Hücûm-i küffâr ve makhûr-şüden-i ân kavm-i mekkâr

Asâkir-i mezkûrenin İbrâ'îl tarafına me'mûriyyetleri maʿlûm-i eʿâdî olup, iki asker bir mahalle geldiğinden sonra maslahatları müşkil ve belki cümlesi müzmahil olacaklarını mütehayyil olmalarıyla, süvârîlerini imdâda gelenler ile mukābeleye irsâl ve kendüleri kalʿa ile iştigāl etmek üzere berçîde-dâmen-i ihtiyâl oldular. Binâ-berîn şehr-i recebü'l-esammın on altıncı Pazar gicesi ahşâmdan ehl-i kalʿayı darb-ı top ile tazyîk ve çend İslâm dahi her tarafa birer ferîk taʿyîni ile emr-i müdâfaʿada yek-dîğeri teşvîk ve sufûf-i aʿdâyı dâne-i top ve humbara âteşîyle temzîk eylediler. Bu hâl üç dört sâʿat kadar mümted ve inkıtâʿ-ı dâd ü sited-i neberd ile burc u bârûda olan rahneler sedd olunup: “Bundan sonra düşmen ne makūle hîleye sülûk eder?" intızârıyla asker hâzır u müheyyâ ve burûc u zevâyây-ı kalʿayı hâle-i kameri istîʿâb eder gibi asker ile ihâta ve imlâ eyledikleri esnâda aʿdây-ı mekkâr dört yüz kadar nerdübân tedârük ü ihzâr ve sülüs-i ahîrede meterislerden çıkup, şeranpolara hücûm ve cünd-i İslâm dahi mukābele ile vâfirini maʿdûm etmişleriken, verâlarından pey-der-pey imdâdları vusûl ve ʿillet-i kesret ile bir-takrîb şeranpolara duhûl ve asker-i İslâm dahi zarûrî kalʿaya girüp, müdâfaʿaya meşgûl oldukları hâlde, aʿdâ şeranpo maslahatını itmâm etdikden sonra, nerdübânlarını cudrân-ı kalʿaya vazʿ u suʿûda ikdâm ve asker-i İslâm dahi bâlây-ı kalʿadan sû-be-sû muhârebeye ihtimâm eyleyüp, el humbaralarıyla ve sâyir âlât-ı harbiyye ile vâfirini iʿdâm eyledikleri hâlde, iki yüz kadar kâfir kalʿanın hâlî mahallini bulup, tabyalara hücûm eyledikleri cünûd-i nusrat mevʿûda maʿlûm oldukda, o tarafa şitâb ve zikr olunan keferenin hass ü hâşâk-ı vücûdların [M2 124] sûziş-pezîr-i tîg-i âteş-tâb eylediler. Bakıyye-i küffâr puşteler gibi tûy der tûy olan küştelerine bakmayup, zâbitlerinin ibrâmı kendülerini medhûş ve bâ-husûs ekserî mest ü ser-hûş olup, dâmen-i kalʿadan bir vechile dûr olmadıkları ehl-i İslâm'ı bahr-i hayrete ilkā ve ʿâkıbet tîg-i celâdeti intizâ ve kalʿa kapuların açup, pîrâmen-i kalʿada mevcûd küffâr ile idâre-i rehâ-yı ceng ü vegā eylediler. Ser-bâzân-ı İslâm'ın bu cür’et ü ikdâmı aʿdâ-yı dîni vâle hü hayrân, cemʿiyyet-i kesîfe-lerini fi'l-hâl perîşân edüp, hâric ez-tasavvur şumâr-ı kefere-i eşrâr endâhte-i hâviye-i kahr u demâr olup, nerdübânların terk ile meterisleri cânibine firâr eylediler. Bakıyye- tü's-süyûf olan ehl-i işrâk hücûm-i İslâmiyân'dan havf-nâk ve rûz-i fîrûz-i zaferin ferdâsı râbıta-i ikāmetleri karîn-i infikâk olup, mürg-i nîm-i bismil gibi hareket ve aʿyun-i guzât ü mücâhîdinden gaybûbet eylediler.
Attribution
Citation:
"Hücûm-i küffâr ve makhûr-şüden-i ân kavm-i mekkâr", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_761.html
Item Details
Title:
Hücûm-i küffâr ve makhûr-şüden-i ân kavm-i mekkâr
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1183
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota