Sûret-i Hatt-ı hümâyûn

Sen ki kapudan-ı deryâ ve kāimimakām-ı sadâret-i uzmâ vezîrim Gāzî Hasan Paşa'sın seni selâm-ı şâhânemle teşrîf eylediğimden sonra maʿlûmun ola ki vezîriazam Halîl Paşa ocaklu kullarımın hayâtda olanlarının esâme husûsu ve baʿzı nâ-hemvâr harekât ü sekenâtı tabʿ-ı şâhâneme helecân verdiğinden azli iktizâ etmekle hâlâ Özi muhâfızı olup Haleb vâlisi Hazinedâr Ali Paşa taşra ve serhadler ahvâline vâkıf ve sefer ü hazarda gayret-i dînî olduğu nezd-i mülûkânemde maʿlûm-ı hümâyûnum olduğundan nâşî mühr-i sadâretim irsâliyle vekâlet-i mutlakam hizmetine taʿyîn eylediğime binâen bimennihi teʿâlâ gelüp dâhil oluncaya dek kāimimakāmlık vechiyle idâre-i umûr-ı ibâd içün sen kāimimakām taʿyîn olunmuşsundur. İmdî göreyim seni hayır-hâhân-ı (171-b) devlet ve vükelâ-yı saltanat-ı seniyyemle bi'l-ittifâk kâffe-i umûr-ı mühimme-i Devlet-i aliyyeme ihtimâm ve rikâb-ı hümâyûnuma arz u iʿlâmı muktazî husûsları iʿlâm ederek katʿen bir mâdde ve masâlih-i ibâddan bir maslahat muʿattal kalmamasına iktizâ-yı gayret ve sadâkatiniz üzere me'mûl-i hümâyûnumdan ziyâde dikkat ve bezl-i kudret ve vus' u tâkat eylesin. Hüdâ-yi lem-yezel her kim ki niyyet-i hayr ile dîn ü devletim hizmetine kıyâm u ikdâm eder ise dâreynde mes'ûd ve makbûl eyleye, âmîn. [İntehe'l-hattü's-sultânî]. Hâlâ Haleb vâlisi ve Özi muhâfızı olan vezîr-i adîmü'n-nazîr devletlû Ali Paşa hazretleri fi'l-hakīka vüzerâ-yı izâmın kudemâsından ve germ ü serd-i rûzgârı tecrübe etmiş vülât-ı zafer-intimâsından olup ahvâl-i sefer ü cenge kemâ-yenbagî vukūf u ıttılâ'ı ve katı çok eyâlât ve elviyeye vâli ve mutasarrıf olmak takrîbi ile vedî'atullah olan fukarâ ve zu'afânın ahvâline ve emniyyet ve rahatlarının bevâ'is ve esbâbı bulunmasına mücidd ve sa'y olduğundan gayri salâh-ı hâl ve takvâsı ve tahâret-i zeyl ve sâhası ma'lûm-ı cihâniyân ve sâye-endâz-ı adl ü dâd olduğu bilâdda hüsn-i sülûk ve i'tidâlinden nâşî bi'l-cümle ahâli âsûde-nişîn-i mazalle-i emn ü âmân ve bu âna dek hakkında ferd-i âferîdeden bess-i şekvâ hâletleri zuhûr etmediği nümâyân olup bâ-husûs seferler esnâsında Özi kal'ası misillû bir serhadd-i cesîmi asker-i kalîl ile a'dâ-yı dînden muhâfaza ve birkaç def'a düşman hücûmunda şîrâne ve dilîrâne mübâreze edüp katı çok müşrikîni tuğme-i şemşîr-i kahr u kîn ve îsâl-i dereke-i Siccîn (172-a) edüp gāzi ve mücâhid mütemekkin ve zâhid bir vezîr-i tevekkül-pîşe ve hayr-endîşe olduğu nezd-i ferd-i hazret-i hilâfet-penâhîde ma'lûm ve meczûm olmağla ehass-ı metâlib-i vüzerâ-yı izâm ve e'azz-ı me'ârib-i vükelâ-yı kirâm olan mühr-i hümâyûn silâhdâr-ı hazret-i şehriyârî vesâtatiyle müşârün-ileyh tarafına irsâl olunup kudûm-ı meymenet-lüzûmlarına dek deryâ kapudânı olan Vezîr Gāzi Hasan Paşa hazretleri kā'im-makām nasb olundu. [Ce'alellahu vezâretehû nâfi'aten li'l-müslimîne ve sebeben li-kâm'i usûli'l-müşrikîne bi-câhi seyyidi'l-mürselîn.] Sâniha: Merâtib-i mülûkiyye ve menâsıb-ı aliyye-i sultâniyyenin eşref ü a'lâsı ve izz ü rif'at-i hükûmetin gāyet-i müntehâsı vezâret olup hakāyık-ı umûrdan bahs eden ulemâ-yı hikmet-bîn bunun üzerine ittifâk etdiler ki cemî' devletin nizâm-ı hâline sebeb olan merâtib-i erba'a erbâbının ahvâline bi'z-zât takayyüd sâhib-ı saltanatı işgâl ve evkātını istî'âb eylediğinden mâ'adâ bunlar ile kendü beyninde nâmûs-ı sâ'ir menzilesinde bir ferd müdebbir olmamak kānûn-ı heybete münâfî ve resm-i cihândârîye mugāyir olmağın usûl-i mecâmi'-i umûr olan merâtib ricâlinin üzerine nâzır ve infâz-ı hall ü akd ve redd ü kabûlde umûmen ashâb-ı menâsıba hâkim ve âmir olmak içün bir ferd-i müte'ayyine ta'ayyün ve vücûd verilmek zarûriyâtdan olup binâberîn ol ta'ayyün ve ıstınâ'a ihtiyâr olunan merd-i celîlü'l-i'tibâr istiklâl-i izz-i saltanat ile devâ'î-i umûm-ı kesretin makâdir ve muktazayâtını bilmekde kâmil ve pâdişâh ile nâs beyninde inhirâf-ı mîzân ile tarafeyn tuğ- yân etmemek maslahatı içün miyânede berzah-ı hâil olup tedbîrât ve tasarrufâtı makbûl ve hayr u şerr-i umûr-ı cümle kendüden mes'ûl ve salâh-ı dîn ü devlete bezl-i (172-b) vus' etmeğe mütekeffil ve cümlenin üzerine gâlib-i mu'tedil ve nâzır-ı müstakill olmak haysiyyeti ile nâmına vezîriazam ve vekîl-i muazzam ve rütbesine sadâret-i uzmâ ve vekâlet-i kübrâ ıtlâk etdiler menâsıb-ı devlet ve rüteb-i saltanatda bundan a'lâ makām yokdur. Bu rütbe-i azîme ümm-i menâsıb-ı devlet üss-i merâtib-i saltanat olmağın mebde-i âlemden berü mütedâvil olan devletlerin cümlesinde mu'tenâ ve mer'î olagelmişdir. Ve ukalâ-yi rûşen-i re'ye ma'lûmdur ki mansıb-ı vezâretden müşkil maslahat ve gûnâ-gûn mihneti müştemil su'ûbetli hizmet olmayup rızâ-yi Hakk'ı ve rızâ-yi pâdişâhî ve rızâ-yi halkı ve kendü nefsini irzâ ya'ni bu dört rızâ-yi mütehâlifetü't-tekāzâ her bâr tevâfuk üzere bulunmak müteʿassirdir. Hemen sebîl-i selâmet dâimâ hayır-hâhlıkla tarîk-i istikāmetde olup medâr-ı kıvâm-ı serîr-i devlet olan şer'-i şerîf ahkâmı her hâlde düstûrü'l-amel olarak hazret-i Rabbü'l-âlemîn'den isti'âne ve hizmetinde olduğu halîfe-i zamân ve pâdişâh-ı deverânın rızâsını tahsîl olur-olmaz madde içün münâkaşaya ağaz ile mizâc-ı âlîlerini tağyîrden hazer ü mücânebet etmekle hâsıl olacağı ve pâdişâhlar ekser-i umûrda mülhem olup irâde-i mülûkânelerinin sarf ve tahvîli gâilesine düşmek ve devlet-i aliyyelerine zarar u ziyânı olmayan matlûblarının mugâyirine zâhib olmak kazâ vü kader ile mücâdeleden farkı olmadığı zâhirdir. Ve pâdişâhların ahvâl-i memâlik ve etvâr-ı nâsa vukūfları küllî icmâlî kabîlinden olup tafsîl-i umûra ıttılâʿ cüz'iyyât-ı keyfiyyâta usûr ile lâzımını îkā vekîl-i mutlakların lâzıme-i hâli olup kâffe-i harekâtları ağrâzından sâlim ve "Ve enzili'n-nâse menâzilehüm" fehvâsı üzere her ferdi liyâkat ve istihkākına nazaran i'mâl ve istihdâmda sâbit ve kāim olmak ve külliyyât ve cüz'iyyât-ı umûru "Mâ hâbe meni'steşâra" medlûlü üzere erbâb-ı hikmet ve tecrübe ile meşveret ve nasâyih-i hayriyyeye havâle-i sem'-i kabûl ve rağbet etmek ve silsile-i mümkinât nizâm-pezîr olalıdan berü mesânid-i ulyâ ashâbının rukabâ ve hussâdı yevmen fe-yevmen müteceddid ve mütekessir ve o makūle bî-insafları husûl-i ağrâz-ı kâmineleriyle irzâ ve iskât müteʿazzir olduğuna binâen fırka-i merkūme dâimâ ihsâs-ı mesâlib ve maʿâyibe müterakkıb ve neşr-i mesâvî ve nekāyise müte'ehhib olup bunların bu hâllerini tefekkür ile ahlâk-ı zemîme ve evzâ'-ı gayr-i müstakîmeden muhteriz ve mütecânib olmak ve eyâdî-i husamâ ve eʿâdîye tamâm ser-rişte-i intikām ve vesîle-i îrâd-ı kelâm olacak hırs u tama'dan dâmen-keş-i ta'affüf ve muʿtâd ve mu'ayyen ile kanâʿat ve tekeffüf bu mesnedde olanların bakā-yi câhlariyle dâreynlerinin ma'mûr olmasına sebeb olacağı zâhirdir. (173-a)
Attribution
Citation:
"Sûret-i Hatt-ı hümâyûn", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_166.html
Item Details
Title:
Sûret-i Hatt-ı hümâyûn
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1199
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota