Mektûbî ʿAbdurrezzâk Efendi Âsitâne-i saʿâdet'e vâsıl oldukda, birkaç defʿa huzûr-i hümâyûna getürdülüp, her hâl mûmâ ileyhden suʾâl olunur idi. Bir gün yine huzûrda meştâ müzâkeresi sebkat edüp, mûmâ ileyh: “Meştânın bir ân akdem berü taraflarda taʿyîni lâzımdır. Babadağı'nda asker ve zahîre yokdur. Düşmen her hâle âşinâ olmağla, bir tarafdan zuhûr ederse rüsvâylık mukarrerdir” dedikde, Babadağı'ndan Sadrıaʿzam tahrîk olunduğu gibi sevâhil halkı mütezelzil olup, celây-ı vatan ve vikāye-i beden fikriyle Balkān'ı berü tarafa aşmak niyyetinde oldukları meczûm olduğundan, taraf-ı Şâhâne'den yine o taraflarda meştâ ittihâzı mustasveb görülüp: “Bu takdîrde ordu müteneffislerinden berü tarafa meyl eder olursa teʾdîb olunur” buyurduklarında: “Ricâl ve sâyir rüʾesânın ıztırâbları kemâlde ise dahi bilâ-emr hareket, tavr-ı ʿubûdiyyetden hâric olduğunu bilürler; ancak kendi irâdeleriyle gelmeyüp, kasrî ve cebrî gelürler ise hâl neye müncer olur?” dedikde, meclisde bulunanlar mebhût ve taraf-ı Şâhâne'den [M2 180] muʿâmele-i sükût zuhûruyla fesh-i meclise işâret olunup, cümlesi nehzat ve yerlerine ʿazîmet ederler iken, yolda ʿOsmân Efendi: “Ne bu perde-bîrûn vazʿ-ı hareket!” deyerek, ʿAbdurrezzâk Efendi'ye hitâb ve cürm-i lisânını işrâb edüp, Efendi-yi mûmâ ileyh'e, nazm:
Ve eyyü cevâdin lem tuʿsirhü kebvetün
Ve eyyü hüsâmin lem tusibhü fülûlün
mefhûmu üzere fi'l-hakīka sebkat-i lisân ile nefsini levm edüp, mânend-i sîm-âb esîr-i inkılâb ve bir mahalle me'mûr kılınacağında defʿ-i iştibâh ü irtiyâb etmişidi. O gün ahşama karîb âdem gelüp, mûmâ ileyhi huzûr-i Tâcdârî'ye götürdüklerinde, Efendi: “İşte sabahdan dediğin gibi harîfler bozulup, bu tarafa geleyorlar buna tedbîr nedir?” buyurduklarında: “Şimdilik Bazarcık'da ikāmet ile tesliyeti müşʿir bir hatt-ı katʿiyyü'l-medlûl ısdâr buyurulur ise, mehâbet-i Şehinşâhî'den bir hatve berüye hareket etmeyecekleri muhakkakdır" deyüp, fi'l-hâl hatt-ı şerîf irsâl ve askerî nâmında olan eclâf münteşir-i etrâf olup, ricâl-i devlet ve ocağ ağaları emr-i hümâyûna imtisâl ve Bazarcık'da ârâm ile muntazır-ı ʿâkıbet-i hâl oldukları kıssa-i garîbesi, yine o gün merhûmun lisânından gûş-zed-i Fakīr-i ke'îbü'l-bâl oldu.
Kıssa-i ʿacîbe
Attribution
- Citation:
- "Kıssa-i ʿacîbe", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_817.html
Item Details
- Title:
- Kıssa-i ʿacîbe
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1184
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota