tedbîr dahi tehcîn olunup, bilâhare ittifak-ı cümle ile ikilik îcâd ve Darb-hâne'ye vâfir îrâd kaydıyla mehâmm-ı sefere imdâd olunmuşidi. Cülûs-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûn vukūʻunda ref‘-i biʻdat ‘unvânıyla ‘alem-efrâz-ı şöhret olan zevât-ı kāsıratü'n-nühâ ikilik akçesini def‘ ve sikkeden bi'l-külliye gışşı ref‘ zararlarını hakka şebîh ta‘bîrât-ı mümevvehe ile sâmi‘a-ı hümâyûna ilkā eylediklerinde fi'l-cümle meyl-i hümâyûn rû-nümûn olduğunu [163b] Darb-hâne Emîni olan Yûsuf Ağa hissedüp, ikilik katʻıyla Devlet-i ‘aliyye'ye menâfi‘-i külliye hâsıl olduğunu ve belki yüzlük îcâdında dahi ziyâde vefr ü nemâ tekevvün edeceğini mukarrebân-ı Saltanat'a inhâ ve bu sûretden gayri vechile idâre-i umûr-ı seferiyye mümkin olmadığını inbâ ile mugālata-i ‘avâm-ı nâsa nefsini siper ve ber-muktezâ-yı sadâkat-i cibillî izhâr-ı tecellüd ü metânet ile ibkā-yı hüsn-i eser etmişidi. Mü’eyyed min-'indillah olan Devlet-i ‘aliyye'ye hulûs-ı kalb ile hıdmet edenlerin yârı cenâb-ı Bârî olup, sevk edecekleri umûr-ı hayriyyede vücûd-ı te'sîr dahi bi-irâdetillâhi Teʻâlâ husûl-pezîr olduğundan fazla, hased-kârân-ı zemânenin o makūle hayr-hâhân-ı devlet haklarında zebân-âver-i makāl oldukları lagviyyât u ebâtîl-i kârger-i nüfüz olmayacağı mücerrebân-ı etvâr-ı ‘âlem olanların menkūş-ı zihn-i tâbdârı olup, binâ’en-‘alâ-zâlik Ağa-yı mûmâ ileyhin tedbîr-i rezîn ve reʼy-i isâbet-karîninde vücûh-ı menâfi‘ derkâr olduğu mir'ât-ı suver-i hakāyik-i eşyâ olan zihn-i nakkād-ı Mülûkâne'de mürtesim ü hüveydâ olup, ancak ashâb-ı ârâ ile bi'l-müzakere şart-1 etbâk bulunması tasvîb ve birkaç def‘a bu mâdde içün yine hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret tertîb
olunup, vücûd-ı nef-i ‘azîm mülâbesesiyle ashâb-ı Şûrâ yek-sâk-ı vifâk ve yek-dîgeri ilzâm eyleyerek safka-zen-i ittifâk oldukları ‘rikilik ibkāsına ve yüzlük ihtirâʻına müsâʻade-i hümâyûnları cârî mûmâ ileyhin nuzâr-ı hâlisü'l-‘ayâr iştihârı bu vesîle ile revac-dâde-i iʻtibâr-1 Tâc-dârî olmuşidi. Bundan başka Memâlik-i mahrûse'de mütedâvil olan zeheb meskûku havene-i Yehûd ve sâyir [164a] düşmen-i nükūd olan erbâb-ı hırs u tama' kass u kat' ile veznini tenzîl ve kadr ü 'ayârını tezlîl edüp, muʻâmelât-ı nâs fâsid ve bâzâr-ı kabz u def kâsid olmuşidi. Zikr olunan nükūd-1 zâyifenin kıyem-i mefrûzası edâ olunarak cemʻ ü iltikātına ikdâm olunup, tasarrufât-ı dârü'd-darb ile bu mâddenin dahi vâfir nakd hâsıl ve keşmekeş-i ahz u redd gāyileleri zâyil ve fi'l-hakīka ibkā vü iltikāt ve ihtirâ‘dan hâsıl olan nükūd ceyb-i gaybdan zuhûr etmiş mâl gibi sûret-yâb-ı vücûd ve idare-i umûr-ı sefere kifâyet mertebesine vüsûlü ma'lûm-ı erbâb-ı şühûd olduysa dahi, iddihâra medâr olacak derecelere müntehî olmayup, lede'l-hâce sarf içün ihtizân-ı nakd-ı devletlerin sermâyesi olduğunu mûmâ ileyh te'emmül ve düvel-i sâyirenin sîm ü zerini bir nevʻ tasarruf ile celb ü i'mâlde küllî fâyide terettüb edeceğini teʻakkul ile lede'l-istîzân bu mâddeyi dahi sanayi‘-i ‘akliyye ile fiʻle ihrâc yaʻnî râyicü'l-vakt hesâbıyla düvel-i sâyireden isticlâb olunan sîm ü zere sikke darb edüp, bi-sebebi'l-imtizâc hâsıl olan tefâvüt-i ‘ayn-ı maddenin nısfı derecesine mütekārib olup, fe-li-hâzâ kefere devletlerini min-ciheti'l-nakd mübtelâ-yı tezâyuk u inziʻâc ve nükūd-ı vâfirelerini Hazîne-i hümâyûn'a idrâc edüp, Devlet-i 'aliyye'ye fâyide-i zâyide tahsîl ve kuvvet-i mâliye-i eʻâdî-yi devleti taklîl ile fâyideteyn-i maslahatını tekmîl eyledi. Frenk devletleri hesabı olup, karâyin-i haliye ile giderek devletlerinde bu kazıyye şüyû ve fi'l-hâl imsâk u muhafazaya şürû etdiler ise dahi miyânede güzârân olan eyyâm-ı hâliye iktinâs [164b] ve hadden bîrûn sîm ü zerleri istihlâs olunundu. Devlet-i 'aliyye memâlikinden düvel-i uhrâya nakl-i nükūd imtinâʻı mukarrer olduğu hâlde el-yevm mevcûd ve fîmâ-ba'd tezâyüd ü terakkî bulacak nükūd ile ilâ-mâ-şâʼallâhü Te‘âlâ teʻâmül-i nâs mümkin olup, gāyetün mâ-fi'l-bâb Rûsiyyelü Kırım cânibinde Devlet-i ‘aliyye'nin el-hâletü hâzihî tedâvül eden guruşunu elli iki pâre hesabıyla ve sâyir sikkesini guruşa tatbīk ile düşürüb, bedeli olarak memleketinde râyic nühâsdan masnûʻ sikke-i ma‘hûdeyi ‘arz ve zikr olunan sikke ile Kırım'da ecnâs-ı eşyânın iştirâsı mümkin olduğundan, bey' ü şirâya zarar terettüb etmeyeceği egerçi zâhirdir. Ancak Moskovlu'nun düvel-i sâyire gibi darb-ı sikke ve teksîr-i mebâliğ kusârâ-yı matlabları olup, sâkin oldukları memâlik erâzî-yi
gayr-i mu'tedileden olduğuna binâ'en, cevahir-i ma'denniye tekevvünü memleketlerinde müstehîl ü teâmül üzere oldukları düvel-i Efrenc-rûh ile nakdin hurûcunu müsâvî bilüp, bi'z-zarûre miyânelerinde vukūʻ bulan dâd u sitedden Moskovlu'nun tedârük etdiği sîm ü zer ekall-i kalîl ve bu sebeble memleketlerinde sîm ü zerden meskûk mebâliğ nâdir ve muʻâmelât-ı zarûriyyeleri nühâs ü kâğıda münhasır olmuşidi. el-Hâletü hâzihî Devlet-i ‘aliyye tüccârı ile ahz u i‘tâsı küllî olup, ‘arz etdiği bedelde dahi mâhiyet maʻdûm olmağla, emti‘aya bedel-i cem‘-i nükūd eyleyeceğinden başka, tüccârın Asitâne-i saʻâdet'den celb edeceği eşyâ dahi hâmil olduğu metâ ile mübadele hükmünde olup, giderek nükūd-ı devlete tedrîc ü teʼennî ile îrâs-ı kıllet ve kendü sikkelerine ihdâs-ı kesret edecekleri bedîhîdir. Lâkin imsâk-ı nükūd içün tahsîl-i vech-i suhûlet [165a] kābil ve nev‘-i Benî Âdem içün mümkin ve gayr-i müstahîl olan umûrun tevsiyesi meysûr u hâsıl olup, ‘ukalâ-yı devlet ve erkân-ı meşveret idâre-i pergâr-1 efkâr ile bu derdin dermânını ve bu mâddenin imkânını bulacağları melhûzdur.
Zikr-i nizâm-yâften-i Darb-hâne-i ‘âmire ve zuhûr-ı nef‘-i ‘azîm
Attribution
- Citation:
- "Zikr-i nizâm-yâften-i Darb-hâne-i ‘âmire ve zuhûr-ı nef‘-i ‘azîm", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_274.html
Item Details
- Title:
- Zikr-i nizâm-yâften-i Darb-hâne-i ‘âmire ve zuhûr-ı nef‘-i ‘azîm
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1207
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota