Vürûd-i Hân be-Ordu-yi hümâyûn ve beyân-ı vakʿa-i İsmâʿîl

Muhârebe vukūʿundan sonra süvârî ve baʿzı piyâde bir hâl ile Kartal'dan İsakçı'ya mürûr edemeyeceklerini sencîde-i mîzân-ı şuʿûr eylediklerinden, ekserî İsmâʿîl tarafına şitâbân ve bi'z-zarûre o tarafları muhâfazaya sarf-ı tâb ü tüvân eyleyecekleri vârid-i ezhân olduğundan, asker ile imdâd gāyilesinden istiğnâ hâsıl olup, sâyir emâkinin tesviye-i şevârid-i ahvâliyle Sadr-ı vâlâ-makām tekayyüd ü ihtimâm eylemişidi. Şehr-i rebîʿulâhırın on ikinci sebt günü Hân Ordu-yi hümâyûn'a ʿatf ü ʿinân ve Sadrıaʿzam ile mülâkātında İsmâʿîl cânibinde tehaşşüd eden vüzerâ ve serân-ı askerî cemʿ edüp, esbâb-ı umûrun fıkdânını ve vücûd-ı mühimmât ile mukābele-i düşmen dâhil-i hayyiz-i imkân olacağını beyân eyleyüp, kendü dahi maʿiyyetinde olan asker-i Tatar düşmen-i şikâr ile muʿâvenet ü muzâharetde kusûr etmeyeceğini cümlesine tefhîm ve hâzır bi'l-meclis olanlar dahi bu tedbîrden gayri [M2 98] çâre kalmadığını teslîm edüp, inkıtâʿ-ı habl-i verîde dek müdâfaʿa-i düşmen-i ʿanîd eyleyeceklerini ifâde vü takrîr ve İsmâʿîl Kasabası ehâlîsi dahi ʿiyâl ü evlâdların husûn-ı Sultâniyye'den Kili ve Akkermân'a tesyîr ve kendüleri İsmâʿîl'de ikāmet ile muntazır-ı dâr u gîr olduklarını tezkîr ve bir mîkdâr zahîre ile meh-mâ emken dâ'ire-i maʿîşetleri tevsîʿ ve Abaza Paşa be-her hâl maʿiyyetine taʿyîn olunmak mesâyilini tefrîʿ eyledi. Bundan başka, kabâyil-i Tatar'dan Yedisan Kabîlesi sâyir kabîlelerden vâfir ve fi'l-asl Moskovlu'dan iftirâk ve berü tarafa ʿâbir olduklarına binâ’en: “El-cemelü yehinnü ilâ ʿatenihi” mefhûmu üzere o tarafa meyl ü rükûnları vârid-i hâtır olmağla, kendüleri maʿiyyet-i müşârun ileyhde ibkā ve evlâd ü ʿıyâlleri mikdârı vâfî Açık taʿyîni ile İsakçı tarafına imrâr olunmak husûsunu istidʿâ eyledi. Hân-ı müşârun ileyhin takrîri maʿkūl ve cümle ʿindinde makbûl olup, istidʿâsı üzere Abaza Paşa baʿzı süvâriyân ile maʿiyyetine taʿyîn ve Yedisan Kabîlesi'nin evlâd ü ıyâlleri berü tarafa geçürülmek içün Açıklar, ihzârı lâzım gelenlere ifade vü telkīn olunduğundan, nazarı katʿ ile fi'l-hâl beş yüz kantar peksemâd Açıklar'a teşhîn ile o tarafa irsâl ve ʿAbdî Paşa dahi piyâdeyi meterislere vazʿ etdikden sonra Ordu-yi hümâyûn'a neşr-i bâl-i istiʿcâl etmek üzere isdâr-ı misâl-i lâzimü'l-imtisâl ve Hân cenâblarına dahi Ordu Hazînesi'nden on bir bin guruş harçlık iʿtâ ve geldiği mahalle isrâ olundu. Müşârun ileyh İsmâʿil'e vârid ve askerîde hilâf-ı teʿahhüd İsakçı'ya mürûr sevdâsını müşâhade ile münharid ü gazbân, ordusuna zâhib ü ʿâyid olup, İsmâʿîl'de olanlar Hân tarafından meʾyûs-i husûl-i merâm olduklarında, İsakçı'ya mürûrlarını hâvî bir kıtʿa ʿarz u mahzar tertîb ve Vezîr ʿAbdî Paşa'yı Ordu-yi hümâyûn'a tesrîb eylediler. Otuz bin kadar askere vefâ edecek Açıklar maʿdûm ve farz-ı muhâl ile tedârükü mümkin olsa bile, altmış günde ancak berü tarafa ʿubûr eyleyecekleri meczûm ve düşmen, askerin mürûrunu his ile lâ-mehâle o taraflara hücûm ve haylî zarar eyleyeceği maʿlûm olduğundan başka, Tatar tâyifesinin İsmâʿîl Kasabası etrâfında ve sâyir mahallerde evlâd ü ʿıyâlleri sâkin ve asker-i Pâdişâhî kuvvetiyle mütemekkin iken o tarafları askerden ihlâ ile giriftâr-ı eyâdî-yi aʿdâ [M2 99] etmek fiʿlen ve ʿaklen câyiz olmadığını hayr-hâhân-ı devlet inhâ eyleyüp, der-ʿakab Abaza Paşa'ya Serʿaskerlik menşûru tahrîr ve o havâlîde bulunan tavâyif-i askerînin istikrârına dâ'yir lâzım gelen vasâyâ vü tenbîhât me'mûriyyeti emrine derc ü tastîr olunup, emr-i mezkûr müşârun ileyhin yedine vâsıl olmazdan mukaddem beksemâd tahmîl olunan kayıklara İsmâʿîl'de olan askerin zorâver ve kuvvet-mendleri birbirini kırarak râkib ve ekserîsi Tuna'ya gark ile bir mikdârı Tulça tarafına hârib olduğunun ferdâsı, Repnin Ceneral tahmînen beş on bin Rusyalu ile zuhûr edüp, İsmâʿîl'de bulunan süvâriyân, mukābele sûretinde o tarafa şitâbân ve nefislerini muhafaza ile Kili ve Akkermân yoluna gürîzân oldular. Süvâriyân-ı İslâm'ın cânib-i yemîni gadîr ve cânib-i yesârı hasm-ı dûzah-masîr olup miyân-ı âb ve nârdan güzerân olduklarında, haylî zahmet ve hadden bîrûn meşakkat çeküp, düşmen-i bedpeymân dahi huluvv-i meydân ile vâfir esîr ahz eylediğinden başka, meterislerde olan piyâde dahi mütezelzilü'l-akdâm ve Tatarlığ'a ve Bender semtine doğru reh-girây-ı inhizâm olup, Abaza Paşa bir Çırnığa süvâr ve üç beş âdem ile Ordu-yi hümâyûn'a gelüp, vukūʿ bulan hâdiseyi ve Ağa Paşa'nın on bin kadar asker ile Kili tarafına şitâb eylediğini ihbâr eyledi. Bu sâl-i ʿibret-iştimâlde mühimmât ü zehâyirde zerre mikdârı kusûr ve cemʿ-i askerde ednâ mertebe fütûr ihtiyâr olunmayup, niçe hazâyin ü defâyin sarf olunmuşiken, bâlâda beyan olunduğu vech üzere askerînin evâmir ü zevâcir-i İlâhiyye'ye ʿadem-i itâʿat ile irtikâb-ı envâʿ-ı maʿsiyyet ve muvâcehe-i aʿdâda izhâr-ı sebât etmeyerek, girîve-gerd-i cübn ü rehâvet oldukları bu hâdise-i cân-güdâza ʿillet oldu. Kasaba-i mezbûreyi terk ve zeber-teng-i hanek-i hezîmeti pirk eden askerin bir mikdârı Kili'ye ʿâzim ve bir mîkdârı Bucak vâdilerinde mütehayyir ü hâyim olup, elli altmış günden sonra akça kuvvetiyle Akkerman ve Özi taraflarında istîcâr-ı merâkib ve bir mikdârı İsakçı'ya ve bakıyyesi vilâyetlerine âyib oldular.
Attribution
Citation:
"Vürûd-i Hân be-Ordu-yi hümâyûn ve beyân-ı vakʿa-i İsmâʿîl", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_743.html
Item Details
Title:
Vürûd-i Hân be-Ordu-yi hümâyûn ve beyân-ı vakʿa-i İsmâʿîl
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1183
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota