Bundan akdem Cezâyir-i garb gāzîleri Nemçelü'nün birkaç kıt'a tüccâr gemilerini Bahr-i sefîd'de ahz eylediklerine binâen fî-ma-ba'd Garb ocağı'nın Nemçelü sefâinine olan ta'arruz ve taʿaddîleri men' ve ahz olunan sefâin ve üserâ ve eşyâ istirdâd ve def' olunmak zemîninde Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren Bâbıâlî'ye takarîr-i müteʿaddide arz u takdîm edüp iddi'âları her çend nass-ı ahd-nâme-i hümâyûna muvâfık değil ise dahi bu hilâlde taraf-ı Devlet-i aliyye'den mülâyemet sûreti irâet olunmak mukteziyât-ı vakt ü hâlden olduğuna binâen bundan akdem Dergâh-ı âlî gediklilerinden (33-a) Bekir Ağa bu maddeye dâir sâdır olan evâmir-i aliyye ile Cezâyir-i garb ocağına tesyîr olunmuş idi. Mûmâ-ileyh me'mûr olduğu mahalle
ba'de'l-vusûl istirdâd emr-i şerîfini ve sâ'ir tahrîrâtı iktizâ edenlere i'tâ eyledikde Nemçelü'nün iddi'â eyledikleri yedi kıt'a sefâinin aslı olmayup beş sefîne olduğun ihbâr ve bir kıt'asına vehn-i küllî târî olup telef ve nâbûd ve diğeri dahi bozulup bâkī üç kıt'ası mevcûd ve ganâ'im-i gazâ olduğuna binâ'en reddi ocağımız kā'idesinden gayr-i ma'dûd iken «mahzâ emr-i ulü'l-emre ittibâ' kasdiyle elyevm mevcûd olan üç kıt'a ve telef olanlara bedel bu esnâda Felemenk'den alınan bir kıt'a cem'an dört kıt'a sefîneleri redd ederiz» dediklerinde sefâin-i mezkûrenin hamûleleri taleb olunup cevâblarında «zehâ'irden ibâret olan hamûleleri mukaddemâ beyne'l-guzât münkasim ve ma'âz-Allah istirdâdı husûsu kāle yâhûd hayâle gelmek ihtimâli olur ise tekevvün-i fesâd ve ihtilâl mülâbesesiyle âsâyiş ve râhatımız münselib ve mün'adim olacağı zâhirdir» demeleriyle âhar cinsden olmayup sırf Nemçelü olan esîrler zikr olunan dört kıt'a sefîneler ile istirdâd olunup me'mûr-ı mezkûr 'avdet etmişidi. Nemçelü bu mikdâr ile iktifâ etmek lâzım iken bu esnâda dimâğlarına su'ûd eden tüccâr ve utüvv ü istikbâr muktezâsınca mecbûl oldukları huşûnet ve ru'ûneti izhâr ve telef olan sefâin ile hamûlelerini tazmînde ısrâr etmeleriyle bir zamân la'alle ve asâ ile imrâr-ı subh u mesâ ve Nemçe elçisi mükâleme istid'â etdikce bu makūle umûr-ı cüz'iyyenin (33-b) mükâlemeye tahammülü olmadığı îmâ olunarak tatvîl-i müddet kasd olunmuşidi. Elçi-i mersûmun ısrâr ve inâdı resîde-i derece-i nihâyet ve bir vechile mâdde-i tazmîn-i sefâinden dest-keş-i ferâğ olmayacaklarını ba'zı ta'bîrât-ı mekrûhe ilhâkıyle bâ-takrîr arz-ı huzûr-ı veliyy-i devlet etmekden nâşî vezîr-i mükerrem kapudan paşa hazretleri vâsıtasıyle bir mikdâr bedel-i sulh i'tâ olunup sedd-i bâb-ı cedel ü nizâ' ve çok geçmeden ocaklar gemilerine dâ'ir beher hâl mükâlemeye lâzım olduğunu Nemçe elçisi takrîriyle beyân ve lede'l-istizân re'isülküttâb efendi me'mûr olup hîn-i ictimâ'da Cezâyir-i garb ocakları korsanlarından fî-mâ-ba'd tüccâr-ı Nemçe sefâinine zarar vukū' bulmamasını ve vâkī olan hasâreti Devlet-i aliyye tazmîn etmesini müş'ir bir memhûr sened mutâlebe ve sened-i mezkûrun hâtimesinde devlet-i ebed-müddet ocakların gasb eyledikleri sefîne ve mâlı tazmîn eylemediği sûretde hudûdda kâ'in arâzî-i saltanat-ı seniyyede Nemçelü mukābele bi'l-misl icrâ eylemelerine peşince i'tirâf olunmasının dercini Nemçe elçisi îrâd eyledikde re'is efendi tarafından cevâba ibtidâr olunup «taleb eylediğiniz takrîr mütehammil-i mülâhazât-ı kesîre olup min-gayr-i te'emmülin cevâbı mutasavver olmayup ancak def'-i zarar ve izâle-i keder zımnında Devlet-i aliyye müsâ'ade-i külliyyesin sarf edüp ez-cümle vâkī olan hasâret Hazîne-i hümâyûn'dan i'tâ olunmak ve mukābele bi'l-misl mültezem olduğu sûretde bahren icrâ olunmak vâdîleri irtikâb olundukdan sonra
münâfî-i rüsûm-ı dostî ve muhâlif-i levâzım-ı âştî bu makūle bârid ta'bîrin senede (34-a) indirâcı bir vechile münâsib olmamak gerekdir» diyerek mukābele ve elçi-i mesfûr me'mûriyeti kat'î olduğun ifâde ve bir iki gün zarfında tarafına cevâb-ı kat'î verilmesini dahi mukāvele edüp müfârakatden sonra husûs-ı mezkûr erkân-ı devlet ve esâtîn-i saltanat ile meşveret olunup Nemçelü'nün evvel ve âhir verdikleri takārîr ve Devlet-i aliyye tarafından verilen ecvibe ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîlihâ der-miyân olundukda cümle huzzâr yek-zebân-ı vifâk ve «Devlet-i aliyye tazmîn maddesini birkaç vechile kabûl etmişiken adem-i i'timâd sûretinde bu vechile ısrarları fesâddan hâli değildir, şer'an ve aklen bu maddeye mümâşât gayr-i câiz olduğunda ittifâk ve bu teklîfi bunlar ahid-nâmeye mebnî mi ederler, yâhûd dostâne veyâhûd mütegallibâne mi ederler?» demeleriyle «ahid-nâmeye mebnî ve dostluğa mübtenî olmayup Rusyalu ile müttefik olmalariyle Rusyalu ekser ağrâz-ı fâsidesin icrâ eyledi. Biz dahi bu garazımızı icrâ edelim deyu sûret-i zâhirde dostâne ve ma'nen mütegallibâne ve mağrûrâne teklîf ederler» demekle İstanbul Kadısı Müfti-zâde Efendi kelâma mübâderet edüp «bu kâfirlerin Akdeniz'de geşt ü güzâr eden tüccâr sefînelerine Garb ocağı korsanlarından zarar erişmemesi ve erişdiği sûretde hasâretlerinin tazmînini ber-vech-i meşrûh ta'ahhüd ve sened i'tāsına dahi karar verilmişiken mu'âhedeye adem-i i'tibâr ve arâzi-i Osmâniyyede mukābele bi'l-misle i'tirâf kelimesinin senede dercinde inâd ve ısrarları fesâda mebnî olduğu (34-b) bedîdârdır. Meselâ, bu ibâreyi müş'ir senedi der-dest eylediklerinden sonra Garb ocakları ne makūle milletden olur ise olsun bir sefîne ahz etseler Nemçelü mücerred hudûd-ı islâmiyyeden matmah-ı nazarları olan araziye ahden dest-res olmak irâde-i fâsidesiyle bu sefîne bizim idi diyecekleri ve ocaklar dahi âhar milletin olduğunu isbât ile vermekde tereddüd eyledikleri gibi arâzi-i islâmiyyeden diledikleri yerleri zabt ve bu hareketimiz hilâf-ı ahd değildir, verdiğiniz senede mebnîdir da'vâsına ibtidâr birle üzerlerinden nakz-i ahd nakîsasını def'e bunu bir âlet eyleyecekleri zâhirdir, usûl-i şerî'at-i mutahharadandır ki şart hükmün tahakkuk-ı vukū'iyle rabt olunur. Devlet-i aliyye tazmîne ta'ahhüd etmişiken kable'l-vukū' hilâf-ı şer' i'tirâf şartını tahrîr, mütenâkızeyni cem' kabîlinden olmağla bu sûreti kabûl ber-minvâl-i muharrer hilâf-ı şer' ve belki bizden sudûru nakz-i ahdi mu'terif olmakdır. Nemçelünün merâmları gasb-ı arâzi olduğu takdîrde böyle sened verilse de verilmese de icrâ ederler bu sûretde sened i'tāsiyle ahd icrâ etdirmekden ise bu maddeye kat'îce cevâb verilmek evlâdır. Allahü te'âlânın inâyetiyle mesfûrlar bir halt edemezler, ederler ise dahi ihtiyârlariyle nakz-i ahd etmiş olup كَمْ مِنْ فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةً nass-ı şerîfi muktezâsınca in-şâ-
Allahü te'âlâ nesîm-i fevz ü zafer cünûd-ı islâmiyyeye vezân ve bu Devlet-i aliyye bedhâhları karîn-i haybet ve hüsrân olacağı bî-iştibâhdır» demekle sâir huzzâr dahi bu kavli tasdîk ve tercîh eylediler. Bundan başka (35-a) França Devleti, Devlet-i aliyye'nin dostu olduğu gibi Nemçelü'nün dahi müttefiki olduğuna binâen baş-tercümânları Bâb-ı âlî'ye ihzâr ve Nemçelü ile olan münâza'a ve Devlet-i aliyye'nin tazmîn maddesinde olan müsaʿade-i külliyyesi bi'l-cümle ifâde ve iş'âr ve França elçisine ale't-tafsîl bu vukūʿatı ihbâr etmek üzere tenbîh ve Devlet-i aliyye tarafından ta'ahhüd olunduğu sûretde Nemçe elçisini irzâya mübâşeret ve iktizâ eder ise tekeffül etmek bâbında i'tā-yi ruhsat olunup henüz haberi vârid olmamışdır. França elçisi dahi ilzâma kādir olamadığı sûretde «Devlet-i aliyye'ye ne vechile hareket hayırlu ve müfiddir» deyu huzzârdan istifsâr olundukda cümlesi kavl-i evveli tercîh ve ihtiyâr edüp ancak ihtilâs-ı vakt ü zamân irâdesiyle ceffe'l-kalem Nemçelü'ye cevâb verilmek gayr-i enseb belki Devlet-i aliyye'nin marzîsi olan sûretin teklifi ile tatvîl-i müddet müstasveb ve der-akab serhaddât-ı islâmiyyenin kâffe-i levâzımı tekmîline himmet ve ez dil ü cân kesb-i isti'dâda mübâderet her hâlde müntic-i fevz ü nusret olduğunu takrîr ve bu vechile ukde-i meclis inhilâl-pezîr oldu. Ale's-sabâh Nemçe tercümânı Bâb-ı âlîye vürûd ve nihâyetü'n-nihâye olarak cevâb talebinde bezl-i mechûd eyledikde istisvâb-kerde-i ehl-i şûrâ olduğu gibi «izhâr-ı rıfk u mülâyemet ve senede idrâcını taleb eyledikleri ta'bîr münâfî-i resm-i safvetdir» diyerek cevâb verildikde tercümân-ı mesfûr izhâr-ı huşûnet ve elçi beyin merâmı ıslâh ve devleteyn beynine ilkā-yi muhabbet idi, ma'lûm olmadı. «Yarınki gün ibâre-i matlûbenin yazılmayacağını (35-b) ulak ile devletine bildirir ve devleti dahi memâlik-i Osmâniyyenin bir mahallini zabt eder» kelâm-ı bâridini îrâd ve iş'âr ve rû-be-rah-ı vâdî-i idbâr oldu. Bir gün sonra França tercümânı [vâsıtasıyla] mukaddemâ elçiye sipâriş olunan husûsun cevâbiyle vârid ve «Devlet-i aliyye tanzîm-i umûruna vakt istihsâliyçün katı çok şeyleri mütehammil olup buna dahi bir hüsn-i sûret vermeleri lâbüd idi» deyu elçisinden haber getirmekle elçi bey «Devlet-i aliyye'nin hayır-hâhı olduğu bî-iştibâh olup Devlet-i aliyye'nin Nemçelü hakkında safvetden gayri bir maksûdu olmamağla şân-ı devlete mûcib-i nakīsa olmayacak sûreti elçi mülâhaza etsün, biz dahi rızâ-dâde olalım» denilüp tercümân-ı mesfûr i'âde olundukda leylen re'îs efendinin hânesine tercümân-ı mersûm tekrâr vürûd edüp França elçisi Nemçe elçisine mahsûs varup «bu maddeyi der-miyân eyledikde benim bu maddede me'mûriyetim münkati' oldu, Devlet-i aliyye kat'îce cevâb vermekle devletime yazdım ve ba'de'l-yevm tanzîm-i maslahatdan me'yûs oldum» deyu her ne kadar redd ile mukābele eyledi ise elçi bey il-
hâhdan hâli olmamağla bi'l-âhire Nemçe elçisi cevâba ibtidâr edüp «me'mûriyetim inkitāʿından sonra husûs-ı mezbûra tasaddî elimden gelmez, meğer senin ibrâmını hâvi yedime sened veresün» dediğine binâen elçi bey dahi sened verecek olmağla mevadd-ı erbaʿa kâğıdı meydana getirilüp cerh ve taʿdîline kıyâm ve şân-ı devlet-i ebed-devâm vikāye olunarak hududda mukābele bi'l-mislin icrâsını vukūʿ-ı hasâretin tebyîninden üç dört mâh mürûruna dek (36-a) te'hîr ve icrâ olunacak oldukda dahi Nemçe elçisi tarafından mukaddemce Devlet-i aliyye tarafına ihbâr olunmasını muhtevî baʿzı ibârenin derciyle tanzîmine güç ile karâr verildiğini ihbâr ve bu vechile Devlet-i aliyye râzı oldukları takdîrde tekrâr Beç'e âdem tisyâr edeceğini işʿâr ve yarınki gün vürûd-ı habere intizâr olunduğunu ifade etdikde işbu vukūʿât şeyhülislâm ve kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm hazerâtına ve müteʾayyinân-ı ricâl-i devlet-i ebed-ittisâle ferden ferden tefhîm olunmağla Françalu'nun vesâtatiyle madde-i mezkûrenin ol vechile tanzîm olunmasını tasvîb eyledikleri sadrıazam hazretleri tarafından hâk-i pây-i kimyâ-sây-i hazret-i hilâfet-penâhîye arz olundukda cümlenin ittifâkı üzere nizâm ve temşiyetine irâde-i sâmiye cereyân ve vech-i meşrûh üzere taraf-ı Devlet-i alîyye'den Nemçelü'ye sened iʿtâsiyle ihtilâs-ı vakt u zamân kılındı.
Tezyîl: Nemçelü'nün madde-i mezkûrede olan ru'ûnet ve huşûnetlerine nazaran ednâ bahâne ile katʿ-ı habl-i ahd eyleyerek irtikâb-ı kâr-ı mezmûm ve serhaddât-ı islâmiyyeye defʿaten hücûm etmeleri inde'l-ukalâ emr-i meczûm olup tedârükât-ı Devlet-i aliyye henüz tekmîl olunmadan muhârebede bi-hasebi'z-zâhir hatar u âfet ezhâna mütebâdir olup binâen-aleyh mahzâ istihsâl-i vakt ü zamân irâdesiyle bu nâr-ı sûzânın şimdilik bu vechile intifâsı tedâbîr-i hasene ve ârâ-i müstahseneden olduğu muhikk ve bî-garaz kimesneler indlerinde müsellemü's-sübütdur.
Kıta li-râkımihi: (36-b)
Hüsn-i tedbîri âkilin gâhî
İş görür tîg u nîzeden efzûn
Tîgi de kullanur mahallinde
Küllü şey'in bi-vaktihi merhûn
Takrîr-dâden-i elçi-i Nemçe berâ-yi ikāmet-i şahsî der-memleket-i Eflâk ve Boğdan be-nezâret-i umûr-ı ticâret
Nemçelü'nün Rayçeviç nâm sırkâtibleri iki sene mukaddem Eflâk ve
Boğdan memleketlerine vürûd edüp Nemçe tüccârının umûrlarını rü'yet zımnında meks ü ârâma me'mûriyeti olmak sûretlerini iş'âr eylediği ve redd ü kabûlü şıklarından kangısının ihtiyârı münâsib idüğü Eflâk ve Boğdan voyvodalarından ol-esnâda Der-ʿaliyye'ye tahrîr olundukda memleketeyn-i mezbûreteyne ber-muktezâ-yı şurût-ı ahid-nâme-i hümâyûn bu kadar Nemçe tüccârı âmed-şüd etmekde iken mersûmun adem-i tecvîz-i ikāmeti sûretinde redd ile cevâb verilse şimdilik böylece gelmişiken sûret-i reddi müşâhede eyledikleri gibi Nemçelü'nün ısrârlarına ve Rusyalu misillû konsolosluk berâtı talebine bâʿis olur mülâhazasiyle voyvodalar mesfûru redd etmeyüp ve sûret-i me'mûriyetini dahi bilmeyüp ticâret içün eğlenür muʿâmelesini eylemeleri ol vakit voyvodalara tahrîr ve tenbîh olunmuşidi. El-hâletü-hâzihi Âsitâne-i ʿaliyye'de mukīm Nemçe elçisi, devleti tarafından me'mûren bir kıtʿa takrîr kâğıdı takdîm edüp mefhûmunda mersûm Rayçeviç müddet-i vâfireden berü rü'yet-i umûr-ı ticâret içün memleketeyn-i mezbûreteynde ikāmet etmekle beyler taraflarından ber-mûcib-i ahid-nâme-i hümâyûn himâyet ve siyânet olunması bâbında başka başka evâmir-i ʿaliyye ısdâr olunmasın istidʿâ edüp mersûmun Eflâ (37a) ve Boğdan'a duhûlünden berü Rusyalu misillû bunun dahi konsolos olması Nemçelü tarafından iltimâs olunur deyü terakkub olunmakda idi. Bu defʿa mersûmun konsolos olmasiyçün berât istemeyüp hemen ahid-nâme-i hümâyûn mûcibince himâyet ve siyânet ve umûruna muʿâvenet içün birer fermân istidʿâ eylemeleriyle melhûzdan ahaff olduğundan gayri França ve İsveç ve bunlar emsâli Devlet-i ʿaliyye'ye hayırhâh olan düvelden baʿzıları Devlet-i ʿaliyye olur-olmaz şey içün Nemçelü'yü tenfîr etmeyüp baʿzı umûrlarına mümkin mertebe müsâʿadeyi dirîğ etmese hoş olur ve bu muʿâmelede nice fevâid der-kâr olduğundan gayri belki giderek Rusyaludan tebrîdleri dahi mümkin olur idi. Hâsılı âkilâne hareket Devlet-i ʿaliyye bu misillû muʿâmele ile Nemçelü'yü kula almakdır dediklerine göre Nemçelü konsolosluğa berât istese dahi mâdem ki Rusyalu'ya mukaddem verildi, anlara dahi verilmek lâzım gelür idi, maʿa-hazâ mesfûr içün konsolosluk berâtı istemeyüp fermân-ı ʿâlî isterler bu gûne olan istidʿâları kabûl olunmayup redd olunsa Rusyalu istidʿâ-yı umûrlarında bunları teşrîk etdikleri gibi bunlar dahi Rusyalu'yu teşrîk ve ısrâr eyleyecekleri der-kâr ve ol vakit dostluğa mürâʿaten müsâʿade olunmuş olmayup Rusya şirketiyle ibrâma mebnî müsâʿade olunmuş olacağı bedîdâr olmakdan nâşi mülâhaza-i mezkûreye mebnî istidʿâ-yı mezkûrları redd olunmayup Devlet-i ʿaliyye'nin Nemçe Devleti hakkında «safveti zâhirdir» diyerek baʿde'l-meşveret ve'l-istîzân iki kıtʿa emr-i ʿâlî ısdâr ve ihsân olundu. (37b)
Ahz ü giriften-i keştihâ-yi Nemçe ez-cânib-i guzât-ı Cezâyir-i garb ve iddiʿâ-yi zamân ve vukūʿ-ı mükâleme ve ahd-dâden-i Devlet-i aliyye be-emniyyet-i tüccâr-ı Nemçe ez-keştihâ-yi Cezâyir
Attribution
- Citation:
- "Ahz ü giriften-i keştihâ-yi Nemçe ez-cânib-i guzât-ı Cezâyir-i garb ve iddiʿâ-yi zamân ve vukūʿ-ı mükâleme ve ahd-dâden-i Devlet-i aliyye be-emniyyet-i tüccâr-ı Nemçe ez-keştihâ-yi Cezâyir", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_016.html
Item Details
- Title:
- Ahz ü giriften-i keştihâ-yi Nemçe ez-cânib-i guzât-ı Cezâyir-i garb ve iddiʿâ-yi zamân ve vukūʿ-ı mükâleme ve ahd-dâden-i Devlet-i aliyye be-emniyyet-i tüccâr-ı Nemçe ez-keştihâ-yi Cezâyir
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1197
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota