İcmâl-i vekāyiʿ-i Medîne-i münevvere

Kabâyil-i ʿUrbân'dan Benî ʿAli ve Benî Sefer kabîleleri öteden berü civâr-ı Medîne-i münevvere'de ahbiye-nişîn-i râhat iken, Medîne ehâlîsinden birkaç kimse ile miyânelerinde vukūʿ bulan muhâvere müʿeddî-yi kıtâl ü müşâcere olup, tarafeynden birkaç âdem rehneverd-i bâdiye-i inʿidâm ve o kadar eşhâs dahi mecrûh-i tîğ-i hûn-âşâm olup, ehâlî-yi Medîne'nin emniyyetleri bi'l-külliyye münselib olduğundan, hasımlarının derûn-i şehre duhûllerini mâniʿ mukaddemâ hâric-i sûrda ahcârdan sed ve ahşâbdan bâb îcâd eyledikleri ʿilâve-i mevâdd-ı husûmet olmağla, ittihâd-ı kadîmleri halel-pezîr ve miyânelerinde nâr-ı şûr u fiten ʿalevgîr olup, şöyle ki, hâric-i şehirde vâkiʿ nahlistânda ve ʿUrbân'dan biri şehirde bulunsa, ahadühümâ âhara havâle-i şemşîr-i âteş-tâb ve binâ-yı ömrünü harâb etmeğe şitâb ederler idi. Sükkân-ı Tîbe-i tayyibe'nin insilâb-ı râhat ü sükûnları revâ-dâşte-i tabʿ-ı hümâyûn olmayup, bu nâyire-i râhatsûz-i fesâdın âbyârî-yi tedâbîr-i hasene ile intıfâsı, mukaddemâ Cidde Vâlîsi olan Vezîr Sâlih Paşa'ya sipâriş olunduğu hâlde dâr-ı bekāya irtihâl ve Cidde mansıbı, Eğriboz Muhâfızı Vezîr Seyyid Ahmed Paşa'ya intikāl edüp, Şâm-ı şerîfe vusûlünde husûs-i mezkûr Mîrü'l-hâc Vezîr ʿOsmân Paşa ile ve Mekke-i mükerreme'de Şerîf Müsâʿid cenâblarıyla müşâvere olunup, baʿde'l-hac Medîne-i münevvere'ye geldiklerinde kādî-yı belde ve Şeyhu'l-harem ve sâyirleri cemʿ olunup, defʿ-i fesâd ü şikāk ve kemâ fi'l-evvel ʿakd-ı rişte-i vifâk husûsları cümlesine tenbîh ü te'kîd olundukdan sonra mürâcaʿat ve müşârun ileyh dahi Mekke'ye ʿazîmet ve ʿillet-i vücûd ʿözriyle Medîne-i münevvere'ye varmayup, Şerîf Müsâʿid ile tanzîm-i emre mübâşeret eyleyüp, tarafeyne irsâl-i rusül ü resâyil ve ʿUrbân'dan [M1 292] baʿzı tekâlîf ve mesâyil zuhûruyla saʿyleri lâ-tâyil kabîlinden olduğu maʿlûm olup, müşârun ileyh dahi o aralıkda Rûm menâsıbından birine tâlib olduğundan Cidde'den ʿazl ve Karaman Vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa yerine nakl olunup, Medîne-i münevvere'de ikāmeti tenbîh ü te'kîd ve kapusu halkından gayri, taraf-ı mîrîden ʿulûfe ve bahşîşleri verilmek üzere üç yüz kadar tâmmü's-silâh asker ile bâzû-yı iktidârı tesdîd ve zahîreleri ber-vech-i evfâ Mısır tarafından edâ olunmak zımnında ısdâr-ı hükm-i kazâ mazâ kılınmışidi. Ancak mukaddemâ Seyyid Ahmed Paşa ve Şerîf Müsâʿid'in temhîd eyledikleri mukaddimât-ı sulh zuhûra başlayup, kabâyil-i mezkûre meşâyihinden Mekke-i mükerreme'ye haberler müteʿâkib ve tevfîk-i tarafeyn ve ıslâh-ı zâtü'l-beyn ihtimâl-i gālib olduğundan, müşârun ileyh kethudâsını ve Şerîf dahi birâderini tevkîl ve Hanefiyye ve Şâfiʿiyye müftîlerini ve sâyir müteʿayyinleri dört yüz kadar piyâde ve süvâriyle Medîne-i münevvere'ye ber-vech-i taʿcîl tesbîl eylediler. Mûmâ ileyhim ve meşâyih-i ʿUrbân Medîne-i münevvere'de ictimâʿ ve ahadühümâ âharın kelâmını istimâʿ ile ıslâh-ı cânibeyn emrinde rişte-i kāl ü kīl tatvîl ve ʿâkıbetü'l-emr mâdde-i âştî vü muvâfakat teshîl olunup, tarafeynin mecrûh ve maktûllerinin diyetleri ve cânibeynden dest-zede-i gâret olan devâbb ü mevâşî behâları Vezîr-i müşârun ileyh tarafından verilüp, biribirilerinin zimmetlerini ibrâ ve refʿ-i ʿadâvet ü bağzâ eylediklerinden mâ-ʿadâ, bundan sonra katle dâ'ir nizâʿ vâkiʿ olduğu hâlde ahz u kısâsda te'ennî cihetini ihtiyâr ve tarafeyn ru'esâsına kazıyye işʿâr olundukdan sonra muktezâsı icrâ olunmak ve eğer Medîne ehâlîsinden biri ʿUrbân'ın birinden mutezarrır olursa, mensûb olduğu şahs zarara zâmin ve eğer ʿUrbân'dan biri Medîneli'nin birinden zarar görür ise onlar kabîle-i vâhide hükmünde olmalarıyla, cümle ehâlîden tazmîn ve esnây-ı nizâʿda ehâlî-yi harbden biri Medîne'de yâhûd ehâlîden biri hurmalıkda veyâ bâdiyede bulunsa, âharın cinâyeti içün tarafeynden ol kimselere sell-i seyf ve habs ü tazyîk tecvîz olunmaya. Ve bâlâda mezkûr seddin inhidâmı ve ebvâbın intikāzı Der-i devlet-medâra ifâde olunup, ne gûne emr sudûr ederse ol vechile ʿamel olunmak husûslarına tarafeyn sûret-i rızâ gösterüp, sulha vazʿ-ı esâs ve cümleye hilʿatler ilbâs ve hücec-i şerʿiyye ile te'kîd-i hâl ve iki taraf biribirinden mutma'innü'l-bâl oldukdan sonra Nebiyy-i muhterem ve eşref-i nevʿ-i benî Âdem sallallâhü Teʿâlâ ʿaleyhi ve sellem hazretlerinin Ravza-i mutahharalarına mâlîde-i rûy-ı ibtihâl ve evzâʿ-ı [M1 293] küstâhânelerinden şermende olduklarını güzârende-i zebân-ı makāl eylediler. Birkaç gün sonra ʿUrbân-ı Benî ʿAlî'den baʿzı etvâr-ı nâ-hemvâr bedîdâr ve ehâlîden birkaç kimseyi darb ü cerh ve baʿzı mahalleri hark eyledikleri hasebiyle tavâyif-i askerî dahi ʿaşîret-i mezkûrenin birkaç neferini giriftâr-ı mazîk-ı demâr etmeleriyle, yine aralığa muslih girüp, maktûllerin diyetleri ber-vech-i mukāvele ehâlîden tazmîn ve âteş-i fitne teskîn olunmuşiken, ʿUrbân-ı bî-emân tekrâr isâre-i gubâr-ı fitne ile Ahmediyye Bağçesi hubûbâtını devşürüp, sâyir besâtîne dahi îsâl-i zarar ü hüsrân ve emâkin-i müteberrikeyi ziyâretden ve Mescid-i Kubâ'da salât-ı cumʿayı edâ vü ikāmetden menʿ eyledikleri tekrâr pâye-i serîr-i aʿlâya ʿarz u mahzar olunmağla, ʿUrbân'ın hedm ü kalʿ murâd etdikleri sedd ve ebvâb hâli üzere ibkā ve Medîne ehâlîsinin zararları istîfâsıyla mukaddemâ nizâm bulan sulhun esbâb-ı bekāsına ihtimâm etmeleri bâbında Cidde Vâlîsi'ne ve Şerîf-i Mekke'ye hükm-i Cihân-mutâʿ irsâl olundu. Medîne-i münevvere'de olan ocağlar dahi muhtellü'n-nizâm olup, sunûf-ı askerînin umûr-ı şerʿiyyelerinden mâ-ʿadâ zabt ü rabt ve te'dîbleri zâbitlerine müfevvaz ve umûr-ı şerʿiyyeleri hükkâm-ı beldeye muhavvel iken, vukūʿ bulan deʿâvî-yi şerʿiyyeye mümânaʿat ve: “Kāʿide-i ocak budur” deyü re'yleri üzere fasl ve hasm-ı daʿvâya mücâseret etmeleriyle, bu keyfiyyetin dahi nizâmına ikdâm olunmak bâbında ısdâr-ı ahkâm olundu. Müceddeden Vâlî-yi Cidde nasb olunan Vezîr Ahmed Paşa dahi o hilâlde Medîne-i münevvere'ye vusûl bulup, ber-muktezây-ı me'mûriyyet te'kîd-i maslahata dâmen-çîn-i himmet ve Mîrü'l-hac ve sâyir müteʿayyinân ile ictimâʿ ve tarafına hitâben sâdır olan emr-ı lâzimü'l-ittibâʿı cümlesi istimâʿ edüp, ehâlî-yi Medîne'den bu makūle fesâda ictirâ edenler istikşâf ve istıtlâʿ olunup, ehâlî bu kabâhatden zimmetlerini ibrâ ve fesâda mâyil olanlar âyende vü revende makūleleri olup, el-hâletü hâzihî havf-i cezâ ile her biri bir tarafda ihtifâ etmekle: "Fî-mâ baʿd zuhûr etdikleri hâlde ahz u te'dîbleri husûsunda hem-dest-i ittifâk oluruz” deyü ʿahd-i vesîk ile birbirini tasdîk eylediklerinden gayri esvâk u bâzârda bundan böyle ehâlî ve beyʿ u şirâ içün Medîne'ye gelen ʿUrbân esliha ve âlât ile geşt ü güzâr etmeyüp, herkes kâr ü kisbiyle meşgūl ve musâfâta dâyir mukaddemâ verilen senedât maʿmûl olmak üzere müşârun ileyh tekmîl-i hidmet eylediğini Devlet-i ʿaliyye'ye tahrîr ü işâret [M1 294] eyledi.
Attribution
Citation:
"İcmâl-i vekāyiʿ-i Medîne-i münevvere", Ottoman Text Corpus, Merve Tekgürler, https://mervetekgurler.github.io/ottoman_text_corpus_website/items/ave1752_587.html
Item Details
Title:
İcmâl-i vekāyiʿ-i Medîne-i münevvere
Creator:
Ahmed Vâsıf Efendi
Date Created:
1180
Source:
Nevzat Sağlam
Format:
text/plain
Language:
ota