[introduction to metin]

(1b) Yârâb eserim kabûle şâyân eyle / Âzâde-i dahl-i ehl-i tuğyân eyle. / Târihimi mergūb-i enâm eyle beni / Ser-defter-i şehnâme-nüvisân eyle. Bismillâhirrahmânirrahîm Hamd ü dürûd-ı bî-ʻad lâ min haysü'l-aded ferd-i vâhid olan cenâb-ı Hâlikü'l-ümem ve Bârî'l-nesem hazretlerine olsun ki ahvâl-i mülûk-i mâziyeyi mutazammm nesâyih-i iber ve mikyâs-ı etvâr-ı siyer edüp adl ü dâdları sebebiyle zîr-i destân-ı cihânı gannûde-i pester-i emn ü emân ve kuvvet-i batş-ı be'sleriyle zaleme-i adîmetü'l-insâf ve cebâbire-i reddiyetü'l-evsâfı girîve-gerd-i beyâbân-ı hizy ü hazelân etmiştir. Ve-lev-lâ defʻu'llâhi'n-nâse baʻdahum bi-baʻdin le-fesedeti'l-ardu ve-lâkinne'llâhe zû-fadlin ʻale'l-ʻâlemîn. Ve salât-ı bî-hadd ü bisyâr ve selâm-ı bî-hasr u şumâr, ol teşrîf-yâfte-i levlâk ve serâser-i pûş ve mâ-erselnâke olan ser-hayl-i enbiyâ ve yeke süvâr-ı arsâ-i ıstıfâya cedîr ve ahrâdır ki şemşîr-i süreyyâ cevher-i cihâd ile ikrâr-ı vahdâniyet-i Hak'dan gerden-pîç tavk-ı istislâm olan abede-i cibt-i tâgūtî istisâl ve tedmîr ve kabûl-i cizyeden rû-pûş-i imtinâ olan muʻtekıdân-ı asnâm u ezlâmı kantara-i seyfden imrâr ile rehneverd-i vâdi-i cehennem ve bi'se'l-masîr etmiştir. Ve dahi hizebrân-ı eceme-i celâdet ve şîrân-ı gâye-i şecâʻat (2a) olan âl u tebâr ve ashâb-ı pür-sekîne ve vekārları üzerlerine olsun ki bârika-i esinne ve rimâhları hirmen-sûz-ı ehl-i küfr ü fesâd ve talîʿatü'l-hutûf olan eşiʻa-i suyûfları âteş-efrûz neyistân-ı ashâb-ı bagy u inad olup her biri Allah Allah fî ashâb-ı nevâziş ve iltifâtından hisse-mend-i hüsn-i iʻtibâr ve ashabî ke'n-nücûm bi-eyyihim iktedeytüm ihtedeytüm lutf u teveccühünden nâil-i aksâü'l-gâye-i şeref ve iftihâr olmuşlardır. Emmâ baʿdü merâyâ-yı ukûl-i mücerredât ve âyînehâ-yı nukûş-ı mugayyebât olan kulûb-ı erbâbü'l-bâba hafî ve müsterâb değildir ki maʿrifet-i eşyâ benî Âdeme min-tarîki'l-aklı ve'l-hiss müyesser olup cümle-i mahsûsâtın baʿzısı mubsarât ve baʿzısı mesmûʿât olduğu ecilden ahvâl-i âleme kemâ-yenbağî ıttılâʿ-ı dâhil-i hatt-ı imtinâ ve vâkıʿât u hâlât-ı âlem-i âlemiyânı bi'n-nefs müşâhede ve hayr u şerrine bi-tarîki'l-muʿâyene vâkıf olmak efrâd-ı beşeriyyeden şahs-ı vâhide mümkün olmamağla lâ-cerem ahvâl-i kâinâta ıttılâʿ ve usûr ve etvâr-ı ümeme vukūf-ı bî-kusûr evzâʿ u etvârlarını mutazammm tedvîn olunan kütüb-i tevârîhe tevaggul ve inkibâb ile hâsıl olacağı ve an-asıl ahbâr u istihbâr-ı cibillet-i beşeriyyede merkûz ve tıbâʿ-ı benî Âdem bu keyfiyet üzere mecbûl olduğuna binâen bu fende telîf olunan kütüb-i vekāyiʿ mütâlaʿasına müştagil olanların mücellâ-yı hâtırları zeng-i seâmet ve melâlden mücellâ ve zidûde ve bu vesile ile mâlik oldukları melekât kendülerini sâhib-i seyr-i sütûde eyleyeceği bedihî ve hâsseteyn-i semʿ u basar havâssın eşref ü aʿlâsı olup hiss-i basar mülâhaza-i hüsn-i suverden mahzûz ve münbasit olduğu (2b) misillü hiss-i semʿ dahi ahbâr-ı mülûk u selâtîn ve âsâr-ı pâdişâhân ve havâkîn mütâlaʿasıyla münşerih ve mübtehic olacağı zâhirdir. لا تشبع العين من نظر ولا السمع من خبر ولا الأرض من مطر. Ale'l-husûs mesâlih-i külliye-i âlem ve mehâmm-ı muhtelfetü'ş-şuʿûn-ı ümem re'y ü rü'yetlerine müfevvez ve müsellem olan kâr-fermâyân-ı sütûde-şiyemin bu ilme eşedd-i ihtiyâç üzere muhtâc oldukları kenâr-ı alâ-ilmdir. Zîrâ vakitlerinde vukūʿ-yâfte olan hayr u şerr ve nefʿ ü zarrın temşiyet ve defiʿne mükelleftirler. Ve bu fenn bâ-vücûd kesret-i fevâid-i sehlü'l-me'haz ve istihsâlinde külfet ve meşakkat ber-taraf olup sermâyesi hıfz u zabttır. Ve ukalâ dimişler ki “umûrda tecrübe fezâil-i benî-Adem'den maʿdûd ve ârâ-yı nâs bi-vâsıtati't-tecribe kemâl bulmak muhakkak ve meşhûddur”. Ve akl için hükemâ merâtib isbât edüp her birini birer ism ile tesmiye etmişlerdir. Cümleden biri akl-ı tecâribîdir. Sâir ukûlü tahrîr her ne kadar hâriç ez-bahs ise dahi teksîren li'n-nefʿ ve riʿâyeten-li'l-istidrâd îrâd olundu. Amma ba‘dü Hafî olmaya ki akl için merâtib-i erbaʿa vardır: Evvelkisi: Akl-ı heyûlânîdir ki idrâk-i maʿkūlât için istiʿdâd-ı mahzdır. Ve bu bir kuvve-i mahzdır ki fiilden hâlîdir. Ukūl-i etfâl gibi nefs bu mertebede heyûlâ-yi evlâya müşâbihtir. Öyle heyûlâ ki suverin küllîsinden fî hadd-i zâtihî hâliyedir. İkincisi: Akl bi'l-melekedir ki zarûriyyât bununla maʿlûm olur, ve iktisâb-ı nazariyyât içün nefsin istiʿdâdma ıtlâk olunur. Üçüncüsü: Akl-ı müstefâddır ki müdrik olduğu nazariyyât (3a) indinde hâzır olup bir haysiyet ile ki kendüden gāib olmaya ve kuvve-i kudsiyye akl bi'l-melekenin nihâyet mertebesine derler. Dördüncüsü: Akl-ı tecâribîdir ki tetebbûʿ-ı ahbâr nev ü kühen ve mütâlaʿa-i surûf-ı dûr ü zemen ile hâsıldır. Ve hükemâ demişlerdir ki ilm-i târih bir ilm-i celîldir ki tahtında nice fevâid muzmer ve müdrec olup müteahhirü'l-ahd olanlara mûcib-i ibret ve basîret ve bâʿis-i teşhîs-i hüsn ve su-i sîret olduğundan fazla insanı, vekāyiʿ-i dühûra vukūf ile mücerrib-i umûr ve müdebbir-i mesâlih-i cumhûr eder. [Mısraʿ]: وللماضي لمن بقي إعتبار ومن حيث اللغة تاريخ taʿrîfi evkāt maʿnâsına olup أرخت الكتاب يوم كذا yani اى عينت وقته demektir. Ve târihin aslı tevrîhtir. Tefʿîl bâbından ورخ ve-re-ha fiilinin masdarıdır. Her bir ilmin ibtidâ-yı emirde taʿrîf ve mevzûʿu ve garaz ve fâidesi maʿlûm olmak kavâid-i merʿiyyeden olup, emme't-taʿrîf-i ilm-i târih bir ilimdir ki maʿrifetiyle ahvâl-i tavâif ve ensâb-ı mevâlîd ve sanâyiʿ-i eşhâs ve vekāyiʿ ve hâletleri maʿlûm olur. Ve mevzûʿu enbiyâ ve mülûk ve hükemâ ve gayrilerin eşhâs-ı mâziyelerini idrâkdir. Ve'l-garaz-ı minhu zikr olunan ahvâlin keyfiyâtına vukūftur. Ve fâidesi ibret ve tenassuhdur. Ve ulemâdan baʿzıları ilm-i târihi taʿlîm ve taʿallüm derece-i vücûba mütekārib olduğun tasrîh edüp şu sebebden ki hifz-ı nizâm-ı düvel ve zabt-ı vekāyiʿ-i milel bununla hâsıl olup âyîn-i mülûk-i sâlife ve kavânîn-i selâtîn-i mâziye ve ânife min gayr-i habt ü halel mahfûz olduğu takdîrde maʿa'l-kıyâs ahkâmı düstûrü'l-amel (3b) ve vakt ü zemâna tatbîk-i hâl-i eslâf müntic-i fevâid-i kesîre olduğu berâhîn-i akliyye ile müstedelldir. Nakl olunur ki hulefâ-yı Abbâsiyye'den Kāim-Biemrillâh vaktinde ehl-i Hayber'den birkaç nefer müteʿayyinân Yahûd, Dârü'l-hılâfe'ye vürûd ve cizyeden muʿâfiyetlerini müşʿir bâ-hatt-ı Hazret-i Ali sened sûretinde bir varak-pâre ibrâz ve teyîden li'l-müddeʿâ ashâb-ı kirâmdan birkaç zâtın şehâdetlerini tahrîr ve zuʿmlarınca taraf-ı Hazret-i Risâlet-penâhî'den yedlerine iʿtâ olunduğunu iddiʿâ ve takrîr eylediklerinde senedleri nezd-i halîfede karîn-i kabûl ve cizyeden muʿâf ve müsellem olmaları bâbında ısdâr-ı menşûr sadedinde iken reisü'r-rüesâsı olan Ebü'l-Kāsım ibn Mesleme'ye şekk ve şübhe ârız olup işbu sened mevzûʿ ve gayr-i muʿtemed olmak desâis-i Yahûdiyye'ye nazaran her ne kadar zâhir ise dahi defʿan li'ş-şübhe müverrih-i ahd olan Hatîb-i Bağdâdî'ye bir kere arz olunmak enseb idüğün ifade ile halîfeyi tergīb ve işbu re'y-i sedîdi halîfe der-akab tasvîb edüp müşârünileyhi ihzâr ve hakīkat-i hâli istihbâr eyledikte bâdî-i nazarda sened-i mezkûr müzevver ve masnûʿ olduğun takrîr ve müddeʿâları bâtıl ve senedleri ihticâcdan âtıl olduğunu beyân ile mesnedini şöyle tenvîr eyledi ki, sened-i merkūmda muharrer olan şuhûddan Hazret-i Muâviye Hicret-i nebeviyye'nin dokuzuncu senesi yevm-i fetihde şeref-i İslâm ile benâm ve Hayber'in fethi Hicretin yedinci sâlinde vukūʿ bulduğu mesbût-ı mecelle-i vekāyiʿ-nüvîsân-ı enâmdır. Kezâlik Saʿd bin Muʿâz Hazretleri dahi mâ-beynü'ş-şuhûd (4a) muharrer ve mevcûd olup müşârünileyh ise Hicretin beşinci senesi yevm-i Hendek'de cisr-i âlem-i fânîden güzer ve cânib-i illiyyine sefer edüp tevârih-i muhtelifeden hâsıl olan tefâvüt hasebiyle senedin mevzûʿiyyet ve butlânı zâhir ve müddeʿîler vechen-mine'l-vücûh cevâba kādir olamadıklarından sened-i mevzûʿları şakk-gerde-i enâmil-i redd ve dervâze-i iddiʿâları yed-i sadd ve iʿrâz ile sedd olunup ahz-i cizye için müceddeden taʿyîn-i ricâl ve fâzıl-ı mezkūrun işbu adâlet ve ıttılâʿ-ı mûcib-i füzûnu beytülmâl olduğu ve fenn-i târîhin şeref ve lüzûmu bundan maʿlûm olacağı muhtâc-ı delîl ve nazar değildir. Lâ-cerem şems-i tâbân-ı Devlet-i aliyye mefârık-ı ibâda zıll-i efgen-i adl ü dâd olaldan berü mülûk-i sütûde-sülûklerinin fenn-i târîhe riʿâyet ve rağbetleri nümâyân ve zâhir ve hasret-keş-i mülûk-i âfâk olan siyer ve âsâr ve gazavât ve ahbârları fî-küll-i yevm zabt olunmağla aktâr-ı kāsıye ve dâniyede şöhret ü şânları resîde-i rütbe-i tevâtür olup binâberîn bu hidmet-i seniyyeye her asırda bir münşî-i yegâne memûr ve her biri şahsına mahsûr olan reftâr u edâ ile izhâr-ı hünerde meşhûr olmuşidi. Hoca Sa'deddîn Efendi'nin yazdığı târih “sihr-i helâl” kabîlinden olup ancak inşâsı bu vaktin erbâb-ı maʿârifine beşîʿ görülüp filhakika "taʿdîl-i kavâfî” zımnında mükerrerâtı hadden efzûn ve Türkî ve sâde ebyât ile târihi memlû ve meşhûndur. Âlî Efendi ise kelimât-ı gayr-i me'nûse istimâline mecbûr ve zabt ettiği vekāyiʿ “halâvet-i lafziyye” ve “letâfet-i maʿneviyye”den dûr olup (4b) Solakzâde ve Neşrî ve Oruç Bey ve Haddâdî ve Malkoçzâde'nin âsârları dahi âmiyâne ve rekîk ve anlardan sonra gelenler dahi vâdî-i mezkûrda anlara müsâhim ve şerîk olup Naʿîmâ merhûm Şârih-i Menârzâde'nin kemâl-i vukūf ile Enderûn-ı Hümâyûn'da cemʿ ettiği vekāyiʿi tertîb ve ilhâkāt-ı mühimme ile tebvîb edüp târih-i hoş-âyende-i tıbaʿ-ı hâss u âmm ve halefi olan Râşid Efendi ve Çelebizâde Efendi dahi bir târih-i mümtâz yazup âsâr-ı belîgāneleri pesendîde-i enâm olmuşidi. Bunlardan sonra zabt-ı vekāyiʿ edenlerin halleri târihlerinden zâhir u nümâyân ve habt u halel ile âmîhte olan müdevvenâtları fenn-i inşâda mahâreti olanlara rûşen ve ayân olup nevbet-i zabt-ı vekāyiʿ takdîr-i Rabbânî ile bu fakîr-i kem-bidâʿaya müyesser oldukda ne sâde ve ne muʿakkad bir tarz-ı bedîʿ ihtiyâr ve münâsebet geldikçe âharların adem-i maʿlûmât ile iltizâm etmedikleri nasâyih u fevâid ve hikmet-i ilmiyyeden müstenbat baʿzı kavâʿid tahrîriyle tekmîl-i makāsıd edüp hüdâvendigâr-ı sâbık cennet-mekân zamânında muhassenât-ı târihim pûşîde ve mestûr ve kadr-i kemterânem bilinmemek ile mağdûr olmuşidim. Serîr-i hilâfet ve erîke-i saltanat zât-ı bî-hemâl-i şâhâne ile kesb-i zînet ve alem-i âlemiyân kudûm-ı meyâmîn-i lüzûm-ı hidîvâneleriyle kesb-i mâye-i sürûr u behcet eyledikde, refte refte âsâr-ı âcizâneme imrâr-ı nazar ve sebk-i elfâz ve ihtirâʿ-ı meʿânîde olan tefettün ve mahâretim maʿlûm-ı hümâyûnları olmak hasebiyle kadr u iʿtibârım zerreden kemter iken vüfûr u mekârim-i dâverâneleriyle felek-i şemse beraber olup beyne'l-akrân rütbemi terfîʿ ve bilâ-infisâl (5a) atâyâ-yı şâhâneleriyle dâire-i taʿayyüşümü tevsîʿ ve dâʿiye-i şevk-i dem-be-dem ihtirâʿ-ı maʿnâ ve ibdâʿ-ı terâkîb-i sâdıkü'l-fehvâya illet-i akvâ olup altmışaltı târihinden seksensekiz senesi evâiline dek Devlet-i aliyye'lerinde vukūʿ-yâfte olan ahvâl-i tahbît-i vekāyiʿ nüvisân ile resîde-i derece-i izmihlâl olduğuna binâen vekāyiʿ-i mezkûre yerlü yerinden ala-vechi't-tahkīk cemʿ ve telfîk ve müceddeden kaleme alınarak tanzîm ü tensîk olunması bâbında bundan akdem emr-i hümâyûnları şeref-sudûr ve bu hidmet-i mûrisü'l-mefharete bu abd-i kesîrü'l-kusûr memûr olmuşidi. İfâ-yı memûriyete teşmîr-i sâʿid-i ihtimâm ve nice hakāik derciyle târîh-i mezkûr itmâm olunup, Dârü't-tıbâʿ-ı âmirelerinde tabʿ u temsîl ve birkaç mâh zarfında tekmîl olunup, heves-kârân-ı semt-i inşâ ve taleb-kârân-ı vukūf-ı ahvâl-i aʿlâ ve ednâ olanlar hâhiş-i tâm ve şevk-i mâ-lâ-kelâm ile birer nüshasını istimlâke tâlib ve re'is-i Dârü't-tıbâʿ-ı âmire hücûm-ı hâhişkerân sebebi ile teclîd ve îsâlde mübtelâ-yı metâʿib olup bu himmet-i cihânsûd-ı şâhâne cümleyi memnûn ve mesrûr ve füzûnu aʿvâm-ı ömr ü şevketleri daʿvâtına mecbûr eyledi. Umûm-ı nâsda olan rağbet-i hâhiş mesmûʿ-ı hümâyûnları olmaktan nâşî seksensekiz evâilinden sâl-i cülûs-ı cihândârîleri olan ikiyüzüç senesine gelince vâkiʿ olan ahvâl-i devlet ve vukūʿât-ı saltanat tenkīh ü ıslah ve zevâid-i mâ-lâ-yaʿnî ıtrâh olunup cild-i sânî iʿtibâriyle tabʿ olunmak bâbında irâde-i menâyih ifâde-i mülükâneleri taʿalluk eylediğine binâen emr-i cihân-mutaʿa imtisâl (5b) ve vekāyiʿ-i mezkûrenin tertîb ve tashîhine iştigāl olunup, iltizâm-ı vakt hasebiyle tahrîr olunnan baʿzı mevadd, ber-minvâl-i meşrûh cerh ve taʿdîl ve katı çok nevâdir-i ahbâr ve havâdis-i garîbe-i rüzgâr ve kavâid-i mülkiyye ve mesâil-i hükmiyye derciyle inşâallah tekmîl olunup, mukassem erzâk dâʿîl ü cesîm olan atebe-i gerdûn-ı mertebe-i şâhânelerine arz u takdîm olunur. [Arapça İbare:] واسئل الله الاعانة فيما اطلب وادوم بحرمة من له المقام المعلوم
Attribution
Citation:
"[introduction to metin]", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1774_001.html
Item Details
Title:
[introduction to metin]
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1188
Source:
Mücteba İlgürel
Format:
text/plain
Language:
ota