Fazl ü şeref ile beyne'l-mülûk şöhret-nümâ olan Hüseyin Baykara'ya baʿzı nüdemâsı: “Niçün mülûk-i sâlife gibi hayr ile yâd olmağa vesîle olan ebniye-i ʿâliye ve hânkâh ve cevâmiʿ ve ʿibâdet-gâh ihdâsına meyl etmezsiz” demişler ʿİmâret ü binâ lâ-mehâle seng ü türâbdan müretteb ve hişt ü lebîneden mürekkeb olup, mürûr-i zemân ile müşrif-i harâb ve eczâ ve esâsı hem-seng-i türâb olacağı zâhirdir. Şöyle ki, kurâ ve musakkafât rabtıyla, ru’yet-i umûruna mütevellî ve nâzır nasb olunsa dahi o makūleler vakfı me'kel ittıhâz edüp, zemân-ı yesîrde merbûtât-ı vakf, mütevellîye hâs ve nâzıra ʿillet-i ihtisâs olup, fikdân-ı mâl ile ebniye-i münderisenin binâ ve taʿmîri müstahîl ve çok geçmeden ıtlâl ve âsârı bile mütegayyer ve tebdîl olacağı hayrât-ı eslâf ve ʿimârât-ı eşrâfdan nümâyândır. Binâ'en ʿalâ zâlik, bir nüsha-i kübrâdan ibâret olan vücûd-i erbâb-ı fazl ü ʿirfânı terbiye ve mutarrah-ı eşiʿa-i tecelliyât-ı İlâhî olan şecere-i pür-semere-i istiʿdâdlarını âb-yârı cûd ü ihsân ile her bâr tenmiye ile taʿmîr-i kulûblarını iltizâm etdiğimizden, ʿunvân-ı teʼlîf ve dîbâce-i tasnîflerin ismimiz ile tezyîn ü tevşîh edüp, bekāy-ı edvâr ile bu âsâr pâyidâr ve dâmen-i kıyâmete dek nâmımız zebân-zed-i sıgār ü kibâr olduğu âşikârdır. Nazm:
Hünere terbiyyet gerek hünerin
Terbiyyet fi'l-hakīka ʿilletidir
Her hüner kim cihânda buldu vücûd
Padişâh-ı zemâne himmetidir,
mefhûmuna mülâyim serd-i delîl ü ʿillet ve ikāme-i bürhân ü hüccet eylediğinden gayri, zikr olunan hayrât-ı celîle mütevellî ve nâzır tekellüfünden ʿârî ve ebniye-i ʿâliyeye târî olan tezelzül ve indirâsdan sâlim ve mütevârî olduğunu beyân ile redd-i cevâb eylediği muʿteberât-ı tevârîhde mestûrdur.
Şehriyâr-ı cemîlü'l-âsâr dâme-mâ-dâme'l-felekü'd-devvâr hazretlerinin himmet-kûh-endâz-ı mülûkâneleri bu iki haslet-i haseneyi kâfil olup, şöyle ki, iʿlâ-i kelimetullâh niyyet-i hâlisasıyla [M2 314] tertîb buyurdukları cünûd-i muvahhidîne mahsûs birkaç mahalde refîʿu'l-bünyân ve rasînu'l-erkân ebniye ihdâs ve levâzım u havâyiclerin bâligan mâ-belağ tanzîm ile gazâ vü cihâda igrâ vü ihsâs buyurduklarından fazla, fünûn-i
riyâzıyyeyi teʿallüm ve birkaç seneden berü gāyet-i sınâʿiyyesi hârice çıkan fenn-i cedîd-i muhârebeyi kavlen ve fiʿlen tefehhüm içün müteʿaddid devâyir-i ʿâliye bünyâd ve tevârîh ve sâyir tabʿ ve temsîle münâsib kütüb-i âliye içün Üsküdar'da mükellef Dârü't-tıbâʿ-ı ʿâmire îcâd buyurup, Hüseyin Baykara'nın mâ-bihi'l-iftihârı olan keyfiyyet ki, terbiye-i erbâb-ı meʿârifden ʿibâret idi. Ol dahi zemân-ı mülûkânelerinde bi-kemâlihâ vücûda gelüp, erbâb-ı tesânîf ü hüner-verân haklarında cilveger-i meclây-ı bürûz olan iʿtibârât-ı mülûkâne ve menâyih-i Şâhâneleri cihândârân-ı eslâfın birinden mesbûk olmadığı mütetebbiʿân-ı safahât-ı ahvâl-i mülûke müstebândır. ʿAle'l-husûs bu ʿabd-i nâ-tüvân leked-kûpî-yi hüssâd-ı tarîk ile üftâde-i çâh-ı mezellet ü hevân ve sigar-ı sinnimden berü tahsîl ve tecribe etdiğim meʿârif ve ahvâl-i zemân, nühüfte-i tâkçe-i nisyân olmuşiken, enzâr-ı şâmilü'l-aktâr-ı Hüsrevâne'lerinden nâm-ı ʿâcizânem bilinecek kadar kesb etdiğim teveccüh-i hümâyûn, meleke ve kābiliyyetimi yevmen fe-yevmen efzûn edüp, zebân-ı sârimîyyü'l-bürhân-ı hamım fesîh u talîk ve safahât-ı târîhim evrâk-ı gül-i mutarrâ gibi dil-âvîz ü enîk ve belki şöhretleri ʿâlem-gîr olan Vassâf ve Hâce-i Cihân-âsârı gibi müsellem-i erbâb-ı îkān ü tahkīk olup, Devlet-i ʿaliyye'de bu âna dek neşv ü nemâ bulan müverrihler ise kimi taʿkīd ve iğlâz-ı kelâm ile merâmı ibhâm ve kimi bu fenn-i celîlde dermân-de-i fark-ı nakz u ibrâm olarak kavl-i rekîk ve maʿkûs ve elfâz-ı hoşî ve gayr-i me'nûs ile sarf-ı midâd ve teksîr-i sevâd ve mevzûʿ-i fenn-i târîh olan fevâyid-i mülkiyye ve dekāyik-i hikemiyye ve hakāyik-i etvâr-ı kevniyyeyi ʿadem-i iltizâm ile muzga-i efvâh-ı erbâb-ı haysiyyet ü istiʿdâd ol-muşlardır.
Bu ʿilm-i kesîru'l-menâfiʿa kemâl-i teveccüh ve ikbâl-i Şâhâne derkâr olduğundan, bu cârûb-keş âsitân-ı devlet rûz-efzûnları olan ʿAbd-i kem-bizâʿa şeb ü rûz iʿmâl-i dekāyik-i fikriyye ile mülk ü devlete müfîd tavr-ı ʿatîk u cedîdi bi'l-münâsebe sahîfe-zîb-i tahrîr ve fevâyid-i ahlâk ve hikmet-i ʿilmiyye usûlünü derc ile cemʿ-i fâyideteyn maslahatını nigâşte-i levha-i tastîr edüp, [M2 315] müdebbirân-ı pür-kâr-ı umûr-ı sagīr u kebîr olan erbâb ü re'y ü tedbîr âsâr-ı kemterânemden iltikāt-ı cevâhir-i meʿânî ederek, her biri ʿasırlarında ʿilm-i müfred gibi münâdî ve bi'l-mukāyese feth-i kilîd-i müb-hemât-ı umûr ederek, beyne'l-akrân mümtaz ü müstesnâ olacağı ke'ş-şemsi fî ʿanâni's-semâ zâhir u hüveydâdır.
Hakk-ı ʿâcizânemde her bâr zuhûr eden ʿatâyây-ı Şâhâne ki, bir devirde müver-rihân-ı düvel haklarında levha-tırâz-ı sünûh olmadığı mütehakkiku's-sübûttur. Leyl ü nehâr dâʿiye-i şevkimi tehyîc ve kalây-ı bî-behây-i hüner ü istiʿdâdımı altmış altı târîhinden iki yüz on yedi târîhine gelince, yaʿnî elli bir seneden berü Devlet-i ʿaliyye-i ebediyyü'l-ittisâlde vukūʿ-yâfte olan havâdis-i yevmiyye ve zuhûrât-ı kevniyye nesk-i vâhid üzere çekîde-i kalem-i nâdire-rakamım olup, inşâʾallâhü Teʿâlâ bundan sonra niçe sinîn ü sâl o Pâdişâh-ı ferhunde-fâl ve ol Şehinşâh-ı sürûşî-hısâl hazretlerinin şehnâme-i sitâyiş ü medîha ve zemân-ı saʿd-iktirânlarında nümûdâr olan âsâr-ı sahîhaların fikret-i
sahîha ve safvet-i karîha ile nakş-perend-i tahrîr etmek eltâf-ı İlâhiyye'den müstebʿad değildir.
Hemân cenâb-ı Müsebbibü'l-esbâb Teʿâlâ zâtühû ʿani'ş-şekki ve'l-irtiyâb Hidîv-i zemân ve İskender-i devrân Hûşeng-hûş eferr-i âsiyâb-ı cüyûş Sultânu'l-berreyn ve'l-bahreyn el-müştehir bi'l-ʿadli ve'l-ihsân fi'l-hâfikayn halîfetullâh fî-arzıhî el-kāyim bi-vâcibihi ve farzihî hazretlerini ilâ âhiri'l-edvâr serîr-i saltanatlarında ber-karâr edüp, aʿdây-ı devletlerini kuvve-i kāhire-i İlâhiyyesi'yle müdemmir u makhûr ve zîr-i sâye-i himâyet-i ʿadâletlerinde olan tüvânâ vü fukarâ ve reʿâyâ vü berâyâyı tûl-i ʿömr ve füzûnî-yi şevketiyle mesrûr ede âmîn.
Kemmele hâza't-târîhu'l-cedîd ve'l-eseru'l-müfîd el-müsemmâ bi-Mehâsini'l-Âsâr ve Hakāyiki'l-ahbâr li-Ahmed Vâsıf Efendi el-Müverrih fi'd-devleti'l-ʿaliyyeti'l-ʿOsmâniyyeti lâ-zâlet mahfûfeten bi-te'yîdâti's-Samedâniyye bi-maʿrifeti'l-Fakīr ilâ âlâ'-i Rabbihi'l-Kadîr ʿAbdurrahmân el-Müderris ve'r-Re'îs bi-Dârı't-tıbâʿi'l-ʿÂmire ve zâlike fî ʿâm tisʿa ve ʿaşere baʿde'l-mi'eteyn ve elf fî şehr-i şaʿbânil-muʿazzam.
Hâtime
Attribution
- Citation:
- "Hâtime", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_964.html
Item Details
- Title:
- Hâtime
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1187
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota