Mükâleme-i Reisülküttâb Feyzi Süleyman Efendi ve zikr-i ba'zı umûr ez-müteferriʿât-ı mükâleme

Reisülküttâb Atâullah Bey-efendiyle muahharen vâki' olan mükâlemede Rusya elçisi onbir madde serd edüp mükâleme mazbatasında tasrîh olunduğu üzere miyânelerinde ba'zı ebhâs güzerân ve bilâhire mevâdd-ı mezkûre taraf-ı evliyâ-yi niʿamâya beyân olunup meclis-i diğerde lâzım gelen cevâbları verilmek üzere tayy-i bisât-i meclis kılınmış idi. Mîr-i mûmâ-ileyh o hilâlde hizmet-i riyâsetden munfasıl ve Feyzi Süleyman Efendi yerine muttasıl olup elçi-i mesfûr dahi câ-be-câ taleb-i cevâb ile (303-a) taʿcîzden hâlî olmayup beher hâl efkâr-ı sâkıbe ile cevabı tehyi'e olunmak muktezî olduğuna binâen îrâdât-ı mezkûrenin sûret-i mülâyemetde cevabları re'isülküttâb efendi tarafından sebt-i sahîfe-i dikkat ve ibtidâ Bâbıâlî'de müctemiʿ olan ricâl-i Devlet-i aliyye'ye irâ'et ve baʿdehû semâhatlû şeyhülislâm ve sudûr-ı kirâm hazerâtına arz olunup ecvibe-i mezkûreyi cümlesi tahsîn ve tasvîb eyledikleri taraf-ı sadrü's-sudûrdan pâye-i serîr-i aʿlâya arz ve akd-i meclis-i mükâleme istîzân olunmağla mûcibince ruhsat-ı hümâyûn sudûr ve işbu şehr-i Rebîül-âhirin yirmiyedinci günü reisülküttâb efendi konağında elçi-i mesfûr ile akd-i meclis kılınup meclis-i mezkûrda güzerân eden ebhâsın tafsîli mükâleme mazbatasında mukayyed olmağla verilen ecvibenin icmâli bu mahalle kayd olundu. Özi'nin tuz maddesi bu tarafda katʿ olunur mevaddan olmamağla mübâşirimiz hâlâ Özi'dedir ve Özi muhâfızı dahi pâ-der-rikâbdır. Muhâfız-ı müşârün-ileyh bu tarafda şifâhen ifâde ve mübâşirimiz dahi tekrâr bir fermân-ı âlî ısdâr ederiz. Siz dahi me'mûrunuza tahrîr edin hudûdda muhâbere edin ve Özi ahâlisini ve sizin hudûdda olanları dinlemeyerek maddenin vasatını bulup taʿyîn mikdâr ile mi olur? Yohsa Öziliye göller tahsîsi ile mi olur? her ne sûretle olur ise beynlerinde katʿ ve fî-mâ-baʿd tarafeynden nizâʿ zuhûrunu mûcib olmayarak müceddeden bir senede rabt eylesünler ve bu vechile bu madde ber-taraf olsun, kaldı ki sârikler ve Potkali Kazaklariyçün dahi ekîd ü şedîd bir fermân ısdâr edelim, Kazakları (303-b) ber-mûcib-i şurût Tuna'nın berû tarafına nakl etsünler ve sârikleri taharrî ve ahz etsünler ve firârîlerinizi şurût mûcibince size redd etsünler, kezâlik Kuban'a ekîd fermân ile mahsûs bir mübâşir gönderelim, siz dahi hudûdunuza yazın ol tarafda Soğucak muhâfızı ve mübâşir ile sizin me'mûrunuz bi'l-muhâbere tarafeynin haklarını ihkāk ve fasl-ı müddeʿâ ve baʿde'l-yevm hudûd-ı mezkûrede hilâf-ı dostî ve hem-cıvârî hâlet vukūʿ bulmamasına saʿy-i evfâ eylesünler, masdariyye maddesine dahi Nemçelü ve İngilterelü'ye kıyâsen nizâm verelim Eflâk ve Boğdan maddesinde dahi fî-mâ-baʿd Devlet-i aliyye şurûta riʿâyet edeceğine ve Eflâk voyvodasının ahvâli taharrî olunmakda olmağla baʿde't-tahkīk iktizâsına göre hareket olunacağına ve Cezâyirlü'den alınan sefîneniz maddesinin cevabı geldikde derhal ber-mûceb-i şurût nizâmına ve baʿd-ezîn ocaklar taraflarından mugāyir-i şurût sefînelerinize taʿarruz vâkiʿ olmamak içün Cezâyir ve Tunus ve Trablus ocaklarına mü'ekked ve müşedded evâmir-i aliyye ısdâr olunur ve Varna konsolosluğun- da dahi devletinizden cevâb vürûduna intizârdayuz ve işbu şurûta muvâfık maddelerin cevabları bunlardır. Tiflis hânı maddesi mugāyir-i şurût olmağla ana başkaca bu tarz üzere cevab verilür ki hân-ı mersûmun taʿarruz-ı ecânibden mahmî olması mukaddemâ dostâne tarafınızdan iltimâs olunup Çıldır vâlisine ol vechile fermân-ı âlî gönderilmişidi. Fermân-ı sâbıkı mü'ekked olarak diğer emr-i âlî ısdâr olunur, denildikde Ereğli hâna dâir olan fermân-ı âlînin bir sûreti bize dahi verilsün dediğinden gayri şu verdiğiniz cevabları (304-a) ve bâ-husus Devlet-i aliyye'nin merâmı safvet olduğunu bir kâğıda tahrîr ve yedime iʿtā etseniz devletime irsâl eder idim bana ziyâde kuvvet ve devletime mûcib-i itmi'nân ve emniyyet olarak şâyed âhar sened talebine hacet kalmazdı, dedikde tabiʿat-i maslahat mülâyemeti iktizâ etdiğinden reisülküttâb efendi kavl-i leyyin ile çünki siz îrâdâtınızı tahrîren vermeyüp şifâhen ifade etdiğiniz kavâid muktezâsı üzere biz dahi şifâhen ifâde etdik tahrîren ifâde menût-ı irâde-i evliyâ-yi naʿmâdır deyû katʿ-ı kelâm etmişidi. Çünki Devlet-i aliyye tarafından gerek kavlen ve gerek tahrîren verilen ecvibe müsâvî olup tahallüf ve televvün ber-tarafdır. Tahrîren ecvibe verilmekde ve zikr olunan fermânın sûreti iʿtāsında be's ve mahzûr olmadığını birkaç gün sonra hâne-i hazret-i fetvâ-penâhîde ictimâʿ eden erbâb-ı meşveret tefevvüh etmeleriyle ittifâklarına binâen elçi-i mesfûrun îrâd etdiği maddelere şarten ecvibe yazılup tehyi'e olunmuş idi. Bir-iki gün sonra elçi-i mesfûrun tercümânı gelüp Ereğli Hân maddesini mutazammın olan emr-i âlînin sûretini su'âl etdikde mesfûrların an-asıl meşrebleri mazbût olup elfâza istedikleri maʿânî vermek ve şu lafzdan mûrâd şudur deyû merâmılarını tervîc etmek âdetleri olduğuna binâen reisülküttâb efendi gāyet dikkat ile iddiʿâya mahal koymayarak bir fermân tesvîd etdirüp bir sûreti mesfûr ile elçi tarafına gönderildikde bir-iki gün sonra tercümân sûret-i emri reis efendiye getürüp fermân-ı âlîde zikr olunan mahmî lafzına elçinin iʿtirâz etdiğini ve Devlet-i aliyye himâyeti ancak reʿâyâsına sarf u ıtlâk eder. Ereğli Hân seferlerde Rusyalu ile müttehid ve tarafında bulunduğu maʿlûmdur dediğini beyân eyledikde (304-b) reis efendi tarafmdan güzelce mukābele olunup işbu îrâdınız bir vechile delîl olamaz zîrâ hengâm-ı seferde Eflâk ve Boğdan ve adalar reʿâyâsı Moskovlu tarafında bulunmuşlar idi. Baʿdehû kemâkân cânibdârı devlet-i ebed-müddet olup kabûl-i raʿiyyet eylediler. Bu sûretde bunlar dahi ıtlâk-ı lafz-ı mahmî sahîh olmamak lâzım gelür. Ereğli Hân ise bâlâda zikr olunanlar gibi Devlet-i aliyye'ye ilticâ edüp teşrîfât-ı kabûliyle ubûdiyyet-i Devlet-i aliyye'yi medâr-ı iftihâr add etdiği sahâif-i ezhân-ı enâmda mukayyeddir dedikde "fe-bühite'llezî kefera" mefhûmunca mesfûr mebhût ve ricʿat-i kahkarîye ile avdet etmişidi. Bundan sonra mesfûr gelüp tah- rîren verilecek ecvibeyi su'âl ve bundan dahi garazları şâyed Ereğli mâddesine dâ'ir ihticâca sâlih bir lafz istirâk olunur ümîdi olduğu ma'lûm olduğuna binâen re'îs efendi tarafından itmâm-ı şân-ı devlet ve keşf-i zamîr-i hasm-ı yed-i tıynet irâdeleriyle çünki elçi bey dostumuz ecvibenin hulâsatü'l-hulâsasını medâr-ı kuvvet-i kalb ve itmi'nân olur dâ'iyeleriyle tahrîren taleb etmişidi. İşte ecvibe hâzırdır, ancak elçi bey tarafından dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir iki satır bir kâğıd verilse mukābele bi'l-misl hâletleri nümûdâr olur idi denildikde tercümân-ı mesfûr elçiye varup bu keyfiyyeti ifâdeden sonra ric'at ve bir memhûr kâğıd getürüp mutâlaʿa olundukda tenâkuz ve tegāyürü mü'eddî olmağla mükâlemede güzerân eden ebhâs bunların gayri olup an-asıl maksûd dahi ecvibenin tahrîren taleb olunduğunu müş'ir kâğıd idi deyû mesfûrun ağrâz ile memlû olan kâğıdı kabûl olunmayup i'âde olundukda elçi bey Devlet-i aliyye'den ecvibenin tahrîren ahzine me'mûr olmayup bu bâbda ısrâr dahi etmez gāyeten mâ-fi'l-bâb meclis-i mükâlemede güzerân eden ebhâsı (305-a) devletine yazup safveti iktizâsiyle te'lîf tarafına sa'y eyleyecekdir cevâbını verdiği re'îs efendi dahi nihâyet-i emrde kendülere bir söz söyleyecek mahal kalmamak ve cevâb altında kalmış gibi olmak ma'nâlarını iş'âr içün çünki elçi bey istid'âsında nükûl ve tahrîren cevâb talebine rağbet etmemiş, mâni' değildir. Meclisde her ne ki söylendi ise Devlet-i aliyye cümlesini icrâ ve şurûta muvâfık olanları îfâ etse gerekdir deyû tercümânı i'âde eyledi.
Attribution
Citation:
"Mükâleme-i Reisülküttâb Feyzi Süleyman Efendi ve zikr-i ba'zı umûr ez-müteferriʿât-ı mükâleme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_378.html
Item Details
Title:
Mükâleme-i Reisülküttâb Feyzi Süleyman Efendi ve zikr-i ba'zı umûr ez-müteferriʿât-ı mükâleme
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1201
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota