Hulâsa-i ahvâl-i Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya

Re'isülküttâb-ı meniʿü'l-cenâb Esseyyid Mehmed Hayri Efendi mükâlemeye me'mûr olmakdan nâşî Beylerbeyi'nde vâki' sâhil-hânesine Rusya elçisi celb ve merâsim icrâsı akabinde elçi-ı merküm kelâma ağâz ve Kal'a-i Cedîd kumandanından geldiğini beyân ile bir kâğıt ibraz edüp hülâsa-i me'âli Mehmed Giray nâmında bir kimesne sekiz-dokuz ay mukaddem Devlet-i aliyye'den Soğucağ'a ve Anapa'ya varmış ve yanında beş kıtʿa tüccâr gemileri ve bir nefer sadrıazam çukadârı var imiş ve bu gemileri Nogay ve sâireden Akkirman ve Bucak'a mürûr irâde edenleri nakl içün Devlet-i aliyye taʿyîn ve cümle kabâile ben başbuğ oldum ve Kabartay'ı dahi berülere celb etsem gerek kelimâtını sû-be-sû işâʿe ve yanındaki çukadârı Kabartay içine göndermek isteyüp ve «Soğucak muhâfızı Ali paşa bu taraflara gelüp yine avdet edecekdir, ve bu havâliler bana tefvîz olundu» diyerek fitne ihdâs edüp «murâdım bu maddeyi (16-a) dostâne sizden su'aldir» dedikde re'is efendi tarafından cevaba ibtidâr olunup Devlet-i aliyye ahdin hilâfı hareket etmeyüp kâffe-i hareketleri ahde mebnîdir. Kuban nehrinin beru keçesinde Anadolu tarafında vâkiʿ Abaza ve Çerkes kabâili ve Soğucak ve Anapa'nın arazi ve cibâli Devlet-i aliyye'nin mülkü ve sükkânı kendü tevâbiʿi ve halkı olmalariyle Mehmed Giray dediğiniz ümerâ-yi Çerâkiseden Zane (زانه) kabilesi beyidir. Dokuz ay mukaddem mîr-i merküm ve Abaza beylerinden Elhâc Hasan Bey ve kabâil ihtiyârlarından birkaç kimseler Der-saʿâdet'e gelüp kalʿa-i pâdişâhînin mevâcib-i askeriyyesini ve baʿzı nizâm-ı vilâyete dâir işlerinin temşiyetini ricâ ve mahzar ve arzlar ibrâziyle destbâz-ı niyâz ve istidʿâ olduklarında Devlet-i ebed-müddet fikr ü mülâhaza edüp başsız buğsuz birkaç yüz bin nüfûsdan ibâret kabâil şâyed hilâf-ı muʿâhede bir hareket ederler taraf-ı şâhâneden bir aʿkal ve müteʿayyîn paşanın Soğucak'a muhâfız nasbı lâzım gelmekle hâlâ Ankara mutasarrıfı Ali Paşa'yı muhâfaza-i mezkûreye me'mûr ve ibtidâ-yı baharda sefîne ile gitmek üzere yedine iʿtâ-yı menşûr ve paşa-yı mûmâ-ileyh mansıbından gelüp tedârükün görünceye dek Soğucak'ın muhâfızdan hulüvvi câiz olmadığından başka ol-esnâda Nogaylı miyânelerinde baʿzı ihtilâl vukūʿu mesmûʿ olduğundan bi'l-cümle Abaza ve Çerâkise kabilelerine iki kıtʿa emr-i âlî ısdâr ve mefhûmunda «Tatar halkı serbest ve sizler Devlet-i aliyye'ye tâbiʿ ve ber-mantûk-ı ahid-nâme Devlet-i ebed-müddetin halkı olmanız mülâbesesiyle zinhâr hilâf-ı ahd Nogaylu'nun ve Tatar'ın umûruna müdâhale etmeyüp Soğucak muhâfızı varıncaya dek edebiniz ile yerlerinizde karar edesiz» (16-b) tenbîhâtını derc ve Mehmed Giray Bey dahi paşanın vusûlüne değin muhâfız-ı kāimimakāmî nasb olunup bir kıtʿa çamlıca kayığına irkâb ve Soğucak'a ibʿâs olunduğu vâkidir. «Bundan gayri tarafınıza tahrîr olunan maddelerin aslı yokdur» diyerek meclise hitâm ve diğer meclisde yine re'is efendi tarafından feth-i kelâm olunup Devlet-i aliyye ahdinde pâ-bercâ-yı merkez-i istikrâr olduğu ve Kırım'da vâkiʿ olan ihtilâle dâir her ne ki mesmûʿu oldu ise vikāyeten li'l-ahd bilâ-ketm taraflarına ihbâr ve Şâhin Giray cânibinden hilâf-ı şer'-i şerîf ve muğāyir-i ahd zuhûr eden ahvâl ve etvârı müştemil bu esnâda Kefe kādısının ve sâ'irlerinin vürûd eden tahrîrâtları meʿâli dahi mufassalan ifâde olundukda elçi-i mersûm Devlet-i aliyye ahdinde sâbit-kadem olduğun ikrâr ve bu maddede şurût kemâ-yenbağî mürâʿât olunduğunu devleti tarafına işʿâr eylediğini ihbâr edüp madde-i Şâhin Giray ahid-nâmelere mürâcaʿat ile tanzîm olunacağın telmîh ve diğer meclisde yine efendi-i müşârün-ileyh tarafından kelâma ibtidâr olunup «geçen meclisde Soğucak muhâfızı kā'im-i makāmı olan Zane-oğlu Mehmed Bey'in Nogaylu beynine ilkā-yı ihtilâl eylediğini Yeni kalʿa kumandanı size tahrîr etmeğin dostâne bize ifâde ve biz dahi bu keyfiyyet Devlet-i aliyye'nin hilâf-ı irâdesi olduğunu ifhâm ve edâda taksîr etmemiş idik. Devlet-i aliyye Rusyalu ile akd-i sulh eylediği günden berü ahd ü peymânında cebel-i râsih gibi pây-dâr ve hilâf-ı ahd ve şart ednâ hareketi tecvîz etmediği gün gibi âşikâr ve cemîʿ-i umûrda safveti ber-karâr ve muʿâhedeye riʿâyet eylediğini isbâta medâr olmak üzere bu defʿa Taman ve Kuban'a müteʿallik muttaliʿ olduğu ahvâli devletce (17a) sana ifâdeye beni me'mûr etmişlerdir. Nass-ı ahid-nâmede mezkûr olduğu üzere şevketlû kerâmetlû pâdişâhımız eʿazze'llâhu ensârehu hazretleri halîfetü'l-mü'minîn ve imâmü'l-müslimîn olmaları mülâbesesiyle umûmen akvâm-ı Tatar'ın masâlih-i dîniyye ve mezhebiyyelerine nezâret-i şâmile-i şerʿiyyeleri olup bu evânda Taman ve Kuban etrâfında mutavattın kabâ'il-i Nogay ve sâ'ir şuʿûb-i Tatar ve Şâhin Giray'ın birâderleri tarafından atabe-i aliyye-i dâverâneye tahrîrât gelüp meʿâlinde diyânet ve şerîʿat-i ğarrâya münâfî hân-ı müşârün-ileyhden gûnâ-gûn tazyîkāt ve dînlerine el-vermeyecek muʿâmelât ve hân olduğu esnâda beynlerinde râbıta-gîr-i karâr olan uhûdu adem-i îfâ ile harâbî-i âhiretlerini müstelzim teʿaddiyâta bir türlü tâkatleri kalmadığını dergâh-ı hilâfet-penâhîye arz u işʿâr eylemişler, tavâ'if-i merkūmeye şerʿan ve ahden mebsût olan nezâret-i hakīkīyyesi muktezâsınca üzerlerinden hilâf-ı şerʿ teʿaddiyâtın refine ikdâm saltanat-ı seniyyenin hakk-ı sarîhi iken içlerine asâkir idhâli ve muʿâvenet sûretinde me'mûrlar göndermek misillü mûcib-i şikāk ve tenâfür olur tavra cevâz verilmeyüp şerîʿat-i mutahharaya münâfî vazʿ u hareketin indifâʿı mukaddemâtının temhîdi Devlet-i aliyye'nin murâdıdır, ve hıfz-ı şurût tarafeynden merʿî olup mukaddemlerde vukūʿ bulduğu gibi iʿânet yahud âhar vâdîde Rusyalu bilâ-haber bunların nizâʿlarına müdâhale eyler ise ahdini şikest etmiş olur, ve bu nizâʿın zuhûru ve cumhûrun hücûmu Mehmed Giray Bey'in Soğucağ'a vusûlünden evvel vukūʿ bulmağla Yeni-kalʿa kumandanının size olan tahrîri bî-maʿnâdır. Elçi-i mersûm bu kelimâtı lede'l-istimâʿ (17b) teşekküre başlayup «hıfz-ı ahd ancak bu kadar olur ve devletim dahi hilâf-ı ahd bir vaz' ihtiyâr etmez, eğerçi bu mevâdda dâir devletimden tahrîrâtım yokdur. Lâkin efvâhdan işitdiğime göre Şâhin Giray birâderlerine baʿzı vâridât taʿyîn ve ol-tarafda olan kumandanlarımızın tarafeyne nushdan gayri amelleri olmayup ve Tatar beyninde endîşe îrâs eder nizâʿ-ı küllî olsa lâ-muhâle devletim tarafından bana yazılır idi» diyerek sözü encâm bulup birkaç günden sonra elçi-i mersûm tekrâr mülâkat içün birkaç defʿa irsâl-ı ahbâr etmekle yine efendi-i müşârün-ileyh ile bir mahalle gelüp elçi kelâma ibtidâr ve Şâhin Giray ile Kerş'e râhî olan kumandanımızdan bir kâğıt gelüp mefhûmunda Zan[e]-oğlu Mehmed Bey Âsitâne-i saʿâdet'den avdetinde Tatar beynine ilkā-yı erâcîf eylediğine binâen Şâhin Giray'ın birâderleri ve Tamam ahâlisi Şâhin Giray'ın kāimimakām ve sekbânlarını tard u ihrâc ve Devlet-i aliyye'ye baʿdehu arz ve mahzar irsâl eyledikleri hânın maʿlûmu oldukda ahâli-i Kırım'ı cemʿ ve kaziyyeyi baʿde's-su'âl âgâh ve haberdâr olmadıkları bâbında yemîn etmeleriyle der-akab hân ve konsolos ahâli ve sultanlara nasîhatnâme tahrîr ve bir nefer Rusyalu ile tesyîr eylediklerinde sultanlar tahrîrâtı hâmil olan şahsı halk ile mülâkatdan menʿ ve «bizim devleteyn musâlahasına zararımız olmayup hânın âdemlerinin zulm ü taʿaddîlerine adem-i tahammülümüzden nâşî memleketden defʿ ve Devlet-i aliyye'ye hâlimizi mübeyyin arz ve mahzar refʿ ve cevâbına muntazırız» dedikleri ve sultanlar yanında bir mikdâr Abaza ve Çerkes askeri olup Zane-oğlu kendi karyesinde sâkin olduğunu mersûm Rusyalu ihbâr ve Kerş kazâsında sâkin Halîm Giray (18a) sultan olduğu mahal ahâlisine «Devlet-i aliyye Yeni kalʿa ve Kerş'i Rusyalu'dan istirdâd edecekdir» kelimâtını işâʿate ve Şâhin Giray'ın baʿzı hasımlarıyla muhâbere ve Kefe'ye hücûm ve hânın yanında bulunan murahhas mirzâlar ve küberâ-yı Kırım «indifâʿ-ı fitne ancak bir mahalle azîmetiniz ile mümkin olabilir» dediklerinde hân ve konsolos bir sefîneye ve memleket murahhasları diğer bir sefîneye duhûl ve Kerş limanına vusûl ve Şâhin Giray bu ahvâli Dersaʿâdet'e ve Rusyalu'ya tahrîr ve «memâlik-i Rusya'da kendüye ikāmet içün bir mahal taʿyînini iltimâs eylediği ve Kırımlı Bahâdır Giray'ı hânlığa kabûl ve mahzar gönderecekleri ve bu hareketleri ancak Devlet-i aliyye'den ümîd-vâr olduklarına mebnîdir» deyu tahrîr olunmuş dedikde re'is efendi tarafından mukābele ve şimdiye dek Devlet-i aliyye'nin ahdini vikāyede metâneti ve Kırım'da mütekevvin olan hâlâta min-gayr-i müdâhale sebâtı kirâren ifâde olundu. Zan[e]-oğlu ve Abaza ve Çerâkise halkı bunların münâzaʿalarına karışmadıkları ve Zan[e]-oğlu vakʿa-i Taman'dan üç gün sonra vürûd eylediğini Soğucak muhâfızı Ali Paşa tahrîr ve «bir seneden berü Şâhin Giray ile Nogaylu beyninde olan münâferet Devlet-i aliyye ye'nin maʿlûmu oldukda tabiʿî olan Çerâkise ve Abaza kabilelerine isdâr-ı evâmir-i aliyye ve mugāyir-i sulh umûr-ı Tatar'a müdâhale etmemeleri tenbîh olunduğu zâhir iken bâlâda bast eylediğiniz mukaddemât-ı gayr-i müselleme ile tervîc-i daʿvâya ikdâmınız mahall-î taʿaccübdür» dediklerinde elçi-i merkūm Devlet-i aliyye'nin bu maddede sunʿu olmadığına iʿtirâf ve ikrâr ve devleti tarafına bu minvâl üzere tahrîr eyleyeceğini ihbâr ve bu meclis dahi böylece hitâm buldukdan sonra mâh-ı Zilkaʿde'nin ondördüncü (18-b) isneyn günü yine ictimâʿ vukūʿunda re'îs efendi tarafından bed'-i kelâm ve Devlet-i aliyye'nin ahd ü şartında olan metânetinden bahs ve konsoloslarının «nasihat-nâme yazdı» deyu iddiʿâ eyledikleri kâğıdın şurûta muhâlefeti ve bu aralıkda Rusyalu'nun hilâf-ı uhûd Devlet-i aliyye'nin tüccâr sefînelerine taʿarruz ve hasâretleri ve keyfiyyet-i Kırım'a dâir vâsıtasıyla devletine gönderilen takrîrin te'ehhür-i cevabı ve hân-ı mahlûʿa Rusyalu'nun iʿâneti ne garaza mebnî idüğü elçiden su'âl olundukda mersûm cevâba âğâz edüp «takrîr-i mezkûru devletime irsâl etdim, ancak haberi gelecek kadar olmadı, birkaç gün zarfında haberi gelmek me'mûldür. Ancak bu esnâda devletim tarafından bir kâğıt zuhûr ve tercüme olundukdan sonra tercümânımız ile Bâb-ı âlî'ye refʿ olunmuş idi, kâğıd-ı merkūm takrîrin her maddesine cevâb olacağı meczûmdur. Şâhin Giray devleteynin nasb-gerdesi olup bu esnâda zuhûr eden ihtilâl ancak usât makūlesinden neş'et etmekle tarafeynden bu misillûlere adem-i iʿtibâr iktizâ eder. Şâhin Giray'dan hilâf-ı şart bir hâlet sâdır olmayup hâkim-i müstakil olmakdan nâşî mülküne nizâm vermek irâdesiyle topcu ve asker tanzîmi ve levâzım-ı harbiyye tedârüküne iştigāli töhmetden add olunarak halʿini îcâb eder mi?» dedikde re'îs efendi tarafından mukābele olunup «gerek asker ve gerek sâir esbâbda eslâfı gibi hareket etse mâniʿ değil idi. Lâkin eslâfı isrine adem-i iktifâ ve hilâf-ı cinsi olan tâ'ifeyi takrîb ve istihdâm ve ehl-i islâmdan yazdığı askere Rusya soltatı kıyafetini teklîf ve ibrâm mugāyir-i şiʿâr-ı islâm olmağla bu hareket-i gayr-i marziyyesi (19-a) halʿini îcâb ve vesîle-i madde-i intihâb olmuşdur» dedikde «istihdâm-ı ecânib düvel-i sâirede âdet ve hattâ bu devletde dahi Tott Bey-zâde ve elyevm Tersâne-i âmire'de bu kadar hilâf-ı cins istihdâm olunmakdadır» dedikde re'îs efendi tarafından cevâb verilüp «Tott Bey-zâde ne hizmetde kullanıldığı mechûl ve tersânede istihdâm olunanlar kimi esîr ve kimi ecîr ve Şâhin Giray'ın Rusyalu ile olan muʿâmelesi güneş gibi zâhir iken miʿraz-ı istidlâlde tefevvüh olunan akvâl-i bî-esâs muhayyir-i ukūldür». Mersûm yine kelâma ibtidâr edüp «Devletimin ahde riʿâyeti Şâhin Giray'ın hânlıkda devâmına mevkūf olup ehl-i isyân ifsâdıyla bu keziyyeye dûçâr ve devletime ilticâsını inkâr etmem, mültecileri redd şân-ı düvele mûcib-i nakīsadır, ve o makūle âsîlerin müntehabları olan hân üzerine bu hareketlerini devletim tecvîz etmeyüp menʿ irâde eder» dedikde «Allâhu teʿâlâdan gayri umûrlarına kimse müdâhale etmesin» kaydıyla mukayyed olan maddeye bu kadar taʿarruz mugāyir-i şart değil midir?» denildikde elçi-i mersûm âhar sadede munsarif olup «Bahâdır Giray'ın intihâbından sonra devletimden bir tahrîrât geldi intihâb kazıyyesi devletimin mesmûʿu olucak Kırım usâtını defʿ ü ibʿâd ve Şâhin Giray'ı kemâkân ikʿâd eyleyecekdir. Zîrâ Aynalı-kavak musâlehâsının mebnâ-aleyhi Şâhin Giray'ın hân olmasıdır. Müşârün-ileyhi hânlıkdan azl ü halʿi sulh-ı merkūmun infisâhını mûcib olur. Hülâsa Şâhin Giray'ın hânlıkda sebâtı devletim indinde şerâit-i ahdden asıl olarak bir şart-ı kavî gibidir, infisâhını tecvîz etmeyiz». Yine re'îs efendi tarafından cevâb-ı müskit ile mukābele olunup (19-b) «hem Şâhin Giray'ı ikʿâd dâʿiyesinden fâriğ olmazsız ve hem ahdimizde sâbit-kademiz dersiz. Kelâmeyn beyninde tebâyün der-kâr olduğundan gayri Şâhin Giray'ın ikʿâdı dâʿiyesi giderek sulhün nakzını mûcib olur ise Rusya devleti anı dahi kabul edecek mi?» deyü îrâd eylediklerinde «işi Hakk teʿâlâ o derecelere îsâl etmesin» diyerek Şâhin Giray'ı ikʿâddan fâriğ olmayacaklarını ve iktizâ ederse sulhden dahi geçüp muhârebe ihtiyâr edeceklerini elçi-i mersûm işʿâr ve ol-vechile meclis hitâm buldu.
Attribution
Citation:
"Hulâsa-i ahvâl-i Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1782_008.html
Item Details
Title:
Hulâsa-i ahvâl-i Kırım ve vukūʿ-ı mükâleme bâ-elçi-i Rusya
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1197
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota