Hân-ı müşârun ileyhin Babadağı kurbunda kışlaması askerin kılletine mebnî olup, asker-i devlet her tarafdan teharruba mübâşeret eylediklerine binâ'en, fî-mâ baʿd bu havâlîde ikāmetinden mîrîye zarar-ı mesârifden gayri bir maʿnâ fehm olunmamağla, bir gün evvel Kırım'a teveccühü istihsân ve tarafına bu keyfiyyet beyân olundukda, hareketine teferruʿ eden mebâliğ ve levâzım ne ise defter ve Ordu-yi hümâyûn'da metâlibinin tesviyesi mümkin ve mutasavver olmadığından, keyfiyyet Rikâb-ı hümâyûn'a ʿarz u işâret olunmuşidi. Müşârun ileyhin kışlada ikāmeti evânında tavr u reftârından bir maslahat-ı nâfiʿaya muvaffak olamayacağı müstedlel ve bu defʿa dahi matlûbu kadar mebâliğ ve sâyir levâzımı te'diye olunsa, itlâf u izâʿadan gayri bir ʿamel vücûda getürmeyeceği meczûm-i erbâb-ı ʿakd ü hal olmağla, matlûbâtından igmâz olunarak müveşşâ vü münemnem kelimât ile ârâste ve baʿzı ârâ vü tedâbîr ile pîrâste cevâb-nâme zuhûr edüp, hattâ kabâ'il-i mechûle-i Tatar'dan baʿzılarını celb ile aʿdâya taslît-i me'âllerini [M2 167] şâmil Yenişehirli ʿOsmân Efendi'nin muhteraʿât-ı zihniyyesinden hâricde vücûdu olmayup, meʿânî-yi maʿkūle kabîlinden olan risâlesi dahi Serdâr-ı ekrem tarafına gelüp, [mısrâ]:
Tarrakū tarrakū ki Hân resîd
mısraʿı dahi risâleye terdîf ve ordu ricâli Tatar her ne kadar bî-şümâr olsa dahi edevât-ı nâriyyeye tâb-âver olmayup, bezm-i rezm-germ oldukda, sademât-ı topa nazar ve birbirine: “Ferrikū ferrikū ki gülle resîd” mısraʿıyla tebliğ-i haber ederler” deyü, risâleyi tezyîf eylediler. Hân ise bu makūle kelâm ile ilzâm olmayup, akça verilmedikçe harekete mecâl muhâl olduğunu takrîr ve bir iki defʿa dahi bu keyfiyyet rikâb tarafına tahrîr olunmağla, Sadrıaʿzam o tarafdan me'yûs ve dest-zen-i efsûs olarak nâ-çâr yüz kise kendü hazinesinden iʿtâ ve savb-ı me'mûruna bahran isrâ eyledi.
Muvâfık-ı rüzgâr ile Kırım Adası'na resîde ve makarr-ı kadîmleri olan Bağçeserâyda bisât-ı râhatı güsterde eyledi. Müşârun ileyh Kırım'a pâ-nihâde-i vusûl olduğu eyyâmda, Kırım Serʿaskeri'nin matlûbu olan ʿaraba ve sâyir sehletü'l-husûl levâzımını temşiyete berzede-dâmân-ı gayret olup, kendüsü dahi muhavvel-i ʿuhde-i kifâyeti olan müdâfaʿa-i aʿdâda izhâr-ı celâdet etmek lâzım iken, vakt-ı hazar gibi istikmâl-i esbâb-ı refâh semtine zihâb ve umûr-i ceng ve idâre-i askerîden idrâb eyledi. Serʿasker Paşa bu ahvâle hayrân ve bi'n-nefs levâzımını rü’yet ile meştâdan sahrâya çıkup, muntazır-ı hareket-i düşmen-i bed-peymân olup, nâ-gâh otuz bin kadar küffâr altmış bin kadar Nogāy Tatarı'yla Or Kalʿası'nı muhâsaraya ibtidâr eyledikleri ahbârı iştihâr bulup, keyfiyyet-i muhâsara Hân tarafına inhâ olundukda, maʿiyyetinde olan gürûh-i Tatar ile ilgār ve mahall-i mezkûrda birkaç defʿa tabur-i düşmene hücûm ile gayret ızhâr etdiyse dahi, maʿiyyetinde olanlar darb-ı topa mütehammil olmayup, nâ-çâr altı sâʿat berüde vâkiʿ Tuzla nâm mahalde karâr eylediler. Küffâr defʿ-i müzâhim ile kalʿayı tazyîk edüp, derûnunda olan serdengeçdi dilâverleri her ne kadar müdâfaʿada cân-sipârlık etdilerse dahi, esbâb-ı mümânaʿatları kalîl olduğundan, ʿâkıbet düşmen kalʿayı istîlâ ve kilîd-i Kırım mesâbesinde olan bir maʿkıl-ı metîni zabt ile zemân-ı mutetâvileden berü zamîrlerinde müstekin olan garazı icrâ [M2 168] eylediler. Bu haber-i hâyil Hân tarafından Serʿasker Paşa semʿine vâsıl oldukda, hatt u tirhâl kudretinden ʿârî olduğuna binâ'en, makāmında zarûrî mustekar ve verây-ı perde-i takdîrden zuhûr edecek suver-i nevâyibe nâzır oldu.
Bu hılâlde Kefe'ye dört sâʿat mesâfe olan Taman Kalʿasını dahi berren ve bahran on bin kadar düşmen muhâsara ve ʿan-asl bu kalʿa dahi esbâb-ı menâʿat ü hasânetden fârig olmak takrîbi ile cüz'î müşâcereden sonra mezbûreyi teshîr ve üzerlerine asker gelürse, muhârebe içün kalʿa pîşgâhında meteris hafrıyla âmâde-i dâr ü gîr oldular. Tuzla'da Hân bu keyfiyyet vukūʿundan girîbân çâk-i dâd ü figān ve ne hareket edeceğinde serâsîme vü hayrân olup, ʿâkıbet başında olan selâtîn ve mîrzâyân birer tarafa müteferrik u perîşân ve kendüsi ekall-i kalîl âdem ile kalup, fikr-i hatar ile ol dahi Bağçe-saray'a gelüp, ʿâkıbet-i hâle nigerân iken, her tarafdan aʿdânın hücûmunu mülâhaza ile mahall-i merkūmda dahi ikāmet edemeyüp, kurbunda vâkiʿ Karadağ nâm cebel-i şâhika suʿûd ve anda baʿzı ehl-i ʿıyâl li-ecli't-tehassun mevcûd olduğunu müşâhede ile ilgār ve birkaç âdem ile bir sefîneye süvâr ve Âsitâne tarafına firâr eyledi. Hân'ın firârı sebebi ile Kırım ehâlîsi miyânında ihtilâl vâkiʿ olup, akviyâ vü ağniyâsı sevâhilde buldukları sefâyine rükûb ile Anadolu ve sâyir mahallere ʿazîmet ve başına medârı olmayup, baʿîd mahallerde bulunanlar cebel-i mezkûre mütehassınan ikâmet eylediler. Yeni Kalʿa muhâfazasına me'mûr Abaza Paşa henüz sefîneden çıkmamış olup: “Bu hâdiseden sonra yüz yirmi âdem ile bir iklîmi feth etmek, tavk-ı beşerden hâricdir” deyerek, Sinop sâhiline resîde ve bu cürm ile âhır-i kâr câme-i hayâtı derîde kılınup, Serʿasker Paşa dahi ârâm-
gâhı olan Karasu'dan nehzat ve iltimâs-ı ehâlî ile Kefe'ye 'azîmeti hılâlinde düşmen Karasu'ya müstevlî ve Kefe'ye geleceği zâhir ü celî olup, on bin kadar tîr-endâz, muhârebe-i aʿdâ içün ifrâz edüp, mukābele vaktinde Ur Bey'i zuhûr ve Moskovlu ile muʿâhedelerin beyân ile askeri dem-beste-i fütûr edüp, halkı Kefe'ye iʿâde ve kendüsi geldiği semti irâde eyledi. Düşmen dahi Taman tarafında olan asker ile mültehik ve birbiriyle müttefik olup, askerin işe yararları mukaddemce sefîneler ile münhezim ve Serʿasker [M2 169] Paşa'da yârây-ı mukāvemet münʿadim olup, bu hâl ile kayd-ı esre mübtelâ ve Peterburg'a gidüp, bir zemân mehcûr-i ehl ü ʿıyâl ve ehibbâ oldu.
Hân dahi şehr-i rebîʿulâhırın yirmi dördüncü günü Bahr-i siyâh Boğazı'na vâsıl ve Büyükdere'de vâkiʿ Murad Efendi sâhilhânesine nâzil olup, taraf-ı saltanatdan Nişancı Vekîli ʿOsmân Efendi, istiknâh-ı hâl içün tarafına firistâde ve ol dahi vukūʿ bulan kazâyâyı maʿa kıyâsâtihâ bast u ifâde ve Tatar'ın kendüsüyle sebkat eden ʿahd-i mevʿûd iktizâsıyla bi'z-zarûre Kırım terk olunup, el-hâletü hâzihi yed-i aʿdâya giriftâr olduğunu beyân ve bu keyfiyyet şîve-i kadere haml olunarak, müşârun ileyhin çiftliğinde ikāmetine irâde-i Şehinşâhî cereyân eyledi. İstîlây-ı Kırım havâdisi rikâb ve sâyir etrâfdan Ordu-yı hümâyûn'a münʿakis olmağla, gayret-keşân-ı dîn ü devlet itlâk-ı zimâm-ı âh ü hasret ve hilye-i hamiyyetden ʿârî olanlar havf ü haşyet izhârıyla, teferruka şurûʿ u mübâderet eylediler. Bundan sonra Hâne-i Fetvâ-penâhî'de meclis-i meşveret münʿakid kılınup, selb ü îcâb-ı ehl-i meşveret, Bahr-i siyâh taraflarına muhâfızlar nasbını netîce vermekle, ol vechile hareket olunmak rikâb tarafından Serdâr-ı ekrem hazretlerine tahrîr ü işâret olundu.
Hareket-i Hân ve şuyûʿ-i haber-i istîlâ-yı küffâr be-Kırım
Attribution
- Citation:
- "Hareket-i Hân ve şuyûʿ-i haber-i istîlâ-yı küffâr be-Kırım", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_808.html
Item Details
- Title:
- Hareket-i Hân ve şuyûʿ-i haber-i istîlâ-yı küffâr be-Kırım
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1184
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota