Vukūʿ-ı meşveret bâ-erkân-ı Devlet-i aliyye berâ-yi Kırım

İşbu mâh-ı Zilkaʿde'nin yirmi dördüncü hamîs günü ricâl-i Devlet-i aliyye ve erkân-ı saltanat-ı seniyye bir yere gelüp Moskov elçisi ile olan mükâlemenin netîce-i hülâsası ve etrâfdan alınan havâdis evrâkı kırâat ve Moskov elçisine verilen takrîr mukābelesinde gelecek cevâb ne olduğu yaʿnî Rusyalu Şâhin Giray'ı alenen tesahhub ve maʿiyyetine asker taʿyîn ve cebren ve kerhen hânlığa ikʿâd edecekleri bu evrâk ve ahbârdan nümâyân oldu. Bu sûretde Moskovlu yalnız Şâhin Giray'ı Kırım'a idhâl ile kanâʿat eylemeyüp şîrâze-i ahdi bi'l-külliyye katʿ ve hudûdlara tecâvüz etmeleri ihtimâli der-kâr olmağla Devlet-i aliyye'ye ne gûne hareket lâzımdır. Donanma-yı hümâyûn kalyonlarından iki kıtʿa techîz ve iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile müheyyâ olup diğer iki kıtʿası başka iki kıtʿa çamlıca kayıkları ile hazırlanmakda olmağla bunlar kereste nakli ve liman tathîri bahânesiyle Sinob'a îsâl ve Sinob limanında kışlamaları fermân olunsun mu (20-a) denildikde zikr olunan kalyonlar Karadeniz'e gönderildiği hâlde beher hâl Kırım imdâdına gitdiler denileceği zâhir ise dahi herkes kendi mülkünü muhâfaza lâzım ve Moskovlu'nun Sevâhil-i Kırım'da bu kadar gemileri geşt ü güzâr üzere olduğuna binâen bu makūle ahbâra havâle-i sem'-i ısgā olunmayarak gemilerin Sinob'a irsâli rüsûm-ı ihtiyâta mürâ'ât kabîlindendir. Lâkin derûnlarına vaz' olunacak neferât Sinob'a vürûdlarında içlerinde durmayup ve bu tarafdan takımları dahi şimdiye dek görüldüğü üzere nâkıs olur ise maʿâz-Allahu teʿâlâ Sinob gibi yıldız rüzgârına karşı açık limanda gemilere bir mazarrat isâbet eylemek mülâhazası vâridât-ı hâtırdan olmağın neferâtının bir an içlerinden münfekk olmamaları ve neferât ve takımları tamâm olup gece ve gündüz muhâfazalarına ikdâm eylemeleri vesâilinin istihsâli ne vechile iktizâ eder ise tanzîmine i'tinâ vâcibâtdandır. Ba'dehu huzzâr miyânelerinde kelâm i'âde olunup Moskovlu ve in sahh ve in kizb bir Rum devleti ihtirâʿiyle şimdi Kırım üzerine gönderdikleri askerlerine başbuğ nasb etdikleri Potemkin nâm cenerali Rum kralı nasb etmek irâdesinde oldukları mukaddemâ istimâʿ olunmuşidi, ceneral-i mersûmun bu def'a asker ile Kırım'a irsâli bu haberi tasdîk eder gibidir ve Moskovlunun başka krallık iʿtibâr edecek mahalleri olmamağın bu hâlet vâkiʿ olduğu sûretde lâ-mehâle Kırım'ı istilâ ve mesfûru mahall-i mezkûra kral nasb eylemeleri alâim ve âsârdan istidlâl olunur. Farazâ asâkir-i mahzûleleri Kırım'ı ba'de'z-zabt Şâhin Giray'ı dahi izâle ve Kırım'ı bi'l-külliyye tasarruf (20-b) eyledikleri takdîrde Özi kal'ası ve Bucak taraflarına karadan ve sevâhil-i Bahr-i siyâh'a deryâdan yürüyüp sû-be-sû fesâdlarını îkāʿ etmeleri ihtimâlden ba'îd değildir. İmdî Devlet-i aliyye içün emniyyet bir türlü câiz olmamağın «şimdiden seraskerliği idâreye muktedir bir vezîrin intihâbı ve Tuna câniblerine takrîbi muktezî değilmidir» denildikde bu kâfirlerin tavr u hareketlerine nazaran mefsedet-i mezbûreyi îkāʿ etmeleri melhûz olmağın hemen techîzlerine mübâderet olunan on yedi kıt'a kalyonlar seri'an ve âcilen tekmîl ve min-külli'l-vücûh müheyyâ bulunsun ve bir tarafdan dahi techîzi ve mükemmel sefâin âmâde etdirilmesi tedbîrine dikkat olunsun ve Anadolu ve âhar mahallerden vüzerânın biri Tuna'yı karşuya imrâr olunsa kāl u kīl tekevvüniyle serhadlerde tahaddüs-i vahşet mukarrer ve bu def'a Özi eyâleti tevcîh olunan Seyyid Mehmed Paşa oldukça harb ü darb ve rüşd ü reviyyet erbâbından fehm olunup Özi dahi kendü mansıbı olmağla «bu kış Silistre'de ikâmet ve bahardan bir ay evvel Özi muhâfazasına azîmet eylemesi tenbîh buyurulsun ol-vakte dek düşmandan mu'âmele-i husûmet zuhûr eder ise hemen kendisine seraskerlik emri irsâl ve maʿiyyetine tertîb-i leşker ile mukābele-i hasma ib'âs olunur ve ağızda bulunan Özi kal'asının asker ve cihât-ı sâire ile istihkâmına himmet buyurulsun» dediklerinde zimâm-ı makāl semt-i âhara atf olunup Rusya elçisi mecâlis-i mükâlemede «Şâhin Giray'ı Tatar kavmi is- terler, ve ana muʿâdât eden husamâ biraz mirzâlardır» makālini bi'd-defaʿât (21-a) îrâd etmiş idi. Elçi-i mezbûr bu sûreti her ne kadar kabûl etmeyeceği zâhir ise dahi nakz-ı ahd eyledikleri hâlde «biz size bu dereceye dek mümâşât eyledik râzı olmadınız» denilmek içün elçi-i mesfûr ile mülâkāt ve senin devletin Şâhin Giray'ı akvâm-ı Tatar taleb ederler ve anı istemeyenler fakat birkaç mirzâdır, iddiʿâsında olduğunu beyân eyledik, keyfiyyet böyle olduğu bizim mechûlümüzdür, ve bizim yedimizde bu iddiʿâya muhâlif mahzar vardır, halbuki sizde sened yokdur, bâri müteʿayyin bir kimesne bizim tarafdan ve bir mümâşâtlı âdem sizin tarafdan baʿde'l-ihtiyâr Kırım'a tisyâr ve hânlığa muhtarları kim olduğunu istihbâr etsünler, ahad-ı hümânın kangısını isterler ise ibkā ve ikisini dahi istemedikleri hâlde bir âharını intihâb etsinler. İki devletin re'yi ile hânlık maddesi tanzîm ve uhûd u şurûtumuz halelden vikāye kılınsın makāli îrâd olunsun mu? ve elçi-i mesfûr buna mümâşât gösterdiği sûretde âdem irsâlinde be's ve mümâşât etmediği takdirde «Devlet-i aliyye'ye bir şeyn var mıdır?» denildikde «ne mâniʿ bu söz dahi denilmiş olsun hiç olmadiyse hîn-i hâcetde Devlet-i aliyye muhâfaza-i uhûd içün her türlü harekâtı ihtiyâr etdiği bilinmiş olur» demeleriyle meclise hîtâm verildi. Binâen-alâ-zâlik bu îrâdât içün tekrâr Rusya elçisiyle mülâkāt olunup mübâhasât-ı kesîreden sonra Rusya elçisi «münâsib gördüğünüz âdem taʿyîni husûsunun vakti mürûr eyledi. Zîrâ Bahâdır Giray Sultan Kırım'a girdikden sonra beher hâl müşârün-ileyhi isterler diyerek bilâ-delîl daʿvâlara düşüp mevtden kinâye olan mahlûliyyet-i hakīkiyye taʿbîri Aynalıkavak tenkīh-nâmesinde musarrah iken Şâhin Giray'ın halʿi nice câ'iz olabilir» dedikde (21-b) re'îs efendi cevâbında «mahlûliyyet-i hakīkiyyenin maʿnâsı farz-ı muhâl ile mevte masrûf olsa dahi cünûn getirmek veyâhud taʿtîl-i umûra mü'eddî olur bir illete dûçâr olmak nevʿ-i beşerin şânından değil midir, bunların biri zuhûr etse intihâb maddesi der-meyân olunmayacak mı idi?» diyerek müşârün-ileyh re'îs efendi hak budur ki hasm insâf edecek derecelerde îrâdât ve ilzâmâta muvaffak olup an-asıl garaz başka olduğuna binâen kâfirlerin ruʿûneti ve mülzem oldukları vakitde semere-i galebe taʿbîriyle mugālata ve nahvetleri bu kadar îrâdât-ı maʿkūle te'sîrine hâciz olup bu meclis dahi bu vechile tamâm oldu.
Attribution
Citation:
"Vukūʿ-ı meşveret bâ-erkân-ı Devlet-i aliyye berâ-yi Kırım", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_009.html
Item Details
Title:
Vukūʿ-ı meşveret bâ-erkân-ı Devlet-i aliyye berâ-yi Kırım
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1197
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota