Vefât-ı Sadr-ı Rum-ı Esbak Mehmed Murad Efendi

Mûmâileyh bundan akdem tevcîh olunan Mekke-i Mükerreme emri vâsıl oldukta filhâl hükm-i cihân-bânîye imtisâl ve Şam'a doğru sevk-i semend-i istiʿcâl etmişidi. Hilâl-i râhda dûçâr olduğu envâʿ-ı mihen ve hubb-ı evlâd ü vatan vücûduna îrâs-ı ilel ve giderek maʿmûre-i vücûdu muhtel olup (89a) Şam'a duhûlünün altıncı günü bu avârız-ı dil-hırâş ile müteessir ve mürg-i rûhu sû-yı melekûta tâ'ir oldu. Tercüme: Müteveffâ-yı mûmâileyh Damadzâde Feyzullah Efendi'nin gurre-i ayn-ibtihâcı ve sadef-i ömrünün dürre-i tâbende ve vehhâcı olup bin yüz otuz târihinde kadem-nihâde-i âlem-i kevn ü fesâd ve şöhret ve nâmı münteşir-i cemîʿ-i emsâr ü bilâd olan Şeyh Murad Efendi'nin işâretleriyle nâm-yafte-i Mehmed Murad olup kırk târihinde rütbe-i hâric ile cumûʿ-ı müderrisîn-i kirâma dâhil ve altmışta Diyârbekir kazâsiyle rütbe-i mevleviyete vâsıl olup altmışsekiz sâlinde Edirne'de hâkim iken Mekke-i Mükerreme pâyesiyle dil-şâd ve yetmişbeşte İstanbul kādılığıyle ber-murâd ve dokuz mâh mikdârı hükûmet-i mezkûre ile taʿdîl-i dâd ü sitâd eder iken necm-i ikbâli karîn-i muhâk-ı idbâr ve debdebe ve tumturakiyle geşt-i bâzâr eylediği hâlde azli haberi şâyiʿ ve derhâl halefi olan Mehmed Âtıf Efendi'ye teslîm-i zimâm-ı hükûmet ile hânesine râciʿ olmuşidi. Seksen senesinde Anadolu sadâretiyle teskîn-i uvâm-ı mâcerâ ve seksenyedi târîhinde Rumeli sadâretiyle tertîb-i esbâb-ı izz ü alâ edüp "ecver min kādı-yi Sedûm" meselini bây ü gedâ hakkında gûyâ olmuşlar idi. Ne hâl ise tekmîl-i yevm-i maʿdûd ve melûf olduğu zevk u safâ ile tesmîn-i vücûd eyler iken merreten-baʿde uhrâ sadâret-i mezkûreye pânihâde-i iʿtilâ ve kabl-i inkızâü'l-müddet Gelibolu'ya nefy ü iclâ olunup Mekke-i Mükerreme'ye gider iken Şâm-ı şerîfte [Mısra]: Kezâlike tasferru baʿde'l-hudreti'l-veraku müsemmâ (89b) ve "Şecer-i sebzgûn-ı ömrî verak-rîz-i tünd-bâd-ı ecel" magzasınca diraht-ı eyyâm-ı zindegânîsi nigûn-sâr-ı sahrâ-yı zevâl ve fenâ oldu. Mûmâileyh hilye-i maʿârif ve ulûmdan sâde ve ihtisâ-yı akāra tabʿan mâil ve dil-dâde hânesi munâh-ı rekâib-i erbâb-ı ereb ve dâiresi muʿallel bi'l-garez olan kâr-ı düşvârın husûlüne min-akvâ's-sebeb olup bâlâda beyân olunduğu vech üzere birkaç mahalde sâhil-hânesi ve Âsitâne-i saʿâdet'te mükellef ve müteʿaddid hânesi olduğundan başka meclûbâtı vâsıl-ı rütbe-i kemâl ve cemʿ-i tefârîk ü emvâl ile der-âgūş-gerde-i şâhid-i âmâl olup evlâd u ahfâdı mütekâsir ve her biri bir nevʿ-i müştehiyâta rükûn ile mûmâileyhi mevzūʿ-ı bahs-i ekâbir ettikleri zâhir ise dahi [Mısra]: Ayb-ı men gufte velîkin hünerem nîz bigû. Mefhûmu üzere ednâ hukūku olanlara riʿâyet ve baʿzı bî-keslere bezl ü infâk ile tesliyet şânından olup taşralarda kâr-güzâr âdemleri istishâb ve katı çok kimseyi rehyâb-ı tîğ-i âteş-tâb etmişidi. Hüdavendigâr-ı esbak cennet-mekân Sultan Mustafa Han tâbe-serâhu hazretleri rey ü tedbîrini istihsân ile gavâmız-ı umûr-ı devleti ba'zen kendüsü ile meşveret ve çok maddede reyi isâbet ettiğinden olur olmaz kusûruna adem-i nazar ile her bâr mazhar-ı nevâziş ve rağbet buyururlar idi. "Hatta erkân-ı saltanat bâmdan şâma dek umûr-ı saltanatımı hulûs-ı kalb ile rüyet edüp evkāt-ı bakıyye-i yevmiyelerini baʿzı huzûza sarf ederlerse dahl etmem, Bârî teʿâlâ ile kendüleri bilür" kelimâtı lisân-ı güher-bârlarından terşîh eylediğini baʿzı mukarribleri nakl ü rivâyet ederler idi. (90a)
Attribution
Citation:
"Vefât-ı Sadr-ı Rum-ı Esbak Mehmed Murad Efendi", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_142.html
Item Details
Title:
Vefât-ı Sadr-ı Rum-ı Esbak Mehmed Murad Efendi
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1192
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota