Vukū'-ı meşveret (28-a) der-hâne-i Hazret-i Şeyhülislâm berâ-yi tertibât-ı seferiyye

Ber-minvâl-i muharrer müşârün-ileyh hazretlerinin hânelerinde akd-i meclis-i meşveret olunup sadrıazam hazretleri ve vezîr-i mükerrem kapudan paşa ve sudûr-ı kirâm ve İstanbul kadısına gelince ulemâ-i aʿlâm ve ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye ve cümle ocak ağaları hazır oldukları hâlde Moskovlu ve Nemçelü'nün sû-i kasdlarına dâir baʿzı es'ileden ibâret kaleme alınan kâğıd der-miyân olunup es'ilenin biri «a'dânın kış içinde hudûda hücumları etrâfdan tevârüd eden ahbâra nazaran muhtemel olmağla sefer içün müretteb olan asâkir hududlara gönderilsin mi? Yahud şitâ tedârüküyle iktifâ olunsun mu?» denildikde sâbıkā İstanbul kadısı Sadık Efendi «şitâ içün tertîb ancak bu kadar olabilür, lâkin askerin zâbıta ve sebâtları dahi vâcibdir, zîrâ taʿyîn olunun askerin baʿzısı bu tarafda bî-edebliğe mübâşeret etmekle bunların te'dîbleri mühim ve zâbitlerinin takayyüdü lâzımdır» dedikde sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «tertîb-i asker ve terfîh-i ahvâl-i leşker ve takviye-i serhaddât ve cem'-i zehâir ve tedârük-i mühimmat bizim vazîfe-i zimmet-i istikāmetimiz olduğuna binâen tavk-ı beşer mütehammil olduğu derecelerde sa'y ü himmet olunup bundan sonra dahi bi-meşiyyeti'l-Bâri azze ve celle gayret ve hamiyyet sarfında irtikâb-ı fütûr ve kesel olunmayacağı zâhirdir. Ancak ocaklunun te'dîb ve izhâr-ı siyâsetle terhîbleri havsala-i uhdemizden hâric olup bi-hasbe'l-kānûn ocakları ağalarına müfevvaz olmağla ruhsat-ı tâmme bizden icrâda ikdâm onlardan iktizâ eylediği ve bu maddeye dâir yeniçeri ağasına (28-b) tenbîh ve te'kîdden hâlî olduğumuz yokdur» kelâmiyle yeniçeri ağasına imâle-i nazar ve «şimdiye dek sana ruhsat i'tāsında kusûr olundu mu?» buyurduklarında ağa-yı mûmâ-ileyh cevâba ibtidâr ve adem-i kusûru iş'âr ve tarafından dahi bu bâbda taksîrât olunmayacağını ve bi-avnihi teʿâlâ bu husûs dahi bir râbıta tahtına idhâl olunacağını ihbâr eyledikde, tekrâr suâl-i mezkûr îrâd ve «bu tertîbât kâfimidir»? deyu istifsâr olundukda reisülküttâb-ı esbak Süleyman Feyzi Efendi kelâma ağâz edüp «Devlet-i aliyye'nin tertîbât-ı askeriyyesi sayfî ve şitâî olup tertîbât-ı sayfiyyeye vakit gayr-i müsaid olduğuna binâen tertîb-i şitâ ile iktifâ evlâdır» dedikde sadrıazam-ı pür-intibâh ocaklar ağalarına havâle-i nigâh ve salifü'z-zikr tertîbatdan Boğdan ve Tumbasar muhâfızları maʿiyyetlerine tertîb olunan yeniçeri neferâtı mahallerine vâsıl oldular mı? ve serhaddât-ı mansûrede olan asâkirin mikdâr ve kemmiyyeti ne mertebelere müntehîdir, ve sipâh ve silâhdâr ocaklarından taleb olunan üç bin nefer serdengeçti tahrîri hitâm buldu mu?» buyurduklarında, bir mâha dek yeniçeri neferâtı me'mûr oldukları mahallere vusûl bulacakları me'mûl ve Bender'de on bin ve Hotin'de beş-altı bin kadar asker-i zafer-rehber olduğunu yeniçeri ağası ifâde ve sipâh ve silâhdardan şimdilik bin nefer yazılup el-yevm hâzır ve âmâde ve bâkisi dahi birkaç gün zarfında tekmîl ve mahallerine tesbîl olunacakların ağaları takrîr ve baʿdehu Belgrad'da olan asâkirin çi-gûnegî-i hâl ve mikdârı zebân-güzâr oldukda muhâfızı İzzet (29a) Mehmed Paşa'nın vürûd eden tahrîrâtlarına nazaran Rumeli eyâleti ve yerli yamakānı otuz bin nefere karîb olduğu mezkûr olup sadrıazam hazretleri bu mikdârı mübâlağaya haml ve mecmûʿ ecnâd-ı Belgrad onbeş bin nefere ancak bâliğ olacağı musahhah olan mevaddan idüğünü îrâd ve Özi kalʿasının sâbıkda mevcûd olanları ve sonradan tesyîr olunan neferâtı dokuz bine karîb ve Faş ve Sohum ve Batum kalʿalarına ve ol-havâliye baʿzı mahallerden tedârük olunan neferâtdan gayri Soğucak kalʿasına dahi mukaddem ve mu'ahhar bin ikiyüz nefer tertîb ve tesrîb olunmuşidi. Kalʿa-i Soğucak Abaza ve Çerâkisenin sedd-i sedîdi belki ol-havâlinin kilidi olup beher hâl takviye ve istihkâmı lâbüd olduğundan Donanma-yı hümâyun neferâtından dahi bir mikdâr asker ifrâz ve irsâl olunmak mukaddemâ cümle tarafından ve bâ-husûs kapudan paşa hazretleri tarafından teşvîk ve tergîb ve Donanma-yı hümâyunun içeriye duhûlüne taʿlîk ve tevkīfi tasvîb olunup el-yevm Donanma-yı hümâyûn içeriye dâhil ve askeri maslahat-ı külliyye ve cüz'iyyeden âtıl olmağla «fî-mâ-baʿd bir mikdâr askerin tefrîk ve tesbîli vakti geldi mi?» deyu su'âl buyurduklarında kapudan paşa hazretleri kelâma ağâz ve «Donanma-yı hümâyûn askerinden bu esnâda asker ifrâz bir vechile münâsib olmadığını beyân eyledi. (29b) Baʿdehu asker mâddesi mükerreren mezkûr ve bunların taht-ı zâbıtaya idhâlleri elzem-i umûrdur denildikde sadrıazam hazretleri bâlâda beyân olunduğu gibi «asker-i zafer-rehbere zehâir ve mühimmâtın bilâ-kusûr ihzâr ve tehyi'esi vazîfemiz olduğu gibi emr-i sebât ve râbıta-i leşker-i nusret-simât zâbitlerinin vazîfesi olup bi-hamdihi sübhânehü ve teʿâlâ vazîfemiz olan mevaddın zerreten-mâsı revâ- daşte-i tenâsî olmadığı zâhirdir. Askerin devâm ve istikrârları zımnında zâbitleri her ne gûne re'y ve tedbîr ederler ise tarafımızdan ruhsat iʿtâ olunmakda tecvîz-i kusûr olunmaz» buyurmalariyle, ağayân-ı ocak bu dahi «bir sûret kesb eder» kelâmını îrâdda yek-sâk-ı vifâk oldular. Baʿdehû neşr-i beyân-nâme husûsu müzâkere olunup kapudan paşa hazretleri neşrini istihsân ve bu âna dek kalması münâsib olmadığını beyân eylediklerinde mukābele olunup «çünki irâdemiz düşmana ser-rişte vermeyüp bahara dek ihtilâs-ı vakt-i fırsat idi. Beyân-nâmeler neşir olunsa düşmanı cenge daʿvet ve bî-siper mukābele-i hasma şitâb ve sürʿat etmiş oluruz, aʿdânın asâkir ve edevâtı hazır ve müheyyâ ve bize vakit vermeyüp hudûdumuza bî-hengâm hücûm edecekleri zâhir ve hüveydâdır. Ve hattâ geçen meclisde bu mahzûrlar şumârende-i benân-ı beyân ve te'hîr-i beyân-nâmeyi cümlemiz tasvîb ve istihsân etmişidiniz» denildikde kapudan paşa «eğerçi te'hîr münâsib görülmüşidi, ancak Devlet-i aliyye Kırım'ı hazm etdi demek Moskovlu içün mümkin olabilir» dedikde, İstanbul kadısı (30-a) tekrâr cümleye hitâb ve neşr ve adem-i neşr şıklarının birini intihâb zımnında isticvâb ve «Devlet-i aliyye'ye fâide kangı şıkkı ihtiyârdadır» deyu taleb-i re'y-i savâb eyledikde Tersâne-i âmire emîni Selim Efendi «neşr-i beyân-nâme hasmı cenge daʿvet kabîlinden değil midir» deyu kavl-i sâbıkı iʿâde eyledikde şeyhülislâm efendi hazretleri mukābele edüp «Moskovlu Kırım'ı açıkdan açığa zabt etdi, sükût mu edelim?» deyicek sadrıazam hazretleri cevâba ibtidâr buyurup «leyl ü nehâr saʿy ü ikdâmımız tedârükât-ı seferiyyemizi tekmîl ve Kırım mâddesinde düşmanın icrâ eylediği nakz-ı ahdi mûcib harekât-ı mağrûrânesinin intikāmını alup, şân-ı Devlet-i aliyye'yi bi-inâyeti'llâhi teʿâlâ yerine getirmektedir, ve böyle mâddede ihtimâm ve düşmandan ahz-i sâr ve intikām cümlemizin farîza-i zimmetidir» diyerek huzzâra tekrâr hitâb ve «neşri münâsib midir?» buyurduklarında, cümlesi şimdiden neşrini istisvâb etmeleriyle meclise hitâm verildi. İşbu meclisde neşr-i beyân-nâme eğerçi karâr-dâde-i huzzâr ve istisvâb-kerde-i sıgâr u kibâr oldu. Ancak tertîbât-ı Devlet-i aliyye tekmîl ve esbâb-ı istiʿdâd gereği gibi tahsîl olunmadan neşr-i beyân-nâmede cüz'î ve küllî fâide olmadığından katʿ-ı nazar maʿaz-Allâhu teʿâlâ mazarrat ve hasâret muhtemel ve melhûz olduğu hayır-hâhân-ı Devlet-i ebed-müddet taraflarından arz u takdîm olunmağla şimdilik neşri pesmânde-i ukde-i te'hîr kılındı. Nizâm-yâften-i mevâdd-ı ticâret bâ-Rusya ve mübâdele-i temessükât ve icmâl-i în keyfiyyet-i umûr-ı mükâleme Devlet-i aliyye saʿb ve müşkil (30-b) olan mevâddan olup münferid ve müstakil bir zâtın bu varta ve mehlekeye iktihâm ve duhûlü rüşdü reviyyetde Felâtun-ı zamân ise dahi muzga-i efvâh-i enâm ve hedef-i sihâm-ı melâm olacağı tecrübet-güzâr-ı hâss u âmmdır. Binâen-aleyh hâlâ mükâlemeye me'mûr olan Re'isülküttâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi'nin bu keyfiyyet zihn-i mûşikâf ve mir'ât-i kalb-i sâfında aks-endâz-ı vuzûh olup erkân-ı saltanat-ı seniyyeden birkaç zâtın umûr-ı mükâlemede müşâreket ve mürâfakatini bâ-takrîr istidʿâ ve niyâz etmekle iltimâsına müsâʿade ve ulemâ-i kirâmdan İstanbul kadısı Müfti-zâde ve ricâl-i Devlet-i aliyye'den Resmî Ahmed Efendi ve kethüdâ-yi esbâk Elhac Mustafa Efendi terfîk ve teşrîk olunmak enseb idüğü taraf-ı pür-şeref-i hazret-i âsafîden hâk-i pây-i kîmyâ-sây-i hüsrevâneye arz u ifade olundukda izn-i hümâyûn sudûr ve mûmâ-ileyhim me'mûr kılınmalariyle Rusya elçisiyle mülâkāt olunup şurût-ı ticareti mutazammın olarak seksenbir maddeyi hâvî elçi-i mersûm bir mikdâr mütercem evrak ibrâz ve Devlet-i aliyye murahhasları tarafından kırâ'at ve taʿrîz ve redd iktizâ eden mâddelere müdellel ve müberhen taʿrîzât ve terdîdât bastına mübâderet olundukda mersûm cevâba ağâz edüp «mevâdd-ı selâse-i sâlifü'l-beyân teklîf olunmazdan mukaddem ticâret maddelerinde iktizâ eden mahv u isbâta devletim tarafından mücâz ve me'zûn ve hattâ bi'l-mükâleme maddelerin baʿzısı istisvâb-ı tarafeyn ile nizâma makrûn olmuşidi. Mevâdd-ı ticâret hitâm bulmaksızın işbu mevâdd-ı selâse teklîfi zuhûr ve ticâret husûsunu dahi ol-tarafda seksenbir mâddeye rabt ile (31-a) bu cânibe irsâl etmişler. Tağyîr ve tebdîline adem-i ruhsatım hasebiyle maʿzûr olduğum zâhirdir. Eğer tabiʿat-i mâddeye halel tatarruk etmeksizin baʿzı elfâzın tebdîli irâde olunur ise kābil ve illâ tağyîr-i tâm kussârâ-yi merâm ise vechen mine'l-vücûh mümkin olmayup vürûd eden evrâk-ı ticâreti hey'etiyle devletim tarafına irsâl ederim» cevâb-ı bâridini kāil olduğuna binâen keyfiyyet-i mezkûre meclis-i âhara taʿvîk ve mülâhaza ve te'emmüle taʿlîk olunarak tayy-i bisât-ı meclis kılındı. Ticâret maddelerinin baʿzısında âfet-i mü'eccel ve baʿzısında hatar-ı muʿaccel melhûz olmağla hasbe'l-imkân gâh tesebbüt ve gâh tecellüd vâdilerinde pûyân ve hasmın her arzını kabûlden rû-gerdân olmak gayret-i dîniyye iktizâsından olduğuna binâen bundan sonra vukūʿ bulan mükâlemelerde emr-i sebâtda Devlet-i aliyye murahhasları pâ-ber-câ-yi merkez-i istikrâr ve ser-rişte-i mükâleme fesh olacak derecelerde sarf-ı iktidâr etmişler iken bâhâne-cûy-i peykâr olan adu-yi gaddâr mülzem olmayup mevâdd-ı merkümeyi kabûl etdirmek zımnında pâ-nihâde-i süllem-i inâd ü ısrâr ve bilâhire mazarratı eşedd addolunan üç-dört maddesinin ıslâh ve taʿbîri beş-altı maddeden baʿzı elfâz-ı mevhûmenin tenkīh ve tağyîri irâde- siyle cevâb-ı kat'î verildikde eğerçi kabûl etmeyüp lâkin nizâm-gîr-i karâr olan mevâdd ve islâhı murâd olunan husûsât ale'l-infirâd tahrîr ve devleti tarafına tesyîr olunmak ve irâde-i Devlet-i aliyye etrâfiyle tarafından devletine tahrîr olunup kabûl etdirmekde bast-ı mukaddimât-ı müselleme etmek üzere elçi-i mersûm râzı olduğu murahhaslar tarafından makām-ı sadârete arz (31-b) u takdîm ve sûret-i mükâleme bi-tefâsîliha mahv u isbât olunan mevâdd-ı ticâret bi-usûlihâ ve fürû'ihâ merfû'-ı atabe-i ulyâ-yi hazret-i şehriyâr-ı heft-iklîm kılındıkda minvâl-i meşrûh üzere nizâmına izn-i hümâyûn erzânî buyurulup tafsîl olunduğu üzere tağyîr ve tebdîli muktezî olan ibârât tenkīh ve tashîh ve ba'de-zamânin zarar u fesâdı melhûz olan alfâz-ı mevhûme tebyîn ve tasrîh olunarak elçiye teslîm olundu. Bir müddet mürûrundan sonra mevâdd-ı ticâret Devlet-i aliyye tarafından tenkīh olunduğu üzere Rusyalu tarafından kabûl olunduğu elçi tarafından ihbâr olunup tarafeynden temessükler tebyîz ve tahrîr ve beru tarafdan verilecek temessük mühr-i âsafî ile temhîr ve Rusyalu tarafından verilecek temessük elçilerinin imzâsiyle mumzâ olarak işbu doksanaltı senesi mâh-ı Receb-i şerîfin yirmibirinci günü re'isülküttâb efendinin sâhil-hânesinde mübâdele olunup Rusyalu cânibinden tasdîk-nâme vürûdunda Devlet-i aliyye tarafından dahi tasdîk-nâme verilmek kavl olunmuş idi. Bir zamandan sonra tasdîk-nâmelerinin vürûdunu Moskov elçisi ihbâr etmekle Devlet-i aliyye tarafından iktizâ eden tasdîk-nâme keşîde-i silk-i imlâ ve bâlâsı hatt-ı şerîf-i şevket-redîf ile müzeyyen ve mücellâ kılınmdıkdan sonra mâh-ı Şevvâl'in yirmibirinci günü Re'isülküttâb Mehmed Hayri Efendi ile Rusya elçisi Mîrgûn-oğlu'nda vâki' beylikci-i Dîvân-ı hümâyûn Mehmed Râşid Efendi'nin bağ-köşkünde lede'l-mülâkāt tasdîk-nâmeler mübâdele olundu, ve mevâdd-ı selâseden Eflâk ve Boğdan'ın şerâit-i himâyelerine (32-a) dâir Moskov elçisi mukaddemâ bir mufassal tesvîd irsâl etmişidi. Tesvîd-i mezkûrun ba'zı taʿbîrâtı muzır olmakdan nâşî Bâbıâlî'den taʿdîl ve tesviye olundukdan sonra elçi-i mersûma îsâl ve oldahi ba'zı mahallere taʿarruz ile tekrar irsâl hülâsa birkaç defʿa tarafeynden tashîh ve yek diğere ibʿâs ile bir kalıba ifrâğ olundukdan sonra elçi-i mersûm «işbu Eflâk ve Boğdan şerâitine dâir devletim tarafından taʿlîmâtım maʿdûm olmakdan nâşî tarafeynden karâr bulduğu vech üzere katʿ ve hasmı hîta-i iktidârımdan bîrûn olup beher hâl devletim tarafına bu sûreti ifâdeye muhtâcım» demekle sûret-i mezkûr yedine teslîm olundu. Ruhsat-dâden be-mürûr u ubûr-ı sefâin-i tüccâr-ı Nemçe der-Bahr-i siyâh Bundan akdem Nemçe elçisi Bâbıâlî'ye bir kıt'a takrîr takdîm ve me'âlinde Nemçe tüccârından biri sefînesine kereste tahmîl ve Tuna'dan Bahr-i siyâh'a ve andan Âsitâne-i sa'âdet'e gelmek murâd eylediğini ifâde ve tefhîm edüp mürûr u ubûruna mümânaʿat olunmamak bâbında bir kıt'a emr-i âlî sudûrunu istid'â etmişidi. Düvel-i nasârânın bu makūle müstedʿayâtı şurûta muvâfık olduğu hâlde makrûn-ı müsâʿade olmak de'b-i kadîm-i saltanat-ı seniyye olduğuna binâen ahid-nâme-i hümâyûn şurûtuna mürâcaat ve Nemçe tüccârı memâlik-i mahrûsede berren ve bahren ticâret eylemeleri mukayyed olup ancak Karadeniz'de ticâret tarîkiyle seyrleri gayr-i mesbûk ve hattâ Pasorofca musâlâhasında Nemçe tüccârı emti'alarını Tuna iskelelerine ihrâc ve Devlet-i aliyye sefâinine tahmîl ve idrâc ve Âsitâne-i saʿâdet'e getürmeleri (32-b) lisâna gelüp hükmü her ne kadar mensûh ise dahi ol-vakitde kāle gelmiş şurûtdan olmak hasebiyle da'vâya mukaddime ittihâz olunarak elçi-i mersûmun ilzâmı kaydına düşüldükde bir vechile mülzem olmayup berren ve bahren ticâret ahdi mantūkunca sefîne-i mezkûrenin kerhen ve rızâen Âsitâne-i saʿâdet'e geleceğin îmâ ve Moskovlu ile ittifâklarına mebnî ikisi birden bu husûsu îrâd etmeleri tavr u tarzlarından istidlâl olunmağla ibrâmlarıyla müsâʿade şıkkında saltanat-ı seniyyeye şeyn ârız olacağı hüveydâ olduğuna binâen mahzâ ihtilâs-ı vakt ü zamân dâʿiyesiyle bu maddeye dahi sûret-i müsâʿade irâeti ittifâk-ârâ ile müstasveb görülüp sefîne-i merkümenin mürûruna dostâne ruhsat verildi mazmûnunda bir kıt'a emr-i münîf i'tā olundu.
Attribution
Citation:
"Vukū'-ı meşveret (28-a) der-hâne-i Hazret-i Şeyhülislâm berâ-yi tertibât-ı seferiyye", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_015.html
Item Details
Title:
Vukū'-ı meşveret (28-a) der-hâne-i Hazret-i Şeyhülislâm berâ-yi tertibât-ı seferiyye
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1197
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota