Bâzîçe-gâh-ı ʿâlem-i fânîde aks-endâz-ı merâyâ-yı zuhûr olan suver-i ikbâl-i serîʿü'z-zevâle muğrem ve firîfte ve arsa-gâh-ı gûn ve fesâdda cilve-fürûş-i nâz ü delâl olan şâhid-i çabük-i hirâm-ı teveccüh-i dehr-i pür-kahra rübûde ve dil-şîfte olarak irzâ-yı nefs-i emmâresini iltizâm ve intihâk-ı hürmeti nihâyet-i bulga-i merâm addiyle rû-gerdân-ı cadde-i istikāmet ve girîve-gerdi-i vâdî-i tuğyân ve gavâyet olanların haklarında siyâset-i İlâhiyye zuhûru ve nev-dîde-gân-ı rütbe vü câh ve nâ-şinâsân-ı hukūk-ı niʿmet-i İlâh olanlara mûcib-i ibret ve basîret olmak içün gâh ve bî-gâh bu makūle şîve-i ser-nühüfte-i kazâ vü kaderin bürûz u sudûru mücerribân-ı ahvâl-i rûzgâr ve azmûdegân-ı etvâr-ı devr-i bî-karâr olanların hezâr-bâr-ı meşhûd ve manzûru olduğundan gayri icrâ-yı huzûzât-ı nefsâniyye ve husûl-i müstetizzât-ı şehvâniyyeye medâr olan emvâl-i müstebihatü'l-ahvâlin cemʿ-i iddihârî dâʿiyesiyle mekârih-i umûra tasaddî ve hudûd-ı maktûʿü'l-kadem-i zulm ü ihânete taʿaddî edenlerin akıbetleri gayr-i mahmûd ve dergâh-ı kurb-i sûrî ve maʿnevîden matrûd ola-geldikleri ittifâk-kerde-i erbâb-ı şuhûddur. Binâberîn sadr-ı sâbık Halîl Paşa'nın evâil-i hâli hilye-i sadâkat ve istikāmetden gayr-i hâlî ve katı çok eyyâm Bâbıâlî'de istihdâm ile manzûr-ı eʿâlî-i ehâlî olup serâir-i devlet ve kavânîn-i saltanata vukūfu beyne'l-enâm müstefîz ve şâyiʿ (181-b) ve baʿzı mukarrebîn taraflarından muhassenât-ı müştehiresi sâmiʿa-i hazret-i şehriyârîye ilkā olunmak hasebiyle nihânî nâil-i teveccüh ve iltifât ve vâsıl-ı nuhustîn-i menzil-i makāsıd ve hâcât olarak mütevârî-i sehâb-ı gıyâb olan kevkeb-i bahtı lâmiʿ olmuşidi. Sadr-ı esbak merhûm Silāhdâr Mehmed Paşa'nın hüsn-i terbiyye ve sevkiyle âmedcilikden büyük tezkerecilik hizmetine takdîm ve çok geçmeden hasret-keş-i hâcegân-ı dîvân olan riyâset-i küttâb hizmet-i celîlesiyle noksâniyyet-i iʿtibârı tekmîl ve tetmîm olunup yedi-sekiz mâhdan sonra sadâret-i uzmâ kethüdâlığiyle ser-efrâz ve o esnâda İzzet Mehmed Paşa sâniyen sadârete gelüp müşârün-ileyhin kiber-i nefs ve taʿayyününden müşme'iz olup kethüdâlıkdan azlini niyâz ve baʿde'l-azl tersâne emâneti mansıbiyle devha-i ikbâli karîn-i tebahtur ve ihtizâz ve İzzet Paşa'nın azli günü mükerreren kethüdâ-yı sadr-ı ʿâlî ve mihr-i vakʿ u şânı bihter ez-evvel müşaʿşaʿ ve mütelâ'lî olmuşidi. O hilâlde sadrıazam bulunan Yeğen Mehmed Paşa'nın evzâʿ u etvârı hilâf-ı rızâ-yı
hazret-i tâcdârî olup azli iktizâ ve mühr-i hümâyûn sâhib-i tercümeye ihsân ü i'tâ ve defterdâr-ı vakt olan Vezîr Elhâc Mustafa Paşa hazretleri manzûr ve liyâkat ve isti'dâdı beyne'l-enâm meşhûr olduğuna binâen sadâret-i uzmâ kethüdâlığıyla dâireye takrîb ve yek-sâk-ı ittifâk olarak umûr-ı Devlet-i aliyye'yi rü'yet edelim deyû envâ'-ı nevâziş-i mekr-âmîz ile müşârün-ileyhi tatrîb ve çok geçmeden dâ'iye-i (182-a) istirkāb kalbini istî'âb ve havf-ı zevâl-i mesned maktûl-i müşârün-ileyhi marîz-i pister-i iztirâb edüp encâm-ı kâr Mustafa Paşa'yı ve hazîne kethüdâsı bulunan İsmâil Paşa'yı mehcûr-ı dâr u diyâr ve matrûd-ı kurb-i der-i devlet-medâr ve buna dahi kanâ'at etmeyüp enderûn ve bîrûnda olan zevât-ı müteşahhısanın kimini terhîb ile hükmüne râm ve kimini teb'îd ve tecnîb ile tahsîl-i garâz u merâm ve lâyıkı üzere umûr-ı devleti rü'yet edüp cadde-i istikāmetden ser-i mû inhirâf göstermemek üzere şehriyâr-ı adâlet-âsârı îmân-ı mugallaza ile inandırdıkdan sonra tanzîm-i mühimmât-ı leşker ve tertîb-i levâzım-ı sefer devâ'îsiyle zâhir-i binân-ı avâmı işgâl ve maksûd bizzât olan cem'-i tuhaf u emvâl ve müsâdere-i ağniyâ-yı ricâl ile iştigâl ve bâ-husûs Yeğen Paşa'yı teksîr-i îrâd ile ta'yîb ve ithâm etmişiken ol bâbda müşârün-ileyhe tefevvuk ve i'tilâ ve imtidâd-ı evân-ı sadâret takrîbi ile ber-vech-i suhûlet katı çok îrâda nâil olup zu'munca kayd-ı zarûretden rehâ ve hâce-i bender-gâh-ı servet ve gınâ olmuşiken bünyâd-ı za'îfü'l-esâs-ı tasavvur ve mülâhazasını sarsar-ı hâdisât-ı tahzîb ve hülyâ-yı tûl-i emel ile mer'î olan ahlâmını kazâ vü kader tekzîb etdi. Müşârün-ileyhin hırs u tama' sebeb-i kaviy-yi zevâli ve ale'l-husûs mebâliğ-i kesîreye mütehammil mukāta'ât-ı (182-b) mîrîyyeyi cüz'î mu'accele ile etbâ' ve levâhikine vermesi bâ'is-i kaviy-yi izmihlâli ba'zı mevadd-ı mu'azzamadan Darbhâne-i âmire'ye teslîmi iktizâ eden mebâliğin zı'fı mikdârını tarafına tahsîs ve farâzâ elli kise mîrîye alındıkda yüz ve ba'zen yüz elli kise tarafından alınmak keyfiyyetini ele geçen defâtir ve evrâk te'yîd ve tensîs ve destiyârî-i hayr-hâhân-ı devlet ile serhaddâtdan hâsıl olan sa'y-i mîrîye kanâ'at etmeyüp muhâtarası emr-i beyyin ve zâhir olan Âsitânelü esâmelerine ta'arruz ve müdâhahalesi sebebiyle ocaklu beyninde azîm güft-gû hâdis ve bu keyfiyyet helecân kılup nâsa bâ'is olduğundan gayri tahvîf-i kulûb-ı nâs irâdesiyle katı çok bî-cürm ü günâh kimesneleri katl ü istîsâl ve ez-cümle Hotin muhâfızı Ohrili Vezîr Ahmed Paşa Varna cenginde dîn ü devlete azîm hizmet ve kemâ-yenbagî izhâr-ı celâdet edüp gâzî ve mücâhid bir vezîr-i dilîr iken ednâ bahâne ile katline ısrâr ve vakt-i hâcetde işe yarar böyle bir düstûr-ı vakûru telef-kerde-i şemşîr-i gadr ü dimâr eyledi. Bundan başka arâkat ve asâleti zâhir ve eben an ceddin Devlet-i aliyye'ye istikāmet ile hizmeti bâhir olan Sivas alay beyisi Sarı-zâde Mehmed Emin Bey'i
ve bâ-husûs Seferihisar alay beyisi bilâ-cürm ü günâh izâle ile defîn-i hâk-i siyah ve dahi nice nüfûs-ı zekiyyeyi haklarında ahkâm-ı şer'iyye (183-a) terettüb etmeksizin katl ü tebâh eylediğine binâen hakkında intikām-ı İlâhî zuhûr eyledi. Tafsîli bu ki müşârün-ileyhin zikr olunan reftâr-ı nâ-hemvârına ilm-i hazret-i hilâfet-penâhî muhît ü şâmil ve refte ve refte hakkında âteş-i gayz u gazab-ı mülûkâne müştagil olup bâlâda zikr olunduğu üzere mühr-i hümâyûn yedinden intizâʿ ve Gelibolu'da ikāmetiyçün ısdâr-ı hatt-ı cihân-mutâʿ buyurulup sadâretden infisâli takrîbi ile mechûl ve mektûm olan ahvâli baʿzı hayır-hâhlar sevkiyle şehriyâr-ı enâma maʿlûm ve müşârün-ileyh hakkında mücâzât icrâ olunmadığı sûretde fî-mâ-baʿd bir kimesne mütenebbih olmayup havf-ı siyâseti kalblerinden ibʿâd ve tanzîm-i îrâd ve celb-i emvâl-i ibâd dâʿiyeleriyle umûr-ı devlet ber-hem zede-i ihtilâl ü fesâd olacağı emr-i meczûmdur deyü etrâfdan tezkîr ve tertîb-i cezâsı karâr-gîr oldukda mukaddemâ Vezîr Elhac Mustafa Paşa'ya tevcîh ve i'tā eylediği Cidde mansıbı ile evvelâ mazhar-ı pâdâş ve cezâ ve birkaç günden sonra menfâsı olan Gelibolu'dan kalkup Bozcaada'da kapusunu tertîb ve tanzîm etmek içün tarafına irsâl-i emr-i kazâ mazâ kılınup cezîre-i mezkûreye vusûlü haberi vârid olduğu gibi kāʿimimakām paşa hazretlerinin dâireleri mensûbâtından cesâret-i müfrita ile meşhûr Kara Kethüdâ-zâde Ali Bey bâ-hatt-ı hümâyûn tertîb-i cezâsına me'mûr (183-b) kılınmağla ucâleten varup müşârün-ileyhi katl ü i'dâm ve ser-i maktûʿunu Âsitâne'ye getürüp mûcib-i ittiʿâz ve i'tibâr-ı hâss u âmm olmak içün Bâb-ı hümâyûn'a vazʿ u ilkā olundu. Müşârün-ileyh erbâb-ı zihn-i çâlâk ve ashâb-ı akl ü idrâkden iken dünyâ ve âhiretde vebâli mukarrer ve muhakkak olan izâʿe-i beytü'l-mâl ve tamaʿ u hırs-ı hâm ile iddihâr-ı zehârif-i dünyâya iştigāl etmesi muhayyir-i erbâb-ı akl ü şuʿûr ve bâ-husûs baʿzı maddelerde taraf-ı hümâyûna muhâlefet ve rekîz-i zamîri olan keyfiyyeti icrâ içün sûret-i Hak'dan gelerek sarf-ı irâde-i sâmiyeye ve bî-vech ve sebeb münâkaşa ve muʿârezeye mübâdereti bâʿis-i taʿaccüb ve istiğrâb-ı cumhûrdur. Zâtında olan cerbeze ve talâkat ve tâliʿinde olan kuvvet-i muvakkat hasebiyle kesb etdiği ihtisâs ve istiklâl-i tâm maʿlûm-ı hâss u âmm olduğuna binâen kâffe-i nâs irâdesine tâbiʿ olmakda mecbûr ve sevdâ-yı muhâlefet her bir şahs-ı müteʿayyin ve mechûlden dûr ve havf-ı mekr ü keydinden ricâl-i devlet belki ehl-i hirfet ü san'at bî-huzûr olup Devlet-i aliyye'yi sıyânete nush u pend-gûne kelâm söylemekde cesâret-i hayır-hâhân mefkûd ve etrâf ü taʿallukātı mütekessir ve gayr-i maʿdûd olduğundan mesâvî ve maʿâyibinden bahs etmek böyle dursun, ahkâm istihrâc olunur vehminden nâşî medh ü senâsına bile yârâ-yı kudret meslûb olup herkes mühr-zen-i leb-i bûd u nebûd olurlar idi. Bu akl ü rüşde göre (184-a)
tarîk-i müstakîmden udûl etmeyüp rızâen-li-llaha muvâfık ve irâde-i pâdişâhîye mutâbık efʿâl ü harekât îkāʿına mübâderet ve nâs hakkında olan sû'-i zann ve fesâd-ı iʿtikādı ber-taraf eyleyerek vedîʿa-i uhde-i ihtimâmı kılınan umûr-ı mülkiyyeyi hâlisen ve muhlisen rü'yet ve zevâl-i heybet ve haşyete illet olan menâhî ve melâhîden nefsini sıyânet ve bâ-husûs sadâkat-kârân-ı Devlet-i aliyye ile resm-i ittihâd ve ittifâka riʿâyet ve her-bir ferde lâyıkı üzere rû-yi mülâyemet ve iltifât irâet ve tamaʿ-ı müfritden mücânebet etse idi bi-hasebi'z-zâhir bu varta-i hevl-nâkden rehyâb-ı vâdî-i necât olması me'mûl idi. Maktûl-i müşârün-ileyhin hakkında mukaddem ve muahhar katı çok hevl-nâk rüyâlar ve garîb ve acîb işâretler zuhûr edüp ez-cümle nevrûz duhûlünden sonra tekevvün eden havâdis-i dehriye sene-i âtiye ahkâmından add olunur diyenlere göre «katl-i Halîl» terkîbi tamâmca târîh-i katli olup bundan başka sûret-i zâyiçe-i tâliʿini baʿzı erbâb-ı tencîm nüvişte-i sahîfe tedkīk ve işâret ve ahvâl-i nâ-be-sâmânını istihrâcda izhâr-ı sanʿat ve mahâret etmiş bulunmalariyle evzâʿ-ı felekiyyeden müstanbat bu makūle (184-b) zanniyât kabîlinden olan istidlâlâtı baʿzı müverrihîn târîhlerinde sebt etmek âdetleri olduğuna binâen iktifâen li-isrihim zikr olunan zâyiçenin icmâl-i ahkâmı bu mahalle kayd olundu. Maktûl-i müşârün-ileyh bin yüz doksanyedi senesi Muharrem'inin yirmibeşinci isneyn günü tulûʿ-ı şemsden bir sâʿat müsteviye ile dört dakīka mürûrundan sonra nâil-i mühr-i hümâyûn olup Rabb-i beytü'ş-şems ve Rabbü't-tâliʿ Zuhal olduğiyçün tâliʿe müstevlî ve onikinci hânede sâkıt bulunması sû'-i âkıbete ve telef-i nefs ü mâl misillû hâlete delâlet etdiği ve Zuhal'in kendü hânesinde ve ferahında mütemekkin bulunması sâhib-i zâyiçenin makāmında temekkün ve ferahına dâll ve müstevlî-i tâliʿ olan Zuhal sinîn-i suğrâsı olan otuz ay müddetde anı îsâl edüp lâkin üçüncü senenin ibtidâsında sehmü's-saʿâde tahvîl-i tâliʿde taht-ı şuʿâʿ-ı Mirrîh'de bulunup müddetini katʿ etmekle üç seneyi tekmîl edemedi. Vallahü'l-aʿlem. (185-a)
Katl-i sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa
Attribution
- Citation:
- "Katl-i sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_178.html
Item Details
- Title:
- Katl-i sadr-ı sâbık Hamîd Halîl Paşa
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1199
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota