Rütbe-i Vezâret ile Mısr-ı Kāhire'ye geştî-yi süvâr-ı ‘azîmet olan Vezîr Râkım Mehmed Paşa imdâd-ı rüzgâr ile İskenderiyye'ye vusûlünde, sâbıkā Cidde Vâlîsi Vezîr es-Seyyid Ahmed Paşa dahi huccâc ile Mısır'a dâhil olmuşidi. Birkaç sene mukaddem Mısır'dan ihrâc olunup, bâdiye-i hayretde ser-gerdân ve zuhûr-i fursata nigerân olan Mîru'l-hâcc-ı esbâk Sâlih Bey ve Şeyhu'l-beled-i sâbık Bulut-kapan ‘Ali Bey sâyir menkûb ve matrûd olan keşşâf ve ümerâ ile safka-zen-i ittifâk ve maʿiyyetlerinde mütehaşşid olan Magribî ve Mısrî ve 'Urbân askeriyle Mısır'ı zabta yek-sâk-ı vifâk olarak, diyâr-ı Saʿîd'den Mısır'a doğru teveccüh ve ‘azîmetleri şâyiʿ ve Cerce'ye vusûlleri ihbârı mütetâbiʿ olup, Vâlî-yi sâbık Vezîr Hamza Paşa dahi Mısır'da vâkiʿ bir hânede mukīm olmağla, üç vezîrin ictimâʿından ümerâ müsteşʿir ve havf-i mâl ü cân ile ne edecekliklerinde mütehayyir olduklarından gayri, Vâlî-yi cedîdi resmen istikbâl lâzım iken müsâmaha ve ihmâl eylediklerini Ocağlu'nun baʿzısı istikbâh ve anlar dahi âdem irsâliyle icrây-ı şerâyit-i ikrâm edeceklerini îzâh-ı hâlinde hasımları olan beyler asker-i kesîf ile Mısır'a karîb mahalle geldikleri, evhâm ü hayâlâtların tazʿîf etmek hasebiyle istikbâl gāyilesi ber-taraf olduğundan başka, berü tarafda bulunan ümerâ ve kendilerine tâbiʿ süfehâ izhâr-ı rûy-ı ʿisyân ve baʿzı türrehât ile dehen-bâz-ı hezeyân olmağa başla-
yup, merâmlarına temşiyet bâbında ʿakd-ı meclis-i meşveret ve Darb-hâne Emîni bulunan sâbıkā Kethudây-ı Sadriāʿzamî Ahmed ʿİzzet Efendi'yi dahi meclislerine daʿvet etmişler idi. Caʿcʿa kabîlinden olan kelimât-ı bî-maʿnâya mübâşeretlerinde Efendi-yi mûmâ ileyh: “İzhâr-ı cesâret ve Devlet-i ʿaliyye'non merâmı iʿdâmınız olsa bu teklîfe ne hâcet? Bana bir emir gönderilse Mısr-ı Kāhire'yi size harâm ve ele geçenlerinizi tuʿme-i hısâm eyler idim. Bîhûde efkâr ile izâʿat-i vakt etmeyüp, vâlînizi istikbâl ve derûnunuzdan ihrâc-ı vahşet ve melâl edin” dedikde, Keşkeş Hüseyin Bey bu kelâmdan müteʾessir ve: “İşte ben şimdi [M1 302] vâlî-yi Mısr'ı istikbâl içün haymelerimi taşra ihrâc ederim." Sâyir Ocağlu dahi, nakl-i hıyâm içün münteşir olmalarıyla, vâlî-yi cedîdi ʿAdiliyye nâm mahalde nasb eyledikleri sâyebâne getürüp, birkaç günden sonra kenâr-ı Nîl'de vâkiʿ ʿAbdurrahmân Kethudâ kasrına ikʿâd ve baʿdehû müretteb alay ile kalʿaya ısʿâd eylediler. Kasd-ı Mısır eden ümerânın askeri yevmen fe-yevmen kabûl-i kesret ve Cerce'de matrûden mukīm olan Harburûtlu ʿAli Kethudâ ve ibn Hümâm dahi dâhil-i dâʾire-i cemʿiyyetleri olmağla, Mısır'da olan beyler vâlî-yi Mısır'a mürâcaʿat ve merkūmlar başlarında olan haşerâtı defʿ ile mukaddem sâkin oldukları mahalle ʿavdet etmeleriyçün buyuruldular ahz ü irsâl ve kazıyye ise, “belaga's-seylü'r-zübâ” medlûlü üzere müntic-i hüsn-i meʾâl olmayup, Mısır'a iki günlük mahalle geldikleri sâmiʿa güzâr-ı ümerây-ı ber-geşte ahvâl olmağla, nâ-çâr asker tahrîrine ibtidâr ve ser-gerde-i ümerâ Keşkeş Hüseyin Bey top ve cebehâne ve cemʿ olunan asker ile hâric-i Mısır'da karâr ve Mumcu ʿAli Kethudâ'yı beylerin olduğu mahalle tesyâr eyledi. Merkūmlar Nîl'in öte giçesine güzer ve top u tüfeng ile uzakdan ʿarz-ı hüner eylediklerini ümerâ mütemekkin oldukları karyede muʿâyene ile mukābeleden keff-i yed ve bâb-ı harbi sedd edüp, ihtiyâr-ı semt-i iğfâl ü firâr itmişler gibi katʿ-ı makāl ve setr-i ahvâl etdikleri hasımlarına medâr-ı kuvvet olup, karyeye hücûm eyledikleri müteʿayyen oldukda, kemîn-gâhdan ser-nümâ ve bir hamlede ifnây-ı husemâ ve ser-kerdeleri olan Mumcu ʿAli Kethudâʾyı ve vâfir adamlarını helâk ve üftâde-i hâk-i magāk eylediklerini Keşkeş istimâʿ ve asker-i ber-geştesine tekrâr sûret-i ictimâʿ verdiğinden gayri, Şeyhu'l-beled Mısır'da olan beylerden üç nefer kimseyi bir mikdâr asker ile imdâdına isrâʿ etmişidi. Bunların lühûkundandan mukaddem iki asker birbiriyle mülâkāt ve îkād-nevâyir-i muʿâdât itmiş bulunmalarıyla Keşkeş mağlûb ve askeri menkûb olup, bâr u büngâh ve hayme vü hârgâhın terk ü firâr ve imdâdına giden asker bu hâli görüp, kendüye kafâdâr olup, ne hâl ise, Mısır'a duhûl ve telâfî-yi mâ-fâte meşgūl ve Mısır hazînesinden hâh u nâ-hâh iki yüz kîse istidâne ile asker tahrîr ve tekrâr ʿazm-i semt-i dâr ü gîr etmek hılâlinde Mısır'da kalan ümerâdan Cüce Hasan Bey cebr ile kapuyu açdırup, cemm-i gafîr ve asker-i kesîr ile muhâlifler semtine ʿazîmet eylediği ve ocakluda dahi fütûr ve betâʾet [M1 303] müşâhedesiyle, nusrat meʾmûl olmadığını tahkīk ile Keşkeş ve hevâdârı olan ümerâ:
"Ve dâkati'l-ʿardu hattâ sâra hâribühüm / İzâ reâ ğayre şey'in zannehü racülen” mazmûnunu iltizâm ile ser-dâde-i fezây-ı vesîʿu'l-ircâ oldular. Hâricden gelen ümerâ Mısır'a duhûl içün Mısır Vâlîsi'nden izin ü ruhsat istidʿâ etmeleriyle, haşerâtı defʿ ve ancak kendi etbâʿlarıyla Mısır'a duhûllerine ruhsat verilüp gelüp, hânelerinde ikāmet ve defʿ-i ihtilâl-i memleket eyleyüp, hatt u tirhâllerinde fukârâdan bir kimse rencîde ve şahs-ı vâhidin zarar u ziyânı şinîde olmaması vukūʿât-ı nâdiredendir. Zikr olunan beyler, Mısır Vâlîsi Râkım Paşa ile mülâkāt ve mazhar-ı nevâziş ü iltifât oldukları hâlde, nizâma dâ'yir yedinde olan hatt-ı hümâyûnu fermâ ʿalâ ru'ûsi'l-eşhâd kırâ'et ettirdüp, cümlesi resm-i tavʿu inkıyâdı takdîm ve sâlifü'l-beyân ʿuhûdun icrâ vü tenfîzini cezmen tasmîm etmeleriyle, taksîrâtları ʿafv olunmak bâbında müşârun ileyhâden tahrîrât recâ ve kendüleri dahi ʿarz-ı mahzar tertîbi ile nakl-i mâ-cerâ eylediklerinden gayrî, dâmen-i gayreti teşmîr ve müddet-i yesîrede bin beş yüz kîse akça tahsîl ve Der-i devlet'e berren tesyîr eylediler.
Vukūʿât-ı Mısriyye
Attribution
- Citation:
- "Vukūʿât-ı Mısriyye", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_605.html
Item Details
- Title:
- Vukūʿât-ı Mısriyye
- Creator:
- Ahmed Vâsıf Efendi
- Date Created:
- 1181
- Source:
- Nevzat Sağlam
- Format:
- text/plain
- Language:
- ota