Öteden berü riʻâyet-i şerîta-i meşveret, esâs-ı binâ-yı memleket ve kıvâm-ı kavâʻid-i Saltanat olup, bir emre şurûʻ etmezden mukaddem lecûc u gazbân, hâyin ü cebân olmayup, hevâ-yı nefsi târik ve umûr-ı hayriyyeyi mütedârik olanlar ile pergâr-ı [14b] istişâre irâde olundukda, telâhuk-ı efkâr u ârâ ile menhec-i rüşd ü savâba ihtidâ ve teferrüd ü istibdâd-ı beliyyelerine giriftâr olanlar dâyimâ pelâs-pâre-i zarar u fesâdı iktisâ edegeldikleri maʻlûm-ı uli'n-nühâdır. Nazm: Şâvir sivâke izâ-nâbetke nâ’ibetün, Yevmen ve inkünte min-ehli'l- murûvvât, Fe'l-‘aynû telkā kifâhan mâ-e’â ve denâ, Ve-lâ terâ nefsehâ illâ-bî-mirâ’t. Ve Resûl-i ekrem ve nebiyy-i muhterem sallallâhu Te‘âlâ ʻaleyhi ve sellem hazretleri kuvve-i kudsiyye ile müteferrid ve fezâyil-i insiyye ile mütevahhid iken "Ve şâvirhüm fî'l-emr" nass-ı şerîfiyle me’mûr olup, baʻzı umûrda meşveret anlara vâcib olduğu hâlde sâyir nâsa bi't-tarîkı'l-ûlâ vâcib olur. "Mâ şâvere kavmun illâ hüdû ilâ
erşedi umûrihim." Hâsılı kesret-i meşveret, mûcib-i tahsîn-i imâret olup, müsteşîr olan mülûk, ekser ahyânda hatâdan sâlim olageldikleri bedîhîdir. Fikr ü tedbîrsiz umûra tesaddî edenler baʻzan matlûblarına zafer-yâb olurlar ise dahi, izhâr-ı ibtihâc ü iftihâr câyiz olmayup, şu sebebden ki kazâyâ-yı cüz’iyye-i ittifâkiyye ki, tâlîsinin mukaddem üzerine terettübü ʻalâka-i mûcibe ile olmaya, ve bir kıyâs ki netîce-i iltizâmı mülâzeme-i ʻakliyye-i külliye ile olmaya, ol kıyâs ashâb-ı fikr katında müntic ‘add olmayup, netîcesine netîce denmez. İmdî mâlik-i hall ü ʻakd-i ümmete bel-mutlakā erbâb-ı maslahata vâcibdir ki her emirde ehliyyeti zâhir olanlar ile müşâvere ve her kimin re’yinde istikāmet ü reşâd mahsûs ise ana tâbiʻ olup, sahib-i re’yin zillet ü rifʻatine nâzır olmayup, mücerred kavline nâzır eyleye... Bu mukaddime-i [15a] müselleme Şehriyâr-ı gerdûn-vakār'ın sübût-yâfte-i sahîfe-i idrâkleri olmakdan nâşî ricâlinin tedbîr-i hasenelerini ihtibâr ve umûr-ı mülkiyyede her birinin mişvârını tahkīk içün huzûr-ı hümâyûnlarında meşveret ihtiyâr buyurup, işbu Şaʻbânü'l muʻazzam'ın yigirminci günü Şeyhulislâm ve Kayim-makām ve sudûr u ricâl-i Devlet ve karîben Ordu-yi hümâyûn'dan vürûd eden Kapucular Kethudâsı Şemseddîn Bey ve birâderi ʻAbdurrahmân Bey ve Nuʻmân Bey ve Râtib Efendi doğru Serây-ı hümâyûn'a varup, "Revân Odası" demekle maʻrûf kasırda bi-ecmaʻihim kemer-beste i kıyâm ve Re’îsülküttâb Efendi ve Çavuş-başı Ağa'dan gayrilere sudûr-ı ruhsat-ı Şâhâne ile emr-i kuʻûd-ı ifhâm olunup, ʻalâ-merâtibihim zânû-zede-i hayâlât ü efkâr ve herkes zihninde bir nevʻ tedbîr ihzârıyla muntazır-ı ruhsat-ı güftâr oldukları hâlde, taraf-ı Şehriyârî'den, Re’îs Efendi'ye tahrîk-i ebru-yı işâret ve ol dahi defʻ-i mezâlim
ve neşr-i merâhim ve tahsîl-i esbâb-ı ʻadâlet ve tanzîm-i ahvâl-i raʻiyyet ve ʻale'l-husûs Ordu-yi hümâyûn ahvâli ve tühûm u sügūrun teşvîş ü ihtilâli husûslarını mübeyyen ve mukaddemce ihzâr olunan mevâdd kağıdını ibrâz u kırâ’at ve yegân yegân taʻdâd-ı esbâb-ı ihtilâl-i memleket eyledikde, Hamîdî-zâde Efendi derîce-i bâz-kelâm ve bu fesâd u hasâret-i mülkiyye, zemân-ı saʻd-iktirân-ı Mülûkâne'de zuhûr-yâfte-i teʻayyün olmayup, mukaddemce tekevvün etmiş hâlâtdan olmağla tertîb-i mecâlis-i ʻadîde ile bu fesâdâtın defʻi meşveret olunup, "Lâyıkı üzere her mâdde inşâ’allah ber-vefk-ı me’mûl karîn-i temşiyet olur" ʻibârelerini itmâm eylediği hengâmda haysiyyet-i zâtiyyelerini birer sebeb hudûsiyle tefhîme hâhiş-ker ve beyt-i meşhur-ı [Beyit]: [15b] Tâ merd sohen ne-gofte bâşed, ʻEyb u honeriş nihufte bâşed me’âlinden gāfil ü bî-haber olan baʻzı zevât enbân-ı derûnunda müddehar olan hurde-vât-ı tedbîrâtını vazʻ-ı meydân-ı şühûd ve gass ü semîn-i kelimât îrâdıyla taraf taraf izhâr-ı vücûd ve ifrâğ-ı caʻbe-i bûd ü ne-bûd eylediklerinden gayri, daʻvâ-yı teferrüd ile baʻzıları bâzâr-ı münâkaşa vü münâveşeyi tervîc ve hasmını ilzâm sûretinde tenevvür-i muʻârazayı tehyîç ve baʻzıları dahi muktezâ-yı vakt iltizâmıyla yed-i gālibe ashâbını tasdîk ve aralık aralık revâtib-i mülkiyeye dâyir esbâb u levâzımı serd ile merâyir-i sadâkati tevsîk ʻakabinde taraf-ı müstecmiʻü'ş-şeref-i Mülûkâne'den tarîka-i enîka-i mazâ-mâ-mazâ ihtiyâr olunup, fîmâ-baʻd miyânede olan ihtilâf, mübeddel-i i’tilâf olup, şikāk u nifâk mürtefiʻ ve garaz u nefsâniyyet mündefiʻ olarak bâʻis-i te’yîd-i dîn ve sebeb-i zuhûr-ı nasr-ı mübîn olan harekâta mübâşeret ve havze-i İslâmiyye'den zulm ü hasâretin izâlesine mübâderet ve ʻaskerine tahsîl-i zavâbit-i intizâmlarına tekayyüd ü ihtimâm ve defʻ-i bidʻat ve refʻ-i rişvet iltizâm olunup, hilâfı üzere harekete kıyâm edenler mazhar-ı cezâ-yı darbü'l-rikāb olacağları bî-irtiyâbdır. Kelâm-ı câmiʻü'l-ahkâm ile meclise hitâm verilüp, bundan sonra hâne-i Fetvâ-penâhî'de ve huzûr-ı Kāyim-makāmî'de câ-be-câ tertîb-i mecâlis-i şûrâ kılınup, bâlâda tafsîl olunan
‘avârız-ı mülkiyye izâlesiyle temhîd-i mukaddimât-ı ‘adâlet ve tahsîl-i esbâb-ı fevz ü nusrata herkes berçîde-dâmen-i gayret olacağların ‘arz u ifâde ile ruhsat-yâfte-i insırâf u ‘avdet oldular.
Vukûʻ-ı meşveret der-Huzûr-ı hümâyûn
Attribution
- Citation:
- "Vukûʻ-ı meşveret der-Huzûr-ı hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1789_024.html
Item Details
- Title:
- Vukûʻ-ı meşveret der-Huzûr-ı hümâyûn
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1203
- Source:
- Yavuz Bülbül
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota