Hedâyâ sefîneleriyle der-bâr-ı adâlet-medâra vürûd eden İspanya kumandanının vekîl-i mutlak ve Devlet-i aliyye ile mülâkî olması akrânı beyninde kendüye mâye-i iʿtibâr ve sermâye-i iftihâr olduğu tarafından birkaç defʿa arz olunup resmen Bâbıâlî'ye gelmesi mugāyir-i kāʿide olduğundan min-gayr-i resm mülâkāta müsāʿade birle vukūʿ-ı münâsebete tarassud olunmuş idi. França elçisiyle sadrıazam hazretlerinin bu hılâlde görüşmesi iktizâ eylediğine binâen ale's-seher tebdîlen Kâğıdhâne'ye azîmet ve kumandan-ı mersûm França elçisinden birkaç sâʿat mukaddem temâşâ tarîkiyle mahall-i mezbûra gelüp tesâdüf kabîlinden olarak görüşmesine ruhsat verilmişidi. Mersûm minvâl-i muharrer üzere vürûd eden taraf-ı sadrıazamîden ihzâr ve iltifâta sezâvâr kılındıkdan sonra mahall-i mezkûrede dâ'imâ tecrübe ve azmâyiş ile me'lûf olan Devlet-i aliyye humbaracıları (V125-b) ve sürʿatcileri icrâ-yı sanʿat zımnında berçîde-dâmen-i gayret ve mevcûd olan havanları imlâ ve remye mübâşeret ve fazl-ı bârî ve yâverî-i baht-ı şehriyârî ile her defʿada endahte ettikleri humbara nişângâha isâbet eylediğinden gayri sürʿatciler dahi teşmîr-i zeyl-i himmet ve her dakīkada bir topu on defʿa imlâ ve remy ile izhâr-ı miknet ve heybet eylediler. Kumandan-ı mersûm sefînelerinde olan topcu ve humbaracılarının mâhirlerini beraber götürmüş olmağla bir ferd taʿarruz etmeksizin humbaracılarının dahi izhâr-ı maʿlûmât etmelerini iltimâs edüp iltimâsına müsāʿade ve humbara ve havan edevâtiyle yedlerine teslîm ve der-akab kemâl-i iddiʿâ ile taraflarından imlâ ve remy olundukda birisi bile musîb olmayup sürʿatcilerinden dahi her topa otuzar âdem taʿyîn ve meşveret ve yek diğere iʿânet ile bir dakīkada ancak dört top endahte eyledikleri ve bu aralıkda birkaçının elleri zahmdâr ve birkaçının şiʿâr-ı küfr olan şabkaları zemîne düşüp hacîl ve şerm-sâr oldukları lede'l-muʿâyene defʿ-i şerm ü hacâlet irâdesiyle tehekkümî âferînler akabinde mecrûhlarına ve topcu-başı ve sâ'ir topcu ve humbaracılarına vâfir zer-i meskûk taraf-ı sadâret-penâhîden ihsân ve geldiklerine peşîmân ve nâdim olarak avdet eylediler. Bundan sonra França elçisi gelüp Françalu'nun tüccâr sefîneleri Karadeniz'de ticâret etmek ruhsatını hâvî kıralından vürûd eden (V126-a) nâmesini ihrâc ve takdîm ve me'âlini icmâlen tefhîm eyledikde
düvel-i Avrupa kırallarından atabe-i ülyâ-yi hazret-i cihândârîye elçileriyle vürûd eden nâmelerinde devlet-i ebed-müddet elçilerin [kelâmına] i'timâd eylesün her ne söylerler ise bizim sözümüzdür, makālini tasrîh etmeleriyle mukaddemâ bu husûsu îrâd eylediğinize França kıralının sözü olarak istimâʿ olunup cevâbı dahi verilmişidi deyû taraf-ı sadâret-penâhîden beyân olundukda «mukaddemâ verilen cevâbda müsâʿadeye bir vakit taʿyîn olunmadığı vürûd-ı nâmeye illet oldu» dedikde «her şey mukaddere merhûndur, vakt-i mukadderi geldikde olur» cevâbı verilüp elçi-i mezbûr mukadder hemen «Devlet-i aliyye'nin ve sizin müsâʿadenizdir» diyerek tatvîl-i kelâm murâd ve taraf-ı sadrıaʿzamîden her şey Hakk teʿâlâ'nın takdîriyle olur. Takdîri inkâr câiz olmadığı îrâd ve bu husûs taraf-ı hazret-i cihân-dârîye França kıralı tarafından arz olunmuş olmağla manzûr-ı hümâyûn olmaksızın buna dâir eser bahs etmek resm-i edebe muhâlifdir denildikde tatvîl-i makāle ser-rişte bulamayup bu maddede bu kadar ile iktifâ eyledi. Elçi-i mersûmun mülâkātda garaz-ı aslîsi Nemçelü'nün keyfiyyeti müzâkeresi olup binâen-aleyh madde-i mezkûreyi der-miyân ve giden mübâşirden ne haber geldi deyû suâl eyledikde hudûd-nâmeler cemîʿ-i düvelde ahid-nâmeler gibi muʿteber olup Belgrad musâlahasında Nemçelü bizim me'mûrları aldatup ahid-nâmeye (V126-b) kendü merâmlarını derc etmişler, baʿdehû maddenin zîr ü bâlâsı mülâhaza ve yazdıkları ibâreye göre Devlet-i aliyye'nin Bosna fethinde mâlik olduğu kılâʿ ve bıkāʿın Nemçelü'ye terki lâzım gelüp ve bu hatâ-yı fâhişi baʿde'l-idrâk o zamân tercümân-ı dîvân bulunan Yenaki katl olunduğundan gayri Bosna mühaddidi Said Paşa'yı ahâli kaçırup Nemçelü dahi bu hilenin hazm olunmayacağını yaʿni Devlet-i aliyye gālibâne sulh olmuşiken fi'l-asıl yedinde olan arâzî ve kalʿalarını vermeyeceğini teyakkun birle hâlâ olduğu hey'et üzere hudûdu katʿı izhâr-ı rızâ ve tarafeynden temessükler iʿtā olunmuş, işte hâl böylecedir, yoksa Nemçelü'nün dört devlet [ile] münâzaʿazı var idi, anın içün sükût etdi, kelâmının maʿnâsı nedir? Nemçe elçisi devletinin şerâ'it-i maʿkūdesinden çıkmayarak benimle munsıfâne bahs etsün beni ilzâm edebilür ise sened vereyim, sizin takrîriniz mefhûmundan Nemçe hemen bu yerleri şöylece taleb eder demek fehm olunur, Nemçe Devleti bu sadedi reʿâyâsına varınca neşr etmiş Bosna halkı henüz mübâşirimiz varmadan ahâli-i Nemçe'nin işâʿeleriyle ahvâle vâkıf olup bayağıca ayaklanmışlar Bosna vâlisinden gelen kâğıdlarda ben mübâşiri, hudûdu taharrîye göndersem bilâ-şübhe bir fitne zuhûr edecek buna binâen halkı iskân içün bir müddet te'hîrini münâsib gördüm demiş (V127-a) fi'l-hakīka keyfiyyet yazdığı gibidir, bana kalsa bunu bir zamân terk edelim der idim. Nemçe Devleti'nin iddiʿâsı iki devlet beyninde vukūʿ bulan münâfere-
tin defʿi iken maddeyi işâʿeleri serhadlüyü ayaklandırmağa bu hâlde ise nizâm vermek âteş-i fitneyi işʿâlden ibârettir. Şimdilik mübâşirden şifâ-yı sadr olacak cevâb yok ve eğer gelecek cevâb vâlînin tahrîri gibi gelür ise şu maddenin bir zamân metrûk kalması ve sonra bir ilâcına bakılması âsâyiş tarafına evfakdır. Nemçelü ıslâh kaydında olmayup yine ısrâr eyledikleri takdîrde nakz-i ahdi irtikâb etmiş olur. Bosnalı ashâb-ı ruʿûnetden bir tâ'ifedir, hîn-i fetihden berü yedlerinde olan vatanlarını suhûletle terk etmeyüp elbette müdâfaʿa ederler o zamân iş tedbîrden çıkar, Nemçe Devleti'nin geçen senelerde altı-yedi bin askeri hudûdu tecâvüz ve baʿzı kılâʿ-ı Bosna'ya tasallut içün geldiklerinde serhadlü karşılayup Nemçe askeri münhezimen avdet etdi ve imparator bunu ketm edüp hârice çıkarmadı deyü sadâret-penâhîden zikr ü beyân olunup elçi-i mezbûr hücûm-ı mezkûrdan haberi olmadığını ifâde ile ihtiyâr-ı sükût etdi. Baʿdehû hılâl-i sıhhatde Nemçelü'nün Felemenklü ile münâzaʿaları nede karâr etdüğü mütecâhilâne suâl olundukda imparator müddeʿâsının cümlesinden geçdi fakat bir nehir var anda (V127-b) Nemçe gemileri ticâret üzere râzı oldu, lâkin Felemenklü ana dahi mümâşât göstermiyorlar makālini ifâde etdikde Felemenk Cumhûru İngiltereliyi fedâ ve França Devletiyle ittifâk etmişiken lâzım idi ki Françalu bunlara tarafdâr olup Nemçelü'nün taʿarruzlarını menʿ ederler idi denildikde elçi-i mersûm cevâba kādir olamayup ol vechile meclise hitâm verildi.
Zikr-i mülâkāt-ı cenâb-ı sadâret-penâhî be-kumandan-ı İspanya ve elçi-i França ve vukūʿ-ı baʿzı hâlât ve mükâleme
Attribution
- Citation:
- "Zikr-i mülâkāt-ı cenâb-ı sadâret-penâhî be-kumandan-ı İspanya ve elçi-i França ve vukūʿ-ı baʿzı hâlât ve mükâleme", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_124.html
Item Details
- Title:
- Zikr-i mülâkāt-ı cenâb-ı sadâret-penâhî be-kumandan-ı İspanya ve elçi-i França ve vukūʿ-ı baʿzı hâlât ve mükâleme
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1198
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota