Ameden-i berîd-i kāfile-i hüccâc ve vukūʿ-ı meşveret ve azl-i emîr-i rekb-i Şâmî ve birâdereş ve nasb-ı Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa becâyeş ve Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa be-Trablus ve mîr-i mîrân Selim Paşa be-Sayda

Telsîm-i aʿtâb-ı Kâbe-i mükerreme ve takbîl-i südde-i Ravza-i mutahhara niyyet-i hâlisesiyle beher sâl revâhil-i vecd ü hiyâm ve matāyâ-yı şevk u garâm ile müctâz-ı berârî-i hicâz ve tayy-kerde-i nişîb ü ferâz olan kāfile-i hüccâc-ı hidâyet-minhâcın sâlimen ve gānimen lâ nâdimen ve sadimen zihâb ü iyâbları ve hâr-ı mugaylan-ı fecc-i amîk ve haseki's-su'dân-ı mekân-ı sahîk olan âzâr-ı eşrâr-ı aʿrâbdan dâmen âsûde-i itmi'nân olmaları hâdimü'l-Haremeynü'ş-şerîfeyn ve hâmilü'l-buk'ateyni'l-mübâreketeyn olan şehriyâr-ı pâk-tıynet ve pâdişâh-ı sâfi-akīdet hazretlerinin ahass-ı murâd-ı mâfi'l-fu'ad-ı mülükâne ve akdem-i merâm-ı muntazarü'l-husûl-i tâcdârâneleri ol- makdan nâşî bu sâl-i huceste-fâlde dahi emîr-i rekb-i hac olan Vezîr Derviş Mehmed Paşa'nın kâffe-i müstedʿayâtı müsaʿade-i aliyyeye makrûn ve bi'l-cümle mes'ûlâtı matlûbu üzere rû-nümûn olup reh-revân-ı vâdi-i Yesrîb ve Batha ve râhile-bendân-ı savb-ı Merve ve Safâ olanların selâmet-i hâlleriyle tahsîl-i esbâb-ı refâh ve âsâyişleri ber-minvâl-i muharrer müteʿaddid evâmir-i aliyye ile tenbîh ve te'kîd olunup mukaddemce îfâ-yı lâzıme-i fedâ قد انذر من انذر ve makām-ı vâlâ-yı sadâretden dahi nesâyih-i mutazammınetü'l-iber kılınup ol vechile müşârün-ileyh Şam'dan fekk-i tınâb-ı ikāmet ve cânib-i Hicâz'a teveccüh ve azîmet etmişidi. Baʿde iskāt-ı ferâizü'l-hac ahbâr-ı sârre-i (162-b) hüccâcı beher sâl îsâle me'mûr olan müjdeci-başı işbu şehr-i Rebîʿül-evvel evâilinde vâsıl-ı Âsitâne-i saʿâdet ve resm-i dîrîn-i devlet üzere ibtidâ-yı emirde ağa-yı Dârüsaʿâdetüş-şerîfe ile mülâkî olup çi-gûnegî-i hâl-i hüccâcdan su'âl olundukda Şam vâlisinin fî-hadd-i zâtihi belâhat ve rehâveti ve idâre-i umûr-ı hâcda olan adem-i istitâʿa ve kudreti takrîbi ile tarîk-i hacda vâkiʿ olup hüccâcın mesâbe-i kilârı belki medâr-ı intiʿâş ve iktidârı olan kılâʿdan Hediyye-eşmesi ve Cehimin ve Tâbut-Kurusu kalʿalarını eşkıyâ-yı urbân nehb ü tâlân ve bekçilerini katl ile izhâr-ı bagy u tuğyân eyledikleri ve meşâyih-i urbân surrelerimiz noksân verildiği hâlde gāfil olmasınlar îhâmını hâvî Medine-i münevvere ahâlisine irsâl-i peyâm ve mîrü'l-hâc her menzilde haymesine kapanup hâl-i kavâfilden gāfil ve hâb-ı nûşîn ü istirâhate mâil olduğundan emvâl-i hüccâcın ekseri menhûb ve bu mülâbese ile hilâl-i tarîkde ve cümlesinin emniyyetleri meslûb ve sâl-i kābilde hacca azîmet mümteniʿ olduğunu beyân ile etrâfa neşr-i mektûb eylediklerini ve Şam-ı şerîfe vusûllerinde aʿzam-ı levâzımdan olan çadırları hazz u baht-ı vârûn ve tâliʿ-i nahs u bâzgûnî iktizâsiyle bilcümle sûzân ve cerdenin bî-vakt ü ibbân hareketinden zehâir telef ve zâyiʿ ve ordu-yı hüccâca kaht u zarûret vâkiʿ olup sene-i âtiyede hüccâcı kaldırmak nakden iki bin kîse akçe tedârüküne ve matâyâ-yı hüccâc olan develerin akvâtı hıset-i takrîbi ile kıllet üzere verilüp bu sebeble cimâle hüzâl târî (163-a) ve fî-mâ-baʿd amelden kalup gelecek sene akalli on bin deve tedârükü emr-i zarûrî olduğundan gayri an-be-an vukūʿ-ı fırsata nigerân olan Mehmed Hırfân dahi vâlinin zabt-ı memleket ve hıfz-ı vilâyetde olan acz ü hayretini müşâhede birle ficâc-ı tecâvüz ve taʿaddiye intihâc ve Hama ve nevâhîsini nehb ü târâc ve mütesellim ve âdemlerini katl ü izʿâc edüp ol havâlîden dahi emniyyet münʿadim ve münselib ve fukarâ ve zuʿafâ bi'z-zarûre terk-i vatana müteheyyî ve müteehhib olduklarını ve Harb şeyhi Şeyh Mahmud Devlet-i aliyye'ye sadâkat ve şerîf tarafına husûmet etmekden nâşî hüccâcın her ne kadar mutazarrır olmaması husûsuna saʿy ü gayret eylediyse dahi mîrü'l-hâc hac paşanın kıllet-i askerî ve dâiresinin perîşânlığı urbânın meşhûdu olup müdâfaʿa fikrinden sâlim olarak istedikleri gibi izrâr-ı hüccâca ictisâr ve bu hâlet inbiʿâs-ı şevk-i hırs u tamaʿlarına küllî medâr olup maʿâz-Allah sene-i âtiyyede bundan ziyâde zarar u fesâda ibtidâr edeceklerini müjdeci-başı merkūm takrîr ve ağa-yi müşârün-ileyh hazretleri tarafından takrîr-i mezkûr arz-ı huzûr-ı şehriyâr-ı kâmilü'ş-şuʿûr kılınup filvâki takrîr-i mezkûre nazaran emîr-i haccın vücûb-i azli zâhir olup ibkāsı müstelzim-i mahzûr-ı azîm ve vaktiyle muktedir ve müstakîm bir vezîr-i sütûde-tedbîr mîr-haclığa takdîm muktezâ-yı akl-ı selîm olup vüzerâ-yı ʿizâmın müştehir ve muktedirlerinden Sayda vâlisi Cezzâr Ahmed Paşa veyâhud Azm-zâdelerden biri cümle ittifâkiyle ihtiyâr ve Şam vâlisi nasb olunmak bâbında hatt-ı hümâyûn-ı (163-b) kerâmet-meşhûn ısdâr buyuruldukdan sonra müjdeci-başı Bâbıâlî'ye ihzâr ve istintāk ve takrîr-i âhîrinde mutâbakat ve vifâk fehm olunduğundan gayri ahvâl-i hüccâca vâkıf ve Şam havâlisinin keyfiyyetine ârif baʿzı kimesnelerden Şam vâlisinin gelecek sene bu hâl ile harekete kudreti ve adem-i kudret farz olunduğu hâlde vüzerâdan kangısı mîr-haclığa enseb olduğu istihbâr ve istiknâh olundukda ihtirâk-i hiyâm ve mahzûliyet-i cimâl ve bevâʿis-i sâire ile müşârün-ileyhin ibkā-yı emâreti hatar-ı azîmi mûcib olup azli ehemm ve Cezzâr Ahmed Paşa'nın miknet ve serveti maʿlûm-ı âlem olduğundan gayri beyne'l-aşâir şecâʿat-i müfritası ka'l-mislü's-sâir olmağla akrânından imtiyâz ve rüchâniyyeti azher ve ebyen ve mîr-haclığı min-külli'l-vücûh müstahsen olduğun beyân ve şeyhü'l-harâmın hazînedârı Necâb Ahmed bu keyfiyyetleri tasdîk ve mezâhib-i erbaʿa müftîleri Derviş Paşa gelecek sene imâretde bâkı kalır ise hatar u zarar mülâhazalariyle mahmil-bend-i azîmet olan hüccâca emniyyet câiz olmaz deyû fetvâlar verdiklerini tefevvüh ve ihbâr ve müjdeci-başı kavl-i mezkûrda muvâfakat izhâr etmekle husûs-ı mezkûr muʿazzamât-ı umûrdan olduğuna binâen esâtîn-i bünyân-ı saltanat ve erkân-ı kasr-ı müşeyyed-i devlet olan ulemâ ve ricâl ile meşveret ve iktizâsına göre bi'l-ittifâk nizâm ve temşiyeti verilmek içün şehr-i merkūmun onaltıncı perşembe günü hâne-i fetvâ-penâhîde ehl-i şûrâ encümen-ârâ olup tarîk-i hacda vâkiʿ olan hasâret ve hüccâca terettüb eden gûnâ-gûn mazarrat ve Derviş Paşa'da olan (164-a) fütûr ü rehâvet ve hıyâm ve mebâliğ iʿânetine ihtiyâç ile bu mevsimde Devlet-i aliyye'ye hâsıl olacak sıklet ve dahi buna dâir olan keyfiyyât tafsîl ü ıtnâb ve huzzârdan taleb-i re'y-i savâb olundukda Süleymân Feyzi Efendi kelâma bed' ü mübâşeret ve Cezzâr'ın hâlinden ve sâir vüzerânın adem-i kudret ve idâresinden bahs ile Receb-i şerîfe dek te'hîr-i maslahat olunup baʿdehû Canikli Ali Paşa nasb olunmak asveb olunduğun beyân ve kapudan paşa hazretleri mûmâ- ileyhin kavlini istihsân eyledikde sadrıazam hazretleri mukābele ve «mîrhaccın cümle mühimmâtı hazır olduğu sûretde Receb belki Ramazana dek maslahatın te'hîrinde be's olmayup ancak mühimmâtın fıkdânı ve i'ânet-i külliyyenin lüzûmu hasebiyle ta'cîl ve te'cîl-i maslahat ne makūle zarar u menfa'at îcâb edeceğini mülâhaza ve ba'dehû ifâde lâzımdır» buyurduklarında re'îsülküttâb efendi cevâba ibtidâr ve «Ali Paşa'nın evleviyeti teslîm olunduğu halde bile mîrîden akçe taleb eyleyeceği âşikârdır» dedikde defterdar efendi akçenin tedârükü müşkil ve asîr ve mîrînin keyfiyyeti ma'lûm-ı sagîr ü kebîr olduğun işrâb akabinde şeyhülislâm efendi hazretleri kelâma şurû' ve «Ali Paşa ile istimzâc vukūʿiyle kabûl ve adem-i kabûl cihetleri ta'ayyün edinceye dek zaman mürûr edüp fevt-i vakt ile tedârük-i mühimmât mümkin olmayacağı bedîhî olup Cezzâr misillü muktedir vezîre Şam'ın tevcîhinde vücûh-ı menâfi' ve suhûlet ve bâ-husûs taleb-i i'ânet ile mîrîye adem-i sıklet derkârdır» buyurduklarında Feyzi Efendi kemâfi'l-evvel Ali Paşa'yı (164-b) tervîc ve Cezzâr'a ba'zı hâl isnâdiyle muʿâreze ve mübâheseyi tehyîc edüp sadrıazam hazretleri mukābele buyurup Ali Paşa'nın maʿiyyetinde olan altı-yedi bin kadar asker olup Erzurum ve Karahisâr ve Trabzon ve havâlisi taht-i tasarruf ve idâresinde iken etrâf-ı mezkûrede bakā ve istikrârından mahzûz ve ihtiyâr-ı külfet ile Şam'a azîmeti gayr-i melhûz olduğundan fazla o kadar asker ile mahall-i ba'îdden nehdat ve Şam'a azîmet zamâna muhtâc ve havf-ı fevt-i vakt şâibeleri kalbde ihtilâc eylediğini beyân buyurduklarında mûmâ-ileyh kelâmını i'âde ve müşârün-ileyh tarafından adem-i kabûl sûreti nümâyân olduğu hâlde isrâr ile mu'âmeleyi sevk ü ifâde edüp Sadrıazam hazretleri «müşârün-ileyh cebr ü ısrâr ile emânet-i haccı kabûl etse dahi birkaç def'a mükâtebe ve mücâvebe vukūʿiyle kabûl eyleyeceği ve bu takrîb ile mevsim-i hac güzerân edeceğinden gayri ceffe'l-kalem cevâb vermesi dahi lâyihât-ı akliyyeden olup adem-i itâʿat misillü tarafından bir vaz'-ı nâ-ber-câ zuhûriyle madde-i münferide kabûl-i taʿaddüd ve hıfzen-li'l-nizâm derhâl çâresi görülmek lâbüd olup bu kadar mahzûrlar der-kâr iken ısrâr abese iştigâl kabîlinden olduğu âşikârdır» buyurdular. Kapudan paşa hazretleri dahi kelâma ibtidâr ve «Cezzâr'ın men'-i emâretinde kādir olduğu mertebe serd-i mukaddemât ile Ali Paşa'nın rüchâneyyetini iş'âr ve defter emîni efendi dahi müşârün-ileyhe kafâdar olup Cezzâr'dan şerîf-i Mekke'nin vahşetini ve Mısır mîr-haccının vesvese ve haşyetini telmîh ve Ali Paşa olmadığı sûretde sadr-ı sâbık Yeğen Mehmed Paşa hazretlerinin ehliyyet ve iktidârını tasrîh etdikde Ali Paşa (165-a) husûsundan müterettib olan terâhî-zamân ve mahâzîr-i âhar tekrâr beyân olunup Yeğen Paşa'nın adem-i kudreti ve Cezzâr'ın fevka mâ-yutasavver esbâb-ı sâmân u serveti zâhir ve şerîf-i Mekke'nin tevahhuşu teslîm olunsa bile Cezzâr'ın fart-ı kuvveti sebebiyle cüz'î ve küllî mahzûru müstelzem olmayacağı bâhir olduğundan gayri Azm-zâdelerden dahi mukaddemâ müsteş'ar olup kuvvetleri mefkūd iken tarafından bir hâlet-i müstenkere zuhûr etmemişidi» denildikde hemen Müftî-zâde Efendi kat'-ı ser-rişte-i kelâm ve bu makūle ihtimâlât-ı akliyyeye nihâyet ve encâm olmadığın ifhâm ile mütevekkilen al-Allah Cezzâr'a tevcîh-i Şam olunması teşvîk ve iğrâ ve hayır-hâhân-ı Devlet-i aliyye'de eğerçi sûret-i muvâfakat hüveydâ oldu, ancak semâhatlû Şeyhülislâm efendi hazretleri Ali Paşa ile istimzâc olunmak husûsunu der-miyân ve kabûl eylediği sûretde matlûb hâsıl olacağını beyân ve i'tizârât-ı müveccehe ile istifâsı zâhir oldukda fakat bu senelik Cezzâr'ın mîr-hac nasb olunmasını istihsân edüp der-akab hülâsa-i ârâ-i ehl-i meşveret rikâb-ı kâmyâb-ı hüsrevâneye arz u telhîs ve umûr-ı hüccâc tehîr kabûl eder mevâddan olmayup teshîlen li'l-maslaha mîr-hac bir an akdem taʿyîn ü tahsîs ve tercîh ü temyîz sâlim ani'l-garaz olarak vüzerâ-yı izâmın münâsib ve muktedirlerinden biri mîr-haclığa intihâb ve arz-ı rikâb-ı kâmyâb olunmak ve Ali Paşa'ya mîr-haclığın inhisârı ittifakī midir yâhud baʿzın re'yi midir ve bu'd-ı mesâfe takrîbi ile zamân mürûru ve özr îrâdı melhûz değil midir? (165-b) ve Azm-zâdelerden birine verilse Esad Paşa'nın azlinde vâki' olan keyfiyyet hâtıra gelmez mi? deyû şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn semâhatlû efendi hazretlerine irâ'et olundukda fevt-i vakt mülâhazasiyle re'y-i evvelden udûl ve Cezzâr ve sâirlerin hâli hâricden tashîh olunarak bir kaç gün zarfında hemen nizâmı verilmek lâzım idüğünü teslîm eyleyerek irsâl eylediği şukka rikâb-ı müstetâb-ı hüsrevâneye merfû' ve mevsûl kılınup çünki Cezzâr'a meclis-i meşveretde karar verilmedi. Ali Paşa'nın emâreti dahi ba'zı ilel zımnında câiz olmadığı ve Azm-zâdelerin müteʿallıklerinden ve işe yarar kethüdâlarından Şam havâlisinde kimse var mıdır? su'âlini hâvî tekrar hatt-ı şerîf-i kerâmet-redîf sâdır oldukda havâli-i Şam'da umûr-ı hüccâcı müdîr-i sâhib-i re'y ü tedbîr olmadığından gayri Cezzâr'dan emâretin insirâfı mühimmât-ı hâccın vaktiyle tedârük olunmamasına delâlet eyleyeceği ve müşârün-ileyhin Şam'a kurbiyyeti ve bâ-husûs fart-ı kuvvet ü mikneti hasebiyle emâret-i Şam'ın inhisâr-ı aklı ile tarafına tefvîzi emr-i mahtûm ve adem-i istisvâb semtine zâhib olanların kelâmları şâibe-i garazdan âzâde olmayup birer sebebe mebnî olduğu meczûm ve müşârün-ileyhden bu âna dek isâ'ete müte'allik bir hareket-i nâmülâyim zuhûr etmediği dahi ma'lûm olduğundan fazla el-hâletü-hâzihi Feyzi Efendi dahi ityân olununan berâhîn-i müdellele ile mülzem olup müşârün-ileyhin mîr-haclığına velev bir senelik olsun kāil ve Hasan Efendi'den gayri muʿârız kalmadığı ve Ali Paşa'nın kapu-kethüdâsı ile husûs-ı mezkûr müzâkere olundukda mîr-hâclık (166-a) kuvvet-i mâliyyeye ve ale'l-husûs vakt ü hâle nazaran masârif-i külliyyeye mütevakkıf olup Ali Paşa mukaddemâ hasâret-zede olmak takrîbi ile mîr-haclık idâresinde meslûbü'l-iktidâr olduğundan gayri yâ istiʿâne ve isticdâ veyâhud iʿtizâr ve istiʿfâ hâletlerini îkāʿa muztarr olmağla taʿcîli ehemm olan maslahatın teʾhîrine bâdî olacağı gayr-i hafî olduğun ifâde edüp bundan sonra kapudan paşa hazretlerinin dahi mîr-haclığa ehliyyet ve kudreti mezkûr ve taleb ü şevki dahi maʿlûm-ı cumhûr olup müşârün-ileyhin kapudanlıkdan infisâli vakt ü hâle nazaran münâsib olmadığından gayri Cezzâr ile olan nihânî mübâgazalarından Cezzâr'a vahşet târî ve mukaddemâ müşârün-ileyhe mîr-haclık münâsib görülmüşiken dahi bu mahzûr mûcib-i tehîri olup bu mukaddemât-ı müselleme ve müberhene ile Cezzâr'ın mîr-haclığı cümlenin hülâsa-i intihâb ve ihtiyârı ve surre emîninden bu keyfiyyet mukaddemâ istihbâr olunduğuna binâen gerçi cevâbı gelecek kadar olmadı lâkin gelecek cevâbı müjdeciler ve sâir vâkıf-ı hâl olanların ahbârına muvâfık olacağı iştibâhdan ârî olduğu ve Cezzâr'ın kapu-kethüdâsı bu esnâda Bâbıâlî'ye memhûr takrîr verilüp mazmûnunda müşârün-ileyhin bu defʿa tarafına vürûd eden tahrîrâtı mefhûmunda intifâʿ gāilesi ber-taraf olarak mahzâ dîn ü Devlet-i aliyye'ye hizmet irâdesiyle mîr-haclık talebinde olduğu ve zehâir ve levâzımât-ı sâire tedârüküne medâr olmak içün kethüdâsına Sayda tevcîh olundukda muʿayyen olan emvâl-i kilâr-ı (166-b) hacdan maʿadâ umûr-ı hac içün Devlet-i aliyye'den bir gûne iʿânet istidʿâsında olmayacağını ve hüccâcı bi-meşiyyeti'llâhi teʿâlâ âminen ve sâlimen götürüp getürmek ve urbânın surrelerini vaktiyle tamâmen verüp hüccâca zarûret çekdürmemek ve Trablus irâde-i Devlet-i aliyye'ye taʿlîk olunup münâsibine tevcîh olunmak husûsları münderic olduğun inhâ etmekle keyfiyyât-ı mezkûre yine rikâb-ı hümâyûna arz u telhîs ve Cezzâr'ın emâretinde ittifâk-ı nâs bulunduğu tekrâr telhîs olundukda minvâl-i muharrer üzere amel olunmak bâbında hatt-ı şerîf-i mehabet-rîz sudûr olup işbu Cumâdel-ûlânın gurre-i garrâsı olan mübârek sebt günü ihtiyâr olunan sâʿat-i saʿîdde mîr-haclık müşârün-ileyh Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa'ya ve Sayda eyâleti kethüdâsı mîrimîrân-ı kirâmdan Selim Paşa'ya ve Trablus-Şam ile Cerde başbuğluğu Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa'ya tevcîh olundu.
Attribution
Citation:
"Ameden-i berîd-i kāfile-i hüccâc ve vukūʿ-ı meşveret ve azl-i emîr-i rekb-i Şâmî ve birâdereş ve nasb-ı Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa becâyeş ve Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa be-Trablus ve mîr-i mîrân Selim Paşa be-Sayda", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_158.html
Item Details
Title:
Ameden-i berîd-i kāfile-i hüccâc ve vukūʿ-ı meşveret ve azl-i emîr-i rekb-i Şâmî ve birâdereş ve nasb-ı Vezîr Cezzâr Ahmed Paşa becâyeş ve Vezîr Mikdâd Ahmed Paşa be-Trablus ve mîr-i mîrân Selim Paşa be-Sayda
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1199
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota