Vakʻa-i bâkıʻa-i İsmâʻîl

A'dâ-yı dalâlet-peymâ ânifen zikr olunduğu üzere Kili Kalʻası'na istîlâ ve Karadeniz'de olan donanmasını Sünne Boğazı'na idhâl ve İsmâ‘îl câniblerine îsâl ve berren ve bahren muhâsaraya iştigāl kasdında olup, mukaddemâ Kili muhafazasına taʻyîn olunun şalopelerin kıllet-i neferâtı ve zâbitlerinin tekâsül ü rehâveti sebebi ile o havâlîyi muhâreseden mütecânif ve şalopelerin ekserini mütlif [73b] olduklarına binâ'en, merâkib-i Sultâniyye kapudanlarının dilîr ü şehîrlerinden Hammâmî-zâde Ahmed Kapudan noksânı itmâm ve münkesiri behem-resîde-i cebr ü iltiyâm eyledikden sonra, İsmâ'îl Adası'nı ve nefs-i İsmâ‘îl'i muhafazaya kıyâm etmek tenbîhâtıyla ol savba isrâ ve ‘ulûfe ve sâyir mesârifâta medâr olmak içün Âsitâne-i saʻâdet'den mûmâ ileyhe nükūd-1 vâfire i‘tâ olunmuşidi. Ancak Kapudan-ı mûmâ ileyh o havâlîye vâsıl olmazdan mukaddem şalopelerin baʻzısı İsmâ‘îl pîşgâhına vaz‘-1 lenger ve baʻzısı sevâhil-i Tuna'da hâlün ‘ani'l-‘asker kaldığından haber alup, bi'z-zarûre meştâ-yı Ordu-yi hümâyûnu mukarrer etmişidi. Bu sebeble a‘dâ bî-‘ahd u şart Eski Kili ve İsma‘îl Adası'nı bî-mâni‘ ü mezâhim zabt eyledikden sonra Tolçi etrâfında tehaşşüd eden Kuban Hânı'nı ve sâyir muhafızları tefrîk ü ihâfe ve İsakçı ma‘berini dahi istîlâ eylediği mahallere izâfe ‘akabinde berren ve nehren İsma‘îl'i muhasara eyledi. İsmaʻîl Kasabası'nın Tuna cânibini istihkâmâtdan hâlî bulunmağın ordu-yi menhûsunda olan 'askerin rub' mikdârını sagīr ü kebîr sefînelerine imlâ ve işbu Rebî'ü'l-evvel'in on yedinci günü iki tarafdan hücûm gösterdikde, şîr-dilân-ı meydân-ı gazâ bî-pâk u pervâ mukābelede demsâz-ı vifâk ve nehren hücûm eden merâkıb-ı a'ânın birkaç kıtʻasını igrâk u ihrâk eylediklerinden istikrâra mecâl bulmayup, adaya doğru firâr ve behren hücûm eden ‘asker-i aʻdâyı dahi top ve tüfenk ile târumâr ve kati çok melâʻîni îsâl-i dereke-i nâr etmeleriyle, düşmen-i mekkâr hücûmdan ferâgat ve ordusu olduğu mahalle hâyiben ‘avdet eyledi. Bu muhârebeden sonra aʻdâ uzakdan muhâsarayı iltizâm ve aralık aralık İsma‘îl Kasabası'nı [74a] tahliye içün irsâl-i peyâm edüp, sükkân-ı kasaba ile hâricden vürûd eden 'asker miyânında dahi teslîm-i kalʻaya dâyir hayli muʻâraza vü müşâcere zuhûr edüp, bilâhare Bender'de bulunan ruʼesâ-yı 'asâkirin ahvâli tezekkür ve encâm-ı kâr tefekkür olunup, hulûs-ı kalb ile ittifâk ve muhârebe zımnında şedd-i nitâk-1 vifâk ve vîre sohbetini miyânelerinde muhkem-i yasâk eylediler. Düşmen-i mekkâr bilâ-muhârebe kal‘aya dest-res mümkin olmadığını cezm ve "Suvarof" nâm cenerali on iki bin melâʻîn ile taʻyîn ve teksîr-i sevâdd-1 cemʻiyyet zemîninde Boğdan vilâyetinden tedarik etdiği eclâf-1 kefereyi dahi maʻiyyetinde zamm etmişidi. İsmâ‘îl'e vürûdlarında aralık aralık muhârebeye agāz ve cünûd-1 Muvahhidîn top ve tüfenk ile âsâr-ı celâdet ü savlet ibraz ederleridi. İşbu Rebîü'l-âhir'in on altıncı günü ki, Kânûn-ı evvel'in on birinci günüdür, düşmen-i bed-âyîn yürüyüş esbâbına nizâm verüp, evc-i dört tarafdan hendeklerde mekîn olan zümre-i mücâhidîn üzerine leylen hücûm edüp, taraf taraf mukāteleye şürûʻ ve birkaç sâʻat miyânede hurûb-ı şedîde vukū' bulup, aʻdâ-yı hîle-gîr hecemât-ı müslimîne tâb-âver olamayup, cihât-ı âhardan İsmâ‘îl'e fursat-yâb-ı duhûl olmağı tehayyül etmekle fe-li-hâzâ Kocakol tarafında olan tabyalardan hendeklere duhûl ü temekkün ve helâk olduklarına bakmayup, birer mahalde ihtifâ vü tehassun ve zalâm-ı şâmda şeranpolardan İsma‘îl'e girüp, ehl-i İslâm kenâr-ı şehirde mudârabe vü muhârebe üzerine iken, girüden düşmen-i dîn ceyş-i kesîf ile yetişüp, kasabaya her tarafdan duhûle mübâşeret ve tabyalarda bulunan cünûd-1 İslâmiyye üzerine dökülüp, zikrolunan mahallerde dahi hayli zemân mukāraʻa vü musâraʻaya mübâderet olunup, aʻdânın kesreti tavâyif-i ‘askeriyyeyi bî-tâb ve nisvân [74b] u sibyânın girivv ü feryâdları bir kat dahi ıztırâb verüp, gayret-keşân-ı dîn ve ceng-azmâyân-ı müslimîn ez-dil ü cân i‘mâl-i seyf ü sinân harmen-i a‘dâyı direvîde-i mincel-i kahr u hizlân edüp, ‘âkıbetü'l-emr muktezâ-yı kesret ile a‘dâda galebe hâsıl-ı bedîd ve ehl-i İslâm'ın ekseri şehîd ve bâkīleri elem-i cerh ve nâ-tüvânî ile ‘amelden sâkıt olup, giriftâr-ı dest-i hasm-ı ‘anîd oldular. Kuban Hânı Baht Giray'ın karındaşları Kaplan Giray ve Gāzî Giray ve maʻiyyetlerinde olan üç nefer Sultân ve Mîr-i mîrân'dan Cezzâr Kethudâsı Selîm Paşa birkaç yüz âdem ile bir mahalde mütehassın bulunmuşlar idi. Hasm-ı fitne-engîz ile birkaç sâʻat işʻâl-i nâyire-i ceng ü sitîz ve meded-kârî-yi tîg-i nîşter-rîz u nebtîz ile vâfir kâfiri cehennem misafiri edüp, bilâhare kendüleri dahi zümre-i şühedâya mülhak ve nâm u şânlarını ile'l-ebed tahlîd eyleyecek eser-i cemîle muvaffak oldular. Kal'a muhafızı olan Vezîr Mehmed Paşa bir tâbyanın imdâdına gider iken dest-i aʻdâya giriftâr ve Serʻasker olan Aydoslu Mehmed Paşa dahi kayd-ı esri ihtiyâr edüp, tabyanın birinde müctemiʻ olan ehl-i İslâm mâl u cânlarına taʻarruz olunmamak üzere Serʻasker-i müşârun ileyh kefâleti ile dest-bürd-i aʻdâ-yı li'âm olmamuşlar idi. Düşmen-i bed-peymân ʻahdine durmayup, isâre-i gubâr-ı gadr ü hüsrân eylediğini fırka-i mezkûre müşâhede ve enfüs-i zekiyyelerini râh-ı Hudâ'ya fedâ eyleyerek agāz-ı muttâride ve şahs-ı vâhidi kalmayınca müdâfaʻaya sarf-ı gayret ve anlar dahi nâyil-i derece-i şehâdet olup, hîn-i maʻreke-i kıyâmet-nişânda müteʻayyin cenerallerinden biri hâlik olduğuna binâ'en, zuʻmlarınca meslek-i iktisâsa sâlik ve Serʻasker-i müşârun ileyhi sâyir şühedâya müdrik eylediler. İsmaʻîl Kasabası'nda küşte-i hüsâm-ı İslâm olan ʻabede-i esnâm esahh-ı rivâyet [75a] üzere yedi bine mütekārib ve Efrenc devletlerinden ol mikdâr muʻallem ü müretteb ʻaskerin izmihlâli aʻzam-ı mesâyib ü nevâyib olup, be-tahsîs Kazak ve Boğdan vilâyetinden tedârik ile istishâb eyledikleri erâzil-i kefereden on bin kadar dûzahı eyâdî-yi dîlâverân-ı ehl-i îmân ile müsellem hazne-i nâr oldukları sübût-yâfte-i iştihârdır. Hattâ miyânelerinde şu kadar ʻasker itlâf olunacağı mukaddem-i maʻlûm olsa İsmaʻîl muhâsarası terk olunur idi, havâdisi mezkûr ve imperatoriçeleri ol mikdâr ʻaskerin zayiʻ olmasından be-gāyet mükedder ü magmûm olduğu meşhûrdur. Nazm: el-Hükmü lillâhi inne'l-emre leyse le-nâ, Ve-mâ yüfîdu sive't-teslîmi li'l-kaderi. erbâb-ı elbâbın baʻzısı der ki "Hotin ve Bender muhâsarasından reh-yâb-ı selâmet olan nüfûsu İsmaʻîl'de iskân hatâ-yı mahz ve sû-yi tedbîr idi. Zîrâ şedâyid-i muhâsarayı müşâhede eden kimesneler ʻalâ-külli-hâl merʻûbü'l-hâtır ve hatarât-ı hasr u tazyîki âhardan ziyâde idrâk edecekleri zâhir olup, muhâsara görmeyenleri dâyimâ tevhîş ü terhîb ve zâhib oldukları mesleğe bunları dahi tergīb ile devâ'î-yi ikdâm u himmetlerine îrâs-ı fütûr ve müdâfaʻa-i düşmen emrinde muktezâ olan musâberet ü cesarete îcâb-ı kusûr etmek şânlarındandır." Nazm: Ve-men yezuk les'ate'l-efâ ve'in selimet min-hâ huşâşetühû yefza' mine'r-reseni. Lâkin bir kal'anın derûnu 'asker ile mele'ân ve zehâyir ü mühimmâtı ferevân olsa dahi mâ-dâme etrafı münsedd ve muhâsarası mümtedd ve imdâdı münkatı' ve sükkânının ye's ü hırmânı gayr-i mündefiʻ olur, o kal'a ekser ahyânda hasm eline gireceği kâr-azmûdegân-ı zemâneye rûşendir. Bâlâda îrâd olunan ‘illet-i kalʻanın yed-i a'dâya giriftâr olmasına sebeb-i müstakill olamaz, gāyetün mâ-fi'l-bâb ‘ilel-i müctemi'anın biri olabilir.
Attribution
Citation:
"Vakʻa-i bâkıʻa-i İsmâʻîl", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_117.html
Item Details
Title:
Vakʻa-i bâkıʻa-i İsmâʻîl
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1205
Source:
Yavuz Bülbül
Format:
text/plain
Language:
ota