Vakt be-vakt ümerây-ı Mısrıyye'den bir şahs-ı zenîm kesb-i tehayyüz-i ‘azîm ederek, sâyir ümerâya gâlib ve teksîr-i hadem ü haşem ile Mısır hakkında zebân-zed-i nâs olan "Ve hiye li-men galeb" hükmünü ihtilâsa mugrem ü tâlib olup, Haremeyn-i şerîfeyne müretteb olan gılâl ve nefs-i Mısır'da edâsı lâzım gelen idrârât ve Devlet-i ʿaliyye'ye beher sâl takdîmi muʿtâd olan irsâliyye ve sâyir matlûbâtı bi-ecmaʿihâ nüfûs-i habîselerine tahlîs ve hevâdâr ittihâz eyledikleri eclâf-ı bî-insâfa ber-vech-i maktûʿ tahsîs eylediklerinden başka, zâhirde Devlet-i ʿaliyye'ye münkād ve bâtında her biri bir hasm-ı müstemirrü'l-ʿinâd olup, vülât-ı ʿizâma izhâr-ı ʿisyân ve ʿazl ü nasbları yed-i bâtışalarında olmak hasebiyle, mazarrat-ı tâkat-güzârlarından lerzân ve hîn-i hükûmetlerinde insılâb-ı esbâb ile hall ü ʿakde kudret-yâb olamayup, biz-zarûre re’y-i sahîf ve hükm-i zaʿîflerine râm ve vikāye-i ʿırz u şân ile müddetlerini ber-vech-i sühûlet itmâma kemer-bend-i ihtimâm [M2 213] olurlar idi.
Merkūmları mâlikleri olan zaʿîfu'l-edyân ve hadîsü'l-îmân kimseler hîn-i ibtiyâʿda şurût-ı İslâmiyye'yi taʿlîm ve mefrûzât-ı edâya kifâyet edecek kadar meleke vü kābiliyyet şurûtunu takdîm lâzım iken, hemân o gün ʿilm-i fürûsiyyet ve ahz ü fetk semtlerini teʿallüme sevk u delâlet ve anlar dahi şeʿâyir-i İslâmiyye bundan ibâret olduğunu cezm ile fart-ı cehâlet ü gabâvetden evâmir-i Bârî'yi terk ü rafz ve ehl-i İslâm'a farz olan itâʿat-i uli'l-emrden çeşm-i basîretlerini iğmâz edüp, hattâ şehrîlerden biri seyâhat kasdıyla Mısır'a varup, halâvet-i savtı hasebiyle vaktin Şeyhu'l-beledine imâmet içün sevk olundukda, lahn-ı İstanbul'a âşinâ olmak içün merkūmu İmâm ve sadây-ı bülend ü hazînini mâye-i şevk u garâm etmişidi.
Yevm-i mezkûrda mîr-i mezbûr kölelerden birini Hazînedâr ve yedine teslîm-i zimâm-ı mâl ü ʿakār edüp, nemâz vakti geldikde, cemâʿatle edây-ı farîzaya kıyâm ve imâm dahi cümleye tekaddüm ile nemâzı kılup, taşra çıkar iken Hazînedâr-ı cedîd İmâm'a hitâb ve: "Veliyy-i niʿmetimiz olan mîr-i muhteşemin niçün ilerüsünde bulunup, terk-i hürmet eyledin! Bir dahi bu vazʿ-ı nâ-bercâya cesâret eylediğin hâlde seni tuʿme-i şîr-i şemşîr edeceğim muhakkakdır” deyü, serzeniş ü ʿitâb eylediğini bî-çâre İmâm Bey'e hikâyet ve imâmlar muktedâ ve nemâzda cümleye pîşvâ olduğunu ifâde ile hazînedârın defʿ-ı savlet ü mazarratını ve yâhûd imâmetden ʿafvını recâ eyledikde: “Hazînedâr yabâne söylemiş; tenbîh ederiz, lâkin sen dahi İmâm pek ilerüye geçüp, hetk-i perde-i hürmet ve beyne'l-hadem kesr ü şân ü menzilet edeyorsun” deyü tevbîh eylediği meşhûr ve mâlik ü memlûkün ahvâli ve bunların derece-i nâdânı ve cehâletleri bu kıssadan maʿlûm-i erbâb-ı şuʿûrdur.
Kutr-i Mısır'da el-yevm ser-nümây-ı bağy ü şekā olan Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey, İbrâhîm Kethudâ memâlikînden olup, teʿâkub-i ezmân ile Mısır'da Şeyhu'l-beled ve merciʿ-i erbâb-ı kabûl ü redd olup, yetmiş yedi târîhlerinde Vezîr Gürcü Mehmed Paşa merkūmun fesâd-ı zamîrine vâkıf ve her bâr mekr u mazarratından mütecânif olduğun-
dan, imdâd-kâr-ı âzmûdegân-ı Mısır ile merkūmu Mîru'l-hâc ve bu sebeble Kāhire'den ihrâc etmişiken, hacdan ʿavdeti müşârun ileyhin ʿazli hengâmına tesadüf edüp, hevâdârları iʿânesiyle tekrâr Mısır'a duhûl ve Şeyhu'l-beledlik hayyizine [M2 214] vusûl ile kemâ fi'l-evvel nakz u ibrâm ve hall ü ihkâm mesâlihine meşgûl oldu. Ancak muʿâsırı olan ümerâ'-i Mısrıyye'den baʿzıları kuvvetde kendüye müşâkil ve baʿzan umûruna müdâhale vü taʿarruz ile itmâm-ı garazına hadd-i fâsıl olduğunu taʿakkul ve bunlar Kāhire'den istısfâ vü istibʿâd olunmadıkça, sûret-i infirâd tarafına teveccüh etmeyeceğini teʾemmül üzere olduğunu leyl ü nehâr serîre-i ahvâlini teftîş edenlere be-dîdâr ve ifnây-ı vücûdu zımnında birbiriyle istizhâr ve bagteten hânesini kebs ü muhârebe-i cüzʾiyyeden sonra merkūm Saʿîd tarafına zâmile-bend-i hezîmet ü firâr oldu.
Yetmiş sekiz senesi evâyilinde beyne'l-ʿavâm Hammâm Şeyhi şöhretiyle nâmdâr olan şahs-ı kaviyyü'l-iktidârdan ber-nehc-i dehâlet taleb-i muʿâvenet ve ol dahi mahzâ Pâdişâh'a inkıyâd ü itâʿat etmek şartıyla kuvvet verüp, Mısır'a idhâl ve kemâ fi'l-evvel Şeyhu'l-beled olup, umûr-i bâtılasında da vây-ı şirket-i muʿâraza edenlerin baʿzısını istîsâl ve baʿzısını tard ile müşevvişü'l-hâl eylediği, Şâm Vâlîsi Vezîr ʿOsmân Paşa tarafından südde-i saʿâdete tahrîr ve emr-i gûş-mâl ü tedmîri gâh ʿOsmân Paşa tarafına ve gâh ehâlî-yi Mısır'a havâle olunduysa dahi, istîfây-ı hayât-ı se-rûzesi irâde-i hafiyyesiyle bu kâr-ı dûşvâr karîn-i ʿukde-i teʾhîr olmuşidi. Şakıyy-i merkūm bu ahvâle vâkıf ve izhâk-ı rûhûndan tersân ü hâyif olarak askerini teksîr ve agnîyây-ı Mısr'ı müsâdere ile cemʿ-i mâl-i kesîr eyledi.
Seksen iki târîhine gelince, sûret-i ısyânını pûşîde-i perde-i ihtiyâl ve kâr-bend-i iştigāl olduğu desâyis ʿâlem-firîbi ihfâ ile zâhirde irâʾe-i hüsn-i hâl eyleyüp, sâl-i mezkûrda Moskovlu ile vukūʿ bulan muhârebeyi temâmca fursat ʿadd edüp, tedrîcî iʿlân-ı ısyân ve Yenbuʿı kahren zabt ve ehâlîsinin baʿzısını küşte-i seyf-i bagy ü ʿudvân ve sâhte fermân ihtırâʿıyla Şerîf-i Mekke'yi ʿazl ve Cidde Gümrüğü'ne tarafından bir Bey nasb etmek misillü harekete cesâret eylediğinden fazla, Şâm Vâlîsi'ni bâlâda ber-vech-i icmâl tahrîr olunduğu vechile Şâm'dan tebʿîd ve aralıkda nüvîd-i fevtiyle berîd zuhûru, zikr olunan ümerânın sebeb-i insilâb-ı şuʿûru olup, cümlesi perîşân ve nâ-bedîd olduğundan başka, ʿazl etdiği [M2 215] şerîf halefi Şerîf ʿAbdullah'ın nasbı, sahte emr ile vukūʿ bulduğunu tahkīk ile cemʿ-i asker ve kemâ-kân Şerâfet'e zîb ü fer verüp, bu cihetle ʿAlî Bey mütelâşî vü muztarib ve âhar gûne desâyis ve sûret-i hakdan gelerek nümâyiş ʿarz edüp, fermân sıyâkında vücûh-i Şâm'a bu minvâl üzere ʿArabiyyü'l-ʿibâre bir mektûb tertîb ve ikāme-i edille-i tergîb ü terhîb ederek, Şâm'a ibʿâs ve sükkânını bağy ü fesâda ihsâs eyledi. Mektûb-i mezbûr ʿaynı ile bu mahalle kayd olundu.
Ahvâl-i Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey
Attribution
- Citation:
- "Ahvâl-i Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_855.html
Item Details
- Title:
- Ahvâl-i Şeyhu'l-beled ‘Alî Bey
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1185
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota