Kaynarca'da zarûriyyü'l-ihtiyâr olan musâlaha şurûtundan serbestiyet-i Tatar maddesiyçün tarafeyn murahhaslarının yek-dîğere iʿtā eyledikleri
sened Âsitâne-i saʿâdet'de dahi tasdîk olunmak üzere iken Kırım halkı serbestiyet maddesinden zarâr-ı âcil fikriyle muztarib olup müteʿaddid mahzarlarıyla birkaç nefer-i müteʿayyin kimseyi Âsitâne-i saʿâdet'e irsâl ve defʿ-i mazarrat-ı serbestiyet ile Kırım hanları (6b) kemâfi'l-evvel Devlet-i aliyye tarafından nasb ve hutbe ve sikke ism-i sâmî-i şâhâne ile tezyîn olunup Sâhib Giray hanlık mesnedine ikʿâd olunmak mes'ûlâtına müteferriʿ baʿzı mevâdd bast u îrâd etmeleriyle maʿrûzâtları südde-i serîr-i aʿlâya arz olunup filhâl bir meclis-i hâfil inʿikādiyle husûs-ı mezkûr ulemâ-yi izâm ve ricâl-i devlet miyânelerinde müzâkere olunup kavm-i mezkûrun iltimâsları her ne kadar şurût-ı maʿkūdeye mugāyir ise dahi Rusyalu tarafına inhâ ve bu madde muhâlif-i hükmi şerʿ-i garrâ olduğuna binâen tesvîg-i şerʿ-i şerîf derecesinde temşiyet-i maslahata Devlet-i aliyye mecbûr olduğunu ifade ve inbâda fâideten-mâ husûlü mümkün olmazsa dahi bir nevʿ-i mahzûr hâtıra hutûr etmeyüp fürûʿâtiyle bu maddeyi müstakillen söyleşmek ve baʿzı şurûtta olan mübhemâtı hall ve îzâh etmek zımnında vâkıf-ı hâl bir kimsenin taʿyînini erbâb-ı ârâ meclisde tefevvüh eylediler. Evvel ve âhir vâkiʿ olan mükâlemâtın mezâyâsına ıttılâʿ-ı âcizânem zâhir olduğundan başka birkaç defʿa re'sen Rusyalu tarafına memûriyetim hasebiyle derece-i istikāmetime bi't-tecrübe âşinâ olan uzemâ-yi devletin baʿzıları memûriyetimi işrâb ve meclisde bulunan zevâtın sâiri dahi bu re'y-i müveccehi istisvâb etmişler idi.
Makām-ı sadâret-i uzmâdan zîrde âtiü'l-beyân olan mevâddı mutazammın tahrîrât ile Kırım cânibinden vârid olan mahzarlar yedime iʿtâ ve lisânen baʿzı mevâdd dahi tenbîh ve îsâ olunup hîn-i vedâʿda sît-i iştihârı münteşir-i aktâr ve umûr-ı (7a) külliye-i devlete re'y-i sakîm ve fikr-i akîm ile taʿarruz ve müdâhalesi bedîdâr olan Yazıcı Ahmed Efendi lisânen "size baʿzı madde sipâriş edecek” deyü Reisülküttâb İsmâil Bey Efendi ihbâr edüp yazıcı yerinde mûmâileyh ile mülâkāt olundukta münʿakid olan şurût-ı musâlâhanın cümlesine vazʿ-ı engüşt dahl ü taʿrîz ve esâs-ı muhâdenenin her rüknünü hedm ve tenkīz edüp "filân madde şöyle olsun ve serbestiyet bir veçhile kabûl olunmasın ve iʿâde-i harb iktizâ eyler ise de itsün" kelâm-ı gayr-i maʿkūlünü tekrîr edüp muʿâraza ve cedel tevlîd-i âfet ü hatar eyleyeceği mukarrer olduğundan bi'z-zarûre mümâşât olunup hücûm-ı veleh ve hayret ile kıyâm hengâmında “Bâbıâlî'den size verilen harc-ı râhdan mâʿadâ şevketlü efendimiz dahi iki bin guruş inʿâm ettiler" deyü âdemlerimize teslîm olunmasını tefhîm eyledi.
Fakīr der-akab re'îs efendiye gelüp mâcerâyı bast u takdîm ve mûmâileyhin tenbîhât-ı zâʿifesi mîr-i müşârünileyhi gāyetü'l-gāye te'lîm edüp maʿân sadrıazama keyfiyet beyân olundukta yazıcının tenbîh ettiği maddelerin ednâsı iʿâde-i harbi mûcib ve el-yevm Rusya Feld Mareşali Yaş'da mukīm olmak hasebiyle memâlik-i mahrûseye hücûm ve Devlet-i aliyye'yi muztarib eyleyeceği meczûm olmağla “Bâbıâlî'den size ne tenbîh olundise ol vechile edâ-yi hidmet ve mütabassırâne hareket eyleyesiz" deyü tekîd-i hâl ve sâl-i mezkûr Şâbânı'nın onyedinci günü Yaş tarafına sevk-i semend-i istiʿcâl ve rûz-ı hareketin onüçüncü günü kasaba-yi mezkûreye (7b) dâhil ve ihzâr olunan hâneye nâzil olduk.
Birkaç saatten sonra Rusya Feld Mareşali Romançof ile iltikā ve hâmil olduğumuz tahrîrât iʿtâ olunup tercümeye ihâle ile bir gün âsâyiş ve istirahatimizi îmâ eyledi. Ferdâsı bizi daʿvet ve feth-i derîçe-i sohbet edüp "devletinizin lisânen size ifâdesi nedir? Ve mugāyir-i şart kaleme aldıkları keyfiyet televvün ve nakz-i ahdi müstevcib değilmidir?" dediğinde fakīr cevâba âğâz edüp "serbestiyet-i Kırım maddesi esâs-ı saltanat-ı islâmiyye olan dîn-i mübîn ve şerʿ-i güzîne mugāyir olmamak içün iki üç seneden berü imtidâd-ı hurûb ve muhâsamet ve bu sebeble tarafeyn giriftâr-ı envâʿ-ı hasâret oldukları sizin dahi ayânen maʿlûmunuzdur. Şurût-ı ahidnâmede kavm-i Tatar'ın serbestiyetlerine halel gelmemek üzere umûr-ı mezhebiyyelerin ser-i diyânet-i Muhammediyye olan pâdişâh-ı İslâm tarafından şerîʿatleri muktezâsınca tanzîm ederler" deyü musarrah olup şerîʿat-i İslâmiyyede ictimâʿ-ı halîfeteynin imtinâʿı maʿlûm ve kavm-i Tatar'ın bu cihetle vücûb-ı bîʿatleri bir emr-i gayr-i mevhûm olup madde-i mezkûrede ke'l-evvel hutbede ism-i sâmî-i şâhâne ve baʿdehû nâm-ı hânî zikr olunup, Tatar serbest olmaları takrîbiyle müntehâbları olan hanı nasb ettiklerinde tebaʿiyyet-i dîniyyeleri taʿayyün etmek içün Devlet-i aliyye'den fermân ve teşrîfât gitmek maddeleri tasrîh olunmadığından ulemâ-yi Kırım taʿaddüd-i halîfeteyn kaziyesini ahâli-i kabâile işâʿat ve umûr-ı dîniyyelerine fesâd tatarrukunu beyân ile kavm-i mezkûru îkāz ve irşâd (8a) ve bu hutûb-ı lâzımü'l-ihtimâmı şerʿe tatbîk içün arz-ı mahzarlar ile Âsitâne'ye gelüp refʿ-i akīre-i feryâd eylediklerinden gayri mukaddemâ serbestiyete sûret-i rızâ irâ'etleri mâl u cân havfinden ve evlâd u ıyâlleri esîr olmak vehminden neş'et ettiğini beyân ve "bâ-husûs Yenikale ve Kılburun ve Kerş limanı Devlet-i aliyye yedinden intizâʿ olunmak lâzım gelür ise etrafımız mesdûd ve
rişte-i emniyetimiz maʿkûd olup giderek bu kaziyye ne netîce vereceği ezhân-ı âliye eshâbına meşhûd olup hâlimize rahm ve şefekat olunmadığı hâlde cümlemiz terk-i evtan ve memâlik-i mahrûsede ittihâz-ı mekân içün bize izn ü ruhsat ihsân olunsun" dediklerinde iddiʿâları umûr-ı diyânete müteʿallik olduğundan ulemâ-yı ʿizâm ile meşveret ve beher hâl şerʿ-i şerîfe mutâbakat bulunması emrinde yek-sâk-ı muvâfakat olmalarıyla bi-hasebi'ş-şerʿ kavm-i Tatar'ın mebʿûslarına cevâb vermekte Devlet-i Aliyye'ye acz ve ıztırâb târî ve merkūmların halecân-ı derûnların izâle ile serbestiyetlerin şerʿe tatbîk lâzime-i himmet-i mülk-dârı ve dindârı olup şöyle ki "mukaddemâ Yenikale ve Kerş limanı talebinden keff-i yedd ve bunlara bedel Kılburun kalesiyle iktifâ sûreti Prusya kralı tarafından der-i devlet-medâra tahrîr olunduğuna binâen Kılburun'a kanâʿat ve zikr olunan Yenikale ve Kerş'den ferâgat veyâhud bilakis tesviye-i maslahat ile kavm-i mezkûrun istihsâl-i emniyetine saʿy ü gayret eylemenizi sadrıazam hazretleri dostâne tarafınızdan memûl eder ve bu keyfiyeti inhâdan garaz-ı aslî, fesh-i mevâdd-ı musâlaha olmayup (8b) mücerred aʿzâr-ı şerʿiyyeyi beyân ve bu hatb-i cesîmi hüsn-i kālıba ifrâğ ile tekmîl noksandır" denildikte, Romançof cevâba âğâz ve "serbestiyet ve redd-i kılâʿ sohbetlerinde fî-mâ-baʿd îrâd-ı kīl u kāl abese iştigāl kabîlinden olup Prusyalu'nun vech-i muharrer üzere taʿahhüdü dahi fuzûlî ve Tatarların baʿzısı bu mağlatayı ettiyse dahi mağlataları tahrîke makrûn ve kavm-i mezkûrun ekserisi serbestiyetten memnûn olup devleteyn miyânında bunlar dâimâ ilkā-yı buğz u adâvet ettikleri, târihlerde mastûr ve serbestiyetleri sebeb-i râhat ve huzûr olacağı zâhirdir. Yâ mahlûliyyet-i hakîkiye veyâhud li-emrin-mâ han azli lâzım geldikte müntehâblarını nasb ve Devlet-i Osmâniyye tarafından tebrîki hâvî teşrîfât gönderilmekte beis yoktur. Ancak fermân irsâli iktizâ-yı mahkûmiyet ile serbestiyetlerini imhâ ve tavr-ı sâbıklarını ayni ile ibkā etmektir. Bu sûrette lafz-ı fermânın tasdik-nâmeye idhâli müteʿazzirdir" denildikte filhâl mukābele ve “serbestiyetin şerîʿat-ı Muhammediyye'ye vücûb-ı tatbîki bâlâda tafsîlen beyân olunmuşidi. Fermân hânlığın cevâzına izin kabîlinden olup ictimâʿ-ı halîfeteyn maddesi ancak bununla müntefî ve bu takdîrde taʿallülü vâhîdir" denildikte, “muhabbet-nâme yazılmasını tefevvüh edüp, muhabbet-nâme akrândan iki şahsın birbirine yazdığı kâğıda ıtlâk olunup, tesâvî-i elkāb tesâvî-i zevât îcâbiyle özr-i mezkûr alâ hâlihi kalmak iktizâ eder" denildikte “şu fermân lafzı mümkün değil, bir gayr-i taʿbîr bulunsun" dedikte, “nâçâr
semt-i muğālataya zehâb lâzım gelüp, fermâna bedel lafz-ı menşûr (9a) yazılsun" denildikte maʿnâsını tercümânlarından istifsâr ve mesfûr dahi "bu lafz muhabbet-nâme ile fermân meyânında müstaʿmel bir lafzdır" deyü maʿlûmât izhâr edüp filhâl sûret-i rızâ irâet ve hutbe ve sikke ve sâir mübhemâtın îzâhına mübâşeret ve tarafeynden kīl u kāl-i resîde-i serhad gāyet olup nihâyetü'n-nihâye mukaddemâ Devlet-i aliyye murahhaslarıyla karâr-gīr-i nizâm olan şurûtun baʿzı mevaddı tenkīh ve mübhem add olunan husûslar tıbk-ı irâde-i Devlet-i aliyye üzere tavzîh olunup tafsîli ahid-nâmede mastûr olduğundan tekrîr ve iksârdan tehâşî olundu. Bundan sonra kelâm Eflâk ve Boğdan maddelerine müncer olup memleketeyn kemâkân dâhil-i kabza-i tasarruf-ı devlet olup ahâlisinin âsâyiş-i hâllerine bâdî olan muʿâfiyât ve imtiyâzât-ı kadîmenin hıfz ve vikāyesini hâvî şerâit-i ahid-nâme cümleye işâʿat olunup izhâr-ı teşekkür ve îfâ-yi uhûdu şâmil istirhâmât zımnında Boğdan ve Eflâk memleketlerinden bi'l-ittifâk ikişer nefer boyarlar intihâb ve Âsitâne-i saʿâdet'e izhâb olunduğu bundan akdem bir kıtʿa mektûb-ı dostâneleriyle sadrıazam hazretleri tarafına ifade olunmuşidi.
Memleketeyn-i mezbûreteynin Devlet-i aliyye'ye redd ve teslîmi husûsunda murahhaslarımız ile akd ü temhîd olunan şurûtta iki senelik cizyeleri taleb olunmayup "baʿdehû cizyelerini mebʿûslarıyla teslîm ve cedd-i emced-i hazret-i şehriyârî Sultan Mehmed Hân tâbe-serâhu hazretleri devrinde mütemennî oldukları imtiyâzât ile kâmyâb ve tekâlîf-i muhdeseden siyânet olunalar" deyü beyân olunmağla kāʿide-i merʿiyye-i (9b) düvel üzere maddesi muʿayyen ve maʿlûm olan şurûtun ibkāsına müsâʿade olunup, imtiyâz-ı taʿbîr-i mücmelinden himâyet ve siyânet-i kâmileden gayr-i maʿnâ mütebâdir-i ezhân olmamağla ol dahi icrâ ve iltimâsları üzere Boğdan voyvodalığı Ligor'a tevcîh ve bu mukābelede bir akçe alınmayup âsâyiş ve himâyet-i reʿâyâ tarafına te'kîd olunduğu mukaddemâ makām-ı sadâretten cânib-i dostânelerine tahrîr olunmuşidi.
Âsitâne'de olan maslahat-güzârları "devr-i Sultan Mehmed Hân-ı râbiʿde mütemettiʿ oldukları imtiyâzât taʿbîrinin müfâd-ı memleketeyn boyarlarının intihâb eyledikleri kimse kayd-ı hayât ile voyvoda nasb olunmak maʿnâsını mutazammmdır" deyü iddiʿâ ve şurût ve ahidnâmelerde bu makūle lugaz ve muʿammâ misillü taʿbîrât-ı mücmele tahrîr, baʿdehû "maʿnâsı budur" deyü tefsîr-i mesbûk bi'l-misl olmayup ihticâcdan sukūtu
inde'l-kül müsellem ise dahi mebde-i saltanat-ı Osmâniye'den bu âna gelince tedvîn olunan vekāyiʿ-nâmelere mürâcaʿat olundukta katʿan bu makūle kayıd bulunmayup maʿnâ-yı mezkûre nazaran Eflâk ve Boğdan'ın Devlet-i aliyye'ye redd ü teslîmi, teslîm lafzı ve maʿnâ-yı tasarruf-ı Devlet-i aliyye'den ârî olmak iktizâ eyleyeceği zâhir olmağla "bu makūle el-gāzât ve mübhemât hall ü beyân olunmadığı sebebi ile bu taraftan verilecek tasdîknâme sûret-i te'ehhür kabûl eyledi" denildikte, Memleketeyn Devlet-i Osmâniye'nin mülk-i mevrûsu olup himâyet ve siyânetleri ve voyvodaların tecrîm ve tagrîminden vikāyetleri ve reʿâyânın râhatla kesb ü kâra iştigāllerinden hâsıl ve fürû-nümâniye devlete râciʿ olduğu mülâhazâtı mukaddemâ (10a) dostâne o tarafa ifâde olunduğundan gayri Memleketeyn bu seferler takrîbi ile mâl ü cân ve evlâd u nisvândan dûr olup bunlara bir nevʿi mükâfât-ı cinsiyet iktizâsiyle lâzım geldiğini imparatoriçe teemmül ve birkaç defʿa tekavvül etmekle himâyeleri iltizâm olunmuşidi. Maslahat-güzârın bu maʿnâlara tasaddîsi hilâf-ı şart olup "fî-mâ-baʿd izhâr-ı gılzet ve huşûnet ile miyâneyi tebrîdden fâriğ olması ve bu maddeyi mesâlih-i tarafeyne tevfîk ile rü'yet etmesi tarafına müekkeden tahrîr olunur” deyü hatm-i kelâm akabinde Devlet-i aliyye'nin büyük elçisi olan Abdülkerîm Paşa'nın Özi tarafından azîmeti tasvîb olunmuş, semt-i mezkûr iʿmâr ve âbâdânîden hâlî ve Devlet-i aliyye elçilerinin iʿtibâr ettikleri tarîkin hilâfı olmak cihetiyle hatt u tirhâlde zahmet ve meşakkat çekileceği tasavvur olunduğundan yine ke'l-evvel Leh derûnundan Kiev'e ve andan Peterburk'a gidilmek sûretini sadrıazam dostları lisânen tenbîh etmekle "bu maddenin dahi bu vechile temşiyeti mûcib-i mahzûziyetleri olur" denildikte, Leh'den Peterburk'a varınca reʿâyâ pâ-zede ve Özi'ye müsâmit olan Urhankrat ve Mirhorad ve sâir o tarîkde bulunan bilâd ve kasabât halkı tekâlif-i şâkkadan âzâde olmak cihetiyle mücerred elçi paşanın refâh u râhatı içün o taraf tercîh olunmuşidi. "Çünki böylece münâsib görülmüş, ol vechile amel olunur" deyü hatm-i kelâm eyledi. Mükâleme birkaç saat mümted olup tarafeynde sâmit ve kelâl müşâhede olunduğundan "kusûr maddeler inşâallah yarınki gün müzâkere olunur" diyerek (10b) meclisten nehzat ve sâkin olduğumuz menzile azîmet olundu. Bir günden sonra yine mülâkāt ve reisülküttâb efendinin seyr-i sefâin ve sâir mevaddı müşʿir tarafımıza irsâl eylediğin bir kıtʿa kāimesi hilâl-i tarîkde resîde olup hâvî olduğu husûsların müzâkeresine bed' ü mübâşeret ve Âsitâne'de mukīm maslahat-güzârın sû-i hareketi ve
devleteyni bir birinden tebrîd ile fesâd-ı niyyeti beyân olunup hattâ Eflâk ve Boğdan taraflarından gelen boyarları hânesinde habs edüp kapıya ofçiyal ile gönderdiğini ve Eflâk voyvodası tarafına varmalarını menʿ eylediğini ve üserâ mâddesi Rusya Devleti'nde rızâlarıyla tanassur eden ve kezâlik Devlet-i aliyye'de kabûl-i İslâm edenlerden mâ-ʿadâsı ıtlâk olunmak muʿâhede olunup bu cânibde bulunan üserâya baʿde's-su'âl rızâlarıyla İslâmiyeti ikrâr edenlerden mâ-ʿadâsı bilâ-tevkīf tarafına verilmekte iken tercümânı Gürciyü'l-asl şahs-ı nâdân “bilâ-su'âl üserâyı vermelisiz ve mukaddemâ beyʿ ü şirâ ile Âsitâne ve memâlik-i mahrûsede mevcûd olan Gürcü esirleri ale'l-ıtlâk tarafımıza teslîm olunsun" deyü izhâr-ı huşûnet edüp Gürcü üserâsı sinîn-i mütetâvileden berü Devlet-i aliyye'de ibtiyâʿ ile istifrâş oluna gelüp tevâlüd ve tenâsül sebebi ile infikâkları müstahîl ve şerîʿata müteʿallik mevâddan olmakla istirdâdı mûcib-i fitne ve bâʿis-i kāl ü kīl olup “binâberîn bu iʿzâz merkūma işʿâr olundukça mülzem olmadığından gayri li-ecli'ş-şikâye yaʿnî bu maddeyi sûret-i uhrâda hikâye için bu tarafa geldiğini Âsitâne'den bize tahrîr etmişler. Mersûmun (11a) îrâd edeceği maglatasına vücûd verilmemek ve Gürcü üserâsı istisnâ olunmak meşhûr olan insâf ve reviyetlerinden memûldür” denildikte, ahid-nâmeden hâric vazʿ u hareketten tevakkī etmek zımnında mukaddemâ maslahat-güzâra tenbîh olunup Gürcü üserâsı mâddesini umûma haml ile iddiʿâya tasaddî etmiş vâkıʿa tevâlid ve tenâsül sebebi ile evlâd-ı vâlideden fekk olunmak lâzım gelüp ferʿ ü asl-ı âteş-i hicrân ile sûz u güdâzdan hâlî olmayacakları zâhirdir. Bu mâddeden keff-i yed eylemesi maslahat-güzâra tahrîr olunup "mûcib-i nefret olan evzâʿdan menʿ ü zecr olunacağından başka tercümân dahi tedîb olunur" deyü rû-yi mülâyemet izhâr eyledi. Tahrîrât-ı mezkûrenin bir mâddesi dahi seyr-i sefâin olup bu mâddenin dahi müzâkeresine ibtidâr ve mukaddemâ Bahr-i siyâh'da topsuz ve tüfengsiz müteʿârif ve maʿlûm tüccâr sefîneleri ticâret etmek ve Bahr-i siyâh ve sefîdden vârid olacak Rusya sefîneleri Âsitâne'ye dek gelüp, Bahr-i siyâh sefînesi Bahr-i sefîd'e ve Bahr-i sefîd sefînesi Bahr-i siyâh'a tecâvüz etmemek ve nihâyetü'n-nihâye Bahr-i siyâh sefîneleri Marmara Deryâsı'nda Erdek taʿbîr olunur ada ve emsâli şîre hâsıl olacak adalarda güzâr edüp bir tarîk ile Bahr-i sefîd Boğazı'nı geçmemek nizâmı karar-dâde olmak üzere iken bi-kazâ-illâhi teʿâlâ zarûriyyü'l-inʿikād olan musâlahada ale'l-ıtlâk "sefâin-i Rusya bahreynde ve her türlü sularda geşt ü güzâr edeler" deyü şart ve "tasdîk-nâmeye kayd
olunmuş mâdde-i mezkûrenin mesâlih-i Devlet-i aliyye'ye mugāyereti müberhen olup bâdî-i Bahr-i Siyah'da âlât-ı (11b) harbiyeden hâlî ve tüccâra mahsûs sagīr ve sâde sefîneler i'mâl olunup Bahr-i Sefîd Boğazı'nı tecâvüz etmemek ve Bahr-i Sefîd'e sâir düvel gibi Rusyalu'nun her gûne sefîneleri icrâ olunmak nizâmını sadr-ı müşârünileyh hasseten tarafınızdan me'mûl eder" denildikte "sinîn-i vâfireden berü bezl-i mâl ve ifnâ-yi asker ettiğimiz iki maddenin husûlü ümidiyle olup biri serbestiyet ki fitne-i Tatar ile çektiğimiz mihnetlerden kurtulmak illetine mebnî idi. Ve ikincisi sâir düvel gibi tahsîl-i fevâid-i ticâret etmek idi. Bu iki maddenin bundan ziyâde sohbetini etmek me'mûriyetimden hâric ve sa'y etsem dahi bir semere hâsıl olmaz" deyü kat'î cevâb verdikten sonra Kırım Seraskeri Vezîr İbrâhîm Paşa'ya ve Bender muhâfızı Vezîr Abdülcelîlzâde Mehmed Emîn Paşa'ya ve mîr-i mîrândan İşbozlu Abdullah Paşa'ya tertîb olunup yed-i emânetime teslîm olunan harçlık ve esvâb Rusya feld mareşaline teslîm ve müşârünileyhim tarafına müsâraʿaten îsâli tefhîm ve bir gün sonra yedimize cevâb-nâmeler i'tâ olunup ruhsâ-yi sû-yi Âsitâne-i saʿâdet ve evliyâ-yi devlete tafsîl-i mâcerâ ile tekmîl-i me'mûriyet eyledik.
Lâhika: Bu hidmet-i âcizânem irâde-i Devlet-i ebed-müddete tevâfuk eylediğinden sadrıazam ve sâir erkân-ı devlet taraflarından mazhar-ı şâbâş ve tahsîn ve va'd-i mükâfât-ı âcile düçâr olduğum zahmet ve meşakkat teskîn olunup tenkîhât-ı mezkûre tasdîk-nâmeye idrâc ve sâl-i mezkûr Zilkādesi'nin yirmidördüncü günü Rusya maslahat-güzârı Bâbıâlî'ye ihzâr ve tasdîk-nâmeler (12a) mübâdelesi akabinde
Mihnet dîğeri keşîd ve işret dîğeri dîd
Müeddâsınca evvelâ reîsülküttâb efendinin bol yenlü aʿlâ bir sevb-i semmûr ile kadri i'lâ ve sâniyen maslahat-güzâra ve dîvân tercümânına birer ferve-i semmûr giydirilüp, maslahat-güzâr ma'iyetinde olan sır kâtibi ve tercümâna dahi birer ferve-i kakum iksâ olundu.
Sâhib Giray Han'ın çünki hanlığı karâr buldu, Mîr-i alem Mehmed Bey ile müşârünileyhe teşrîfât ve menşûr-ı pâdişâhî irsâl olunup, bu sebebler ile kulûb-i nâsda olan dağdağa ve ihtilâc zâil ve evliyâ-yi devlet memûnü'l-gāile dâd ü sited ve teʿâtî-i umûr ile müştagil oldular. İşbu mükâleme-i
mühimme vaktiyle medâr-ı kelâm-ı erbâb-ı nakz u ibrâm olur cezmiyle vekāyi'nâme-i devlete kaydı muktezî iken Enverî Efendi'nin adem-i zabtı ve bu tenkīhâtı tahammül-i meşakkat-i saht ile bu fakīr-i bî-baht kuvvetten fiʿle îsâl etmiş iken reis efendiye azv ü isnâdı kasd-ı müdâhene ile husûl-i devâʿî metâlib garazına mahmûl olduğu müsellem-i erbâb-ı ukūldür.
Vürûd-ı Kāsidân-ı Kabâil-i Tatar ve İstigāse-i ehl-i Kırım ve Memûriyet-i Fakīr bi-Tenkīh-i Mevâdd-ı Musâlaha
Attribution
- Citation:
- "Vürûd-ı Kāsidân-ı Kabâil-i Tatar ve İstigāse-i ehl-i Kırım ve Memûriyet-i Fakīr bi-Tenkīh-i Mevâdd-ı Musâlaha", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_004.html
Item Details
- Title:
- Vürûd-ı Kāsidân-ı Kabâil-i Tatar ve İstigāse-i ehl-i Kırım ve Memûriyet-i Fakīr bi-Tenkīh-i Mevâdd-ı Musâlaha
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1188
- Source:
- Mücteba İlgürel
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota