Düşmen-i dînin Kalas ve Siret taraflarında ictimâʻı tahkīk olunduğuna binâ'en, me'mûr-ı maʻiyyeti olan süvârî vü piyâde ile Maçin tarafına Rumeli Vâlîsi taʻyîn olunup, Maçin'in istihkâmı ve Ordu-yi hümâyûn vusûl buluncaya dek cenge isti‘dâd sûretleri verilmişidi. Zilkaʻde evâyilinde Hırsova'dan Ağa Paşa ve sâyir ocağlu ve vüzerâ 'ale't-tertîb tahrîk ve Maçin cânibine tesyîr olunduğundan gayri Ordu-yi hümâyûn Hırsova'da kalmış sûretini istihsâl içün Defterdâr Efendi ve Defter Emîni ve sâyir aklâm u ketebe de Hırsova'da ibkā olunup, Sadrıaʻzam dahi sâyir ricâl-i Devlet ve Anadolu Rumeli ağalarıyla müteʻâkiben Dâye Karyesi'ne nuzûl eyledi. Bu aralıkda Rumeli Vâlîsi'nin tahrîrâtı gelüp, düşmenin sırtdan İbrâ’îl ötesine murûrunu beyân ve bir mikdâr düşmen ‘askeri Kıztaşı'na geçüp, berü tarafdan dahi atlu varup, muhârebe ve aʻdâyı perîşân eylediklerini ve sâhilde olan sazlıkda piyâde ‘askeri muhtefî olmak mülâhazasıyla verâlarına düşmediklerini ve bundan sonra sâhile çıkan düşmen yine öteye geçdiğini îmâ ve tekrâr ‘avdet eder fikriyle imdâd u iʻânet olunmasını istidʻâ etmişidi. Derhâl Tepedelenli ‘Ali Paşa ve Ağa Paşa ve Çapanoğlu ve Kara 'Osmanoğlu'nun bir sâʻat evvel Maçin'e vusûlleri irâde olunduğunu o ânda tekrâr Maçin'den haberler tevârüd edüp, [100a] Moskovlu karşuda olan ‘askerini leylen Maçin yakasına geçirdiğini ve Zilkaʻde'nin yedinci sebt günü Maçin üzerine hücûm eyleyeceğini bildirdiklerinde ilerüde olan vüzerâ vü ru'esa-yı 'asâkire tekrar haber gönderilüp, yevm-i mezkûrde vüzerâ ve Depedelenli ve Yeniçeri Ocağı birbirini vely ü teʻâkub eyleyerek ‘ale's-seher Maçin'e vâsıl olmuşlaridi. Yeniçeri'nin mukaddemce vusûl bulanları meteris hafrine şürûʻ üzere iken sâʻat nehârî sekizde aʻdâ üç koldan 'askerini yürüdüp, berü tarafdan dahi mukābele ve toplara âteş verilüp, iki sâʻat kadar tarafından top cengi olup, aralık aralık ‘asker-i İslâm yürüyüşler ve behâdırlıklar icrâ ederler iken aʻdâ-yı dîn atlu 'askeri üzerine ‘âdet-i kadîmesi üzere humbara atup, atlunun bir mikdârı Arnabud tâyifesinden olmağla derhal perîşân oldular. Bu perîşânlık sebebi ile düşmen fursat bulup, meterislere hücûm etdikde Yeniçeri tâyifesi
cüz'-i metânet gösterüp, kezâlik Depedelenli ‘Ali Paşa bakiyye kalan beş yüz Arnabud ile bir sâʻat kadar âhenk-i cenk ü peykâr ve o hılâlde Çapan-zâde ve Kara ‘Osmân-zâde bakiyye 'asker ile bir iki defʻa hücûm sadedinde olduklarında aʻdânın ateşi hücûmlarına mâni olup, ‘avdeti ihtiyâr ve mahall-i maʻrekeye bir sâʻat mesâfe olan bir depede intizâr-ı encâm-ı kâr ile karâr eylediler. Bu esnâda vüzerâ vü ruʼesâ seyf ü sinân der-dest ‘avdet eden ‘askerin önünü alup, her ne kadar iʻâdelerine sarf-ı makdûr eylediler ise müfîd olmayup, bilâhare Maçin'de olan orduyu yağma ve talan ve girüye girîzân ve bunların ‘avdet ve Maçin ordusunu [100b] gārete cesaretleri meterisde olan piyâde 'askerine muceb-i vehm ü vahşet olup, onlar dahi meterislerini terk ile 'avd u insirâf ve firârun ‘ani'z-zahf kebîresini iftirâk eylediler. Çünki yevm-i mezkûrda Maçin'e dört sâʻat mesâfe olan Boğaz Karyesi pîş-gâhına nasb-ı hıyâm ve ferdâsı Maçin'e teveccüh musammem-i ‘asker-i İslâm olmuşidi. Aʻdânın Maçin ordusuna sû-i kasd u niyyeti tahakkuk etmekden nâşî tahsîl-i kurbiyyet içün dahi ilerülere yaʻnî Maçin'e karîb bir mahalde ordu yeri ihtiyâr olunmak tenbîh ü sipâriş ve re’y-i evvel bâz-daşte-i ‘amel-i erbâb-ı fikr ü dâniş olup, bu hâl ile Dâye Karyesi'nden Serdar-ı ekrem usûl-i hareketi îkāʻ bir sâʻat murûndan sonra top sedâsını istimâ edüp, muhârebe vukūʻnu istidlâl ve tahkīk-i ahvâl içün ilerülere sevk-i semend-i isti‘câl edüp, nâ-gâh seyller gibi bozgun-ı ‘asker zuhûr ve önlerine varup, iʻâde vü tevkīflerine bezl-i cehd-i mevfûr eyledikde menʻ ü reddin bir vechile imkânını bulamayup, firârîlerin şe'âmeti tabâyi'de olan meyl-i cibillî muktezâsınca maʻiyyetinde olan 'asâkire dahi sirâyet etmekle anlar dahi tarafetü'l-'ayn perîşân ve râst geldikleri emvâl ü eşyaya mazarrat-resân-ı nehb ü hüsrân olduklarından gayri, henüz mahall-i muhârebeye vusûl bulmuş topların koşumlarını katʻ ve bâr-gîrlerine süvâr ve cebe-hâne arabalarından kurşun ve barut çıkarup, mütemammil olacağları mikdârını fıtrâk-beste-i igtisâb ve bakīsini tuʻme-i âteş-i şedîdü'l-iltihâb eylediklerine kanâʻat etmeyüp, iddihâr olunan yigirmi günlük ecnâs-ı zehâyiri itlâf ve arabalarını ber-hem-zede-i
eyâdî-yi iʻtisâf ve fakīri ganîsini ve kavîsi zaʻîfini i‘dâm ederek bir fırkası Karasu'ya ve bir fırkası Hırsova'ya [101a] ‘inân-tâb-ı sürʻat ü şitâb oldular. Şöyle ki fart-1 cesâret ile etdikleri hasâret düşmen-i dîn tarafından meşhûd olmayup, bir seneden berü hezâr mihen ü meşakkatle tedârik olunan zehâyir ü mühimmâtı yek-lahza nâ-bûd ve sâha-i vücûddan mefkūd eylediler. Sadrıaʻzam bir tell-i refîʻ üzerine çıkup, ictimâ‘-1 nâs içün tabl-zen-i daʻvet ve ricâl-i Devlet'den ancak üç beş âdem mevcûd muʻîni olup, bâkīleri kenâre-gîr-i selâmet ve ne hâl ise ilerüde merʻûbu'l-kulûb olan vüzerâ ve ru'esâya i‘tâ-yı tesliyyet ü istimâlet lâzım gelüp, bu hıdmet edâ içün etbâʻından birine ‘atf-1 ‘inân ve irtifa‘-1 nüfûz hasebiyle mü'temir olan şahsın rû-gerdân olduğunu müşâhede eylediği gibi kemâl-i infiʻâl ile bi'n-nefs ‘azîmet içün mihmîz-rân olduğunu maʻiyyetinde olan ricâl-i Devlet tahkīk ve hifz-ı nâmûs dâʻiyesiyle der-ân sâʻat sedd-i tarîk eyledikleri hılâlde Kethudâ-yı Sadâret-penâhî Reşîd Mustafâ Efendi gayrete gelüp: "Tevakkufumuz sudûr-ı emr-i şerîfinize mebnî olup, işte bu ‘abd-i ‘âciz meʼmûr etdiğiniz mahalle ‘azîmet ile emrinizi icrâ ederim" deyü ‘inân-rîz-i ilgār ve Çavuş-başı Ağa dahi mûmâ ileyhe kafa-dâr olup, Maçin'e bir sâʻat mesâfe olan mahalle dek ‘azîmet ve vüzerâ vü ru’esâya vesâyâ-yı Sadrıaʻzamî'yi ifâde ile i‘tâ-yı tesliyyet edüp, etrâf u eknâfa karağollar taʻyîni ile birbirini müteʻâkib ‘âyid ü âyib oldular. Baʻzı nâs Sadrıa zam'ın bulunduğu mahalde meterisler hafrini tedbîr edüp, meteris hafri 'alâ-külli hâl âlât u mühimmâta ve muhafazası piyâde ‘askerine tevakkuf edüp, [101b] ikisinin dahi ma‘dûm hükmünde olduğu beyân olunup, re'y-i gayr-i müveccehleri tezyîf ve askerin ‘adem-i istikrarı mücerreb olmağla şâyed Hırsova'da bir mikdârı tevkīf olunur deyü Hırsova Muhafızı'na mektûb tahrîrini taʻrîf etmeleriyle ol vechile 'amel olunduğundan fazla firârîyân u yağma-kârânın güzer-gâhları sedd ü ben olunmak içün derbendlerde bulunan muhafızlara mü’ekkeden evâmir-i ‘aliyye ısdâr ve mümtesil-i evâmir-i Pâdişâhî olmayanların cezâlar tertib olunmak ruhsatları temîme-i bâzû-yi iktidârları kılındı.
Baʻzı ehl-i vukūf der ki kesret ü cemʻiyyet ile Maçin'de belki bir maslahat görülmek mümkin idi. Lâkin a'dâ-yı dîn vaktiyle davranup, Maçin ordusuyla Sadrıa zam'ı bir yere getürmeksizin kârına revâc ile tahsîl-i mâye-i istidrâc eyledi.
Baʻzıları bunu reddedüp Ordu-yi hümâyûn'nun mecmûʻ kuvveti Maçin ordusuna verilüp, mukāvemete kādir ne kadar ʻasâkir var ise bi'l-külliyye taʻyîn ve hücûm eden aʻdânın birkaç katı oldukları müstebîn olup, yoluyla muhârebeye tasaddî eyleseler aʻdâya gālib olacağları nümâyân ve Sadrıaʻzam'ın maʻiyyetinde kalan cüz’-i 'asker ile iltihâk ve ʻadem-i iltihâkı müsâvî olduğunu beyân ve yağmayı ʻâdet eden Türkmen feşârileri ve Arnabud süvârîleri tefrikaya bâʻis olduklarını zebân-âver-i tibyân-ı bürhân eylediler. Ağa Paşa meterislere varup, Yeniçeri'ye kuvvet-i kalb ve evhâm u haşyetlerini baʻzı nesâyih-i müfîde ile selb etmek lâzım iken meterislere birkaç fersah buʻdu olan bir depenin üzerine çıkup, müstashibi olan iki üç kıta çarha topuyla balyemez yetişmeyecek mahallere top atup zerre kadar fâyidesi olmadığından başka, topların bir ikisini bulunduğu mahalde terk ve ʻavdet eyledi. Kezâlik vüzerâdan bir iki zât hass ü iğrâ-yı ʻaskerîden [102a] tahvîl-i nigâh-ı iltifât ve âteş-i harbin iştiʻâli vaktinde şürb-i duhân ve tervîh-i nefs ü cân kaydına düşüp, gayret-keşân-ı dînden biri bunlara tesadüf ve "Bu hengâm-ı tesâdüm ü tevâkufda ʻasker-i İslâm'dan tehallüf, ihtiyâr-ı semt-i nâdânî teʻassüf olduğundan fazla, meydân cenginde olan sunûf-ı ʻaskeriyye ahvâlinize vukūf-ı tahsîl ederler ise pâ-yi sebâtları mütezelzil ve dâʻiye-i şevkleri muzmahill olur" dedikde: "Kimin miyân-ı iftihârı hançer-i mücevher ile tezyîn ve kimin dûş-i iʻtibârı ferve-i semmûr ile nevâzende-i dest-i tahsîn kılındı ise düşmen-i laʻîn ile mübâreze eylesün" deyü iʻlân-ı hased ü kîn ve icrâ-yı garaz ile hetk-i perde-i dîn etdiklerini haber vermek, bu kazıyyeyi musaddık-i bi'l-yemîn eyledi.
Biz yine sadede gelelim.
Sadrıaʻzam piyâdegân ve zahm-hârânın verâlarını alup, gerüde kalan topları ve dökülüp kalan mühimmât bekāyâsını ve arabaları Hırsova'ya nakl içün baʻzı kimesnelere vâfir nakd verüp, baʻdehû Hırsova'ya ʻavdet eyledi. Yevm-i muhârebenin üçüncü günü düşmen-i dîn Maçin'de müstekarr olmayup, Kalas tarafına ʻubûr eylediği haberi tevârüd edüp, baʻzı nâs düşmenin bila-sebeb karşuya geçdiğini işbu muhârebede ʻaskerine târî olan zarar u hasâret-i külliyyeye haml edüp, baʻzılar dahi büyük ordunun aʻdâ hâline muttaliʻ olmayup, şâyed ceng
yüzünü görmemiş bir nevʻ dinc ‘asker ile Vezîriaʻzam gelür fikrini edüp, zedelenmiş 'asker ile mukavemet müşkil olduğunu bildiğinden karşuya güzâr eyledi, dediler.
Hareket-i 'asâkir-i İslâm be-cânib-i Maçin ve zuhûr-ı tefrika vü perîşânî be-Ser'asker-i cânib-i mezbûr
Attribution
- Citation:
- "Hareket-i 'asâkir-i İslâm be-cânib-i Maçin ve zuhûr-ı tefrika vü perîşânî be-Ser'asker-i cânib-i mezbûr", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_158.html
Item Details
- Title:
- Hareket-i 'asâkir-i İslâm be-cânib-i Maçin ve zuhûr-ı tefrika vü perîşânî be-Ser'asker-i cânib-i mezbûr
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1205
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota