Tafsîl-i [75b] ahvâl-i Şerîf Hasan Paşa

Müşârun ileyh ‘an-asl Ruscuk aʻyânı Çilli Ağa'nın oğlu olup, kesret-i mâl ve vüsʻat-i dâyire vü hâl ile Ruscuk'da râhat-güzîn-i ferâğ-ı bâl iken, evvelki seferlerde Dergâh-1 ‘âlî Kapucu-başılığı ile kesb-i teʻayyün ü iʻtibâr ve Yergöğü ve Bükreş muhârebelerinde iʻânet-i külliyyesi bedîdâr olduğuna binâ’en, Muhsin-zâde merhûma çatup, bâla-nişîn-i mastaba-i iştihâr olmuşidi. Dağıstanî ‘Ali Paşa Ruscuk Serʻaskeri bulunup, müşârun ileyh ile ‘adem-i imtizâc ve hakkında kazâyâ-yı hasâreti intâc eyleyeceğini istihrâc ve nakd-i gîrân-ı ‘asr ile istimzâc edüp, bezl-i mâl-i ferâvân ile rütbe-i vezâreti tahsîl ve tesâvî-yi menzilet ve tefâvüt-i galebe vü kuvvet ile nüfûz-ı Serʻaskerî'yi taklîl etmişidi. Yergöğü Kalʻası'nın istihlâs u istirdâdı Devlet-i 'aliyye'nin mûrâdı olup, müşârun ileyh ile sûret-i husûl-ı zafer bi'l-mürâsele muhâbere ve birâderi dahi Ordu-yi hümâyûn'a ihzâr u müşâvere olunup, Ser‘askerlik tarafına tefvîz olundukda, şâhid-i zafer sâha-i husûlde cilve-ger olacağını zebân-güzâr te‘ahhüd ve bu vesîle ile çâr-bâliş-i Ser‘askerî'ye tevessüd edüp, umûr-ı devlet hâricde tasavur olunduğu gibi sehl ü yesîr olmayup, su‘ûbeti hîn-i iktihâm u hutûbda zâhir olacağı bedîhî olduğundan, îfâ-yı ‘ahd ve incâz-ı vaʻd edemeyüp, günde bir behâne ile ifâte-i vakt ü zemân ve ‘âkıbetü'l-emr Ser‘askerlik'den ‘azl ile nâvek-taʻn ve teșnîʻa-nişân olup, Cezayirli Hasan Paşa Serʻasker ve bir müddet güzâr etdikden sonra sulh mukarrer olmağla, Özi muhafazası süpürde-i ‘uhde-i liyâkati kılınup, ‘azîmetde izhâr-ı tüvânî vü kusûr ve ref‘-i vezâreti zımnında derhâl emr-i şerîf sudûr edüp, bir zemân Gümülcine'de ikāmet [76a] ve tûl-i müddet ile ehâlî tarafından istiskāl olunup, Ruscuk ve baʻdehû Selanik taraflarına ‘azîmet ve çeşm-i intizârını vakf-ı şâh-râh-ı iʻânet edüp, işbu sefer vukūʻunda vezâreti ibkā ve Vidin ve Rahova muhâfazalarına meʼmûriyetle kayd-ı batâlet ü ferâğdan incâ ve Cezayirli Hasan Paşa vefât eyledikde baʻzı erbâb-ı hall ü 'akd sevkiyle Sadru's-sudûr ve Sipâh-sâlâr-ı mevkib-i Şehriyâr-ı kâmilü'ş-şu'ûr olmuşidi. Zemân-ı sadâretinde Yergöğü nusratı zuhûr ve Nemçelü ile ‘akd-i mütâreke olunmak vesîleleriyle taraf-ı hümâyûn'dan manzûr olup, sunûf-ı ‘asâkir müteferrik olmazdan mukaddem, Moskovlu üzerine hareket eylemesi müteʻaddid hutût-ı hümâyûn ile tarafına tenbîh ü ifade olunup, murahhasları mevki‘-i mükâlemede terk ile Moskovlu üzerine vaktiyle hareket muvâfık-ı maslahat-ı Devlet ve nefsine mûceb-i selâmet iken, [mısra]: Tevfik 'azîz est be-herkes ne-dehend. mefhûmu üzerine tarîk-i savâba ‘adem-i ihtidâ ile Yergöğü sahrâsında ikāmet ve ‘ahd ü temhîdi muhakkak görülen mütârekenin nihâyetine nazar ile tebrîd-i ‘askere ‘illet ve baʻde harabi'l-Basra Ruscuğ'a 'avdet eylediği gibi ‘asâkir-i müctemiʻa perîşân ve fi'e-i kalîle ile Silistre tarafına revân ve anda dahi vâfir zemân güzerân olup, Bâzârcığ'a ve Şumnu'ya vârid ve şitâ içün tertîb-sâz-ı mekā‘id olduğu hengâmda Kili Kalʻası'nın giriftâr-ı dest-i düşmen olduğu ve İsmâ‘îl'in mahsûrriyyeti tahakkuk edüp, [mısra]: Bî-te'emmul zede-em dest-i bekârî ki me-pors. terâneleriyle izhâr-ı fürûtenî vü zerâ‘et ve havf-ı cân ile taşra çıkup: "İsmaʻîl imdâdına gidiyorum" deyü âvâzesin işâʻa ve Kelefce ve Kozluca ve Bâzârcık semtlerinde nakd-i vakti izâʻa edüp, İsmâ‘îl'in gitdiğini dahi tashîh ve bu haber-i hâyil [76b] ise bi'l- külliyye müşârun ileyhi tekdîr ü tebrîh ve İsmâʻîl imdâdında sû-yi tedbîr ve kusûrunu tezekkür ve selâmet-i nefs mümkin olmadığını tefekkür ile taraf-ı Mülûkâne'den bîm-nâk ve galebe-i evhâm ile perde-i emniyyeti çâk-çâk olduğu derrâk-ı hafâyâ-yı ahvâl olan Şehriyâr-ı sütûde-âsâr'a vâzıh u müncelî oldukda, vesvese vü halecân-ı kalbi izâle ve birkaç defa hutût-ı hümâyûn ile istimâle olunup, ne hâl ise itmi’nân hâsıl ve Bâzârcık'dan kalkup, Şumnu'ya dâhil olduğu gibi mukaddemâ bi'l-fi'l Yeniçerî Ağalığı'yla Şumnu'ya gelüp, bu defa hufyeten Kāyim-makām nasb olunan Vezîr Bekmezci Mehmed Paşa'ya istîsâli bâbında emr-i kazâ-mazâ îsâl olunup, muvâzaʻaten şeref-sudûr olan hatt-ı hümâyûn ki, Belgrad Muhafızlığı içün Sofya tarafına hareket etmesinden ‘ibâret idi, bâdî-yi emirde Küçük Mîrâhûr Ağa vâsıtasıyla ibrâz olunup, mühr-i hümâyûn istirdâdından sonra dîger hatt-ı hümâyûn muktezâsı üzere câme-hâbında dâne-i tüfenk ile i‘dâm ve bu sebeble ünûf-ı gerden-keşân-ı enâm irgām olundu. Müşârun ileyhin sevâbık-ı hıdmetine nazaran ser-zede-i zuhûr olan kusûrundan igmâz ve ‘azl-i mücerred ile iktifâ olunup, i‘dâm u izâlesinden i‘râz olunacağı merâhim ü eşfâk-ı pûziş-pezîr-i Şahâne'ye nisbetle muhakkak olup, ancak Celâlî sûretinde bilâ-sebeb ve fâyide geşt ü güzâr ve meştâ-yı Şumnu'da ‘adem-i istikrâr ile taʻtîl-i mevâdd-ı devlet ve sene-i âtiye tertîbâtına mûceb-i noksâniyyet olduğundan başka, Âsitâne-i saʻâdet'e gönderdiği tahrîrâtda hetk-i perde-i hürmet ü edeb ve tahrîk-rek tehevvür ü gazab edüp, keçīdi dahi o yüzden olmağla, ser-i felâket-zedesi bürîde-i seyf-i kahr-ı Sultânî ve birâderi Çavuş-başı Mehmed Ağa Babadağı'nda [77a] bulunup, râbıta-i iltihâm ile necât mülâhaza eylediği Kuban Hânı vasıtasıyla târik-i ‘âlem-i fânî oldu. Müşârun ileyh evâyil-i hâlinde gāyet zekî vü hûş-mend ve dirâyet ü reviyeti müsellem bir merd-i civân-merd olup, ancak tenâvül-i râh ve teʻâtî-yi ‘akār ile kesb-i ifrâh, meşrebi ve sadâreti vaktinde galebe-i hırs u âz ile emvâl-i nâsa dest-i dirâz olmak meslek ü mezhebi olduğundan fazla, hıkd u garazdan gayr-i hâlî ve hevâ vü hevesi zâyil olmayup, baʻzı menhiyyât ü mekârihe meyl etmek hâli idi. Tecâvezallâhu ‘an seyyiʼâtihî Üsküdar'da medfûn olup, râzdân-ı ihtilafât-ı şu'ûn ve hakāyik-bîn-i zuhûr u kümûn olan Hüdâyî Mahmûd Efendi hazretlerine iddi‘â-yı intisâb ve tekyesine ba'zı hayrât kayd edüp, başına cem' ve meclisine şem' olan fukarâ vü dervîşânı ‘ârıza-i fâkadan reh-yâb ve vücûh-ı birre dâyir bundan başka bir ‘amel-i sâlihe muvaffak olmadığı muhakkakdır. Makām-ı Sadâret-i ‘uzmâ isnâ-yı merâtib-i Devlet İslâmiyye ve eşref-i menâsıb-ı Saltanat-ı seniyye olup, bu mansıb-ı hatîre tevellâ edenlerin ‘afâf-ı nefs iltizâmıyla hareket ve rızâ-yı Hakk'ı tahsîl eyleyerek ‘ibâdullâha şefekat ve beytülmâlı sıyânet ve emr-i halîfetü'l-müslimîne inkıyâd u itâʻat mûcib-i selâmetleri olup, tarîk-i Hakk'dan 'udûl ve Mihâc-1 ‘utüvv u istikbâra duhûl ile müstelizzât-ı dünyeviyye ve müştehiyyât-ı kevniyyeye münhemik ü meşgûl olanların ekserîsi tîg-i kahr-ı İlâhî ile müste'sal ve dâyire-i gāyireleri bi'l-külliyye perîşân u muzmahill olageldiği mücerrebdir. Men hafize dînehû ğanime ve-men hâsebe nefsehû selime ve-men etâʻallâhe celle ve'rtefeʻa ve-men ‘asâhû zelle ve'ttezaʻa ve's-selâmetü fi'l-istikāmeti ke-mâ enne'l-bağye mûcibün li'n-nedâmeti.
Attribution
Citation:
"Tafsîl-i [75b] ahvâl-i Şerîf Hasan Paşa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_118.html
Item Details
Title:
Tafsîl-i [75b] ahvâl-i Şerîf Hasan Paşa
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1205
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota