Muahharen Devlet-i aliyye ile vâki' olan seferimizin netâyici ziyâde nişanlu ve ma'lûm olmağın zabt eylediğimiz Kırım cezîresini memâlik-i sâiremize ilhâk etmeğe bilâ-şek hakkımız der-kâr iken âsâyiş-i âmmenin istihsâli ve bizim ile Devlet-i aliyye beyninde hüsn-i muvâfakat ve muhabbetin
teşdîdi içün sâir kabza-i tasarrufumuza giren nice yerler ile kuvvet-i silâhımız ile kendimize tâbiʿ kıldığımız tavâif-i (22-b) Tatarın serbestiyyetini akd eylemeğe biz rāgıb olup Tatar'ın bundan evvel olan tavr-ı hükümeti nice kerre bu mahzûrlara illet olmuşidi. Bu ümniyyelerin îkāʿı zımnında her ne kadar fedâ eylediğimiz şeyler cesîm ve mesāʿîmiz azîm olmuş ise de saʿyimiz az vakit içinde kemâl-i tahassürümüz ile tağyîrât-ı külliyyeye dûçâr oldu. Tavâif-i Tatarın tabîʿî adem-i sükûn ve sebâtları bize hafî olmayan menbaʿın tahrîkiyle tecessüm bularak beynlerinde fitne ve ihtilâli ilkā eden eyâdi-i ecânibin kurduğu dâmına sehlen bir derecede düşdüler ki bizim mesâʿî-i nîk-girdârımız tavâif-i mezkûreyi kendü müntehabları bir hâkimin hükümetinde serbestiyete inâle edüp refâh-ı hâlleriyçün terfîʿ eylediğimiz binânın zaʿfına ve belki bi'l-külliyye hedmine ikdâm eylediler. Bu hey'et-i cedîde ile hânları henüz istikrâr buldukda tavâif-i mezkûreyi lütfen tahlîs eylediğimiz hükümetin rakabesine müceddeden tâbiʿ kılmak niyyetinde olan bir sâhib-hurûcun zuhûru ile hân-ı mezkûrun her türlü hükümetden mahrûm ve vatanını terk etmeğe mecbûr olduğundan katʿ-ı nazar-ı tatarlardan niyyet-i hâlise ile olup bu cedîd hükümetin lezâizi kıymetini bilür ve kānûn üzere olan hânlarını tard eden sâhib-hurûcun rakabesine tâbiʿ olmak mecbûriyetinden te'essüf ve te'evvüh edenlerini biz zîr-i himâyetimize almak iktizâ etmese tatarların ekseri nâdân ve câhil olmağla bu sâhib-hurûca itāʿat ve baʿzıları mukāvemete kemâl-i âciz olduğunu bilerek bilâ-şübhe rakabeyi kabûl ile galebemizin semeresi ve hîn-i musâlahada eylediğimiz fedâların asl-ı tazmîni az kaldı zâyiʿ olunacak idi. Bu vechile mü'essiren mezkûrunu himâyet eyleyerek (23-a) Sâhib Giray'ın yerinde bir-iki hân intihâb ve işlerin keyfiyyetine kıyâsen birâderinin istihzârı içün iktizâ eden iktidâr ve esbâbı mezkûruna îsâl eylemişiz. İmdî bu maksadın husûliyçün tavâif-i askeriyye-miz hareket ve şiddet-i mevsim der-kâr iken Kırım'a duhûl etmeleri tenbîh olunup ol-tarafda bizim masârifimiz ile taʿayyüşe ve müddeʿâ-yi hayriyyenin devâmı ve fesâdiyle tegayyür bulan tatarların ıslâhı zımnında silâhımızın kuvvetini iʿmâle asâkirimiz mecbûr olup ol-esnâda Rusya ile Devlet-i aliyye beyninde fesh-i musâlaha husûsu kuvvet-i karîbeye geldiği âmmenin maʿlûmudur, lâkin biz işleri bir vechile idâre etmişiz ki Devlet-i aliyye müceddeden Kırım'ın serbestiyyetini ve kānûn üzere olan hânlarının istihkāk-ı intihâbını kabûl ve iʿtirâf eylemişdir. Bâlâda mezkûr mahzûrlar der-kâr iken bu cümle ile Devlet-i aliyye ile hüsn-i civâriyyetin maslahat-ı muhâfazasına iktizâ eden âsâyişin husûlü bizim me'mûl ve melhûz olduğu zamânına dek biz cezîre-i Kırım'ı lafz ve mazmûn-i şurût üzere serbest memleket bilüp ihtimâmımız ancak defʿ ü refʿ-i ihtilâle münhasır olmağla hareketimiz her
ne kadar masârif-i külliyyeyi müstelzim olmuş ise dahi musâlahaya olan meyl ü muhabbetimize medâr olmak ma'nâsı indimizde tazmîn-i kâfî bilindi. Yine evvelki menba'ın tahrîkâtiyle geçen sene Kırım'da müceddeden zuhûr eden fitne bu mülâhazada vâki' olan hatâmızdan âgâh olmamıza sebeb olmağla tekrar tedârükât-ı cesîmenin zarûrî hâceti zuhûr ve hem-hudûd mahallerin hıfz-ı âsâyişi içün asâkirin huzûr u kıyâmı lâbüd olmak cihetiyle cezîre-i Kırım ve Kuban'a askerin duhûlü iktizâ eyledi. Devlet-i aliyye'nin Kırım'da hükümeti iki devletin beyninde dâimî sebeb-i şikāk (23-b) olmuş ise tatarların serbestiyyeti maddesi evvelkinden ziyâde ve dahi ehemm-i mübâhesâta illet olduğu yevmen fe-yevmen âşikâra bir kederlü tecrübemiz olmuşdur. Zîrâ tevâif-i mezkûrenin me'lûf oldukları tûl ü dirâz rıkkıyyetleri kendülere inâle eylediğimiz serbestiyyet hasebiyle vâkiʿ olan hükümet-i cedîdenin lûtfiyâtını îkāndan ekserisini kāsırü'l-fehm kılmağla bu keyfiyyetler dâimâ tedârükde olmamızı îcâb ederek yalnız masârif-i külliyyeyi müstelzim olmayup bilâ-fâsıla asâkirimizi meşâkk-ı zarûriyyeye dûçâr eyledi. Tatarlardan niyyet-i hayriyyede olanları i'ânet birle âteş-i fitnenin itfâsı zımnında asâkirimiz eyledikleri zahmetler cihetiyle âsî ve bedhâhların hedef-i darbı olup bu cümle ile nizâm ve râhatın i'âdesi ve bu vechile devletimizin masâlih-i asliyesine zarar terettüb eylememek ümîdlerin tahayyülü nevʿan-mâ derkâr olduğu zamanına dek bizden hükümet şâibesi ve sâyesi dahi zuhûrundan ictinâben bunların te'dîbini dahi terk eylemişiz. Ve lâkin muhabbet nev'-i insân muktezâsınca bizden vâki' olan cümle harekât kemâl-i tahassürümüz ile masârif ve hasârdan mâʿadâ bir maslahatı müntic olmayup işbu mazârr reʿâyâmıza isâbet etmeğin kalbimize ziyâde te'sîr edüp efrâd-ı beşer cihetiyle vâki' olan hasârın kıymeti takdîr olunamadığından hesâba gelmez, kaldı ki mebâliğin masârifi kemâl-i insâf ile hesâb olunarak on iki milyon ruble ki otuz altı bin kîse akçeden ziyâdeye bâliğ olup bu keyfiyyâta teʿâkuben gerek maksadında ve gerek netâyicinde ziyâde ehemm bir madde zuhûr eyledi. Devlet-i aliyye tarafından Taman cezîresine bir bölük asker ile bir zâbit irsâl olunup Tatar eyâletlerinin hükümetini Devlet-i aliyye kendü (24-a) tarafına tahsîse mübâşereti ve Şâhin Giray Hân zâbit-i mezkûre yalnız isti'lâm-ı esbâb-ı mecî'eti me'mûriyetiyle bir zâbitini irsâl eyledikde alâ-melei'n-nâs katl eylediği bize ihbâr olunduğundan başka zâbit-i mezkûr ahâli-i Taman'ı Devlet-i aliyye reʿâyâsı gibi nazar eylediğini alenen beyân etmekle irsâli ne maʿnâya mebnî idüğü zâhiren ve bâhiren müstedelldir. Bu kararlı ve gayr-i me'mûl vâkiʿ olan hareket hîn-i musâlâhada eylediğimiz fedâlardan menfa'at olmadığını bize isbât eylediğinden mâʿadâ bu sûretde tatarların serbestiyyetini muhkem istikrâr içün bu bâbda akd eylediğimiz şurût dahi hebâ
olmağla galebemiz ile bi'l-istihkāk bize âid olan hukūka müceddeden neyl ü icrâya biz murahhas olup husûsâ ki devleteyn beyninde metîn ve müstahkem vechile musâlâhanın istikrârına fî-mâ-ba'd kalan vesîle ancak budur. İmdî ahvâl-i Kırım îcâb eylediği mübahasât-ı dâimeyi ref' ile Devlet-i aliyye ile mün'akid musâlâhanın vikāyet ve tesdîdine hâlisâne şevk ve garâmımız der-kâr olmağla gerek bize âid olan vâzifemize nazaran ve gerek devletimizin emniyyeti zımnında min-ba'd Kırım'ın ihtilâlini bir def'a dahi kat' ü faysal vermeğe karâr-ı meczûmânemiz iktizâ edüp cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve bi'l-cümle Kuban'ı eyâlât-ı mezkûrenin hıfz-ı nizâmı ve musâlâhanın devâmiyçün mecbûren vâki' olan masârif ve mazârrımıza tazmîn olarak bizim devletimize ilhâk ve zamîme kılmışız. İşbu beyânnâmemiz ile etrâf-ı mezkûre ahâlisine merâmımız bu olduğu ifade olunup tarafımızdan ve ahlâfımızdan mezkûruna va'd olunur ki bizim reʿâyâ-yı kadîmemiz misillü haklarında mu'âmele olunacağı ve bizim himâyet-i celîlemizde olmalarıyla kendüleri ve emvâlleri ve maʿâbidleri (24-b) ve dînleri siyânet olunacağı ve rüsûm-ı dîniyye ve alenen icrâ-yı âyîn husûslarında ednâ sıklet olunmayarak mezhebe müte'allik serbestiyyet-i mutlakaları der-kâr olacağı ve yalnız cümle millet değil her biri bizim reʿâyâ-yı kadîmemizin nâil olduğu fevâidde müşterek olacağı emr-i mukarrerdir. Lâkin biz dahi işbu cedîd reʿâyâmızın şükrân-ı hâlinden me'mûl ederiz ki biz mezkûrunu hâlet-i iztırâb-ı ihtilâl ve şikākdan emniyyet-i kâmile ve râhat-ı tâmme ile îsâl edüp taht-ı ahkâm-ı himâyete dâhil olmalarıyla bu meymenetlû tagayyür cihetiyle haklarında zuhûra gelen ni'metlerimizi hiss ve kıymetini bilüp bizim taht-ı hükûmetimizde bunca zamândan berü imrâr-ı ömr ile bahtiyâr olan reʿâyâmızın itāʿat ve gayret ve sadâkatine iktifâ ederek bizim lûtf u kerem ve himâyetimize müstahak olalar. Tezyîl: Moskovlu'nun işbu beyân-nâmesi França kralına vardıkda Dev-let-i aliyye'ye olan safvet ve ihlâsı iktizâsınca madde-i istîlâ-yı Kırım'dan müteneffir olup mu'âmele-i mezkûreyi adem-i kabûl ve hilâf-ı uhûd u şurût olduğunu beyân ile madde-i Kırım Aynalı-kavak musâlâhasına tatbîkan kemâkân tavassutiyle nizâm-pezîr olması zımnında mahsûs takrîr yazup Rusyalu'ya mersûl eylediği haberleri vusûlünden başka Devlet-i aliyye dahi bi'l-mukābele beyân-nâme neşr etmek münâsib midir? değil midir? deyü erkân-ı saltanat-ı seniyye ile meşveret olunup neşr-i beyân-nâme der-akab muhârebeyi müstelzim olup henüz tedârükât-ı Devlet-i aliyye kemâle resîde olmaksızın neşr-i beyân-nâme ile husamâyı da'vet münâsib-i hâl u vakt olmamağla şimdilik te'hîri enseb ve mukaddemâ Nemçelü ile Rusyalu'ya verilen takrîr mûcibince mevâdd-ı selâse ber-vefk-i (25-a) şurût Devlet-i aliyye'nin makbûlü olduğunu beyân ve hufyeten tahsîl-i vakt u zamân ve tekmîl-i ede-
vât-ı seferiyyeye sarf-ı tâb u tuvân ve aʿdâya ser-rişte verilmemek üzere ahd [ü] peymân olundu. Neşr-i beyân-nâme akabinde İngiltere tüccârından biri Rusyalu tüccârından birine bir kâğıd yazup mefhûmu taʿrîzât-ı garîbe ve terdîdât-ı acîbeyi şâmil ve Rusyalu'yu kendü akvâl-i bâtıla ve aʿzâr-ı âtılalariyle ilzâma kâfil olduğuna nazaran baʿzı düvel tarafından tertîb ve ibdâʿı ve mesfûrların bu rütbe fuzûlî ve hilâf-ı ahd hareketlerine rızâ-dâde olmayanların ihtirâʿı olduğu vâridât-ı hâtırdan olmağla beyân-nâmelerine tezyîl olundu.
Tercüme-i Beyân-nâme-i Moskov
Attribution
- Citation:
- "Tercüme-i Beyân-nâme-i Moskov", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_012.html
Item Details
- Title:
- Tercüme-i Beyân-nâme-i Moskov
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1197
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota