Vukūʿ-ı meşveret der-nezd-i kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî berâ-yı müzâyaka-i mîrî ve umûr-ı sâ'ire

Devlet-i aliyye'nin el'ân vâridât-ı muʿayyenesi masârifât-ı mukannenesine ve vaktiyle iʿtâ ve istîfâsı ehemm olan mevâcib-i askeriyyenin edâsına vefâ etmeyeceği mütebeyyin (V130-a) ve surûf-ı ezmân ve inkılâb-ı hadesân ile tekevvün eden masâlih-i zarûriyye-i mülkiyyenin temşiyeti dahi muhtâc-ı zuhûrât-ı gaybiyye olduğu müteʿayyin olup vakt ü hâl iktizâsına göre hıfz-ı memâlik ü suğûr ve tahsîl-i istiʿdâd ve mukābele-i hasm-ı pür-gurûr dahi vâcibât-ı umûrdan olduğuna binâen bir-iki seneden berü tanzîm-i hâl-i asker ve tetmîm-i malzeme-i sefer-i bahr ü berr bi-fazlehu sübhânehu ve teʿâlâ min gayr-i kusûr müyesser olup ancak bu kadar mühimmât ve levâzımâtın tedârükü hâricde vücûdu maʿdûm baʿzı tasarrufât-ı akliyye ile husûle gelüp darb-hânede iddihâr olunan mebâliğden ve aralıkda zuhûr eden vâridâtdan sarf ile vücûd-pezîr olmakdan nâşî darb-hânede müterâkim olan mâl-i zûhûrâta bu takrîb ile nifâd tatarruk eylediğinden başka darb-hâne sermâyesinden dahi bin üç yüz kise akçe sarf olunup bundan sonra ilcâ-yı zarûret ü ihtiyâç ile sermâye-i mezkûreden ahz ü sarf olunduğu hâlde umûr-ı darb-hâne muʿattal olacağı zâhir olmağla bu keyfiyyet vaktiyle meşveret olunmak ve Sofya seraskeri Vezîr İsmâʿil Paşa'nın harekâtında fütûr-ı mahsûs ve manzûr ve beyne'l-asâkir adem-i nüfûzu dahi mervî ve meşhûr ve tabîʿat-i maslahata nazaran Nemçelü nakz-i ahd ve muhârebeye tasaddî eylediği takdirde müttefiki ancak irâet-i sevâd-ı cemʿiyyetle iktifâ edüp derhal memâlik-i mahrûseye hücum etmeyeceği muhtemel olmağla takdîm-i ehemm kāʿidesine riʿâyeten Sofya tarafına (V 130-b) şimdiden nâfizü'l-kelim ve idare-i askere muktedir kaviü'ş-şekîme bir vezîr serasker nasb olunmak muktezî olup binâen-ala-zâlik elsün-i nâsda mehâbet ve şecâʿati mezkûr olan Abdi Paşa hazretleri mansıbı olan Rumeli eyâletiyle Sofya seraskeri ve İsmail'e müşârün-ileyh İsmail Paşa yâhud diğeri nasb olunmak ve seraskerler maʿiyyetlerine mukaddemâ taʿyîn olununan terakkilü ve sâir sunûf-ı asâkir vaktimiz tamâm oldu deyû me'zûn ve gayr-i me'zûn alâ-ihtilâfü'r-rivâyeteyn baʿzılarının avdetleri ve avdet eyleyecekleri mesmûʿ ve unf u cebr ile tevfîkleri müşkil ve belki memnûʿ olmağın sipâh ve silâhdardan birer mikdar cedîd terakkilü yazılmak münasib midir? ve Bosna ahâlisi zâhirde şakīlerinden şikâyet ve zımnen vâlilerinin zabt u rabt kudretleri olmadığını hikâyet ederek Âsitâne-i aliyye'ye arz u mahzar göndermeleriyle şimdilik müvellî ve mübâşir taʿyîni ile ıslah-ı beynlerine eğerçi ihtimâm olundu ancak iltiyâm kabûl eyleyeceği mechûl olup imkân-ı imtizâc-ı meslûb olduğu hâlde lâ-ilâc vâli-i müşârün-ileyhin dahi tebdîli muktezî olmağla mevcud olan vüzerâ-yı izâmın kangısı Bosna'ya münasibdir, ve Açıkbaş meliki Soloman'ın helâkinden sonra bu tarafda müsâfireten mukīm olan Levan-oğlu Keyhusrev ve Açıkbaş'a melik nasb olunmak üzere hâlâ Erzurum vâlisi Canikli Ali Paşa hazretleri tarafına irsâl ve ikʿâdı bi'l-ittifak müşârün-ileyhin uhdesine havâle olunup (V131-a) bu hılâlde müşârün-ileyh yedi-sekiz bin mikdarı asker ile kethüdâsını başbuğ edüp Keyhüsrev'i maʿiyyetine terfîk ve Açıkbaş'a gönderdiği haberi gelüp bu maddenin dahi nefʿ ü zararı müzakere olunmak lâzım geldiği ecilden işbu Şevval-i şerîfin yirmibeşinci günü Babıâlî'de kethüdâ bey dâiresinde meclis-i meşveret tertib olunup defterdâr efendi ve çavuş-başı ağa ve Süleyman Feyzi Efendi ve Hasan Efendi ve Hacı Selim Ağa hâzır oldukları hâlde ibtidâ zarûret-i mîrî der-meyân olundukda Hasan Efendi defterdar efendiye hitâb ve «tahsîlâtınız ne vechiledir» deyû isticvâb eyledikde «Diyarbekir taraflarında olan mâl-i bekāyânın baʿzısı tahsîl ve baʿzısı havâle olunmakdadır, ancak şey kalîl olduğundan mîrînin cerîhasına merhem olamaz» dedikde Hasan Efendi su'âlini tekrar ve Haleb gümrüğünün nef'i kesîr olup muhassıllar emvâl-i mîriyyeyi ihtilâs eylediklerini ve Haleb muhassıllığına merbût olan mukātaʿât tâliblerine verilse muʿaccelelerinden vâfir şey hâsıl olacağını tezkîr eyledikde Hacı Selim Ağa mukābele ve Haleb muhassıllığının nemâsı kalîl olduğuna binâen muhassıllarının ikide bir iflâsa çıkdıkları delîl olduğun ifade edüp memâlik-i mahrûsede olan ehl-i zimmetden i'tibârât-ı selâse ile el-yevm alınan dört ve iki ve bir altın yüz onar pâre hesâbiyle olup İstanbulî hesâbı ile üçer guruş alınur ise ve buna müsâʿade ve mesâğ-ı şerʿî var ise mecmûʿundan mâl-i vâfir hâsıl olacağını (V131-b) beyân eyledi. Çavuş-başı ağa mukābele edüp «ehl-i zimmetden tahsîl olunan mâl-i cizye bildiğimiz gibi olmayup cevâiz ve hüddâmiyye ve vücûh-ı uherâ ile olan masârife medâr olmak içün hâlâ Edirne'de aʿlâdan yirmiikişer guruş eline geldiğini îmâ ve vakte göre celb-i kulûb-i reʿâyâ lâzım geldiğinden teklîf-i mezbûre ile inziʿâcları gayr-i münâsib olduğun inbâ edüp ancak Âtıf Efendi defterdârlığında olduğu gibi beher sâl cizye boğçaları birer ikişer mâh mukaddemce küşâd olunur ise altı-yedi senede başkaca bir senelik cizye mâli tahsîl olunacağı mümkindir» dedikde defterdâr efendi mukābele edüp «zikr olunan fâidenin vukūʿu mümkin olduğu hâlde bile baʿde-zamân husûle gelecek menâfiʿden olup devletin matlûbu ise nakd-i vaktdir» dedikde Feyzi Süleyman Efendi kelâma âgâz edüp müzâyaka-i mîrînin esbâb-ı indifâʿı derdest olan mevâdd içün iktizâ eden tedâbîr-i nâfiʿanın îkāʿı arîz ü amîk fikre muhtâc olup meclisde hâzır olanlar bu keyfiyyeti kendü hânelerinde tasvîr ile mütebâdir-i ezhân olan ârâ-yı haseneyi gelüp ifâde etmek evlâ olduğunu beyân ve vech-i mezkûru herkes istihsân eyledi, Sofya seraskerliği kāle gelüp defterdâr efendi Bosna vâlisinin seraskerliğini tercîh eyledikde zamânın adem-i müsâʿadesi hasebiyle tahrîk-i vüzerâ-yı hudûd çendân münâsib olmadığından gayri müşârün-ileyh mukaddemâ İsmail seraskeri (V132-a) iken mişvârı maʿlûm zabt u rabt-ı askerde kudreti maʿdûm hattâ zamânında kul kethüdâsı kazâ-zede ve askerî tâifesi dahi vâdi-i isyâna pâ-nihâde olarak müteferrik olmuş idi. Müşârün-ileyhin bu esbâb ile azli ve Abdî Paşa'nın nasbı menvî iken o esnâda seraskerliğe dâir maslahat kalmadığından meskûtun anh kaldığını Süleyman Feyzi Efendi takrîr ve «Bosna'nın askerîsi derûn-ı eyâletden hâsıl olduğuna binâen vâlîleri muhâfız gibi olup tebdîllerinde acele ve te'hîr müsâvî ve şimdilik terbiye ve tenbîh ile ıslâh tarafeyne saʿy olunmak hüsn-i tedbîrdir» dedi. Ve baʿdehû İsmail cânibi seraskerliği mezkûr olup Aydoslu Mehmed Paşa veyâhud Sofya seraskeri İsmail cânibine serasker ve vüzerâdan yahud mîrimîrândan biri muhâfız-ı Bender nasb olunmak ve Bosna vâlisinin azli iktizâ eylediği hâlde kurb-i mesâfe münâsebeti ile Râif İsmail Paşa Bosna'ya ve Abdullah Paşa Belgrad'a gönderilmek üzere karar verildi. Zîrâ Râif İsmail Paşa'nın dahi ahâli-i serhadd ile adem-i imtizâcı mesmûʿ olup bu hilâlde Belgrad'da tevkîfi ihtilâlin tezâyüdüne ve gittikçe nüfûzunun noksâniyyetine sebeb olacağından gayri serhadd-i mezkûrdan âhar mahalle nakl olunması müşârün-ileyhe dahi mahz-ı hayr olduğu bî-iştibâhdır. Bundan sonra te- rakkilülerin inkizâ-yi müddetleri ve birer mikdâr cedîd neferât tahrîri kāle gelüp Hacı Selîm Ağâ sipâh ağalığı hengâmında (V132-b) tahrîrine me'mûr olduğu neferâtın tekmîlinde azîm meşakkat çekdiğini ifâde ve mukaddem yazılan terakkilülere müceddeden terakkî verilmek üzere kemâ-kân tevkîfleri irâde olunur ise müstelzim-i nefʿ ü fâ'ide olmadığını inhâ ve neferât-ı mezkûre me'mûr oldukları mahallerde tahrîr olundukları kadar mevcûd olmadıkları ve serasker bunların zâbitlerine li-emrin-mâ müsâʿade edegeldikleri hüveydâ olup Abdî Paşa Rumeli seraskeri olduğu takdîrde iki-üç ayda bir alâ-tarîki'l-münâvebe kazâlardan asker celb ve istihdâm eylemenin semt-i suhûletini bulacağı ve İsmâʿîl seraskeri nasb olunacak Aydoslu Mehmed Paşa dahi «bu vechile hareket etmek üzere me'mûr buyurulması ensebdir» dedikde Abdî Paşa ile bu husûs muhtâc-ı istimzâc olmağla bi'l-mükâtebe müzâkere ve muhâbere olunmak üzere tevkîf olundu. Hacı Selîm Ağâ kelâm-ı sâbıkından udûl birle «muvazzaf askerin gayr-i muvazzafdan evleviyetini ve seraskerlere kuvvet-i kalb ve münkād olduklarını tezkâr edüp sene-i sâlifede muharrer olan neferâtın suʿûbet ve meşakkatinden hazeren nısfı mertebesi tahrîr-i murâd olunur ise suhûlet der-kârdır» dedikde nısıf tertîbde çendân hüsn olmadığı cevâbı verildikde Açıkbaş meliki husûsu zikr olunup bâlâda tafsîl olunun tedbîr müstahsen ve dil-pezîr olduğu huzzâr tarafından beyân olunup meclise hitâm verildi.
Attribution
Citation:
"Vukūʿ-ı meşveret der-nezd-i kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî berâ-yı müzâyaka-i mîrî ve umûr-ı sâ'ire", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_120.html
Item Details
Title:
Vukūʿ-ı meşveret der-nezd-i kethüdâ-yı hazret-i sadr-ı âlî berâ-yı müzâyaka-i mîrî ve umûr-ı sâ'ire
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1198
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota