Ebrâr-ı güzeşte-gâna lâhık olan Hudâvendigâr-ı sâbık hazretleri bin yüz yirmi dokuz senesi saferul-hayrında Sultân Ahmed Hân ʿaleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân hazretlerinin sulb-i pâklerinden mahmiyye-i Edirne'de müşrif-sâz-ı ʿâlem-i vücûd ve zî-bende-i serây-ı huzûr u şuhûd olup, [M2 280] ʿömr-i nâzenînleri kırk üç senesi râddesine mütenâhiz oldukda, ʿammî-zâdeleri Sultân ʿOsmân Hân hazretlerine halef ve tâc ü taht-ı Mülûkâne'ye bâʿis-i efzâyiş-i ʿizz ü şeref olmuşlar idi. Evâyil-i saltanatları eyyâm-ı sûr gibi mürûr ve sâye-i saltanatlarında herkes ihrâz-ı hisse-i sürür etmişiken, Moskov seferi bi-takdîrillâhi Teʿâlâ zuhûr edüp, leyl ü nehâr iʿlâ'-i kelimetullâha meşgül ve niçe hazâyin ü defâyin sarfıyla, zümre-i müşrikîni tâb-ı tîg-i maskūl ile mahzûl etmek irâdesinde iken, nazm:
İzâ'l-mekâdîru lem tusbih müsâʿadeten / ʿAlâ bulûgi'l-münâ lem tenfeʿu'l-himem mefhûmu üzere saʿy ü himmetleri hebâ ve ihtilâf-ı kelime-i ru'esâ ve ʿadem-i vefâdârîyi erbâb-ı vegā ile gûn-be-gûn dil-şiken-i fikr ü ezâ ve giderek bu hâlet vücûd-i ʿâlem-sûdlarına te'sîr ve târîh-i mezkûrda terk-i tâc ü serîr ve mücâvir-i rahmet-i Hayy ü Kadîr oldular. On altı sene dokuz mâh hükümrân-ı mülk-i ʿOsmânî ve dilsîr-i niʿmet-i zindegânî oldu. Şehriyâr-ı mağfûr bir Padişâh-ı Felâtûn-dirâyet İskender-himmet, Edhemî-sîret mâyil-i hayrât ve rağib-i müberrât yemm-i kerem ve mekādir-şinâs ve mürebbî-yi efâzıl-ı nâs muhtebir-i ahvâl-i ʿâlem ve mücerrib-i etvâr-ı ümem vücûd-i iktidâr ile hamûl u sâbir ve ʿafv-i müsî' ile celb-i havâtır eder bir Şehriyâr-ı cemîlu'l-me'âsir idi.
Cüz'iyyât-ı ʿulûma meyl-i Şahâne'leri derkâr ve bu vesîle ile nîçe gümeşdegân, rûzgâr-ı zemân-ı bâ-emânlarında resîde-i hayyiz-i iʿtibâr olup, hattâ Mağrib halkı bu fende mâhir olmak cihetiyle, Fas Hâkimi'ne mahsûs nâme tahrîr ve mazmûnunda cemîʿ-i mugayyebâtın ʿilmi, zât-ı ecell ü aʿlâya mahsûs olup, ancak evkāt-ı sâʿât leyl ü nehârı tesvîğ-i şerʿ derecesinde ehâlî-yi İstanbul'a neşr içün bir şahıs irsâlini tezkîr buyurdukları, fenn-i mezkûre kemâl-i rağbetlerini mü'eyyeddir. Erkân-ı saltanat ʿale'l-ʿumûm sulha rağbet ve murahhaslar taʿyîni ile katʿ-ı sulh mâddesinde bî-şekk ü raybet iken, Hudâvendigâr mebrûr tebessüm ile ʿadem-i inʿikâdını işrâb ve: “Zemânımızda sulh bu kadar” deyü hitâb buyurduklarında, nevâdîy-i hâssu'l-hâslarına mahrem olanlardan biri: “Çünkü çehre-i kifâh mir'ât-ı ʿâlemde sûret-bend-i salâh olmayacağı meczûm-i Şâhâneleridir, yâ niçün murahhaslar irdâf ve levâzım ve havâyiclerine mâl bî-gâye itlâf olunur” dedikde: “Ve-kâne emrullâhi kadaran makdûra” [M2 281] buyurduklarını Yenişehirli ʿOsmân Efendi şifâhen baʿzı havâssa ifâde eylediği meşhûrdur.
Terceme-i ân-Pâdişâh-ı mağfûr
Attribution
- Citation:
- "Terceme-i ân-Pâdişâh-ı mağfûr", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_921.html
Item Details
- Title:
- Terceme-i ân-Pâdişâh-ı mağfûr
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1186
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota