Şurût-ı musâlahaya müteʿallik baʿzı umûr-ı cüziyyeyi aʿdâ-yı li'âm-ı iʿzâm ve kuvve-i istidrâciyyelerine iğtirâren günde bir vazʿ-ı nâ-maʿkul irâeti ile tasdîʿ-i ser-i devleti iltizâm eyledikleri ne makūle garaz-ı fâside mübtenî idüğü Devlet-i aliyye'ye hayır-hâh geçinen baʿzı düvel elçilerinden tefahhus ve tashîhde fâide der-kâr olduğunu (300-b) sadrıaʿzam-ı sütûde-şiyem tefekkür ve te'emmül buyurup binâberîn şehr-i Rebîʿül-âhirin onyedinci günü taraf-ı âsafânelerinden İngiliz elçisi Aynalı-kavak'a ihzâr olunup vâkiʿ olan mükâlemeleri bi-aynihâ işbu mecelleye sebt ü tastîr olundu. Yevm-i mezkûrda İngiliz elçisi ile mülâkāt olunup taraf-ı sadâret-penâhîden elçi-i mesfûra hitâb birle «elçi bey seninle sinîn-i adîdeden berü dostluk ve hukūkumuz var ben sadrıaʿzam ve siz elçi farz olunmayarak ve hâricden bî-garaz iki dost mesâbesinde olarak biraz sohbet edelim, evvelâ senden bunu su'âl ederim ki Rusya imparatoriçesinin Kırım ve Kerson'a geleceği tahakkuk eyledi ve isticlâb olunan havâdisâta dostlarımızın ihbârlarına göre hudûdumuz mukābelesine elli altmış bin asâkir ile geliyor, böyle ağır asker ile gelen dostluk içün gelmez bunların merâmları muhârebe olduğunu ben meczûm biliyorum, muhabbet ve ihlâs ana derler ki -kişi dostunu melhûz olan muhataradan âgâh eyleye- doğrucasını bana ifâde ile ana göre hareket edelim» dedikde elçi-i merkūm cevâba ibtidâr edüp «aklımın muhît olduğu ve tahkīk edebildiğim husûsları sizden ketm etmek ihtimâlim yokdur». Rusya çariçesi nâil olduğu galebeye bir derecelerde iğtirâr üzeredir ki taʿbîr olunmaz ve kendüsüne ve ricâline gurûr ârız olup rûy-ı arzda cümle milel-i nasârâyı kılıcı ile lerzân eden Devlet-i aliyye-i Osmâniyyeye galib gelüp Kırım'ı yedlerinden aldık fî-mâ-baʿd her ne teklîf eder isek husûle gelür ve tereddüt edemezler iʿtikādını cezm eylediklerinden gayri cemîʿ-i düvel-i Avrupa'ya bu hâleti (301-a) vazʿen ve kavlen ifşâ eylediler. Devlet-i ebed-müddet bir mâddede muhâlefet gösterse hudûdlarda bir mikdâr asker irâeti ve elçilerine ihâfeyi mûcib kelimât telkīni ile maksûdlarını ber-vech-i suhûlet husûle getürmeği âdet ittihâz etdiler. Bundan akdemce Rusya elçisine verilen takrîr metânet ve celâdet-i Devlet-i aliyye'yi mutazammın olmağla Rusya çariçesi me'mûlümün hilâfı kelâmı mülâhaza ve ben cihângirlik dâʿvâsında iken bir-
den bire bu kaziyyede sözüm ısğâ olunmayup Osmanlı Devleti salâbetinde izhâr-ı sebât eylediği hâlde bu kadar devletler indlerinde etdiğim daʿvâ bâtıl olup hakāret ve rezâleti mü'eddî olacağı bî-iştibâhdır. Bi'n-nefs kendim Kırım ve Kerson'a varup külliyyetlü asâkir istishâbiyle icrâ etdireceğim mevâddı Devlet-i aliyye'ye teklîf ve mümâşât olunmadığı takdîrde ceng hâzırdır vâdisini irâet ederim. Anlar asâkir-i külliyyeyi hudûdları mukābilinde gördüklerinde elbette havfa düşüp istediğim şeyleri istihsâl ve mutasaddî olduğum iddiʿâyı cümleye tasdîk etdiririm fikriyle Kerson'a berü teveccühe karar verdi. Devlet-i aliyye bi-inâyetillâhi teʿâlâ evvel baharda mükemmel ve müretteb donanmasını Karadeniz'e ihrâc ve Özi ve Bender ve Hotin serhadlerini asâkir ile teşhîn ve bir serasker-i kaviyyü'l-iktidâr ve maʿiyyetine kırk-elli bin asker cemʿ ve bahren ve berren hâzır ve müheyyâ bulunur ise Rusya çariçesi edebini takınup ser-rişte-i musâlahanın kırılmamasına kendüsü tâlib olacağı muhakkakdır. Zîrâ Moskovlu'nun nakidleri olmayup şu etdikleri tedârükâtı duyûn ile tanzîm etmiş olmalariyle zâhirde (301-b) her ne kadar muhârebeye kıyâm reftârını gösterirler ise dahi bâtınen cengi istemezler garazları mağlata ile maslahat bitirmektedir, çariçe-i mesfûre kendü oğlu ve veliahdı Pavlo'dan dâ'ima havf u endîşe üzere olmağla oğlunun iki nefer sabî çocuklarını ve Petersburg'da işe yarar Rusya ricâlinin cümlesini beraber tasahhub eyledi ki oğlu ittifâk edecek kimesne bulmaya, bununla bile yine emîn değildir. Câizdir ki illetini bahâne edüp etibbâ cevâz vermediler kelâmına ibtinâ ile berülere gelmeği terk eyleye ve hâlâ Leh kralı Rusya çariçesinin sevgilisi olmağla istikbâline vardıkda Kerson'a beraber götürecekdir. Rusyalu'nun asıl maksûdları memâlik-i İran'a istîlâdır. Baʿzı Acem hânlariyle şurût akd eylemişlerdir. Lâkin aralıkda Dağıstan halkı ve Lezkî asâkiri irâde-i mezkûrelerini infâza mâniʿ olmalariyle hudûd-ı Devlet-i aliyye karşularında küllî asker gösterecekleri ve Devlet-i ebed-müddet evvelki gibi tedârükden gâfil ve Rusyalu'dan havf ve îrâd edecekleri tekâlîf-i fâsidelerine müsaʿade gösterir ise berü tarafdan emniyyet iktisâb ve var kuvvetlerini Lezkî üzerine havâle ve işte sizi himâye edecek Osmanlı Devleti bizden korkusundan nefes alamayup matâlibimizin cümlesine râzı oldu. Fî-mâ-baʿd beyhûde ırz ve canınızı itlâf eylemek lâyık değil hâzırca bize ittibâʿ ve tahsîl-i selâmet edin deyüp Lezkîler dahi Devlet-i aliyye'nin derece-i inhitātını mütâlaʿa ve kalblerine ye's urûziyle cengden el çeküp Moskov'a tebâʿiyyet etdikden sonra İran üzerine yürüyeceklerdir ve mekāsıd-ı mezkûreleri (302-a) husûlünden çok geçmeyüp elbette Devlet-i aliyye ile ceng kapularını açup zamîrlerinde kurdukları fesâdı âsânlıkla kuvvetden fiʿle getüreceklerdir. Eğer Devlet-i aliyye Nemçelü dahi üzerimize hücûm eder
i'tikādında ise bu fikri derûnundan çıkarsın. Nemçe çasarının memâlikinde ve Macarlıkda taraf taraf ihtilâl derkâr ve Hersekler kendüsünden müteneffir olmalariyle bu esnâda Devlet-i aliyye ile muhâseme eylemek ihtimâli yokdur. Cıvarda bulunan Venedüklü'den endîşe olunur ise bunların hareket etmeleri ihtimâli vârid değildir. Venedüklü bir vakitde Nemçelü'den emîn olmayup kuvve-i askeriyyeleri dahi mefkûd olmağla Nemçelü'nün sözlerine uyup Devlet-i aliyye ile muhârebe eylese netîce-i kârda Leh memleketi gibi Venedik arazisini mukāsemeye getürecekleri Doj Cumhûriyeti'nin raʿnâ ma'lûmlarıdır. Devlet-i ebed-müddet ile bozuşmayacağı güneş gibi zâhirdir. Hâsıl-ı kelâm Devlet-i aliyye bu sene-i mübârekede masârife bakmayup ve geceyi gündüze katup evvel bahara dek bâligan-mâ-belag Donanma-yı hümâyûn sefâinini birkaç kat olarak tertîb ve derûnlarını asâkir ve mühimmât ile teşhîn ve Hotin ve Bender ve Özi kal'alarını dahi asâkir ve mühimmât ile tahkîm ve maʿiyyet-i seraskerîye dahi otuz-kırk bin cengâver piyâde ve suvâriyi isticlâb eyledikden sonra metânet ile dursun ve Moskovlu münâfî-i şurût teklîf îrâdında ısrâr eyledikde biz ahdimiz hilâfı hareket etmiş değiliz şimdiye dek mugāyir-i sulh sizden sudûr eden evzâ'ın hadd ü hasrı bu kadar galebenize mağrûren olmayacak teklifleri ediyorsuz, ahdinizde sâbit iseniz (302-b) bunlar iktizâ eylemez, merâmınız başka ise ne mâniʿ beyân edin makālini serd eylesün, alim-Allahü teʿâlâ ol vakit ceng etmek şöyle dursun vesâit tedârüküne başlayup sulhun bekāsını sizden iltimâsa mecbûr olur, ancak kendülerine mukābele olunacağını akılları kesecek tedârükat lâzımdır. İnşâ-Allah bu işe ben ve Fransa elçisi tavassut edüp ba'd-ezîn Devlet-i aliyye gāilelerinden emîn olacak bir nizâma konulmak mümkindir. Hemen gayret günüdür, Dağıstan halkına ve hânlarına Devlet-i aliyye bir mikdâr masârif ihtiyâriyle fermânlar ve atiyyeler ve hediyyeler gönderüp celb-i kulûb eylediği Avrupa'da işidildi. Devlet-i ebed-müddet kırk bin kise akçe etmiş kadar iş gördü, Moskovlu elli bin kise masraf etseler bunu husûle getüremezler idi. Bu hareket Rusyalu'nun bellerini kırmışdır. Devlet-i kavî-şevketin işbu tedbîrini cümle devletler tahsîn eylemişlerdir deyû takrîr eyledi.
Zikr-i mülâkāt ve mükâleme-i hazret-i sadâret-penâhî bâ-elçi-i İngiliz
Attribution
- Citation:
- "Zikr-i mülâkāt ve mükâleme-i hazret-i sadâret-penâhî bâ-elçi-i İngiliz", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_377.html
Item Details
- Title:
- Zikr-i mülâkāt ve mükâleme-i hazret-i sadâret-penâhî bâ-elçi-i İngiliz
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1201
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota