Hücûm-i Moskov ve perîşânî-yi ordu ve ʿavdet-i Sadrıaʿzam be-Bazarcık

Ordu-yi hümâyûn'un ahvâli vesâtet-i cevâsîs ile ân-be-ân Moskovlu'nun maʿlûmu olup, bâlâda beyân olunduğu vech üzere şûr u ihtilâl ve kıllet-i zehâyir ve refte refte ʿavd ü insırâf-ı asâkir hâletleriyle Ordu-yi hümâyûn bi'l-külliyye hâlî ve bulunanlar dahi ednâ bir behâne ile âmâde-i firâr oldukları meczûm-i esâfil ü eʿâlî olup, sevâhilde bulunan tavâyif-i askerî dahi beşer onar vilâyetlerine rucûʿ ile irtikâb-ı ʿâr u şeyn ve zâbitleri temâm-ı taʿyîn ve yâhûd bedel almak fevâyidini fikr ile tecâhül ve iğmâz-ı ʿayn ve zâbitler dahi düşmenin bir tarafdan zuhûruna terakkub ve firâra te'ehhüb eyledikleri efkârı, Sadrıaʿzam'ı dil-hırâş ve üftâde-i çâh-ı ʿamîku'l-gavr-ı vehm ü telâş eylediği hâlde, şehr-i recebin yirminci hamîs gicesi İsmâʿîl ve İbrâ'îl kasabalarında bulunan düşmen bir yere gelüp, Tuna'yı mürûr ve Maçin ve Tulça'da bulunan asker-i endek-şümâr-ı İslâm'ı firâra mecbûr etdikden sonra ilerüye sevk-i tabûr eyledikleri sevâhile me'mûr olanlar tarafından inhâ vü ihbâr [M2 181] ve müdâfaʿa eder kimse olmadığından, ordu halkı şinâver-i bahr-i efkâr olup, ne hâl ise orduya akreb olan Tulça'ya bir mikdâr asker tertîbini tasvîb eylediler. Düşmen ise berü geçdiği gibi Tulça'ya istihkâm verüp, râkib oldukları kayıkları birbirine rabt ile tehiyi’e-i esbâb-ı ikdâm u ihcâm etdikden sonra, ferdâsı ber-vech-i tahmîn maʿiyyetinde olan bin kadar süvârî ve beş bin kadar piyâdesini altı tabura tefrîk ile Ordu-yi hümâyûn üzerine hücûm üzere olduğu tahkīk olunup, Tulça muhâfazasında olan Caʿfer Paşa ve ʿAbdurrahîm Paşa ve ocağlar zâbıtânı beşer onar âdemleriyle çerha sûretinde ceng ve firâr ederek Babadağı'na üç sâʿat mesâfe olan Köprübaşına gelüp, berü tarafa ʿinân-rîz-i kufûl ve düşmen dahi defʿaten hücûm göstermeyüp, köprünün öte başında meteris hafrıyla meşgûl oldu. Sevâhilde bulunanların hecme-i aʿdâya tâkat getürmeyüp, mutarassıd-ı firâr oldukları her ne kadar havâtır-ı erbâb-ı elbâbda istikrâr bulmuş ise dahi, mukaddemâ düşmen birkaç defʿa berü taraflara geçüp, târâc ü yağma ile iktifâ ve yâhûd hâliyetü'l-hâliye olan Tulça Kalʿası'nı zabt edüp, kal'aya istihkâm ve askerine nizâm ve birkaç gün ârâmdan sonra Ordu-yi hümâyûn'u kasd edüp, ihtılâs-ı eyyâm ile bu tarafdan esbâb-ı müdâfaʿa tedârük olunmak sûretleri kulûb-i ekâbirde rû-nümâ olmuşiken, düşmenin bilâ-tevakkuf berü taraflara tecavüzü bâʿis-i tahdîş-i ezhân olup, ne hâl ise Seksoncu-başı ile bir mikdâr asker mukābele-i düşmene tesyîr ve bundan sonra ne makūle tedbîr lâzım geldiği ʿakd olunan meclis-i meşveretde tezkîr olunur iken, Muhzır Ağa meclise duhûl ve düşmenin Köprübaşına geldiğini sırran sâmiʿa-i Sadriaʿzamî'ye mevsûl eyledikde, o esnâda ordu halkının baʿzısı ticaretde ve ru'esâ meşveretde ve bâkīleri çadırlarda düşmenin hücûmunu müzâkere ile kasd-ı firâr ve gaybetde olup, cenge müstaʿid şahs-ı vâhid bulunmadığından herkes hayretde kalup, bir tedbîr-i nâfiʿa muvaffak olamadıklarından gayri, Sadriaʿzam'ın bu haber-i hevl-engîzden levni mütegayyer ve ne edeceğinde mütehayyer olup, ihtinâk-ı rîh-i merâk aʿzâsını muʿattal ve havâss-ı zâhire vü bâtınasını muhtel edüp, meşveretde bulunanların baʿzısı mâniʿ-i mürûr-i aʿdâ olan [M2 182] köprüyü muhafazaya mevkib-i hümâyûnda bulunan askere Çavuş-başı Ağa Başbûğ nasb ü taʿyîn ve orduyu hifz içün Babadağı'ndan dahi bir mikdar âdem celb olunmasını tahmîn edüp, dellâllar nidâ ve: “En-nefîru, en-nefīru” sadâları küngüre-i ʿayyûka resâ ve Çavuş-başı Ağa yetmiş seksen kadar âdem ile ʿâzim-i semt-i aʿdâ olup, düşmenin vürûd edeceği mahal ise tilâl ü cibâlden hâlî arz-ı müsteviye olduğundan, seyr ü hareketi ve taburunun hey'eti ordu halkının meşhûdu olup, emvâl-i nefsiyyelerini ifrâz ve hıyâm ve eskāllerin terk ile firâre âgāz eylediler. Ber-vech-i tekrar ifâde vü işʿâr olunduğu fesâdât sebebi ile asker müteferrik bulunup, ricâl ü ekâbirin dahi ekserî esîr-i firâş ve fikr-i ʿâkıbet emri ile dil-hırâş bulunup, ordu halkı aʿdânın ezʿâfı derecesinde iken, ne mukābeleye lâzım gelen tedbîr icrâ ve ne firâr eden nâsı iʿâdeye kudret hüveydâ oldu. Bu hâlet aʿdânın maʿlûmu oldukda, mukābeleye gelen Çavuş-başı Ağa'yı ve yüz kadar neferi olan Binbaşı Battâl Bey'i önüne katarak top menziline geldikde, Sadriaʿzam dahi bu girdâb-ı belâdan tahlîs-i cân sevdâsına düşüp, Livây-ı saʿâdet-iltivâ'yı alup, beş on nefer ricâl-i devlet ile yola revân ve hıyâm ve top u mühimmâtı yerlerinde terk ile Bâzârcık semtine şitâbân oldular. Babadağı ehâlîsinin Ordu-yi hümâyûn'a vüsûk u iʿtimâdları olup, hiç olmadıysa bir iki gün mukāvemet ederler mülâhazasını derpîş ve bu mülâbese ile âzâde-i kayd-ı teşvîş olduklarından, yevm-i mezkûrda ahmâl ü eskāllerin nakle vakit bulamayup, tahlîs-i evlâd ü ʿıyâl ile iştigāl ve reʿâyâ yerlerinde sâbit olup, aʿdâyı istikbâl eylediler. Kasaba-i mezbûre boğazında vukūʿ izdihâm ile asker birbirini basarak semt-i selâmeti cûyân ve düşmen kendülerinin öşri kadarı olup, firâra zarûret mess etmemiş iken, sebeb-i saht-i hazret-i Rabb olacak hezîmeti bilâ-zarûretin irtikâb etdiklerini maʿraz-i tevbîhde birbirine gûyân olarak gürîzân olurlar idi. Düşmen muktezây-ı fenn-i harb üzere riʿâyet-i hazm edüp, maʿâzallâh askeri taʿkīb etse idi katî kimseyi esîr ve Devlet-i ʿaliyye'ye küllî nakīsa îrâs eyleyeceği zâhir ve gayr-i setîr idi. Ancak cenâb-ı Hak bu ümmet-i merhûmeyi nazar-ı [M2 183] kelâʾet-i Samedâniyye'siyle melhûz ve ilâ yevmi'l-kıyâm gezend-i müşrikînden mahfûz eylediği zâhirdir. Boğazdan yarım sâʿat ilerü katʿ-ı mesâfe ve oldukça defʿ-ı mehâfe eylediklerinde, Serdâr-ı ekrem mevcûd olanlar ile meşveret ve ne tarafa ʿazîmet evlâ olduğunu istifsâra mübâderet edüp, bundan sonra Hacı-oğlu Kasabası'na teveccühü istisvâb ve ittifâk-ı ârâ ile ol-savba ʿazm ü şitâb eylediler. Livây-ı şerîfin ʿarabası ester yolundan gidüp, maʿan mevcûd olan ʿaraba ashâbı dahi merîz bulunmalarıyla, kimden ʿaraba taleb olunduysa hâl-i marazını ʿarz ile nâ-çâr bir boğçaya melfûfen yağmurluk kîsesine vazʿ ve Livây-ı şerîf atlarının birine bend olunarak sancakdârlara teslîm ve ʿOsmân Fakīh nâm mahalle vürûdlarında ʿaraba yetüşüp, o bergüzâr-ı Nebiyy-i muhtârı ʿarabasına tevdîʿ ile icrây-ı resm-i taʿzîm ve ʿAli Bey Karyesi'ne vusûl buldukda, Sadrıaʿzam vukūʿ bulan hâdiseyi rikâb-ı hümâyûna ʿarz u takdîm eyledi.
Attribution
Citation:
"Hücûm-i Moskov ve perîşânî-yi ordu ve ʿavdet-i Sadrıaʿzam be-Bazarcık", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_818.html
Item Details
Title:
Hücûm-i Moskov ve perîşânî-yi ordu ve ʿavdet-i Sadrıaʿzam be-Bazarcık
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1184
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota