Zikr olunan senedin sûreti müteʿayyinân-ı erbâb-ı meşverete irâ'et ve istikdâh-ı zend-i re'y ü reviyyet zımnında defterdâr-ı şikk-ı evvel Feyzi Efendi ve muhâsebe-i evvel Süleyman Fevzi Efendi ve Penâh Süleyman Efendi Bâbıâlî'ye ihzâr ve kethüdâ bey odasında cemʿiyyete karâr verilüp minvâl-i muharrer üzere sened-i mezkûrun sûreti mûmâ-ileyhime kırâ'at ve tağyîr ve tenkîhinde ve ale'l-husûs Özi maddesinin madde-i sâliseden tecrîd ve intizâʿında çekilen usret ve taʿab beyân ve işâret olundukda baş muhâsebeci efendi sebk-i senedi istihsân akabinde Kırım ve Kuban taraflarında bu kadar muvahhidîn mevcûd olmağla hâlleri neye müncer olacakdır deyû perîşân oldukda mukābele olunup bu husûs sened iʿtâsı tahakkukunda Rusya elçisine tercümânı vâsıtasıyle ifhâm ve Kırım ve Kuban'da mütemekkin olanlar islâmdan olmağla hicret ihtiyâr edenlere sedd-i râh-ı mümânaʿat (88-a) olunmamak husûsu senede derc ve zamm olunmak lâzımdır deyû ilhâh ve ibrâm olundukda Rusyalu Kırım'ı zabt eylediklerinde Avrupa ve Kırım'a beyân-nâme neşr eylediklerinden sonra tekrâr Kırım'a beyân-nâme irsâl ve hicret ihtiyâr edenler bir mâh imhâl ve emvâl ve eşyâ ve iyâllerini diledikleri mahallere sevk ve îsâl etmeleri emrinde muhayyer oldukları inhâ olunup tavâ'if-i tatardan baʿzıları hicreti ihtiyâr ve ikāmete niyyet edenler vatanlarında meks ü karâr eylediklerinden gayri muhâcirînin baʿzısı peşîn
mân ve tekrâr vatanlarına avdet eylediklerini beyân ile kayd-ı mezkûrun senede indirâcı adîmü'l-imkân ve vakt-i mevʿûd hülûl eylediğine binâen fî-mâ-baʿd bu makūle îrâdât ile ifâte-i vakt ü zamân olunmamasını Rusya elçisi tercümâniyle ifâde eyledi denildikde efendi-i mûmâ-ileyh iʿâde-i kelâm ve «bu kâfirlerin muktezâ-yı meşrebleri iddiʿâlarında ısrâr-ı tâm ederler ise dahi baʿzı matlabları husûliyle sâir garaz-ı cüz'îlerinde tenezzülleri mücerreb-i enâm olup binâen-aleyh Devlet-i aliyye matlûbunuza mümâşât edüp ancak ihtiyâriyle hicret kasd edenlere sûret-i menʿ ve zecr gösterilmemesi senede idhâl olunmak ve bundan sonra bu husûsun müzâkeresi câiz olmak iddiʿâları der-meyân olunur ise garaz-ı aslîleri hâsıl olmuş bulunduğuna nazaran bu madde içün ihtiyâr-ı harb etmeyecekleri ve beher-hâl bir ilâcını görmeğe saʿy edecekleri agleb-i ihtimâl ve hattâ riyâsetimizde konsolos maddesinde dahi envâʿ-ı evzâʿ ihtirâʿ eylediklerinde konsolos nasbını Devlet-i aliyye kabûl ve ancak eşkâl-i tahsîs-i mahalde kalup sonra bir nizâmı verilür denildikde (88-b) madde-i asliyyede kabûl bulunmak hasebiyle müddeʿâmızı Devlet-i aliyye redd etdi demeğe kādir olamadılar gayeten mâ-fî'l-bâb konsolosun cây-i kararında ısrâr etdiler» dedikde elçi-i mesfûr beher-yevm irsâl-i ahbâr-ı müdhişe ile sened husûsunda taʿcîl ve hudûd başlarında rûzmerre Rusya askerine iki yüz bin guruş sarf olunduğunu îmâ ile «te'ehhür-i maddenin nihâyeti vesîle-i nedâmetdir» deyü katʿ-ı kāl u kīl etmişiken «îrâd olunan kaydın senede derci husûsu tekrîr olunduğu takdîrde fâidesi olmadığından gayri Devlet-i aliyye'ye mûcib-i rezâlet olacağı bedîhîdir» denildikde Penâh Süleyman Efendi derîçe-i kelâmı bâz ve bu vechile mukaddeme-sâz oldu ki «bu madde fi'l-asıl Rusya elçisine ifhâm ve ol dahi aks-i matlûb üzere redd-i peyâm etmiş fî-mâ-baʿd tekrîr-i müddeʿâda muʿâmele-i sâbıka derkâr ve kabûlünde vücûd-ı ıztırâr takrîbiyle Devlet-i aliyye'ye nakīsa-i şân-ı tatarrufu zâhir ve âşikâr olmağla rezâleti tecvîz ve kabûlden ise hemen işbu kırâ'at olunan senedi iʿtâ evlâdır. Zîrâ Tatar kavmi mukaddemâ serbest olup umûrlarına müdâhalemiz yoğidi, şimdi Moskov'a tebaʿiyyet eylemişler, Allah belâlarını versün, bir mütelevvin tâifediler ve fi'l-asıl bu serbestiyyeti dahi kendüleri kesb eylediler bu maddenin kabûlünde Devlet-i aliyye'den ısrâr ve Rusyalu tarafından adem-i kabûl bedîdâr olduğu hâlde mukābele lâzım gelür mukābeleye ise şimdilik kudret olmayup maʿa-hazâ cihâdın farziyyeti imkân ile meşrûtdur, imkân olmadığı hâlde maʿzûruz» der iken baş muhâsebeci (89-a) efendi mukābele edüp «merâm bu husûs beher hâl bu minvâl üzere hitâm bulsun demek değildir. Garaz mukaddem ve mu'ahhar zuhûru melhûz bir mazarrat var ise beyân olsun demekdir. Ve zikr olunan madde şerʿ-i şerîfe müteʿallik olmağla bir kerre şerʿîsi dahi tahkīk olunsun
zîrâ bu kadar müslimînin raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû güft-gû derkâr ve me'mûrlar hedef-i sihâm-ı taʿn ve âzâr olacakları bedîdârdır» dedikde adem-i teferruk-ı huzzâr şartiyle bahs-i mezkûr maʿrûz-ı pîş-gâh-ı hazret-i sadrü's-sudûr kılındıkda bu vechile mukābele buyurdular ki lev-faraznâ Kırım'da olan tavâif Devlet-i aliyye'den istiʿâne etdiler. Şimdilik iʿânete yârâ ve kudret var mıdır? Ve mukaddemâ bi'd-defeʿât istigāselerine binâen vücûb-ı igāseleri bâbında sûret-i fetvâ ihrâc ve Devlet-i aliyye igāseye muhtac olmuşiken tertîb-i asker-i berrî ve techîz-i leşker-i bahrîden cüz'î ve küllî bir fâide tahsîl edebildi mi? belki Şahin Giray'ın hânlıkda istikrârını ve mahlûliyyet-i hakīkiyye vukūʿunda âharın hân nasb olunmasını îcâb eylediğinden gayri bu defʿa Tatar Şahin Giray'ı halʿ ve Bahadır Giray'ı mesned-i hâniye vazʿ eyledikleri hengâmda Devlet-i aliyye'ye mahzar irsâl ve hân içün menşûr istidʿâlarında hanlığı tasdîk ve menşûru ısdâr ve tenmîk mümkin oldu mu? bu hususlar etrâfiyle müzâkere olunsun deyû sâdır olan emr ü fermânları huzzâra ifade olundukda baş muhâsebeci efendi «vâkıʿâ bunlar vardır ve igāsede imkân şartdır, imkân olmadığı sûretde ne çâre, lâkin murâd igāse ve istigāse bahsi değildir. Tâife-i Tatar bir kavm-i garîbü'l-etvâr olup ale'l-husûs (89-b) Rumeli cânibinde bu kadar hânân ve selâtîn Bucak ve sâir mahallerde katı çok sunûf-ı Tatar mevcûd olduklarından fazla bu esnâda Kırım'dan hicret etmiş bu kadar nüfûs vardır, ebnâ-yi cinsimizi küffâra verdiler âvâzesiyle bir gûne fesâd tekevvünü ve Devlet-i aliyye ahâlîsinden baʿzı hâliyü'z-zihn bu kadar islâmın raʿiyyetini tecvîz etdiler deyû me'mûrlar haklarında ihdâs-ı kīl u kāl eyleyecekleri melhûz olmağla mücerred bu misillû hâlât tahaddüs etmemek ve eylediği hâlde tedârüklü bulunmak yaʿni Moskovlu'ya bu kaziyyeyi kirâren ve mirâren îrâd eyledik ısgā etmeyüp ısrâr eylediler demek içün bir kerre elçiye îrâd olunsa hiç olmaz ise mükâleme mazbatasında bulunur ve vaktiyle me'mûrlar zâhir-bînân avâm lisânından kurtulur. Eğer kabûl ederler ise dîn-i mübîne bir hizmet olur, muhâcirîne bir ay mühlet verdikleri kendülerden menkūl ve sıhhat ve hakīkati mechûl değil midir? hele bu hususun vech-i şerʿîsi dahi maʿlûm olmak içün Müftî-zâde Efendi ihzâr ve bu keyfiyyetin müzâkeresine ibtidâr olunsun demekle mukābele olunup eğer düşmana tefhîm-i kelâmın imkânı olsa bu kadar müslimînin taht-ı tasallut ve hükümet-i aʿdâda kalmasını kim tecvîz eder idi, lâkin hâl maʿlûmdur» denildikde Moralı Süleyman Efendi meydân-ı sühana rahş-rân ve «böyle umûrda imkân şartdır» kavlini mükerreren beyân ve imkân mümteni olduğu hâlde aʿzâr inde'ş-şerʿ makbûl olup meselâ Malta'da ehl-i islâmdan bu kadar üserâ olup sefer edüp tahlîsin imkânı olmadığı gibi bu dahi dâhil-i hayyiz-i imtinâʿ olduğu ve cenâb-ı Hakk
Devlet-i aliyye'ye kuvvet ve miknet verinceye dek mümâşât (90-a) evlâ idüğünü baʿde'l-ifâde husûs-ı mezkûr mükâlemeye me'mûr olan zevât taraflarından min-gayr-i me'mûriyetin baʿzı mukaddemât-ı dostâne ile elçiye îrâd ve şâyed mülâyemet ve nâ-dürüştî vesîle-i husûl-i murâd olur, olmadığı sûretde husûs-ı mezkûr meʿmûrlar taraflarından dostâne der-meyân olunacağına binâen adem-i kabûlde terettüb eden rezâlet Devlet-i aliyye'ye aid olmayacağın îmâ eyledikde bu madde tekrâr elçiyle müzâkere olunacak değil belki tercümânı vâsıtasıyla mümkin olabildiği ve sûret-i sened bi'l-muhâbere karâr bulup baʿde't-tebyîz elçi ile mübâdele olunmak içün akd-i meclis olunacakdır, zîrâ bu pazarertesi sened mübâdele olunmaz ise me'mûriyyetim tamamdır deyû elçi-i mesfûr irsâl-i peyâm-ı mûhiş ile tahdîş-i ezhân ve bu takdîrde vaktin müsâʿadesi olmadığı nümâyândır» denildikde baş muhâsebeci efendi taʿkîb ve «kayd-ı mezkûrun sürh ile senede derc olunmasını tasvîb ve elçiye tercümâniyle gönderilüp kabûl etdiyse niʿame'l-matlûb etmediği hâlde bu daʿvâdan keff-i yed ve ol-vechile iʿtâ-yı sened olunsun» dedikde huzzârın cümlesi bu kavli istihsân ve herkes mahallerine revân oldular. Baʿdehu Rusya tercümâm getirdilüp zikr olunan husûs mesfûra ifâde ve ismâʿ ve re'y olunduğu üzere sûret-i senede sürh ile işâret ve elçi tarafına gönderildikde bir vechile kabûl mümkin olmadığı haberiyle tercümânını ilcâ' ve mukaddem bu husûs içün gönderdiği cevâbı bu defʿa dahi tafsîl ve işbâʿ etmekle vâkiʿ olan bahsin tafsîli ve elçinin ısrârı (90-b) küllîsi cumʿa günü Bâbıâlî'ye vürûdlarında sadreyn-i muhteremeyn hazerâtına ifâde ve kudret olmadığı hâlde senedin ol vechile iʿtâsına rızâ-dâde olduklarında kayd-ı mezkûrun refʿiyle iʿtâ-yı sened karâr-gîr-i nizâm ve kethüdâ bey odasında vâkiʿ olan mübâhese ve ârânın cüz'î ve küllî bir fâidesi zuhûr etmeyüp biyhûde yere isrâf-ı kelâm olundu. Cenâb-ı kahhâr-ı lem-yezel zât-ı ferdâniyyeti hürmetine hüzn ü inkisâr kulûb-ı muvahhidîni karîben sürûra mübeddel edüp zuhûr-ı gayret-i ilâhiyyesiyle şerzime-i aʿdâ-yi dîni makhûr ve te'yîd-i millet-i islâmiyyede hâb u râhatı terk eden şehriyâr-ı gayret-medâr hazretlerini her hâlde mansûr ve muzaffer eyleye, ṣânehu’llāhu ʿani’l-ekdâr âmîn.
Meşveret-i havâss der-nezd-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âlî ve vukūʿu ebhâs berâ-yi sekene-i Kırım
Attribution
- Citation:
- "Meşveret-i havâss der-nezd-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âlî ve vukūʿu ebhâs berâ-yi sekene-i Kırım", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_050.html
Item Details
- Title:
- Meşveret-i havâss der-nezd-i kethüdâ-yi hazret-i sadr-ı âlî ve vukūʿu ebhâs berâ-yi sekene-i Kırım
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1198
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota