Sadrıa‘zam Kethudâsı olan Süleymân Efendi'nin behâne-cû-yi guftegû olan ‘askerî tâyifesi beyninde hiddet ü gılzet ve havâss miyânında kibr-i nefs ü huşûnet ile şöhreti olup, Buza vak‘asından sonra Âsitâne-i sa‘âdet'e vârid olan eşhâs mûmâ ileyhi zemm ü kadh ile iştigāl ve giderek bu havâdis sem‘-i hümâyûna ittisâl ve be-hükm-i "Men yesmeâ‘ yühil" hakkında gayz-ı Şâhâne takarrür edüp, mu‘âkab olması husûsu mukaddemâ Sadrıa‘zam [47b] tarafına îmâ olunmuşidi. Müşârun ileyh dahi ricâl-i devlet ve hademe-i Saltanat sadrıa‘zamların mahkûmu olup, zimâm-ı hall ü ‘akd yedlerinde olmadığından gayri, hod-be-hod bir fi‘le cesâret edemeyecekleri aşikâr ve Buza vak‘ası ancak Sadr-ı sabık'ın fütûr u rehâvetinden neş'et eylediği bedîdâr olup, Şumnu'ya varıldıkda her keyfiyyete tahsîl-i ıttılâ‘ u vukūf ‘akabinde her sınıfın hâl ü şânına göre lede't-tashîh te’dîb ü gûşmâlleri icrâ olunur, deyü telhîs irsâl ve bu vaz‘-ı ‘âkilâne cümleye müstahsen görülüp, gazab-ı Mülûkâne'yi dahi ıklâl etmişidi. Ancak müşârun ileyh Kapudan-ı deryâ iken müşteriklerinden biri fevt ve hissesi mahlûl olup, cü'z-i mu'accele ile istihlâsını zihninde tasavvur etmişiken tasavvurunun za‘fı ile karâr-dâdesi çıkıldığını o zemân Defterdâr bulunan mûmâ ileyh Süleymân Efendi'den bildiğini ve hakkında ızmâr-ı gayz u kîn ve fursatı düşdükde sû-yi cezâ ile mükâfât eyleyeceğini ba‘zı mahremlerine telmîh ü tebyîn etmişidi.
Kezâlik Mektûbcu olan Emîn Efendi dahi Ordu-yi hümâyûn'da müşârun ileyh[in] Kapu Kethudâsı olup, ba‘zı maslahat zımnında gelan âdemlerine rû-yi dürüştî ve gılzet-i irâ'e ve paşalarına varup: "Seni fasl u zemm ediyor" deyü nifâk u si‘âye eylediklerinden gayri, ikide bir İsma‘îl'den akçe istedikçe mîrînin müzâyâkası olup, Paşa hazretlerinin matlûbâtına Devlet-i ‘aliyye'nin îrâdı mütehammil olmayup: "Kendüleri mütemevvil vüzerâdan olmalarıyla, dîn ü devlet içün bir mikdâr akçe sarf etsün" dediğini dahi müşârun ileyhe îsâl eylediklerine binâ'en, mûmâ ileyh hakkında
dahi gazab-ı nihânîsi istikrâr bulup, Sadrıaʻzam olduğu [48a] gibi tezekkür-i kadîm ve havâdis-i zevâl-i sabr u ârâmına bâʻis olup, ikisini dahi üsve’-i hâl ile i‘dâm ve hikmet-i mülk-i ‘allâm muktezâsı üzere hemân o günden sonra müşârun ileyhin devri dönüp, her neye mübâşeret etdi ise müsmir olmadığından mâ adâ, nüfûs-ı beşeriyyede müşârun ileyhe buğz u 'adâvet peyda olup, herkes zevâlini temennî vü recâ ve hattâ baʻzı mahallerde kahriyyeye müdâvât olunduğu dahi tashîh-kerde-i ûli'n-nühâdır.
Men-hâfe sevtake temennâ mevteke
Dünyâ-yı fânî kendüsüne dahi bâkī olmayup, senesi içinde defîn-i hâk-ı siyâh ve dâmen-i ‘ömrü kûtâh oldu. Çünki bu hâlet-i müdhişetü'l-‘ukūl sebebi ile Kethudâlık hıdmet-i celîlesi münhall oldu. Tırnova taraflarında zahîre ihracına me'mûr olan Defter Emîni Pepekî Hasan Efendi ihzâr olunup, yevm-i mezkûrdaki Sadrıaʻzam'ın Şumnu'ya duhûlunun ikinci günüdür, kapuya da‘vet olunup, Sadâret-i ‘uzmâ Kethudâlığı ile ibcâl ve Defter Emâneti ile, Rûz-nâmçe-i Evvel ‘Ali Râ’ik Efendi pâ-nihâde-i silm-i ikbâl hıdmetiyle Sadrıaʻzam dâyiresine ez-kadîm teʻalluk u tereddüdü olup, Kethudâ Kâtibi Baş-Halîfesi iken kapuda olan vukūʻâtı nihânî ihbâr ile kesb-i ihtisâs eden Hasan Efendi ciger-dûz-ı emsâl ve Mektûbculuk, Küçük Tezkireci bulunan Dürrî Efendi'ye ve Tezkirecilik Ru'ûs Kisedârı Firdevsî Mehmed Emîn Efendi'ye tevcîh olunup, Kethudâ Kâtibi Tevfik Efendi dahi bir cihetle magzûb-ı Sadrıa zamî olmağla, birkaç günden sonra ‘azl ve mübtelâ-yı mezâyıka vü ezl olmuşiken, tavassut-ı şüfeʻâ ile cürm-i nâ-kerdesi ‘afv olunup, Vidin Ordusu'na Nüzül Emîni [48b] nasb ve yerine Teşrîfât Kîse-dârı İbrâhîm Efendi celb olundu. Bu esnâda Vidin Ser askeri'nin tahrîrâtı gelüp, Nemçelü'nün Timuk Nehri kenârında mevsim-i şitâ içün tehassun edecek bir mahall tedariki matlûbları olup, keşf ü muʻâyene zımnında taʻyîn eyledikleri süvârînin haberi alındıkda üzerlerine cünûd-1 İslâmiyye'den bir fırka tesyîr olunup, fazl-ı Bârî'yle birkaç sâʻat muhârebeden sonra cünd-i muvahhidîn muzaffer ve kati çok kâfiri müdemmer eyledikleri ve dâhil-i silsile-i esr olan kefereden yigirmi sekiz nefer katana Ordu-yi hümâyûn'a gönderildiği işʻâr olunmağla zikr olunan üserâ Âsitâne tarafına baʻs ü isrâ olundu. İsakçı muhafazasında
olan Kürd ʻOsmân Paşa'nın ve İsmaʻîl Serʻaskerliği'nde Sadrıaʻzam'ın Tüfenkçi-başısı olup, Mîr-i mîrânlık ile çerâğ eylediği ʻAli Paşa'nın terfîʻ kadrleri matlûb olunduğuna binâ'en, ikisine dahi eşref-i merâtib-i Devlet-i ʻaliyye'den olan câh-ı vâla-yı vezâret verilüp, Köstendil Sancağı'yla kemâ-kân İsakçı muhâfazası ʻOsmân Paşa'ya tenbîh ü telkīn ve ʻAli Paşa Ada imdâdına taʻyîn olundu.
Ser-çukadâr-ı hazret-i Şehriyârî Rikâb-ı kâm-yâb-ı Hüsrevâne'ye rûh-sûde oldukda, Sadrıaʻzam'ın kûze-i hâfızasına îdâ eylediği mültemesâtı yek-be-yek şümârende-i beyân-ı hüsn-i taʻbîr ve fi'l-hakīka makām-ı Sadâret ve Sipah-sâlârî'de bulunan zevât-ı hazêrâtına istiklâl-i tâm verilmek rü’yet-i umûr-ı Devlet-i ʻaliyye'ye medâr olacağın ifâde vü takrîr etmekle, kemâl-i istiklâlin[i] hâvî hatt-ı hümâyûn ve teşrîfât-ı Şehriyâr-ı rubʻ-meskûn Kethudâ-yı bevvâbîn Çayır-zâde İbrâhîm Ağa ile meştâ-yı Ordu-yi nusrat-pûyâ şeref-bahş-ı vürûd ve hatt-ı hümâyûn [49a] ʻalâ ru'ûsü'l-eşhâd kırâʼat olunup, bu iltifât u istiklâl-i Sadrıaʻzam hazretlerine bâʻîs-i teʻayyün vücûd oldu.
Maktûlî-yi Kethudâ-yı Sadrıaʻazamî ve Mektûbî
Attribution
- Citation:
- "Maktûlî-yi Kethudâ-yı Sadrıaʻazamî ve Mektûbî", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_077.html
Item Details
- Title:
- Maktûlî-yi Kethudâ-yı Sadrıaʻazamî ve Mektûbî
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1204
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota